Anahtar kelimeler: Kefaletleri Krediler Bakirköy Müteselsil İlamda Kullandırıldığını Özetle Lehine Dışı Kredi

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Alacak (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından, davalı .... AŞ lehine dava dışı ... ve ...'in müteselsil kefaletleri ile yine davalı .... AŞ lehine davalı .... AŞ, dava dışı ... ve ...'in müteselsil kefaletleri ile ticari krediler kullandırıldığını, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, borcun ödenmesi gerektiği hususlarını içerir .... Noterliğinin 06.03.2019 tarihli ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi ile .... Noterliğinin 07.03.2019 tarihli ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesinin muhataplara tebliğ edildiğini, ancak borcun ödenmediğini, borçlu hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasından verilen geçici mühlet kararı kapsamındaki tedbirler nedeniyle davalılar hakkında genel haciz yolu ile takip başlatılamadığını, dava dışı müteselsil kefiller ... ve ... hakkında ise .... İcra Müdürlüğünün ... Esas ile ... Esas sayılı dosyaları ile genel haciz yolu ile ilamsız takipler başlatıldığını, söz konusu takiplerin itirazsız kesinleştiğini, konkordato komiserliğine sunulan 22.07.2019 tarihli dilekçe ile müvekkilinin davalı .... AŞ'den asaleten borçları için 21.234.305,12-TL nakit alacak, 398.584,35-TLgayri nakit alacak olmak üzere toplam 21.632.889,47-TL, davalı ... firmasına kefaleten borçları için 1.802.242,51-TL nakit alacak, 251.940,00-TL gayrinakit alacak olmak üzere toplam 2.054.182,51 TL olmak üzere toplam 23.687.071,98-TL; davalı .... AŞ'den 1.917.976,25-TL nakit alacak, 251.940,00-TL gayrinakit alacak olmak üzere toplam 2.169.916,25-TL alacaklarının kayıt ve kabulüne karar verilmesinin talep edildiğini, ancak 10.12.2018 itibariyle davalı .... AŞ'den 20.338.535,45-TL alacaklı bulunduğu, kalan kısmın borçlular tarafından kabul edilmediğini, 10.12.2018 tarihi itibari ile .... AŞ’den 1.655.212,00 TL alacaklı bulunduğu, kalan kısmın borçlular tarafından kabul edilmediği hususunun bildirildiğini, müvekkilinin bu duruma itirazı üzerine komiser heyeti tarafından inceleme yapılarak rapor düzenlendiğini, komiser heyetinin 05.03.2020 tarihli raporu ile borçlu kabullerinin aksine davalı .... AŞ firması yönünden borçlular tarafından 13.738.265,40-TL'lik kısmın hesaba katılması gerektiğinin, davalı .... AŞ firması yönünden borçlular tarafından, 651.121,47-TL'lik kısmın hesaba katılması gerektiğinin mütalaa edildiğini, ardından Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin █████████ Esas sayılı dosyasından verilen 14.10.2020 tarihli kararında da davalı şirketler hakkında, 05.03.2020 tarihli komiser heyeti raporunda yer alan tutar üzerinden konkordato tasdik talebinin kabul edildiğini, 14.10.2020 tarihli karar ile davalıların konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, müvekkilinin çekişmeli hale gelen alacakları için eldeki davayı ikame ettiklerini, davalı .... AŞ ve .... AŞ'nin asaleten kullanmış olduğu krediler ve yine davalı .... AŞ'nin ayrıca davalı .... AŞ'nin kullandığı kredilere kefaletinden kaynaklı olarak borçlu olduklarını, davalılar hakkında geçici mühlet kararı kapsamındaki tedbirler nedeniyle hesap kat ihtarnamesine rağmen ödenmeyen kredi borçlarından kaynaklı olarak genel haciz yolu ile takip başlatılamadığını, doktrin tarafından müteselsil kefaletten kaynaklanan alacağın bir kez tahsil edilmek koşulu ile konkordato isteyen tüm borçluların konkordatosuna alacak olarak kaydedilmesi gerektiğinin kabul edildiğini, konkordato komiserinin raporunda tespit edilen davacı alacak miktarlarının kabul edilemez olduğunu, davacının, davalı .... AŞ'den asaleten ve kefaleten borçları için toplam 23.687.071,98 TL, davalı .... AŞ' den asaleten borçları için toplam 2.169.916,25 TL alacaklı olduğunu, konkordatoda komiserinin, alacakları kaydetmemek veya kaydedilen bir alacağı borçlunun kabulü halinde nisaba dahil etmemek hak ve yetkisine sahip olmadığını, bu nedenle müvekkili bankanın davalı borçluların asaleten ve kefalete kullanmış olduğu kredilerden kaynaklanan alacaklarının davalı borçluların kabul beyanların aksine çok daha düşük tutarlar üzerinden dikkate alınmasının kabul edilemeyece ğini, haklılıklarının müvekkili bankanın defter ve kayıtları üzerinde yapılacak olan keşif ve bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı/borçluların ikame etmiş olduğu Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ Esas sayılı konkordato davası neticesinde, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, çekişmeli hale gelen davacı bankanın davalı-borçlulardan mevcut nakit ve gayrinakit alacağının davalı .... AŞ’den şimdilik 600.528,09-TL'lik kısmının, davalı .... AŞ'den şimdilik 416.083,54-TL'lik kısmının, tasdik edilen konkordato ödeme planı çerçevesinde tahsiline, gayrinakit alacakların depo edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; İİK m.308b'ye göre davanın süresinde açılmadığını, müvekkillerinin konkordato projesinin geçici mühlet tarihindeki ana para borçlarını ödemeye yönelik olduğunu, faizsiz ve vadeli olduğunu, bu nedenle tüm faiz ve başkaca davacı banka tarafından istenen bedellerin kabulünün mümkün olmadığını, davacının konkordato sürecinin başlaması ile birlikte müvekkilinin tahsilat için bankaya vermiş olduğu çekleri tahsil etmeye başladığını, bu çekleri kendi borcundan düştüğünü, bu tahsil edilen bedellere hapis, takas mahsup uygulayarak müvekkilinin kullanımını engellediğini, bankanın konkordato süresince kendi kayıtları ile çek tahsilatı yaptığını, çek tahsilatı yaptığı hesaptan kredi alacağını kapattığının sabit olduğunu, ilgili çeklere ilişkin kayıt ve tutanakların daha önce konkordato yargılaması sırasında komiser heyeti tarafından da tespit edilip raporlarına yazıldığını, bankaya verilen çeklerin borç ödemesine sayılması için çeklerin tahsilatı beklendiğini, bunun da çeklerin tahsil için bankaya verdiğinin kanıtını oluşturduğunu, zaman içinde çek tahsil oldukça borç miktarının düştüğünü, bankanın tahsile verilen çeklere ilişkin hiç bir bedeli müvekkili şirkete kullandırılmadığını, banka uhdesinde tutulduğunu, bugün itibari ile bu durumda en ufak bir değişiklik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava İİK’nun 308/b maddesi gereğince konkordatoda çekişmeli alacaklara ilişkin alacak davası olup, uyuşmazlığın davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizin █████████ esas sayılı dosyasında kısmen kabul kısmen red kararı ile davalı şirketler hakkındaki konkordato tasdik talebinin kabulüne karar verildiği, verilen kararın henüz kesinleşmediği, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesinde olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın tespiti amacıyla dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.SMMM ... ile banka bilirkişisi ... tarafından düzenlenen kök raporda, davacı banka tarafından herhangi bir ticari defter ve belge ibraz edilmemesi nedeniyle tek taraflı yapılan incelemelerde, davalılar tarafından ibraz edilen ticari defter ve belgeler ile dosya münderecatının incelenmesi neticesinde; davalılar tarafından ibraz edilen ticari deflerlerin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin davalılar lehinc delil nitetiğinin mahkemenin takdirlerinde olduğu, davacı bankanın davalılardan olan alacağının rehinle teminat altına alınmadığı ve adi alacak niteliğinde olduğu,davalı ...Yönünden; davacı ...A.Ş.'nin davalı ...'den kabul edildiği gibi 13.738.265,45 TL alacaklı olduğu, ancak bankanın alacağına ...'in ...'ın borçlarına olan kefaletinden dolayı tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 651.121,47 TL'nin eklenmesi gerektiği, dolayısı davacı bankanın davalı ...'den 14.389,386,92 TI. alacaklı olduğu, davalı ...'in ödeme planında davacı bankanın 30.09.2021 tarihinden başlamak üzere 3'er aylık dönemlerde 24 eşit taksitte ödenmek üzere, her bir taksitin 599.557,79 TL olarak hesaplandığı, davalı ... yönünden; davacı ...A.Ş.'nin davalı ...'dan kabul edildiği gibi 651.121,47 TL alacaklı olduğu ve 14.10.2020 tarihinde tasdik olan konkordato projesi ödeme planında yer aldığı gibi ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna itiraz sonucu aynı heyetten alınan ek raporda, davacı banka kök rapor öncesi başta ticari defter ve diğer muavin kayıtlarını sıhhatli otarak ibraz etmemiş ise de, bu kez ticari defter ve diğer kayıtlarının ibraz edildiği, davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, tcari defterlerin davacı lehine delil niteliğinin mahkemenin takdirlerinde olduğu, davalılar tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin yanların lehine delil niteliğinin mahkemenin takdirlerinde olduğu, Genel Kredi Sözleşmenin 13/2 m. © fıkrası uyarınca; * ... müşteri, kefiller ve banka arasında çıkacak her türlü anlaşmazlıklarda, bankanın defter, kayıtlarının HMK 193. mad. gereği münhasır delil olacağını, herhangi bir hususun ispatı için birbirlerine yemin teklif etmeyeceklerini, yemin teklif haklarından feragat ettiklerini kabul ve beyan ederler. “, denilmiş olması nedeniyle, davacı bankanın ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmesinin yerinde olacağı, ayrıntılı tespitler ışığında; davacı bankanın davallardan olan alacağının rehinle teminat altına alınmadığı ve adi alacak niteliğinde olduğu, davalı ... Yönünden; davacı bankanın toplam alacağının 14.618.313,75 TL, bankanın ilave talep edebileceği alacağının 880.048,30 TL olduğu, davalı ... yönünden; davacı bankanın kabul edilen alacağının 651.121,47 TL olduğu belirtilmiştir. Dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdii ile itirazların irdelenmesi, özellikle bilirkişi raporunda davalı ...yönünden bilirkişi raporu ile ek rapor arasında geçici mühlet tarihindeki toplam alacak ve tahsil olunan çek bedellerindeki farklılığın izah edilmesi, hazırlanan tabloda tahsil olunan bedellere gecikme faizi uygulanmasının faizin uygulandığı tarih, alacağın mahiyeti ve geçici mühlet tarihi birlikte değerlendirildiğinde yasal olup olmadığının, ayrıca geçici mühlet tarihinden sonra faiz işletilemeyecek türden alacak mahiyetinde olması halinde bu tutarın da bakiye alacaktan düşülmesi nin gerekip gerekmediği değerlendirilerek ikinci ek rapor tanziminine karar verilmiştir. Aynı heyetten alınan ikinci ek raporda, davacı bankanın davalılardan olan alacağının rehinle teminat altına alınmadığı ve adi alacak niteliğinda olduğu,bundan önceki ek raporun revize edilmiş en son hali ile davalı ...Yönünden, huzurdaki davada talep edilen alacak miktarının 600.528,09 TL olduğu, davalı şirketlerin her 2'ninde eş zamanlı olarak konkordato sürecine girmiş olması ve davalı şirketlerin nisaba kabul edilen borçlarını düzenli olarak ödemeleri halinde, ... firmasının nisaba kabul edilen borcunu kefaleten ...firmasının nisabına dahil edilerek, düzenlenebilecek itfa planı dahilinde ödenmesi halinde mükerrer bir tahsilatın sözkonusu olacağı, bu hususun hüküm aşamasında mahkemenin tekdirinde olduğu, davalı ... yönünden, huzurdaki davada talep edilen alacak miktarının 416.083,54 TL olduğu belirtilmiş olmakla mahkememizce de bilirkişi raporuna itibar olunarak açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalılar ile aktedilen Kredi Sözleşmeleri nedeniyle davalı ...AŞ'den 268.906,75 TL, davalı ... ... AŞ'den 131.415,38 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu tutarın Bakırköy 2 ATM'nin █████████ E- ████████ Karar sayısı ile tasdik edilen konkordato ödeme planı kapsamında tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul-kısmen reddine, davacının davalılar ile aktedilen kredi sözleşmeleri nedeniyle davalı ... ... AŞ'den 268.906,75 TL, davalı ... ... AŞ'den 131.415,38 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu tutarın Bakırköy 2. ATM'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayısı ile tasdik edilen konkordato ödeme planı kapsamında tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ve davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için yerel mahkemenin kısmen red kararının yerinde olduğu kabul edilse dahi davacının davalılardan alacaklı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından müvekkili banka talebininin, hukuki yarar yokluğu (mahsup yapılması) ve konkordato kapsamında talep edilemeyeceği (kefaleten ve gayri nakit alacaklar) gerekçeleriyle usul yönünden kısmen reddine karar verildiğini, başka bir ifadeyle, yerel mahkemenin red kararı, mahsuba konu alacaklar ile kefalet ve gayri nakit alacaklarımızın esasına müessir bir karar olmayıp, usule dayalı nedenlerden dolayı verildiğini, bu durumda davanın usulden kısmen reddine ve davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken, nispi tutarda vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuken yerinde olmadığını, davalı ... ... AŞ yönünden davacının nakit ve gayri nakit alacakları için 600.528,09-TL üzerinden iş bu dava açıldığını, her ne kadar 03.04.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda 1.051.443,60-TL ilave alacağın bulunduğu tespit edilmiş ise de, mahkemece 169.000-TL meri teminat mektubu bedeli ile 18.000-TL çek garanti bedeli toplamı 187.000-TL ile kefaleten alacakları 782.536,85-TL'yi hesaplamaya dahil etmeyerek, ayrıca usul ve yasaya aykırı şekilde sunulan 150.000-TL'lik çeke ilişkin 179.454,43-TL tahsilatı da asıl alacaktan mahsup ederek, ...firmasına dair 268.906,75 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiğini, görüleceği üzere, reddedilen kısmın dava dilekçesinde talep edilen 187.000-TL’lik gayri nakit alacaklar, 782.536,85-TL'lik kefaleten alacak ve tahsil edilmesine rağmen mahsup edilmeyen 179.454,43-TL kısım olup, iş bu gayri nakit ve kefaleten alacaklar yönünden red kararının konkordato kapsamında talep edilemeyeceği, mahsubu yapılmayan kısım yönünden ise red kararının hukuki yarar yokluğu nedeni ile verildiğini, yine davalı ... firması yönünden nakit ve gayri nakit alacakları için 416.083,54-TL üzerinden iş bu davanın açıldığını, tahsil edilen ve başka alacak kalemlerine mahsubu yapıldığı gerekçesiyle 140.559,97-TL asıl alacaktan düşülerek 24.000-TL meri teminat mektubu bedeli ile 113.590-TL çek garanti bedeli toplamı 137.590-TL hesaplamaya dahil edilmeyerek ... firmasına dair 131.415,38 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiğini, yine burada da, reddedilen kısmın dava dilekçemiz ile talep edilen 137.590-TL'lik gayri nakit alacaklar ve tahsil edilip başka kalemlere mahsup edildiği gerekçesiyle asıl alacağa mahsup edilen 179.454,43-TL'lik kısım olup, bu kısımlar yönünden de red kararının hukuki yarar yokluğu nedeni verildiğini, görüleceği üzere, her iki davalı yönünden de, davanın kısmen reddine karar verilmesinin nedenlerinin tahsil edilmesine rağmen mahsup yapılmayan veya başka alacak kalemlerine mahsup edilen tutarlar (Dava şartı/hukuki yarar yokluğu nedeniyle), gayri nakit alacaklar ile kefaleten alacaklar (Hem gayri nakit alacaklar hem de kefaleten alacaklarımız bilirkişi raporu ile sabit olup, yerel mahkeme tarafından hukuka aykırı şekilde, konkordato çekişmeli alacak davası kapsamında talep edilemeyeceğine hükmedilmiştir.) olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı, alacaklarının varlığı sabit olmasına rağmen; yapılan tahsilatların asıl alacaktan mahsubunun yapılmaması ve kefalet alacağı ile gayri nakit alacak deposunun konkordato kapsamında talep edilemeyecek olması gerekçesiyle kısmen usulden red kararı verildiğinden, takdir edilen vekalet ücretinin de maktu olması gerektiğini, bu yönüyle de yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, davalıların, yerel mahkeme tarafından usul ve yasaya uygun bir şekilde verilen kesin sürenin gereğini süresinde yerine getiremediğinden, kesin süre içerisinde sunulmayan bilgi ve belgeler esas alınarak yargılama yapılmasının ve bu delillere göre karar verilmesi hukuken mümkün olmadığını, mahkemenin 25.01.2022 tarihi duruşmasının 3 nolu ara kararı ile verilen kesin süre ile müvekkili banka yararına usulü kazanılmış hak doğduğunu, kesin süre içerisinde sunulmayan bilgi ve belgeler yönünden muvafakatleri olmadığını, buna rağmen, usul ve yasaya aykırı şekilde iş bu delillerin yargılamada ve hükümde esas alınması nedeniyle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, ...firması yönünden 03.04.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda tespit edilen talep edebilebilecek ilave alacak tutarı, dava dilekçesinde talep edilen tutarın üzerinde olup, iş bu davadaki haklılıklarının ortaya çıktığını, iş bu bilirkişi raporuna rağmen, ...firmasının kefaleten alacakları yönünden, yerel mahkeme tarafından davanın kısmen reddine karar verildiğini, raporda davacının asaleten alacaklar yönünden 268.906,75 TL, kefaleten alacaklar yönünden 782.536,85 TL olmak üzere, toplam 1.051.443,60-TL alacağın olduğu tespit edilmesine rağmen, kefaleten alacaklarının usul ve yasaya aykırı olarak, davanın kısmen reddine karar verildiğini, davanın ...firmasından kefaleten olan alacaklarının yönünden red edilmesi hukuka aykırı olup kefaleten alacaklarının tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla, dikkate alınması gerektiğini, konkordato tasdik davasında, tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla, kefaleten alacakların da ödeme yapılmasının talep edilmesi hukuken mümkün olup, yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporunun aksine, kefaleten alacakları yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki, bu şekilde kefaleten alacakları yönünden verilen red kararının, asıl borçlunun ödeme yapmadığı durumda, müvekkil bankanın kefile başvurusunu engel olacağından, kefalet sözleşmesinden kaynaklı haklarını ortadan kaldıracağını, mahkeme tarafından, bilirkişi raporlarında ... firması yönünden de eksik ve hatalı tespitler yapılmış olması nedeniyle, sundukları itirazlar değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, dosyaya son olarak sunulan 03.04.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda ... firması yönünden sonuç kısmında yapılan hesaplamada bilirkişi tarafından 140.559,97 TL tutarlı tahsilatın geçici mühlet tarihinden sonra işletilen komisyon ve faize mahsup edilmesinin yerinde olmadığı, bu nedenle bu tutarın asıl alacaktan mahsubunun yapılarak hesaplama yapıldığı belirtilmiş olup, eksik ve hatalı iş bu tespitlere karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, öncelikle, burada bahsi geçen komisyon ücretlerinin “faiz” kavramı altında değerlendirilmesi hukuken mümkün olmadığını, komisyon ücreti, banka tarafından müşterilere sunulan teminat mektubu vs. hizmetlerden alınan ücret olup, faizden tamamen bağımsız bir hizmet bedeli olduğunu, bu nedenle de komisyon ücretinin rehinle teminat altına alınmayan alacaklarda faiz işletilemeyeceği kuralına dahil edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, komisyon ücreti diğer tüm alacaklardan bağımsız ayrı bir asıl alacak kalemi olduğunu, ayrıca mahkeme tarafından, bilirkişinin 140.559,97 TL’nin geçici mühlet tarihinden önceki döneme ait olan alacaklar için geçici mühlet tarihinden sonra işletilen faiz ve komisyon olduğu yönündeki tespitlerine ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, alacağa hangi dönemde faiz işletildiği hususu netleştirilmeden, genel ve soyut ifadelerle yapılan tüm tespit ve hesaplamalara göre hüküm kurulduğunu, komisyon alacağı, faizden farklı olarak ayrı bir asıl alacak kalemi olup, mahkeme tarafından 140.559,97-TL’nin ne kadarının faiz ne kadarın komisyon ücreti olduğunun da tespit edilmeden hüküm kurulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, gayrinakit alacakların da, müvekkili banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesi talep edilmesine ve bilirkişi tarafından gayri nakit riskler tespit edilmiş olmasına rağmen, yerel mahkeme tarafından depo talebinin değerlendirilmediğini, gayri nakit alacakların hesaplama dışı bırakıldığını, ...firması yönünden; 169.000,00 TL meri teminat mektubu bedeli ile 18.000,00 TL çek garanti bedeli tutarları toplamı 187.000,00 TL'nin ... firması yönünden; 24.000-TL meri teminat mektubu bedeli ile 113.590-TL çek garanti bedeli tutarları toplamı 137.590-TL'nin hesaplamaya dahil edilmesi ve iş bu gayri nakit alacakları yönünden depo talebimizin kabul edilmesi gerektiğini, davalılar ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinin 9.10 maddesinde banka tarafından düzenlenen teminat mektubu bedeline ilişkin depo talebinde bulunulabileceğinin belirtildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;davalıların konkordato projesinin ana para ödemesine yönelik olduğunu, bu nedenle davacı bankanın tüm faiz ve diğer sair masraf taleplerinin kabul edilmediğini, 26.11.2021 tarihi bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, davacı bankanın sonradan kendi hesaplarında yapmış olduğu bazı masraf ve faiz hesabı tahakkuklarının sanki 10.12.2018 tarihinde davacının resmi alacağıymış gibi bilirkişilerce kabul edildiğini, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında ısrarla her iki müvekkilin konkordato tasdik sürecinde olmasına rağmen, kefalet alacakları mükerrer tahsilata yol açabilecek şekilde firmaların borcunu yükseltecek şekilde tespit edilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme heyeti isabetli şekilde bu mütalaanın konkordato hukukuna, konkordato mantığına, kefalet hükümlerine aykırı olduğuna karar verildiğini, bu açıdan da bilirkişi raporlarının problemli olduğunun belirtildiğini, davacı banka tarafından raporlar arasında yeni belgeler dosyaya sunulduğunu, bu duruma muvafakatleri olmadığını, bazı tahsilatların yapılmış olmasına rağmen davacının kayıtlarında mevcut olmadığının ortaya çıktığını, bu hususta isticvap taleplerinin kabul görmediğini, hatalı kayıtlara dayalı bilirkişi raporlarının da hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, konkordato yargılamasında davalı tarafından itiraz edilen ve çekişmeli hâle dönüşen alacağın konkordatonun devamı süresince tasdik koşullarına göre tahsili istemli alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İİK'nın 308/b maddesi uyarınca açılan dava, niteliği itibariyle konkordato projesinin tasdiki kararı ile sıkı bağlantı içerisindedir. İİK'nın 308/b maddesi uyarınca uyuşmazlığın karara bağlanabilmesi için mahkeme tarafından tasdik edilmiş bir konkordato projesi bulunması gerekir. İİK'nın 308/b/1 maddesi "Alacakları itiraza uğramış alacaklılar, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açabilirler." hükmünü haizdir.İİK'nın 288/1 maddesi uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur. İİK'nın 294/3 maddesi ise "Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur." hükmünü içermektedir. Somut olayda, yukarıda anılan kanun maddeleri gereğince kesin mühletin faize ilişkin düzenlemesi geçici mühleti de kapsayacağından, konkordatoya tabi borçlara geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi duracaktır (Yargıtay 15. HD'nin █████████ E., █████████ K. sayılı ve █████/2021 tarihli ilamı). Konkordato talebini inceleyen mahkemenin, çekişmeli alacağın konkordatoya dâhil olmasına veya olmamasına ilişkin kararı maddi hukuk bakımından kesin hüküm teşkil etmez ise de İİK'nın 288/1 ve 294/3 hükümleri gereğince konkordatoya tabi borçlara faiz işlemesinin duracağına dair hükmü ve tasdik edilmesi ile konkordatonun bağlayıcı hâle gelmesi karşısında konkordato devam ettiği sürece mühlet tarihinden sonra işleyecek faizin ayrıca bir alacak davasına konu edilmesi de mümkün olmayacaktır. Davalı şirketler tarafından 05.12.2018 tarihinde konkordato başvurusu yapılması üzerine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında 10.12.2018 tarihinde davalı şirket hakkında geçici mühlet kararı verilmiş, 14.10.2020 tarihinde de konkordato projesinin tasdikine karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesince 20.10.2020 27.10.2021 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı karar ile konkordatonun tasdikine ilişkin karara yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 23.11.2022 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile verilen onama ilamı üzerine hüküm 23.11.2022 tarihinde kesinleşmiştir.Her ne kadar mahkemece kök ve ek bilirkişi raporlarına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Bu yasal düzenleme uyarınca bir mahkeme hükmünde; tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Gerekçe bölümünde tarafların gösterdikleri deliller ayrı ayrı ele alınarak tartışılır ve bu delillerin ret ve üstün tutulma sebepleri belirtilir; böylece hangi vakıaların sabit görüldüğü (ispat edilmiş olduğu) belirlenir. Somut olayda, davacı vekilinin dava dilekçesinde; davacının, davalılardan çekişmeli hâle gelen nakit ve gayrinakit alacağının davalı .... AŞ’den şimdilik 600.528,09 TL'lik kısmının, davalı .... AŞ'den şimdilik 416.083,54 TL'lik kısmının, tasdik edilen konkordato ödeme planı çerçevesinde davalılardan tahsiline, gayrinakit alacakların depo edilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği, ancak yukarıda belirtilen ilkeler gereğince kararın gerekçe kısmında davacı talebinin hangi esaslara göre, hangi alacak kaleminin (nakdî- gayri nakdî) reddedildiği açıkça anlatılmamış, bilirkişi raporlarının kısa özetlerine yer verilmiş, ek bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek kısmen kabul reddedilmiştir. Bu hâliyle mahkemenin davacının talebinin hangi gerekçe ve tespite göre kısmen kabul edip kısmen reddettiğine ilişkin olarak hiçbir gerekçe yazılmamıştır. Bu itibarla, mahkeme kararının maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan, sadece yapılan yargılamayı özetleyen nitelikte görünürde gerekçeli olduğu, ancak gerçekte bir gerekçe içermediği anlaşılmaktadır. Sadece bilirkişi raporuna atıfta bulunularak davanın reddedildiğinin ifade edilmesi, yukarıda belirtilen ilke ve esaslara açıkça aykırıdır. Bilirkişi raporuna atıf yapılması, kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Bu haliyle ilk derece mahkemesi kararı gerekçesiz olup HMK'nın 297/1-c maddesindeki unsurları içermemektedir.Öte yandan, somut olayda davacı vekili, yukarıda açıklandığı üzere, çekişmeli hâle gelen davacı bankanın davalı-borçludan mevcut nakit ve gayrinakit alacaklarını davaya konu etmiştir.Nakit alacağa ilişkin dava açıldığında nispi harç yatırılması gerektiği gibi gayri nakdî alacağın talep edilmesi hâlinde bu alacak için de maktu harç yatırılması gerekir. Bu nedenle davacının talebinin ne kadarının nakdî ne kadarının gayri nakdî alacağa ilişkin olduğunun açıklattırılması gerekmektedir. Ancak mahkemece bu hususta dahi bir inceleme yapılmamış, davacıdan açıklama talep edilmeden hatalı hüküm kurulmuştur. Kabule göre de, davacının davalı ... şirketinin diğer şirkete olan kefaletten doğan alacağı olduğu iddiasına rağmen bu alacağının neden reddedildiği, şartlarının oluşup oluşmadığı hakkında da bir değerlendirme yapılmaması hatalı olduğu gibi davacının talep ettiği komisyon ücretlerinin geçici mühletten sonra işletilen faiz niteliğinde olup olmadığı konusunda da bir tespit ve açıklama yapılmaması usule aykırı olmuştur. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacak kalemlerinden ne kadarının nakdî, ne kadarının gayri nakdî alacak olduğunun açıklattırılması, ardından davacının iddiaları ve bilirkişi raporuna itirazlarının, davalıların savunmalarının tek tek irdelenerek, maddi olgular ile hüküm arasında bağlantı kurularak gerekçeli şekilde karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.03.2026KANUN YOLU
:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.