Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar İstirdat Başkan Açılmadan Yazim Katip Bursa Üye Hallerden

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A... HUKUK DAİRESİ K A R A RDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...BAŞKAN
: ...ÜYE
: ..ÜYE
: ...KATİP
: ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: B... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2021İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: █████/2022DAVACI
: ...DAVALI
: ...VEKİLİ
: Av....DAVANIN KONUSU
: İstirdatB.A.M. KARAR TARİHİ
: █████/2024KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 20.12.2016 tarihinde süresiz elektrik enerjisi satış sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmeye göre; abonenin serbest tüketici olmaktan kaynaklanan tedarikçi seçme hakkını kullanması halinde, sözleşmenin mali sonuçları saklı kalmak kaydıyla kendiliğinden sona ereceğini, tedarikçi değiştirme nedeniyle abonenin elektriği kesilmeyeceğini, aboneden herhangi bir cayma bedeli gibi bir cezai şart öngörülmediğini, aynı taraflar arasında sözleşmenin eki olarak nitelendirilebilecek 5 ay süreli tek zamanlı elektrik birim fiyatı üzerinden belli oranda indirimin sağlandığı 05.07.2019 tarihli elektrik enerjisi satış sözleşmesi imza edildiğini, işbu sözleşmenin 10. Maddesinde yasal mevzuata aykırı haksız bir hüküm belirlendiğini, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde serbest tüketicinin tanımının yapıldığını, elektrik mevzuatındaki tüketici teriminin kapsamı TKHK'da yer alan ''tüketici'' kavramından daha geniş olduğunu, bu halde abonelik sözleşmesi akdeden tacir TKHK kapsamında olmayacaksa da elektrik mevzuatındaki tüketiciye/aboneye tanınan haklardan yararlanabileceğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde 12’ ye aykırı olduğunu, bu maddede belirtilen formların, davalı tarafça davacıya imzalatılan anlaşmada yer almadığını ve davacının bilgilendirilmediğini, perakende satış sözleşmesi sona erdirme talep formunun da sözleşmeye eklenmediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 10. maddesinde yer alan fesih tazminat bedelinin miktarının, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde 20’ye aykırı olduğunu, kaldı ki davacının işbu sözleşmeden sadece 5 ay yararlandığını, bu süreçte ortalama 500.000,00.-TL kadar fatura bedeli ödediğini, bu nedenle 12 aylık değil maksimum 5 aylık fatura bedelinin toplamının yüzde 10’undan fazlasının davacıdan cezai şart olarak alınamayacağını, yasal işlem başlatılacağı baskısı ile █████/2020 tarih 755 sayılı yazıya istinaden tahsil edilen 218.292,00.-TL fesih tazminat bedelinin fazla alınan kısmın iadesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak koşuluyla sonradan arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00.-TL fazla ödenen fesih tazminat (istirdat) bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının, elektrik mevzuatındaki tüketiciye tanınan haklardan yararlanabilecektir şeklindeki beyanlarının hukuken hiçbir dayanağı bulunmadığını, çünkü davacıyla imza edilen ikili anlaşmanın bir abonelik sözleşmesi değil, özel hukuk hükümlerine tabi ticari sözleşme olduğunu, 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 3. maddesinde ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 4. maddesinde ‘özel hukuk hükümlerine tabi ticari anlaşma’ olarak açıkça tarif edildiğini, zorlama yorumlarla yeni tanımlar yapmanın kabulünün mümkün olmadığını, davacının, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 12. maddesine uygun işlem yapılmadığı iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin ‘Kapsam’ başlıklı 2. maddesinde, 4. maddesinde ve 9. maddesinde yönetmeliğin tüketimi düşük serbest tüketicileri kapsadığını, ancak davacının bu sınıfa girmediğini ve dolayısıyla Yönetmelik hükümlerinin dava konusu ikili anlaşma için uygulanmasının hukuken söz konusu olmayacağını, davacının tüketimi düşük serbest tüketici olmaması sebebi ile Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 20/2 maddesine, ‘Sözleşmenin Yenilenmesi’ başlıklı 9. maddesinin de Yönetmeliğin 14/2 maddesi hükümlerine aykırı olduğu iddialarının dayanağının bulunmadığını, davacı şirketin, daha önce 21.02.2020 ve 11.03.2020 tarihli yazılarıyla cayma bedeli adı altında istenen 218.292,00.-TL’den haksız olarak fazla tahsil edilen 118.280,30.-TL’nin iadesini talep ettiğini, davacı şirketin bu başvurularına 27.03.2020 tarih, 1795 sayılı yazı ile hukuki dayanakları belirtilerek cevap verildiğini ve sözleşme fesih tazminatı bedelinin hesaplanmasında, talep ve tahsil edilmesinde herhangi bir hata veya hukuka aykırılık bulunmadığı için fazla tahsil edildiği iddia olunan kısmın iadesi taleplerinin kabul edilmediğinin bildirildiğini, aynı konuda davacı şirket yetkilisinin CİMER’e yaptığı şikayetin EPDK tarafından davalı şirkete ulaştırıldığını, davalı şirketin buna, 07.05.2020 tarih ve 258 sayılı yazıyla cevap verdiğini, Türk Ticaret Kananu’nun 22. maddesine göre; tacir sıfatını haiz borçlunun, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182’ nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemeyeceğini, dolayısıyla, davacının genel işlem koşulları, haksız şart, emsal olarak gösterilen diğer elektrik dağıtım şirketlerinin uyguladıkları fesih tazminatı bedellerine ilişkin iddialarının da hukuken kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davacının tüketimi düşük serbest tüketici olmadığını, bu bağlamda ilgili yönetmeliğin 12.maddesinin davacı için zorunlu olarak uygulanmasının gerekmediğini, yine davacı tekitimi düşük serbest tüketici olmadığından, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 20/2 maddesindeki emredici hükmün uygulanmayacağını, genel işlem şartı tacirler için de uygulanabilecek olsa da sözleşme bir bütün halinde incelendiğinde, 100.000 KWH'ten fazla elektrik tüketen, serbest tüketici olarak farklı firmalar ile de anlaşma yapabilecek olan davacının basiretli bir tacir olarak akdedilen sözleşmenin tüm unsurları ile inceleyip sözleşmeyi imzalamasının gerektiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, elektrik ve su dağıtım hizmetlerinin, "tekel" niteliğinde yürütülen bir hizmet olduğunun yargı kararları ile kabul gördüğünü, genel işlem koşullarının tacirler hakkında da uygulanacağını, davacının, hazırlanan sözleşmeye katılım yaptığını, söz konusu maddenin müzakere edilen bir madde olmadığını, sözleşmede belirlenen fesih tazminatının genel işlem koşulu olduğunu ve sözleşme özgürlüğünde bulunması gereken güç dengesini bir taraf aleyhine bozduğunu, Türk Ticaret Kanunu 55/f maddesinde, sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananların dürüstlüğe aykırı davrandığının düzenlendiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmedeki fesih tazminatı maddesinin genel işlem koşulu olduğunun açık olduğunu, Türk Ticaret kanununda sözleşmenin erken feshi ya da haksız feshi halinde alınacak cezai şarta ilişkin azami bir üst oran olmadığından bu oranın TMK' nın 2 nci maddesi gereği hak ve nesafet kuralları uyarınca ticari teamüllerde olduğu gibi aşağı çekilmesi gerektiğini, bilirkişi raporu alınmaması sonucu eksik bilgi ve belgeyle hüküm ve sonuca gidildiğini, mahkemeye sunulan emsal sözleşmelerin değerlendirilmediğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili davacının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki ikili anlaşmanın, özel hukuk hükümlerine tabi ticari sözleşme niteliğinde olduğunu, bu hususun, gerek 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 3. maddesinde gerekse Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 4. maddesinde “özel hukuk hükümlerine tabi ticari anlaşma” şeklinde açıkça tarif edildiğini, serbest tüketiciler ile elektrik tedarik şirketleri arasında imza edilen ikili anlaşmaların en temel özelliğinin, başta fiyat olmak üzere tüm sözleşme koşullarının taraflarca serbestçe belirlenebilmesi olduğunu, taraflar arasında imza edilen ikili anlaşmanın koşullarının da taraf iradelerine uygun şekilde serbestçe belirlendiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 22. maddesine göre; tacir sıfatını haiz borçlunun, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemeyeceğini, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin, tüketimi düşük serbest tüketicilere uygulanacağını, davacının tüketimi düşük serbest tüketici olmadığını, davalı şirketin, iddia edildiğinin aksine, tekel niteliğinde elektrik dağıtım hizmeti değil, sahip olduğu ‘Tedarik Lisansı’ kapsamında Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova illerinde ‘Görevli Tedarik Şirketi’ olarak elektrik satış hizmeti verdiğini, ayrıca belli bir limitin üzerinde elektrik tükettiği için tedarikçisini seçme hakkı olan serbest tüketicilere ikili anlaşmalar yoluyla elektrik enerjisi sattığını, ‘Serbest tüketici’ sıfatına haiz davacının da bu bağlamda tedarikçisini seçme hakkı bulunduğunu, halihazırda başka bir şirketten elektrik tedarik ettiğini, bu nedenle davacının bu iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde 12’ye aykırı olduğu ve sözleşmenin 10. maddesinde yer alan fesih tazminat bedelinin miktarının da, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde 20’ye aykırı olduğu iddiasına dayalı, fazla ödenen fesih tazminat bedelinin istirdatı istemidir.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Aynı Kanunun 26. maddesinde de; taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler, denilmektedir. Yine 6098 sayılı Kanun'un 20. maddesinde; Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz. Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez. Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz. Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır, şeklindedir.Bunun yanında, tacir olmanın hükümleri 6102 sayılı TTK'nın 18.maddesinde gösterilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 18/2. Maddesi uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ‘Kapsam’ başlıklı 2. Maddesine göre; Yönetmelik, tedarikçiler ile tüketimi düşük serbest tüketiciler arasında yapılacak ikili anlaşmada yer alacak asgari usul ve esaslara ilişkin hükümleri kapsamaktadır. Aynı Yönetmeliğin “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. Maddesinde de, yıllık elektrik enerjisi tüketimi 100.000 kWh’tan düşük olan serbest tüketici, tüketimi düşük serbest tüketici olarak tanımlanmıştır. Yine Yönetmeliğin, ikili anlaşmaları düzenleyen üçüncü bölüm başlığı altındaki 9. maddesinde, bu bölümde yer alan ikili anlaşmaya ilişkin usul ve esaslar, tüketimi düşük serbest tüketicilerle tedarikçiler arasında yapılan ikili anlaşmaları kapsar, denilmektedir. Yönetmeliğin 20. maddesinde de, belirli süreli ikili anlaşmada tedarikçi ya da tüketimi düşük serbest tüketici aleyhine ceza koşulu ancak haksız fesih işlemleri için kararlaştırılabilir. Haksız fesih, haklı bir sebebe dayanmaksızın yapılan fesihtir. 7/███████ tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili ikincil mevzuat kapsamındaki tüketiciler hariç tüketimi düşük serbest tüketicinin ödeyeceği cayma bedeli ve/veya ceza koşulu cayma tarihi ya da fesih tarihi öncesi tüketicinin son 12 aylık tüketim toplamı ile cayma tarihinde ya da fesih tarihinde uygulanan fiyat esas alınarak hesaplanan toplam tutarın % 10’unu geçemez, hükmü mevcuttur.Dosya kapsamında bulunan, davacının elektrik tüketimine ilişkin faturalar incelendiğinde; davacının, yıllık elektrik enerjisi tüketimi 100.000 kWh’tan düşük olan serbest tüketici olmadığı anlaşılmıştır.Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığı değerlendirdiğimizde; tarafların tacir olduğu ve sözleşme serbestisi kapsamında karşılıklı yapılan müzakereler sonucunda davaya konu sözleşmenin imzalandığı belirlenerek genel işlem koşullarının ihlali iddiasının yerinde görülmemesinde, ayrıca davalının tüketimi düşük serbest tüketici olmaması nedeniyle imzaladığı ikili anlaşmaya Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinin uygulanmayacağının belirlenmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından(Yargıtay 3 H.D.’nin 21.09.2023 T., ████████-2380 sy. k.), davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2021 tarih ...sayılı kararı usul esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili tarafından istinaf aşamasında harçlar peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,4-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi....Başkan......Üye...(Muhalif)...Üye......Katip...