Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Başkan Açılmadan Yazim Katip Bursa Üye Hallerden Karara

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A.... HUKUK DAİRESİ K A R A RDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...BAŞKAN
: ...ÜYE
: ...ÜYE
: ...KATİP
: ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: 2...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2021İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: █████/2022DAVACI
:...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: vVEKİLİ
: Av. ...DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliB.A.M. KARAR TARİHİ
: █████/2024KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının, davalı/borçludan 19.10.2020 ve 17.08.2020 tarihli araç kabul formları doğrultusunda düzenlenen ... No'lu, 06.11.2020 tarihli 1.062,00 TL bedelli ve ... No'lu, 06.11.2020 tarihli 8.094,80 TL bedelli e-arşiv faturalardan kaynaklanan alacağının tahsili için ... 10. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapılmış olduğunu, ödeme emri 16.12.2020 tarihinde borçluya tebliğ edilmiş olduğunu, davalının haksız ve dayanaksız olarak 18.12.2020 tarihinde takibe itiraz etmiş olduğunu, taraflar arasındaki şifahi sözleşme gereğince davalı şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın bakım, onarım ve yedek parça temini işlemlerini gerçekleştirmek üzere aracın davacıya teslim edilmiş olduğunu, davacı tarafından 19.10.2020 ve 17.08.2020 tarihli araç kabul formlarında belirtilen işlemler gerçekleştirilerek aracı eksiksiz olarak davalı şirket çalışanı ... ... teslim etmiş olduğunu, davalı tarafın borcun ferilerine yönelik itirazları da haksız ve mesnetsiz olup kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu işin, davacı yönünden ticari iş niteliğinde olduğunu, alacağın likit olduğunu belirterek, itirazın iptaline % 20'den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf cevap vermemiştir.Mahkemece, dosyaya ibraz edilen █████/2020 tarihli araç kabul formunda davalının işçisinin imzasının bulunduğu, dinlenen davacı tanıkları ile araç kabul formunda belirtilen işlerin yapıldığı, davalıya aracın teslim edildiği ve yapılan işe uygun olarak düzenlenen faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu defterlerin usulune uygun olup HMK' nın 222. Maddesi uyarınca kesin delil niteliğinde olduğu, davalı tarafın verilen süresi içinde ticari defterlerini sunmadığından bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğu, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayıldığı, bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğundan bu defterlerin HMK' nın 220 ve HMK 222/3. Maddesi gereğince kabul edilebileceği, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden █████/2021 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının alacaklı olduğu bedelinin ödenmediğinin anlaşıldığı belirtilerek, davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına, davacının icra inkar tazminat isteminin, davacının alacağının faturaya dayalı likit alacak olduğu belirtilerek, icra ve inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının talep ettiği işin yapılmadığı gibi faturanın da şişirildiğini, davalıya vaat edilen işin bitirilmediğini ve bununla birlikte anlaşılanın üzerinde mal ve hizmet bedeli talep edildiğini, faturaların içeriklerinin dahi net olmadığını, bununla birlikte fatura içeriklerinin doğru ve anlaşmaya uygun olduğunun da davada ispat edilemediğini, tek taraflı ticari defter incelemesi yoluyla bunun ispatının da mümkün olmadığını, alacağın likit olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili davalının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalının, istinaf dilekçesindeki taleplerinin iddianın genişletilmesi olduğunu, davacının, davaya konu faturaya ilişkin hizmeti yerine getirdiği ve dolayısıyla davalıdan alacaklı olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, faturalara dayanak araç kabul formunun imzalanma tarihlerinde ... plakalı aracın davalı şirket üzerine kayıtlı olduğu dosyaya celp edilen ruhsat tescil bilgileri ile sabit olduğunu, araç kabul formunda imzası bulunan şahsın davalı tarafın çalışanı olduğunun dosyaya celp edilen SGK kayıtları ile sabit olduğunu, davacının ticari defterleri incelenerek tanzim edilen 04.08.2021 tarihli bilirkişi raporunun davalı tarafından itiraz edilmeksizin kesinleştiğini, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediğini, icra inkar tazminatının yasal koşullarının oluştuğunu belirterek, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, faturadan kaynaklı alacaklı olunduğu iddiasına dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali istemidir.Davacı taraf, davalıya ait aracın bakım ve onarım işlemlerinin yapıldığını, ancak davalının ücreti ödemediğini iddia etmiş, davalı taraf cevap vermemiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu hukuki ilişki 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir (Y. 6. H.D'.nin █████/2023 tarih, ████████-1062 sy.k).Ayrıca, kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle de, yüklenici işin miktar ve değerini, iş sahibi de iş bedelini ödediğini ispat yükü altındadır.6100 sayılı HMK'nın 222/3. Maddesine göre, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olması ve defter kayıtları birbirini doğrulaması ile diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi gerekir.Somut olayda, █████/2021 tarihinde ihtaratlı davetiye ile ticari defterleri ibraz etmesi için davalı tarafa tebligat yapıldığı, davalı tarafın defterlerini ibraz etmediği, alınan bilirkişi raporu ile de davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı belirlenmiştir. O hâlde, davacı tarafın ticari defterleri, sahibi ve halefleri lehine delil delil olarak kabul edilebilecektir.HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında ise “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler” hükmü mevcuttur. HMK’nın 281. maddesi ile yargılamanın taraflarına rapora itiraz etme hakkı tanınmış olup, bu hakkın kullanılmamasının sonucunun ne olacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.Davanın taraflarınca itiraz edilmeyen uzman bilirkişi raporu, her iki taraf yönünden de kesinleşir ve kesinleşen rapor hakimi de bağlar. Taraflardan birinin rapora itiraz etmesi, diğer tarafın itiraz etmemesi halinde ise rapor itiraz etmeyen taraf yönünden kesinleşir ve itiraz eden taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar.(Yargıtay 3 H.D.'nin 21.10.2021 T., █████████-10532 sy. k.)Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun █████/2021 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği, davalı tarafın rapora itiraz etmediği anlaşılmıştır. Binaenaleyh, bilirkişi raporu kesinleşmiştir.Bunun yanında, mahkeme huzurunda dinlenilen tanıkların beyanlarının da, dava konusu işin görüldüğü noktasında toplanmaktadır. Ayrıca; Trafik Tescil Şube Müdürlüğü müzekkere cevabından, ... plakalı aracın, fatura tarihlerinde davalı adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Hâl böyle olunca; bilirkişi raporu, tanık beyanları, Trafik Tescil Şube Müdürlüğü müzekkere cevabı, SGK kayıtları ve dosya kapsamı doğrultusunda davacı tarafın, TMK 6. madde ile HMK 190. madde uyarınca, işin miktar ve değerini ispat yükünü yerine getirdiği, davalı tarafın ise iş bedelinin ödendiğini usulüne uygun delillerle ispat edemediği anlaşılmıştır.Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Eser sözleşmesi ilişkilerinde ayıp, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin ondan beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı niteliklerin bulunmaması veya olmaması gereken bozuklukların bulunması olarak ifade edilmektedir. Eserin ayıplı yapılmış olması sözleşmeye aykırılık teşkil eder. Ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddi ve hukuki ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin tesliminden sonra makul süre içerisinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilebilecek ayıplardır. Gizli ayıplar ise basit bir kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp kullanılmaya başlamasından sonra ortaya çıkan ayıplardır. Maddi ayıplar, açık veya gizli olsun; ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen ancak yapılmamış olması nedeni ile karşı tarafça fark edilen ayıplarda bulunmaktadır. Maddi ve hukuki ayıplar da açık ve gizli ayıplar gibi yükleniciye ihbarı gereken ayıplardır.Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır.Eserin ayıplı olması halinde; iş sahibi, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunması şartıyla, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu hususu def'i olarak da ileri sürebilir.Dava konusu imalâtın ayıplı olduğunu ispat yükü iş sahibine aittir (Y. 15 H.D.'nin █████/2011 tarih, ████████-████████ sy. k).Bu açıklamalar ışığında; davalı tarafın, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığı gibi açılan davada def'i yolu ile de ileri sürmediği, ayrıca imâlatın ayıplı olduğunu da ispatlayamadığı anlaşılmıştır.Bilindiği üzere icra inkar tazminatı, alacağın likit olup olmamasına bağlanan bir tazminattır. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece, borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur (Y. 13. HD'nin; █████████-█████████ sayılı kararı). Somut olayda; dava konusu alacak faturaya dayandığından, davalı tarafından belirlenebilir nitelikte ve likit alacak olduğu anlaşılmıştır.Hâl böyle olunca, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-... Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin █████/2021 tarih ... sayılı kararı usul esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gerekli 625,50.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 157,00.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 468,50.-TL harcın ilk derece mahkemesince bu davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,4-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi....Başkan......Üye...(Muhalif)...Üye......Katip...