Anahtar kelimeler: Whatsapp İletildiğini Faturayı Faturanın Görüşmeler Usulden Anadolu Aldığını Fatura Tutarındaki

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ████████ ████████DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliTaraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yapılan görüşmeler neticesinde, davacının 47.300,00 TL tutarındaki bakiye için fatura düzenlediğini, 05.05.2025 tarihli ve... numaralı faturanın davalıya iletildiğini, davalının yetkilisinin faturayı teslim aldığını, WhatsApp yazışmalarında da borç miktarını teyit ettiğini, yazışmalarda davalının yetkili müdürünün '' ...kalan tutar 47.300'' şeklinde açıkça beyanda bulunduğunu, bu faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiğini, borcun ve hizmetin bulunmadığını ileri sürdüğünü, davalının faturada belirtilen hizmeti inkâr etmeye çalışsa da, fatura ve yazışmalar bir bütün halinde değerlendirildiğinde, borcun varlığının sabit olduğunu, davalı tarafın faturayı aldıktan sonra sessiz kaldığını, ödeme yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla itiraz yoluna başvurduğunu, TTK'nın 1530/5 hükmüne göre vadenin 60 gün olduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davalının tacir değil, bir spor derneği olduğunu, davacının da tacir olmadığını, davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğunu, davalı Dernek İktisadi İşletmesine yapılan bir icra takibi bulunmadığını, ayrıca dava dilekçesinde ve hatta sonuç istem kısmında dahi icra dosyasının belirtilmediğini, İstanbul .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibinin müvekkiline yapılmadığını, takibin bu davanın davacısına değil, dava dışı ... adına açıldığını, .... adı 7405 sayılı Spor Kulüpleri Ve Spor Federasyonları Kanunu gereğince çok uzun süre önce zaten ... olarak değiştirildiğini, davacının davalı üyelerine yelken eğitimi vermek ile görevli iken dernekten ayrıldığında 3.kişilerden eğitim ücretlerini almış olmasına rağmen vermediği eğitimlerin bulunduğunu, hizmeti eksik ve ayıplı ifa ettiğini, müvekkilinin son dönemlerde tüketicilerden sık sık şikayet aldığını, verdikleri para karşılığında eğitim alamadıklarını yahut aldıkları eğitimin kötü olduğunu Derneğe bildirdiğini, bu şikayetlerin davacının ayıplı iş yaptığını gösterdiğini, bu sebeple davacı ile olan ilişkinin sona erdirildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Ticaret hayatının temel süjesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1. maddesinde belirtilmiştir. Maddenin devam eden bentlerinde; bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimsenin, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılacağı ve bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır. Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir.TTK'nın "tüzel kişiler" başlıklı 16. maddesi, ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılacaklarını belirlemiştir.Aynı maddenin 2. bendi Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendilerinin tacir sayılmayacakları hükmünü içermektedir.Tacir sıfatının ticari işletmeye bağlı olduğu düşünüldüğünde, adlarına ticari işletme işletilen tüzel kişilerin kural olarak tacir sayılacağı açıktır.Tacir sıfatına bağlanan hüküm ve sonuçları ise; iflasa tabi olmak, ticaret unvanı kullanmak, işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek, gerekli ticari defter ve kayıtları tutmak, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, ticari örf ve adetlere tabi olmak, kanunda öngörülen ihtar ve ihbar şekillerine uymak, ticari iş karinesi, ticari işletmeyle ilgili görülen iş ve hizmetlerde kararlaştırılmamış olsa bile ücret isteyebilmek, avanslar ve giderler için faiz talep edebilmek, fatura vermek, faturaya ve teyit mektubuna süresinde itiraz etmemenin neticelerine katlanmak, ücret ve cezai şartın indirilmesini isteyememek, ticari yargı konusu olmak, ticari satış ve mal değişiminde özel hükümler, mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin özel sonuçları ve hapis hakkı bakımından özel düzenlemelerdir.Bu açıklamalardan sonra "ticari dava" konusuna gelindiğinde ise TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Az yukarıda açıklandığı gibi ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Bu genel kuralın yanında TTK'nın 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür.Bu açıklamalar ışığında eldeki dosya incelendiğinde; davalı dernek bir ticari işletmeyi kendi adına işlettiğinden ve kamu yararına çalışan bir dernek olmadığından tacir ise de, davacı gerçek kişi olup, gerçek kişi tacir veya ticari işletme kaydı ve esnaf kaydı bulunmayıp işletme esasına göre defter tutmaktadır. Davacı şahıs işletmesi bulunsa da faaliyetinin esnaf sınırları içinde kaldığı ve tacir sayılamayacağı anlaşılmaktadır. (İstanbul BAM 45. HD. █████/2024 tarih, ████████ E-█████████ K) Bu durumda dava nispi ticari dava da olmadığından davanın Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp karara bağlanması gerektiği kanaatine varılarak " gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, yasal prosedür çerçevesinde talep hâlinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi niteliğinde olduğunu, davacının kulüp bünyesinde yelken eğitmeni olarak hizmet verdiğini, davacı ile müvekkilinin, davacının tüketicilere yelken eğitimi vermesi için çalıştığını, davacının belirli bir hizmetin (yelken eğitimi) bedel karşılığında tüketicilere teminine dayalı bir hukuki ilişki bulunduğunu, davacı tarafından sunulan yelken eğitimi hizmetinin bir hizmet sözleşmesi niteliğinde olup, müvekkili kulübün bu hizmetten ticari veya mesleki bir amaçla değil, üyelerine, sporcularına ve tüketicilere yönelik sportif faaliyetlerin yürütülmesi amacıyla yararlandığını, bu nedenle taraflar arasındaki hukuki ilişki niteliği gereği ticari bir yanın olmadığı doğru olmakla birlikte dava konusunun da bir tüketici işlemi olduğunu, davalının hizmet alıcısı konumunda olduğunu, görevsizlik kararı doğru olmakla birlikte görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve görevsizlik kararının onanarak görevli olarak Tüketici Mahkemesinin belirlenmesine; karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, taraflar arasındaki yetişkinler yelken eğitimi sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu ettiği 05.05.2025 tarihli, ... ve 47.300,00 TL bedelli fatura sebebiyle davalıdan alacaklı olduğu iddia edilerek eldeki dava açmış olup; davalı ise, davacının yelken eğitimi vermek edimini eksik ifa ettiğini ve davacıya borcunun bulunmadığı belirtmiştir. Dosya kapsamına sunulan ve davacı ile davalı ... Derneği İktisadi İşletmesi ve ... Derneği arasında imzalanmış olan ....05.2022 tarihli ''Yetişkinler Yelken Eğitimi Sözleşmesi '' başlıklı sözleşmeye göre davacının eğitim ve kurs programları kapsamında eğitim vermeyi üstlendiği, davacının verdiği eğitim karşılığı eğitim bedelinin denmediği iddiasıyla fatura düzenlediği anlaşılmaktadır. ...... Müdürlüğünün 23.10.2025 tarihli cevabi yazısına göre davacının işletme esasına göre defter tuttuğu, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 20.11.2025 tarihli yazısına göre gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı, buna göre davacının tacir olmadığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 16/1.maddesinde, "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." düzenlenmesi bulunmaktadır.Davalının ... Derneği İktisadi İşletmesi'nin ise ... Derneğinin iktisadi işletmesi olduğu, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi internet sitesi üzerinden yapılan incelemede, davalının ... Derneği İktisadi İşletmesinin ... sicil numarası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 01.11.2007 tarihinde tescil edilerek faaliyete başladığı ve halen faal olduğu, bu durumda, davalı ... Derneğinin TTK'nın 16.maddesi hükmü kapsamında tacir olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki dava TTK'nın 4. maddesine göre, mutlak ticari davalardan olmadığından, somut uyuşmazlıkta davanın nispi ticari dava olup olmadığının tespiti gerekir TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Somut olayda davacı gerçek kişinin tacir olmaması sebebiyle eldeki davanın nispi ticari dava da olmadığı ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğu anlaşıldığından mahkemece asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Davalı vekilince tüketici mahkemelerinin görevli olduğu ileri sürülmüş ise de, davacı veya davalının 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3.maddesi anlamında tüketici olmadığı, davacı ve davalı arasında herhangi bir tüketici işlemi bulunmadığı anlaşıldığından, bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.04.2026