Anahtar kelimeler: Beykoz Satım İlişki Anadolu Ödenmediğini Takibe Faturaların İşlemiş Başlatıldığını Ticari

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████Esas - ████████ KararDAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2019İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.DAVA
: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki sebebiyle düzenlenen faturaların davalı tarafından ödenmediğini, 59.840,02-TL asıl alacak ve 12.420,08-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 72.260,10-TL'nin tahsili için davalı aleyhine Beykoz İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili, davaya konu icra takibinin dayanağını teşkil eden 23 adet fatura içeriğindeki malların müvekkiline teslim edildiğini, söz konu faturaların bedelinin davacıya ödendiğini, müvekkilinin içecek ticareti ile iştigal ettiğini, sattığı suları dava dışı ... .... A.Ş. (...) isimli şirketten satın aldığını, davacının da dava dışı şirketten suları taşıyıp müvekkiline teslim ettiğini, davacının iş karşılığında taşıma ücreti ve içeceklerin ücretini aldığını, davacının aldığı ücret karşılığında fatura sunduğunu, müvekkilinin de yaptığı ödemeye karşılık tediye fişleri keserek davacının çalışanlarına imzalattığını, davacının müvekkilinden aldığı mal bedellerini dava dışı şirkete verdiğini, kendisine de taşıma bedelinin kaldığını ancak davaya konu faturaların 3 yıllık bir döneme ilişkin olduğunu, yani davacının iddiasına göre takipte talep edilmiş 59.840,02-TL'nin 3 yıl boyunca davacıya ödenmeden müvekkiline mal verilmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; tarafların el yazılarıyla yazılmış cari hesap çizelgelerinin mevcut olduğunu, tarafların arasındaki alacak ilişkisinde mutabık kalınarak çizelgeye işlendiğini; söz konusu mal bedellerinin tamamen ödendiğini ve borcun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, salt faturaların varlığının ve itiraz edilmemesinin alacağın varlığını ispatlamadığını ve müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: Mahkemece, ilk olarak ████████ esas, ███████ karar sayılı ve █████/2021 tarihli karar ile davacının ticari defterlerinin sunulduğu ancak ihtara rağmen davalının defterlerinin sunulmadığından incelenemediği, davalının ödeme savunması kapsamında sunduğu tediye makbuzlarında sadece "..." ve "..." isimlerinin yazılı olduğu, söz konusu kişilerin soyadı ve imzalarının bulunmadığı, bu nedenle davanın isticvabını gerektiren bir durumun olmadığı, yine davalının cari hesap mutabakatı olduğunu iddia ettiği belgenin tarafların imzasını içermediği ve her iki tarafın da kabulünde olmadığı, davalının ödeme iddiasını ispat edemediği, HMK 222/3'e göre davalının ticari defterlerini sunmaması halinde davacının ticari defterlerinin delil olacağı ve bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıdan alacaklı olduğundan davalının itirazının haklı olmadığı ve icra inkar tazminatı şartlarının da bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin 59.840,02-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin ████████ E., █████████ K. sayılı ve █████/2023 tarihli ilamıyla, "Somut olayda, icra takibinin dayanağını teşkil eden davacının davalı adına düzenlendiği 23 adet fatura █████/2016-█████/2017 arasındaki döneme ilişkin olup davalı vekili █████/2019 tarihli cevap dilekçesinde, söz konusu faturalara ilişkin malların müvekkiline teslim edildiğini ve ödemesinin malların teslimine müteakip yapıldığını, ödeme hususunda müvekkilince kesilen tediye fişlerinin davacının çalışanlarına imzalatıldığını beyan etmiştir. Ödeme savunmasını ispatı olarak da sunduğu 22 adet tediye makbuzunun incelemesinde, █████/2016-█████/2017 arasındaki döneme ilişkin olduğu, "tediye alan" kısmında ... ... Ltd. Şti. ibaresinin, "nakit ödeme" kısmında da ödeme miktarlarının ve makbuzun "ödemeyi alan" kısmında "..." ve "..." isimlerinin el yazısıyla yazılı olduğu görülmüştür. Mahkemece SGK'dan celp edilen belgelerde, "... ..."in 2003-2020 yılları arasında ve "... ..."nın da 2013 Temmuz-2016 Ekim (dahil) arasında davacı iş yerinde çalıştıkları anlaşılmıştır. Ayrıca davalı taraf, 4 sayfadan ibaret davacı şirket temsilcisinin el yazısıyla yazılmış olduğunu iddia ettiği bir kısım hesap ve kayıtların bulunduğu belgeler sunmuş olup, bunların taraflar arasındaki mutabakat metinleri olduğunu iddia etmektedir. Yine, bilirkişi tarafından incelenmiş olan davacı ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının 170.068,13-TL alacaklı olarak görünmesine rağmen davaya konu takipte 59.840,02-TL talep ettiği, dolayısıyla davalının davacıya bir kısım ödemeler yaptığı anlaşılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı ve yukarıda belirtilen davalının savunmasındaki hususların değerlendirilmediği tespit edilmiştir. Buna göre, mahkemece öncelikle davalının dosyaya sunduğu tediye makbuzlarının taraflar arasındaki ticari ilişkinin işleyişi kapsamında HMK m.202'ye göre, delil başlangıcı olup olmadığı, bunun sonucuna göre dikkate alınıp alınamayacağı ve hesap mutabakatı olduğu ileri sürülen 4 sayfa el yazısıyla oluşturulmuş belgelerde her ne kadar isim veya imza bulunmasa da bir kısım hesaplama ve ödemelere ilişkin ibareler bulunduğu gözetildiğinde, kayıtların davacı temsilcisi tarafından yazılıp yazılmadığı, yazılmış ise icra takibine konu alacağa olan etkisi tespit edilmelidir. Sonrasında ise bu tespitlerden hareketle, davacının iddia ve davacının savunma beyanları doğrultusunda davacının davaya konu icra takibinden dolayı davalıdan alacaklı olup olmadığı alacaklıysa hangi tutarda alacaklı olduğunun açığa çıkarılması amacıyla, davalının davacıya yapmış olduğu ödemelerin hangi satış işlemlerine ilişkin olduğu da belirlenmek ve dosyadaki BA-BS formları dahil tüm bilgi ve belgeler de gözetilmek suretiyle, yeni bir bilirkişiden rapor alınarak, davacının talebinin değerlendirilip varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir."gerekçesiyle, hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.İlk kararın kaldırılmasından sonra mahkemece, davacı şirket yetkilisinin, davalı tarafından dosyaya sunulan hesap mutabakatına ilişkin evrakın kendisi tarafından yazıldığını, 4 sayfalık mutabakattaki hesapların faturasız alacaklara ilişkin olduğunu, dava konusu edilen alacakların ise faturalı alacaklara ilişkin olduğunu beyan ettiği, söz konusu mutabakatta █████/2017-█████/2017 tarihleri arasında muhtelif tarihlere ilişkin satış ilişkisinin gösterildiği, bu tarih aralığındaki her ay kapanışının ayrı ayrı yapıldığı, mutabakatın en son █████/2017 tarihinde 765,50-TL bakiye ile sonlandığı; davacının isticvap beyanları dikkate alındığında davacının, artık davalı ile aralarında faturalı ve faturasız iki ayrı ticari ilişki yürüdüğünü, mutabakatın faturasız alacaklara ilişkin olduğunu ve dava konusu alacakların ise mutabakatta yer almayan faturalı alacaklara ilişkin olduğunu ispatlaması gerektiği, davacının ticari defter kayıtlarında taraflar arasında █████/2016 tarihinde başlayıp █████/2017 tarihinde sonlanan yoğun alışverişin bulunduğu, davacının kendi defter kayıtlarına göre 170.068,13-TL alacaklı göründüğü, davalının bu yoğun ilişki içinde sadece 3.000-TL'lik ödeme yaparak, diğer borçlarını ödememesine rağmen davacının davalıya su satışına devam etmesinin uzun süreli ticari ilişkide ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu; davacının faturalı ve faturasız iki ayrı ticari ilişki olduğuna ilişkin delil sunmadığı, kaldı ki iddia edilen şekildeki ticari ilişkinin varlığının davacının defterleriyle çelişeceğinden, lehe delil kabul edilemeyeceği; bu nedenle mutabakatın taraflar arasındaki tüm ticari ilişkiye ilişkin olduğu, mutabakatın davacı şirket yetkilisinden sadır olduğu, davalının mal teslimleri karşılığında peyder pey davacıya ödemeler yaptığı ve sonuçta davalının 765,50-TL borcunun kaldığı ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine itirazının kısmen iptaline, takibin 765,50-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili, müvekkili şirketin eski çalışanı ...'in şirket yetkilisi ... ... ile karıştırıldığından haksız bir sonuç çıktığını, İstanbul Anadolu CBS'nin ███████████ sayılı dosyasının sonucunun beklenilmesinin veya şüphelilerin davada kamu tanığı olarak dinlenilmesi taleplerinin kabul edilmediğini, soruşturmada dinlenilmiş ... ...'nın beyanında müvekkili şirkette araç sürücüsü-muavin olarak çalıştığını, para tediye yetkisinin bulunmadığını, tediye makbuzlarında imzasının olmadığını, kendisiyle çalışan ...'in de yetkisinin olmadığını, o belgeleri kimin düzenlediğini bilmediğini, davalının defter ve belgesi olmamasına rağmen sunduğu sahte fotokopi tediye makbuzlarının dikkate alındığını, davanın █████/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre kabulünün gerektiğini, mahkemenin ne olduğu ve kimin hazırlandığı belli olmayan belgelere göre karar verdiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesi kapsamında düzenlenmiş faturalara dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece farklı bir mali müşavir bilirkişiden alınmış █████/2024 tarihli kök raporda davacının defterlerinin incelendiği, davalının zayi davası açtığından defterlerini sunamadığından incelenemediği, tarafların 2016 yılına ait 48 adet 64.531-TL satış faturasının ve 2017 yılına ait 1 adet 9.750-TL satış faturasının BA-BS bildirimlerinin taraflarca yapıldığı, davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğunu belirttiği dosyadaki 4 sayfalık el yazısı belgede █████/2017 tarihide 765,50-TL bakiye borç olduğunun yazıldığı, davacının defterlerinde ise 2016 yılı defterlerindeki 158.559,46-TL borç kaydına karşın tahsilat kaydı bulunmadığı, 2017 yılında ise 173.068,13-TL borç kaydı olduğu, sadece █████/2017 tarihinde 3.000-TL tahsilat bulunduğu ve 2018 yılına 170.068,13-TL borç devrinin yapıldığı; █████/2016 tarihli 15.000,16-TL, █████/2016 tarihli 16.500-TL ve █████/2017 tarihli 11.505-TL bedelli 3 adet toplam 43.005,16-TL bedelli faturalara konu nakliye hizmetinin davalıya verildiği anlaşılmadığından ispata muhtaç olduğu, el yazısı belgeye göre davacı alacağının 765,50-TL olabileceği görüşü belirtilmiştir.Bilirkişinin █████/2025 tarihli ek raporunda, takibe konu faturaların toplamının 61.164,95-TL, takipte asıl alacak talebinin 59.480,02-TL olduğu; tediye makbuzlarının miktar itibariyle ilişkili bulunduğu anlaşılan makbuzların toplam tutarının 31.154-TL olduğu, ayrıca davacı defterlerinde █████/2017 tarihli 3.000-TL davalı ödemesi de gözetildiğinde 34.154-TL ödeme yapıldığı, buna göre 59.840,02-34.154=25.686,02-TL alacak bakiyesinin mevcut olacağı, faturalardan █████/2016 tarihli 15.000,16-TL faturaya karşın 1.500-TL ödeme makbuzunun bulunduğu, 13.500,16-TL bakiyeye ilişkin ödeme belgesinin dosyada olmadığı, █████/2016 tarihli 16.500-TL faturadan ise █████/2017 tarihli 3.000-TL ödeme ve takipte dayanak faturalarla talep arasındaki fark olan 1.324,93-TL tenzil edildiğinde 25.675,07-TL alacak bakiyesine ulaşılacağı, aradaki farkın ödeme küsurat farklarıyla oluştuğu; ancak el yazısı belge dikkate alındığında davacının alacağının 765,50-TL olacağı ifade edilmiştir.Davacı şirketin temsilcisi olan ...'in █████/2024 tarihli duruşmada "bana sormuş olduğunuz 4 sayfalık el yazısı benim tarafımdan yazılmıştır, yazı bana aittir, 4 sayfalık yazıya ilişkin bir alacak söz konusu değildir, bunlar takip konusu değildir, biz faturalı olan alacaklarımız için İcra takibi başlattık, davalı taraf bize peyder pey ödeme yapmakta idi, bu aşamada biz fatura kesmiyorduk, aramızdaki ilişki faturasız yürüyordu, bu 4 sayfalık hesap mutabakatı da faturasız ticari ilişkimize dahil idi, davalının düzenli ödeme yapmadığını fark edince, faturalı olarak çalışmaya başladık, faturalı alacaklarımız içinde takibi başlattık, tediye makbuzları benim çalışanlarım tarafından düzenlenmedi, ben onların imzasını biliyorum, imzalar çalışanlarımıza ait değildir, çalışanların tediye makbuzu düzenlenme yetkisi de yoktu, bu makbuzlar sahte olarak düzenlenmiştir" şeklinde beyanda bulunmuştur.Davacının delil olarak dayandığı İstanbul Anadolu CBS'nin ███████████ soruşturma nolu dosyasının UYAP'tan yapılmış incelemesinde, şikayetçinin davacı şirket ve şirketin temsilcisi ... ..., şüphelilerin davacı şirketin eski çalışanları ... ... ve ... olduğu; █████/2021 tarihli şikayet dilekçesinde, şüphelilerin müşteki şirketin eski çalışanları olduklarını, şirketin alacakları için (eldeki davanın davalısı) ... ... Ltd. Şti.'ye açılan itirazın iptali davasında şüphelilerden alındığın iddia edilen fotokopi tediye makbuzlarının sunulduğunu, belgelerin şirkete ait olmadığını, söz konusu iddia kapsamında şüphelilerin aldığı iddia edilen bedellerin şirkete intikal etmediğinden şüphelilerin cezalandırılmasının istenildiği; şüpheli ...'in █████/2021 tarihli ifadesinde, müşteki ... ...'in eski çalıştığı diğer müşteki şirketin sahibi olduğunu, anlaşmalı bayilere su verdiklerini, araçta kendisinin, ... ...'nın ve ... ...'in ağabeyi ...'in olduğunu, tahsil-fatura işlerine...'ın ilgilendiğini, kendisinin tediye makbuzu vermediğini, ...'ın ...'tan alacağı olduğu için mahkemeye verdiğini, ...'in kendisinden şahitlik yapmasını istediğini ama kabul etmediğini, ...'ın da bunu öğrendiğinden kendisine iftira attığını ve suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği; şüpheli ... ...'nın █████/2022 tarihli ifadesinde, davacı şirkette araç sürücüsü-muavin olarak çalıştığını, para tediye yetkisinin bulunmadığını, tediye makbuzlarında imzasının olmadığını, kendisiyle çalışan ...'in de yetkisinin olmadığını, o belgeleri kimin düzenlediğini bilmediğini; (davalı şirketin eski ortaklarından) tanık ...'ın da beyanında, 2012-2017 yıllarında davacıdan su satın alıp perakende satışını yaptığını, aldığı suların parasını ödediğini, her ay sonunda davacı yetkilisi ... ile oturup mahsuplaşma yaptıklarını, tediye makbuzlarının gerçek olduğunu, davacını eski çalışanlarıyla sorun yaşayınca makbuzları inkar ettiğini, ...'in eli ürünü olan kayıtlardan da ödemelerin yapıldığının anlaşılacağını belirttiği; █████/2025 tarihinde, tediye makbuzlarının asılları ele geçirilemediğinden imza incelemesi yapılamadığı, soyut iddia dışında, şüphelilerin müşteki şirketle iş yapan firmalardan müşteki şirket adına para tahsilatları yaptıkları ve bu paraları müşteki şirkete ödemeyip uhdelerinde bıraktıklarına bu şekilde atılı suçu işlediklerine dair ifadeleri aksine haklarında atılı suçtan kamu davası açılmasına yeterli suç şüphesinin elde edilemediği, şikayetin taraf ve diğer muhatapları arasında hukuki mahiyette ihtilaf niteliğinde olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği; karara karşı müştekilerin itirazı üzerine İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin █████████ D. İş sayılı ve █████/2025 tarihli kararıyla, itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.Somut olayda davalı vekilinin cevap dilekçesi ve davalı şirket temsilcisinin █████/2020 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu, davacı şirket temsilcisinin eli ürünü olduğunu kabul ettiği 4 sayfadan oluşan kayıtlarda, tarih, suyun markası, ödeme, alınan para ve son durum sütunlarının bulunduğu, ilk kaydın █████/2017, son kaydın █████/2017 tarihlerine ait olduğu görülmektedir. Söz konusu belgelerde, "Sonuç: 13.5.2017 513.TL borçlusun" kaydının bulunduğu, sonrasında her gün için tutulan kayıtlarda ilgili gün verilen ürün adetinin bedeli, varsa yapılan ödemeler yazılarak bir öndeki günkü borç tutarıyla toplanmak suretiyle günlük güncel borcun yazıldığı, örneğin, █████/2017 tarihinde o gün verilen 49 su için 61,25-TL alacak yazılmış, bir önceki günkü borç olan 452,50-Tl ile toplanmış, bulunan 514-TL'den o gün tahsil edilen 140-TL'nin düşümüyle 374-TL alacak kaldığı, takip eden █████/2017 tarihinde o gün verilen 90 su için 112,5-TL alacak yazılmış, bir öndeki günkü borç olan 374-TL ile toplanmış, bulunan 486,50-TL'den o gün tahsil edilen 150-TL'nin düşümüyle 336,50-TL alacak kaldığı ve takipteki son fatura tarihi olan █████/2017 tarihi itibariyle de 486,50-TL borcun kaldığı ve bu şekilde tutulan hesapta en son █████/2017 itibariyle "son durum: 765,50-TL Alacak" ibaresinin yazılı olduğu belirlenmiştir. İcra takibinin dayanağı olan ve davacının davalıya düzenlendiği 23 adet fatura █████/2016-█████/2017 arasındaki döneme ilişkindir. Davacı temilcisi duruşmadaki beyanında, davalının peyder pey ödeme yaptığını, o aşamada fatura kesmediklerini, ilişkinin faturasız yürüdüğünü, 4 sayfalık hesap mutabakatının faturasız ticari ilişkiye ait olduğunu, davalının düzenli ödeme yapmadığından faturalı çalışmaya başladıklarını, faturalar için takip başlattıklarını ve tediye makbuzlarını çalışanlarının düzenlenmediğini belirtmiş ise de, görüldüğü gibi kayıtların █████/2017-█████/2017 olmasına karşın, davacının ticari defterlerinde de kayıtlı faturalar █████/2016-█████/2017 tarihlidir. Buna göre davacının, davalı ödeme yapmadığından sonradan faturalı çalışmaya başladıkları beyanının tarihler itibariyle uyuşmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki faturalar da her iki tarafın BS-BA bildirimleri yapılmıştır. Zaten davalı, ödeme savunmasını ileri sürmektedir. Bu nedenle davacı şirket temsilcisinin beyanından hareketle, davalının davacıya borcunun 765,50-TL olduğu belirlenmektedir. Bu tespit karşısında, davalının defterlerinin incelenmemiş olması ve CBS dosyasının davalının hukuki durumunu etkilemediği anlaşılmaktadır. Ayrıca dava dışı ... davacı şirketin eski çalışanı olduğundan, davacı vekilinin bu şahsın ... ... ile karıştırılmasına yönelik istinaf nedeni de benimsenmemiştir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,60-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. █████/2026