Anahtar kelimeler: Konusutazminat Raporuyla Aracında Ekspertiz Kalemleri Ekinde Taraflı Araçta Yazim Yaklaşık

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ
:█████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
ARA KARAR TARİHİ
:█████/2025
DAVANIN KONUSU
:Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ
:█████/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili; müvekkiline ait ... plakalı araç ile █████/2025 tarihinde tek taraflı trafik kazası gerçekleştiğini, bu kaza sonucunda mülkiyeti müvekkiline ait ve sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta maddi hasar meydana geldiğini, dava dilekçesi ekinde yer alan ekspertiz raporuyla yaklaşık olarak tespit edilen zarar kalemleri doğrultusunda, müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı bedeli, kullanım dışı kalınan süreye ilişkin mahrumiyet bedeli ve hasar bedelinin kusurları oranında davalılardan tahsili için işbu davayı ikame ettiklerini belirterek öncelikle tensiple birlikte ihtiyati haciz talebinin kabulü ile, davalı sigorta şirketine ait taşınır, taşınmaz mallarıyla üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız şekilde ihtiyati haciz konulmasına, Mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına,
tahkikat sonucunda müvekkilin alacağının tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda HMK'nın 107/2. maddesi uyarınca arttırılmak üzere şimdilik belirsiz alacak davası olarak davanın kabulü ile fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin aracında oluşan şimdilik 3.000,00 TL gerçek hasar bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kusurları oranında davalıların tamamından tahsiline,
şimdilik 3.000,00 TL değer kaybı tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kusurları oranında davalıların tamanından tahsiline,
şimdilik 1.000,00 TL mahrumiyet bedelinin ve serviste kaldığı süreye ilişkin tüm giderleri olmak üzere olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline, "kısmi dava olarak" hasar bedelinin belirlenebilmesi adına bağımsız eksperden aldırılan rapora istinaden tanzim edilmiş 5.965,52 TL rapor fatura bedelinin fatura tarihinden itibaren işletilecek faizi ile davalılardan tahsili ile müvekkile ödenmesine,
"kısmi dava olarak" değer kaybı tazminat bedelinin belirlenebilmesi adına bağımsız eksperden aldırılan rapora istinaden tanzim edilmiş 3.000,00 TL rapor fatura bedelinin fatura tarihinden itibaren işletilecek faizi ile davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, "kısmi dava olarak" mahrumiyet bedelinin belirlenebilmesi adına bağımsız eksperden aldırılan rapora istinaden tanzim edilmiş 2.150,00 TL rapor fatura bedelinin fatura tarihinden itibaren işletilecek faizi ile davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece █████/2025 tarihli ara kararla; "İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulması olarak tanımlanmaktadır. İhtiyati haciz kararı talep edebilmek için, İİK'nın 257/1. maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/2. maddesindeki şartların gerçekleşmiş bulunması gerekir.
İİK'nın 258/1. maddesinin ikinci cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış, bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması yeterli kabul edilmiştir. Maddi hukuka göre kimin haklı veya haksız olduğu İİK'nın 264. maddesi kapsamında yapılacak inceleme veya açılacak menfi tesbit, itirazın iptâli ya da istirdat davasında araştırılacak ve değerlendirilecektir.
Bu ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; alacağın varlığının ve miktarının çekişmeli olduğu, tarafların kusur oranlarının ve talep konusu zarar kalemlerinin yargılamaya gerektirdiği, somut olayda İİK’nun 257.maddesinde yazılı yasal koşulların bulunmadığı anlaşıldığından talebin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
İlk Derece Mahkemesince verilen █████/2025 tarihli ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda, trafik kazası sonucu müvekkili şirkete ait araçta maddi hasar meydana geldiğini, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında sigorta tazminatı alacağının doğduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1427. maddesi uyarınca, aynen tazmine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı hallerde sigorta tazminatının nakden ödenmesinin esas olduğunu, anılan maddenin ikinci fıkrası gereğince sigorta tazminatının rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoya ilişkin belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmalarını tamamlamasıyla ve her hâlde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan itibaren kırkbeş günün geçmesiyle muaccel hale geleceğini, somut olayda rizikonun gerçekleştiğini, gerekli ihbar ve başvuruların yapılmış olmasına rağmen davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığını, bu haliyle davacının alacağının mevcut ve muaccel nitelik kazandığını, dolayısıyla İİK m. 257 kapsamında aranan muaccel alacak şartının somut olayda gerçekleştiğini, Mahkemenin muacceliyet koşulunun oluşmadığı kanaatine varması ihtimalinde dahi, ihtiyati haczin istisnai olarak muaccel olmayan alacaklar bakımından da uygulanabileceğinin İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesinde açıkça düzenlendiğini, anılan madde uyarınca borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması yahut bu yönde hazırlık içinde olması hâllerinde ihtiyati hacze karar verilmesinin mümkün olduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş. hakkında Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 09 Nisan 2025 tarihli ve 1038 sayılı kararı ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında, gerekli sermayenin nakden şirket hesaplarına intikal ettirildiğinin tevsik edilmesine kadar tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırılmasına karar verildiğini, temdit yetkisinin kaldırılmasının, davalı şirketin mali yapısına ilişkin belirsizliğin ve tahsilat riskinin ciddi biçimde arttığını açıkça ortaya koyduğunu, bu durumun kamuoyuna da yansımış ve bilinen bir vakıa halini aldığını, bu aşamada davalı şirketin borçlarını ödeme kabiliyetine ilişkin güvenin ciddi şekilde zedelendiğini, davalı şirketin faaliyetlerinin idari bir kararla bu denli sınırlandırılmış olmasının alacağın ileride tahsil edilememesi riskini somutlaştırmakta olduğunu, ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma tedbirlerinin uygulanmasını zorunlu kıldığını, ihtiyati haczin amacının alacağın esasına ilişkin kesin bir hüküm tesis etmek değil, alacağın ileride sonuçsuz kalmasını önlemek olduğunu, davalının mali durumuna ilişkin mevcut belirsizlik ve ödeme kabiliyetine yönelik ciddi şüphenin tek başına ihtiyati haciz için yeterli ve haklı bir sebep teşkil ettiğini, öte yandan, Mahkemenin ihtiyati haciz talebini yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle reddetmesinin de yerinde olmadığını, somut olayda davalı sigorta şirketi tarafından alacağa ilişkin olarak gerek ihtar sürecinde gerekse dava şartı olarak başvurulan arabuluculuk sürecinde talep edilen sigorta tazminatı alacağını açıkça reddetmediğini, davalı tarafından alacağın varlığına, miktarına ya da sorumluluğa ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş olmasının alacağın varlığına ilişkin kuvvetli bir emare teşkil ettiğini, ihtiyati haciz aşamasında aranan yaklaşık ispatın, alacağın kesin ve tam olarak ispatını değil, alacağın varlığına dair güçlü bir kanaat oluşmasını ifade ettiğini, davalı tarafın, alacak talebine karşı süresi içinde ve usulüne uygun şekilde herhangi bir itiraz ileri sürmemesinin, ihtar ve arabuluculuk süreçlerinde sessiz kalmasının alacağın gerçekliğini ve ciddiyetini ortaya koyan olgular arasında olduğunu, bu haliyle yaklaşık ispat koşulunun somut olayda gerçekleşmiş olduğunu, ihtiyati haciz talebinin bu gerekçeyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar tazminatının, değer kaybı tazminatı ve mahrumiyet bedelinin davalı sürücü ...'in tek taraflı olarak gerçekleştirdiği kaza sonucunda meydana geldiğini, haklı veya haksız taraf değerlendirmesi yapılmasının mümkün olduğunu, davalı sürücünün eylemi sonucunda meydana gelen tek taraflı kazada kusur atfedilecek başkaca bir taraf bulunmadığını, ara kararda belirtilen ihtiyati haczin reddine ilişkin gerekçenin somut olayın oluş şekline, hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, davalı şirketin mali durumunun içinde bulunduğu belirsizlik ve ödeme kabiliyetine ilişkin ciddi tereddütler ve davalı sürücü ...'in sorumlu olduğu ödemeden kaçınmak için malvarlığını saklayacağı/kaçıracağı şüphesi göz önüne alındığında, müvekkilinin alacağının tahsilinin tehlikede bulunması nedeniyle ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:
Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli istinaf karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. █████/2026
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!