Anahtar kelimeler: Yağlara Depoladığı Yağları Bitkisel Toplayarak Tekirdağ Formlarını İrsaliyeli Atık Lisans

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 30.03.2022NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVA
: Alacak (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının sahip olduğu lisans belgesi ile davalı şirket adına toplayarak depoladığı bitkisel yağları ve yağlara ilişkin ulusal atık taşıma formlarını irsaliyeli faturalar ile davalıya teslim ettiğini, ancak davalının bir kısım fatura bedellerini ödemediğini, ödenmeyen bir kısım faturaların bedelinin tahsili için müvekkilince .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında başlatılan takipte toplam 30.703,60 TL tutarında 3 adet faturanın icra takibine konu edildiğini, bitkisel atık yağ teslimi ile ilgili olarak toplamda 43.552,20 TL tutarında alacak bulunduğunu, davalının borca ve yetkiye itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, 30.703,60 TL bitkisel atık yağ toplama ve taşıma bedelinin 01.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 12.848,60 TL'nin ise dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap vermeyerek, dava dilekçesinde dayanılan vakıaları inkar etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Benimsenen bilirkişi raporları ve anılı yasa hükmü gereğince; taraflar arasındaki bitkisel atık yağ alım-satımına dair sözleşme sonucunda davacının davalıya muhtelif mal teslim edildiği, davacının teslim ettiği mal karşılığında davalının kısmı ödemede bulunduğu, HMK 222/3 maddesi ile uyuşmazlığın mahiyeti gereğince, davalının davacıya borçlu olduğu miktarın 21.015,20 TL olarak kabulünün gerektiği, her ne kadar davacı taraf alacağının 30.703,60 TL'lik kısmı için █████/2015 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini talep etmiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. Maddesin -deki şartlara uygun şekilde borçlu temerrüde düşürülmediğinden hüküm altına alınan değere dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi uygun görülerek..." davanın kısmen kabulü ile 21.015,20 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının süresinde cevap dilekçesi sunmayarak davayı inkar ettiğini, buna rağmen davalının ön inceleme sonrası sunduğu beyan ile yeni deliller sunmasının HMK'ya aykırı olduğunu, müvekkilinin itirazına rağmen HMK'ya aykırı şekilde davalının defterlerinin incelenmesinin hatalı olduğunu, 18.09.2020 günlü duruşmada davalıya bilirkişi incelemesi yapılmak üzere 650,00 TL gider avansı yatırılması için iki haftalık süre verildiğini, davalının duruşmaya katılmadığını ve ara kararın gereklerinin yerine getirilmediğini, mahkemece 09.12.2020 günlü duruşmada davalıya tekrar gider avansını yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiğini, önceki ara kararda davalı vekiline çıkarılan tebligatta şerh yazılmadığından 09.12.2020 günlü ara karar uyarınca bu kez davalı vekiline çıkarılan davetiye de meşruhat yazıldığını ve ara kararın davalı vekiline 28.12.2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça gider avansı yatırılmadığını, davalının sürekli mazeret sunarak duruşmaya katılmadığını ve yargılamanın uzamasına neden olduğunu, kesin süreye rağmen bilirkişi incelemesi için gereken giderleri yatırmamasına rağmen mahkemece HMK'nın 94.maddesine aykırı şekilde üçüncü kez bilirkişi incelemesi için süre verildiğini, kesin süreye rağmen yeniden süre verilmesinin hatalı olduğunu, kesin sürenin hakim tarafından tekrar uzatılamayacağını, 07.01.2020 tarihli bilirkişi raporu ile davacının defterlerinin incelenerek 43.552,20 TL alacak belirlendiğini, bu raporun esas alınarak 01.12.2015 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 30.703,60 TL tutarında 3 adet faturadan kaynaklanan alacağın bu tarihten itibaren kalanın ise dava davadan itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalı defterlerine itibar edilmesi ve dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında 07.07.2021 tarihli bilirkişi raporunun esas alındığını, ancak bu rapora yönelik itirazların ek raporla değerlendirilmediğini, anılan raporda çeklerle yapılan ödemeler konusunda hataya düşüldüğünü, müvekkilinin defterinde 10.07.2014 tarihli ...nolu 20.555,00 TL bedelli çek ile 15.01.2014 tarih ... nolu 20.000,00 TL bedelli çekin kayıtlı olduğunu, bu çeklerin hesaplamada dikkate alındığını, ancak banka ve takas sistemine yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda ise 31.01.2014 tarih ... nolu 15.000,00 TL bedelli çek ile 31.03.2014 tarih ... nolu ve 20.000,00 TL bedelli çeklere ait bilgilerin gönderildiğini, raporda belirtildiği üzere bu çeklerin müvekkil tarafından, davacı şirket adına düzenlendiğini, davacı şirketin bu çekleri ...'e ciro ettiğini ve çek bedellerinin de ... tarafından tahsil edildiğini, 31.01.2014 tarih ... nolu 15.000,00 TL bedelli çekin ... şubesinden, 31.03.2014 tarih ... nolu 20.000,00 TL bedelli çekin ise ... şubesinden tahsil edildiğini, muhasebeci hatasından kaynaklı olarak bu çeklerin müvekkilin defterlerine işlenmemesine rağmen bunların müvekkil şirketçe davacı şirket adına düzenlendiği ve çek bedellerinin tahsil edildiği açık olduğundan, 31.01.2014 tarih ... nolu 15.000,00 TL bedelli ve 31.03.2014 tarih ... nolu 20.000,00 TL bedelli çeklerin dikkate alınmadan yapılan hesaplama ile müvekkilinin borçlu olarak kabulünün hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, taraflara arasındaki bitkisel yağ toplama ve taşıma sözleşmesinden kaynaklanan faturaya bağlı alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında bitkisel yağ toplama ve taşımasına ilişkin bir sözleşme ilişkisi bulunduğu ve davacının edimini yerine getirerek dosyada bulunan irsaliyeli faturalarla toplanan yağları davalıya teslim ettiği sabittir. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davalının yaptığı ödemelere göre bakiye bir alacak bulunup bulunmadığı ve davalının yaptığı tüm ödemelerin dikkate alınıp alınmadığı, davalının defterlerinin incelenmesinin usule uygun olup olmadığı ile uygulanan faiz başlangıç tarihinin doğru tespit edilip edilmediği hususlarına ilişkindir.Tacir olan taraflar arasındaki ticari uyuşmazlığın çözümü için hâkim, iki taraftan birinin talebi ile veya kendiliğinden her iki tarafın ticari defterlerinin incelenmesine karar verebilir. Davalı cevap vermeyerek davayı inkâr etmiştir. Davalı ise her iki tarafın ticari defterlerine dayanmıştır. Bu tür bir davada emtianın toplanarak taşındığını ispat yükü HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesine göre, davacıya aittir. Her iki tarafın defterinin birlikte incelenmesi zorunlu olduğundan, her iki defterin incelenmesi için gereken giderlerin ve delil avansının davacı tarafından yatırılması gerekmektedir. Mahkemece bu şekilde işlem yapılmamış, 27.09.2018 tarihli oturumda öncelikle davacının ticari defterlerinin incelenmesi için Ankara nöbetçi asliye ticaret mahkemesine talimat yazılmıştır. Davacı defterleri incelenerek ibraz edilen bilirkişi raporunda 7 adet fatura için davacının 43.553,20 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Talimat raporundan sonra mahkemenin 18.09.2020 tarihli oturumunda bu kez davalı vekiline ticari defterlerin ibrazı için iki hafta süre verilerek 650 TL bilirkişi avansının yatırılması için davalı vekiline süre verilmiştir. Oturum arası davalı vekilinin Bakırköy Mahkemesine talimat yazılmasını istediği bunun üzerine mahkemece 09.12.2020 tarihli oturumda aynı ara kararın tekrar edilerek bu kez talimat yazılmasına karar verildiği görülmüştür. Son ara kararda davalının avans yatırmasına karar verilmiştir. Davalının gider avansını yatırmaması üzerine bu kez 10.03.2021 tarihli oturumda yeniden süre verilmiş ve davalının gider avansını yatırması nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere bu davada ispat yükü davacıdadır. Davacı sözleşme konusu mal veya hizmeti davalıya verdiğini kanıtlamalıdır. Bu hususta davacının ticari defterlerinin incelemesi yeterli olmayıp, her iki tarafın ticari defterlerinin birlikte incelenmesi gerekmektedir. Davacı kendi ve davalı defterlerine dayanmıştır. Bu nedenle her iki ticari defterin incelenmesi için gereken avansın davacı tarafından karşılanması gerekmektedir. Mahkemece davacıya ait olan bir yükümlülüğün davalıya yüklenmesi davalının alayhine bir sonuç doğurmayacaktır. Bu nedenle davalının sonradan da olsa esasen devacının yükümlülüğü olan inceleme giderini yatırması ve bilirkişi incelemesi yapılması nedeniyle, yapılan incelemenin ve alınan bilirkişi raporunun geçerliliğine etki etmeyecektir. Davalının ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen raporda, davacının defterleri üzerinde yapılan inceleme sonuçları da değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporunun 8. sayfasındaki tabloya göre davacının düzenlediği bir kısım faturalarda teslim alan imzası bulunmadığı görülmüştür. Davacının teslimini kanıtladığı faturalara göre yapılan ödemelerin mahsubu ile bakiye 21.015,20 TL davacı alacağı bulunduğu belirlenmiştir. Buna göre davacının kendi defterinde kayıtlı alacak kadar talepte bulunması mümkün değildir. Zira sadece fatura düzenlemesi davacının alacağının kabulü için yeterli olmayıp aynı zamanda fatura konusu mal veya hizmetin de tesliminin kanıtlanması gerekmektedir. Bu noktada ibraz edilen ve alacağın dayanağını oluşturan bir kısım faturalarda teslim alan imzasının bulunmaması karşısında davacının bakiye alacağı belirlenmiş olup, davalı defterinde kayıtlı olan miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup davcı vekilinin alacağın miktarına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalının bir kısım alacakların çek ile ödendiğine ilişkin savunması kendi defteri ile doğrulanmamıştır. Kendi defterine göre davalının ödemelerden sonra davacıya borçlu olduğunun belirlenmesi ve istinaf başvurusunda sözü edilen çeklerin bu sözleşme kapsamında verildiğinin kanıtlanmaması nedeniyle davalı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin islemiş faizin başlangıç tarihine ilişkin istinafının incelenmesinde: TBK'nın 117. maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklanın ihtarı ile temerrüde düşer. Davanın alacak davası olmasına rağmen davacı bu alacağın bir kısmı için 01.12.2015 tarihinde takip başlatmış ve davalı vekili 11.12.2015 tarihinde takibe itiraz etmiştir. Bu durumda davalının bu takip tarihinde temerrüte düştüğü kabul edilerek hükmedilen alacağa 01.12.2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesine göre avans esasına göre belirlenecek faizin uygulanarak tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece belirtilen şekilde karar vermemesine rağmen bu eksikliğin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davacı vekilinin istinafının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile 21.015,20 TL alacağın 01.12.2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir.Mahkemece davalı şirketin unvanının karar başlığında eksik yazıldığı belirlenmi, Dairemizce kurulan yeni hükümde bu hata da düzeltilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz başlangıç tarihi bakımından düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalının istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1- Davanın kısmen kabulü ile 21.015,20 TL alacağın, 01.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,2- Alınması gereken 1.435,54 TL harçtan, peşin alınan 743,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 691,77 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3- Davacı tarafından yapılan 743,77 TL peşin harç ve 35,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 779,67 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4- Davacı kendisini vekil ile temsil ettiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 21.015,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5- Davalı kendisini vekil ile temsil ettiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 22.537,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6- Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 829,45 TL yargılama giderinin, davdaki haklılık oranlarına göre belirlenen 400,23 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7- Davalı tarafından yapılan tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 650,00 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 336,37 TL'lik bölümünün davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,8- Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avans bakiyelerinin yatıran tarafa iadesine,9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru sırasında harcanan 220,70 TL başvuru harcı gideri, 78,60TL posta gideri olmak üzere toplam 299,30 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,d-Davalının yaptığı kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.03.2026