Anahtar kelimeler: Bam Başkan Açılmadan Yazim Katip Bursa Üye Hallerden Karara Yoluna

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A...HUKUK DAİRESİ K A R A RDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...BAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2021İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: █████/2021......VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVALI
: ... - ... -...VEKİLİ
: Av. ... -...DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliB.A.M. KARAR TARİHİ
: █████/2024KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının pvc kapı pencere ısı cam işleri ile intikal ettiğini, davacının davalı ile ticaret yaparak bu ticari ilişki çerçevesinde davalıya hizmet verdiğini, verilen mal ve hizmetlerin takibe konu fatura bedellerinin ödenmediğini, davalının hiçbir borcu olmadığını iddia ederek aradaki ticari ilişkiyi ve davacıdan mal aldığını reddettiğini, faturalara itiraz edilmediğini, faturaların ticari kayıtlara yansıtıldığının sabit olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz neticelendiğini, davalının takibe itiraz ederek borcu ödemekten kaçındığını belirterek ... 13. İcra Müdürlüğü’nün ...sayılı dosyasındaki takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, % 40’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının davacıyı tanımadığını, davacı ile ticari ilişkisinin de olmadığını, fatura ve sevk irsaliyesinde davalının imzasının bulunmadığını, sadece ... ... adına atılmış bir imza olduğunu, bu imzanın ... ...’a ait olması durumunda dahi davalının sorumluluğunu gerektiren bir durum olmadığını, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davanın husumetten reddinin gerektiğini, davalının en son 2016 yılında kurbanlık hayvanlarını satmak için Bursa iline geldiğini, o tarihten sonra ...’ya hiç gelmediğini, davalının Bursa’da bir evi olduğunu, bu evin bazı tamiratlarını 2016 yılında bacanağı olan ...’a yaptırdığını, parasını da kurbanlık hayvanlarının parasıyla ödediğini, davacının hizmeti nereye nasıl yaptığını açıklamadığını, ortada somut bir işlem olmadığını, soyut beyanlar üzerinden ticari ilişki olduğu ileri sürülerek davalıdan para istenildiğini, davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, 7/███████ tarihli defter inceleme gününde davacının defterlerini ibraz ettiği halde davalının defterlerini ihtara rağmen ibraz etmediği, davacının defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulmuş olup delil olma niteliğinde olduğu, bilirkişi raporuna göre davacının icra takibi tarihi itibariyle davalıdan 63.534,15.-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davacının davalıdan dava konusu ettiği tutarda alacaklı olduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının ödeme emrine yaptığı itirazın reddine, takibin kaldığı yerden devamına, takibin 63.534,15.-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının tacir olmadığını, ticaret mahkemesinin görevli olmadığını, davacının iddiasının aksine aralarında hizmet sözleşmesi bulunmadığını, ev içinde yapılan tamirat ve tadilatların eser sözleşmesi olduğunu, eser sözleşmesine konu tamirat tadilat işlerinin tüketici mahkemesinde görülmesinin gerektiğini, davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerekmesine rağmen bu hususta inceleme yapılmadığını, sözleşmenin ...... ... ve eniştesi ... arasında yapıldığını, davacının aktif husumet ehliyetinin, davalının ise pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, irsaliyede de davalının imzasının bulunmadığını, davalının tacir olmadığı için ticari defter tutmak zorunda olmadığını, karşı tarafın ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını, sözleşmenin 2017 yılında yapıldığını, yapılan işlerin de aynı yıl içerisinde ayıplı ve eksik teslim edildiğini, 1,5 yıl sonra düzenlenen faturanın 2018 defterlerine yansıtıldığını, işlerin 2017 yılında yapılması nedeniyle kayıtların da 2017 yılı defter kayıtlarında yer almasının gerektiğini, 2017 yılı defter kayıtlarında hiçbir kayıt olmadığını, 2017 yılı kapanış onaylarının da yapılmadığını, tamirat ve tadilat işlerine ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını, ödemelerin yapılmasına rağmen işlerin büyük kısmının ayıplı olduğunu, işin yapıldığı döneme ilişkin rayiç değerlerinin bilirkişi tarafından belirlenmesinin gerektiğini, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanmasının temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabileceğini, taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususunun çekişmeli olması halinde ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığının ispatının gerektiğini, defterlerin lehe delil kabul edilebilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesinin gerektiğini, kanun ve yüksek mahkeme kararları gereği işin üzerinden 7 gün geçtikten sonra dahi düzenlenemeyecek ve bu sebeple yok hükmünde olan bir fatura ile takip açılması mümkün değilken bir buçuk yıl geçtikten sonra takip ve dava açılmasının asla mümkün olmadığını, basit yargılamanın uygulandığı davada HMK’nun 317/3.maddesi gereği, cevaba cevap dilekçesi verilememesine rağmen karşı tarafın hukuka aykırı olarak cevaba cevap dilekçesi vererek HMK’nun 141.maddesindeki iddia ve savunmaların genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına da aykırı davranıldığını, cari hesap sözleşmesinin yazılı olması gerektiğini, karşı taraf dahi ortada bir sözleşme olmadığını ifade etmesine rağmen mahkemenin kararını olmayan bir sözleşmeye dayandırdığını, hukuka aykırı olan ticari defterlere göre düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın 2004 sayılı İİK’nun 67.maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.Davacı pvc kapı pencere ısı cam işleri ile intikal ettiğini, davalıya yaptığı hizmetin bedelinin ödenmediğini ileri sürmüş, davalı davacı ile sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, evindeki bazı tamiratları bacanağının yaptırdığını savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.28.11.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. Aynı maddede, tüketicinin, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olduğu, satıcının ise, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade ettiği düzenlenmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73. maddesinin (1) bendinde, bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerektiği, 83. maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Anılan Yasanın geçiş hükümleri başlıklı geçici 1.maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davaların açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam edeceği, ikinci fıkrasında ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki tüketici işlemlerine, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş olup 6502 sayılı Yasanın geçici 1. maddenin 2. fıkrası uyuşmazlıkta uygulanacak maddi hukuk kurallarına ilişkin bulunduğundan görevin belirlenmesinde esas alınması gereken davanın açıldığı tarihtir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.Somut olayda davalı vekili cevap dilekçesinde sözleşme ilişkisini kabul etmemiş ise de davacı yüklenicinin davalıya ait evin çatısında bir kısım tadilatlar yaptığını, bu tadilatların davalının bacanağı tarafından yaptırıldığını savunmuştur.Dava konusu sözleşme ile ilgili işlerin davalıya ait konuta ait olduğunun ileri sürülmesi, mesken niteliğindeki taşınmaz ile ilgili yapılan işler nedeniyle mesken sahibi davalının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3. maddesine göre tüketici, davacının da yüklenici sıfatına sahip olması dikkate alındığında mahkemece uyuşmazlıkta tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek buna göre karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan mahkeme kararının bu yönden hatalı olduğu anlaşılmaktadır.İstinaf incelemesinin duruşmalı yapılması istenilmiş ise de dosya kapsamı ve istinaf nedenlerine göre incelemenin dosya üzerinden yapılması mümkün hallerden olduğu anlaşıldığından duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın talep halinde görevli tüketici mahkemesine gönderilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmediğinden, HMK 'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca, esasa ilişkin hususları incelenmeksizin davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve yukarıda açıklandığı şekilde karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ... ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2021 tarih ve ...sayılı kararının KALDIRILMASINA,Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,3-Karar tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,4-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi....Başkan......Üye......Üye......Katip...