Anahtar kelimeler: Kimyasallari Satımdan Bam Esaskarar Başkan Sanayi Yazim Anonim Limited Adana

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBaşkan
:Üye
:Üye
:Katip
:İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: 2021/... Esas - 2022/... KararDAVACI
: ... YAPI KİMYASALLARI İNŞAAT TAAHHÜT DIŞ TİCARET VE SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -VEKİLİ
: Av.DAVALI
: ...KİMYASALLARI SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİVEKİLİ
: Av.DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarihli ve 2021/... Esas- 2022/... Karar sayılı kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Kayseri'de faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin yapı malzemeleri üretip sattığını, müvekkili şirket ile aralarındaki ticari işleme istinaden davalı şirkete satıp teslim ettiği ürünlerin bedelleri olan ve davaya konu faturalardan dolayı toplam 466.035,63 TL alacağı olduğunu, düzenlenen faturalar karşılığında müvekkiline çekler verildiğini, yine bir takım faturalara istinaden davalı şirketin █████/2021 tarihli 25.375,90 TL bedelli iade faturası kestiğini, müvekkili ile borçlu şirket arasındaki ticari işleme konu olan mallar için sevk irsaliye faturalarıyla sabit olunduğu üzere borçlu şirkete nakliye aracılığıyla davalı şirkete ödemeli teslim edildiğini, ancak borçlu şirket tarafından malların bedeline ilişkin ödeme yapılmadığını, müvekkilinin borçlu şirketten tam olarak 277.159,73 TL alacağının bulunduğunu, davalı borçlu aleyhine Adana Genel İcra Müdürlüğü'nün 2021/... esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine icra takibinin durduğunu belirterek Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın şimdilik 1.000 TL 'lik kısmının iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, teminat karşılığında alacak miktarınca davalının mal varlığının ihtiyaten haczine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin hem yetkisiz icra dairesine hem yetkili icra dairesine yaptığı itirazında asıl alacağa değil takip talebi ve ödeme emri ile takip dayanağı belgelerdeki usulsüzlüklere itiraz etmiş olduğunu, takibin dayanağı cari hesap ve dört adet fatura olarak gösterilmesine rağmen ödeme emrinde borcun sebebi kısmına talep edilen asıl alacak ve birikmiş faiz toplamı olan alacak miktarı yazılmış olduğunu, davacının müvekkilini temerrüde düşürmeden fatura tarihlerine göre geçmiş gün faizi hesaplayıp asıl alacakla birlikte 4.783,85 TL geçmiş gün faizi talep edildiğini, müvekkilinin takipten önce keşide edilmiş herhangi bir ihtarname ile temerrüde düşürülmediğini, temerrüt oluşmadan faiz talep edilmesinin yasal olmadığını, bu nedenle davacının takip öncesi faiz hesaplayıp icra takibini ona göre açmasının yasal olmadığını, davacı tarafın ancak takip sonrası faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Dava, ticari satıştan kaynaklanan alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılmış icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin alacak davası olduğu, davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine Adana Genel İcra Müdürlüğü'ne ait 2021/... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiği, takibin dayanağının 277.159,73 TL bedelli cari hesap olduğu, başlatılan söz konusu takibe davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine ve faize itiraz etmesiyle takibin durdurulmasına karar verildiği, taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında mal alım satımından kaynaklanan ticari ilişkinin olduğu, ticari ilişkinin taraflarca inkar edilmediği, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı borcun tespiti için taraf defterlerinin mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ayrıca tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden BA-BS formlarının istenildiği, davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen █████/2022 tarihli raporunda: davalı şirketin defterlerinin, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulduğunu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığını, davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibari ile 277.159,73 TL alacağının olacağını, keza davalı şirket vekilince takiple talep edilen asıl alacağa itiraz edilmemiş olduğunun tespit edildiği, davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi için Kayseri Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat sonucundan hazırlanan █████/2022 tarihli raporda; davacı şirketin ticari defterlerinin ilgili muhasebe uygulama genel tebliği hükümlerine göre uygun olarak tutulduğu, davacı firmanın davalı firmadan █████/2021 tarihi itibariyle 277.159,73 TL alacağı bulunduğunun tespit edildiği, taraf defterlerinin birbirini doğruladığı, bilirkişi raporlarının usule, oluşa ve denetime uygun olduğu değerlendirilerek hükme esas alındığı, her ne kadar davalı tarafından asıl alacağa bir itirazlarının olmadığı, itirazlarının takip öncesi işletilen faize ilişkin olduğu bu husus gözetilerek asıl alacak ve icra inkar tazminat talebi yönünden hüküm kurulması talep edilmiş ise de davalı tarafından icra dairesine yapılan 24.09.2021 tarihli itiraz incelendiğinde sonuç kısmında takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulmasının talep edildiği ve itiraz neticesinde takibin tamamen durdurulduğu gözetilerek, davalı tarafından yapılan itirazın kısmi itiraz niteliğinde bulunmadığı, takibin tamamına yönelik itiraz olduğu değerlendirilerek açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, takip talebi ile ödeme emrinin birbirinden fazlı düzenlendiğini, talep edilen faiz türü ile ödeme emrindeki faizin uyumsuz olduğunu, davacının temerrüt oluşmadan önce faizi talep ettiğini, öncesinde ihtar olmadığını takip öncesi faizin istenemeyeceğini, icra inkar tazminatı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, asıl alacağa itiraz edilmediğini, uyuşmazlığın sadece yan kalemler (faiz vs) ile ilgili olduğunu, bu nedenle davanın açılmasına gerek olmadığını iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLER
:Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamıHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ödeme emrine itiraz, borçlunun borçlu olmadığını veya alacaklının takip yapma yetkisini haiz bulunmadığını icra dairesine bildirmesidir. 2004 sayılı İİK hükümlerinde kanun koyucu ödeme emrine itiraz içeriği konusunda borçluyu sınırlayıcı herhangi bir düzenlemeye yer vermemiştir. Borçlunun borca itiraz ederken itiraz sebeplerini ayrıca ve açıkça bildirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Borçlunun yalnız “itiraz ediyorum” demesi dahi yeterlidir ve borca itiraz olarak kabul edilir. Ancak iki hâl yönünden itiraz iradesinin açıkça belirtilmesi zorunlu görülmüştür. Bunlardan ilki İİK'nın 62/4. maddesi gereğince kısmi itiraz, diğeri ise 62/5. maddede düzenlenen imzaya itiraz hâlidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da kabul edildiği üzere; ödeme emrine itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiğine yönelik açıklama, ödeme emriyle istenilen asıl alacak, işlemiş ve işleyecek faiz gibi tüm borç kalemlerini kapsar (Yargıtay HGK'nın 18.02.2021 Tarih ve 2017/(13)... Karar sayılı ilamı).2004 sayılı İİK'nın 62/4. maddesinde ise "Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkca göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir.Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davalı tarafından, takip konusu alacağa yönelik bir itirazlarının bulunmadığı, itirazlarının sadece takipte talep edilen işlemiş faiz alacağına ilişkin olduğu ileri sürülmüş ise de, İİK'nın 62/4.maddesi uyarınca kısmi itirazın geçerli olması için itiraz edilen kısma ilişkin sebep ve miktarı açıkça göstermesi gerekli olup, aksi takdirde itirazın yapılmamış sayılması gerektiği, somut olayda davalı tarafından icra dairesine verilen 05.10.2021 tarihli dilekçenin "sonuç" kısmında "faize ve takibe itirazımız nedeni ile takibin durdurulmasına" karar verilmesinin talep edildiği, bu haliyle davalının itirazının, borcun itiraz edilen kısmı açıkça gösterilmediğinden geçerli bir kısmi itirazdan söz edilemeyeceği, ancak davalının takibe itiraz ettiği nazara alındığında itirazın takip konusu alacağın tamamına itiraz niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, nitekim davalının bu talebi üzerine icra müdürlüğünce ilamsız takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının eldeki davada, takip konusu 277.159,73 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiği ve mahkemece bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verildiğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığı, uyuşmazlık konu alacağın likit olduğu ve davalı da itirazında haksız bulunduğundan İİK'nın 67/2.maddesi gereğince davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, sonuç olarak ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 18.932,78.TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 4.654,49.TL'nin harçtan mahsubu ile bakiye 14.278,29.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.Başkan Üye Üye Katipe-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır