Anahtar kelimeler: İfrazen Çankırı Hibe Köyünde Muris Sattığından Bahsedilerek Oğlu Tamamı Tespitlere

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Çankırı 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., █████████ K.Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 1 02... , 1 13... , 1 15... , 1 16... ve 54, 1 24... ve 4, 1 27... , 1 30... , 20, 25... , 1 17... parsel (ifrazen oluşan 1 77... ve 3 parsel ) sayılı taşınmazlardan 1 77... parsel sayılı taşınmaz muris ...’a ait iken 1990 yılında oğlu ...’a sattığından, diğer tüm parseller ise tamamı muris ...’a ait iken 1990 yılında oğlu ...’a hibe ettiğinden bahsedilerek davalı ... adına tespit edilmiş, tespitlere itiraz edilmemesi üzerine, kadastro tutanakları kesinleşerek tespit gibi tapuya tescil edilmiştir.Davacılar; 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda; ... ili, ... ilçesi, ... Köyünde bulunan 1 02... , 1 13... , 1 15... , 1 16... ve 54, 1 24... ve 4, 1 27... , 1 30... , 20, 25... , 1 17... parselden ifrazen oluşan 1 77... ve 3 parsel sayılı taşınmazların tamamının, 1 02... parsel sayılı taşınmazın ise 1/3 payının davalı adına tespit ve tescil edildiğini, oysa taşınmazların kök murisleri ...’a ait olduğunu, mirasçılar arasında paylaşım yapılmadığını, yapılan tespitin hatalı olduğunu belirterek, tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.Davalı; dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmazı 11.05.1960 tarihinde muris ...’den satın aldığını, diğer taşınmazların ise muris tarafından kendisine bağışlandığını, murisin ölümüne kadar kendisi ile birlikte yaşadığını, murise maddi ve manevi destek sağladığını, davacıların 2006 yılında kadastro çalışmaları sırasında ve sonrasında dava konusu taşınmazların muris tarafından kendisine bağışlandığını bildiklerini, yapılan bağış işleminin geçerli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazların muris tarafından davalıya hibe edildiği, hibenin tapu kayıtları ve mahalli bilirkişilerin beyanları ile sabit olduğu ve geçerli bir hibe olduğu, bu nedenle tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, tenkis talebi yönünden ise, Medeni Kanun'un 571. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin yasal süresi içerisinde verdiği tanık listesinde tanıkların isim ve adreslerini açıkladığı, ne var ki Mahkemece yapılan keşifte tanıkların bir kısmının dinlenip bir kısmının dinlenilmesinden vazgeçilmediği halde dinlenmeden hüküm kurulduğu, aynı şekilde davalı tanıklarının da bir bölümünün dinlenmediği, ayrıca davalı tarafından dava konusu taşınmazların kapsamında kaldığını ileri sürdüğü 11.05.1960 tarihli satış senedinin de keşifte uygulanarak kapsamı belirlenmediği gibi senedin düzenlendiği tarihte davalının taşınmazları alabilecek güçte olup olmadığı hususu üzerinde de durulmadığı, tüm bu nedenlerle eksik inceleme ile hüküm verilmesinin isabetsiz olduğu, belirtilen eksikliklerin giderilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda, muris ...'ın davalı ... ve davacıların annesi olan ... olmak üzere iki çocuğu olduğu, davacıların annesi ...'in muristen önce vefat ettiği, murisin emekli olduğu, emekli maaşı ile geçimini sağladığı, murisin dava konusu taşınmazları satmasını gerektirir haklı ve makul bir nedeninin, satış yapmayı gerektirir bir ihtiyacının olmadığı, malvarlığını mirasçıları arasında adil bir şekilde paylaştırmadığı, dava konusu taşınmazların muris tarafından davalıya hibe edildiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği, murisin devir tarihindeki yaşı ve murisin ölüm tarihi göz önüne alındığında, davacılar tarafından iddianın ispat edildiği, temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 5.515,98 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.