Anahtar kelimeler: Anındaki Yazim Sürücüsü Maliki İli Layihalar İlçesi Sevk Plakalı İzmir

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 06.11.2025
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat
KARAR TARİHİ
: 15.05.2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 15.05.2026
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.11.2025 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.02.2020 tarihinde .... plakalı maliki ... olan ve kaza anındaki sürücüsü ... sevk ve idaresindeki araç,... ili ... İlçesi ... Köyü mevkii üzerinde seyir halinde iken maliki ve kaza anında sürücüsü olan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sigortalınız ....plakalı aracın 2918 Sayılı Kanunu uyarınca tamamen kusurlu olduğu ve sürücü müvekkili ...’nın kusuru bulunmadığı trafik kaza tutanağı ile sabit kılındığını, tarafların kendi aralarında imza altına almış olduklar kaza tespit tutanağında müvekkilinin aracına çarpan araç sürücüsü kusurunu kabul ettiğini, karşı yan kazada kusurlu olan ...plakalı aracın 19684983 nolu poliçe ile... A.Ş. Zorunlu Mali Sorumluluk sigortasının tanzim eden şirket olduğunu, müvekkiline ait araçta meydana gelen hasardan 39.000,00 TL- poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sorumlu olduğunu, kazadan sonra müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybının tespiti maksadıyla İzmir 8.Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ D.İş. sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırılmış ve tespit dosyasından düzenlenen bilirkişi raporu ile; söz konusu kaza nedeniyle davacı müvekkiline ait ... plakalı araçta meydana gelen hasarın 59.649,00-TL hasar kaydının ve 5.000,00 TL değer kaybının olduğu tespit edildiğini, meydana gelen kazanın derhal davalı sigorta şirketin ihbar edilmiş ve ayrıca 2918 sayılı Kara Yolları Trafik Kanunun 97.maddesi gereğince dava yoluna gidilmeden önce sigorta şirketine yazılı olarak da müracaat edildiğini, başvurumuz... A.Ş.'ye ve ... A.Ş'ye davalı sigorta şirketine ulaştığını, başvurularımızın kendilerine ulaşmaları sebebi ile; ... A.Ş nezdinde 2020307523391 sayılı hasar dosyası ve... A.Ş. Nezdinde 271569 sayılı hasar dosyası açıldığını, davalı sigorta şirketi gönderdiği ihtarname ile hasar ve değer kaybını kabul etmediklerini bildirdiklerini, ancak diğer sigorta şirketi olan ... tarafımıza herhangi bir yazı göndermeyerek telefon ile bilgi almak için aradığımızda da dosyanın eksper ataması yapılmadan kapatıldığı bilgisinin verildiğini, tam da pandemi dönemine denk gelmesi müvekkilinin hak kaybına uğramasına neden olduğunu, ayrıca arabulucu kurumuna başvurmuş olup yaptığımız görüşmelerde karşılıklı müzakere etmiş olup anlaşmanın sağlanamadığını, haklı davamızın kabulü ile 6100sayılı HMK’ nun gereğince, talep edilebilir tazminat tutarının yargılama sırasında toplanacak deliller ve bilirkişi incelemesi ile aydınlanacağı dikkate alınarak, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik; öncelikle belirlenecek hasar bedeli ve değer kaybı tazminatının zmms'den karşılanması gerektiği için belirlenecek değerin 39.000,00 TL'sinin davacı müvekkile ait araçta oluşan hasar bedeline ve değer kaybı tazminatına mahsuben 36.000,00-TL ile maddi hasar tazminatı ile 3.000,00 TL değer kaybı tazminatı olarak toplam 39.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt faizi tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı... A.Ş.'den (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsiline, akabinde zmms'den geriye kalan bakiye hasar tazminatı açısından kasko şirketinin sorumluluğu doğduğundan; davacı müvekkile ait araçta oluşan hasar bedeli tazminatına mahsuben 21.000,00-TL maddi hasar tazminatının temerrüt faizi tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı ... A.Ş.'den (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsiline, İzmir 8.Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ D.İş. sayılı dosyasında sarf edilen 956,30-TL delil tespit gideri ile 755,00-TL delil tespit vekalet ücretinden ibaret toplam 1.711,30-TL delil tespit giderinin (ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere sarf edilmiş olan) yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın adına kayıtlı olan ... plaka sayılı aracın, 15.02.2020 tarihinde davacının sevk ve idaresinde olduğu ve hikaye edilen şekilde kazaya maruz kalarak hasarlandığına dair iddianın gerçek dışı olduğunu, ihbar sonrasında bir çok şüpheli durumun görülmesi nedeniyle, davacıya ait araca arkadan çarptığı iddia edilen müvekkili şirkete kasko sigortası ile sigortalı bulunan ...plakalı aracın (-ki poliçe aynı zamanda 100.000.00-TL İMM teminatı da içermektedir) açılan hasar dosyasında inceleme başlatıldığını bu kapsamda dosyanın tevdi edildiği araştırma görevlileri tarafından hazırlanan raporla ; "sigortalı aracın başka bir yerde kazası olduğunu, kaza günü olay yerine çekici ile getirilerek ıssız yer olmasından dolayı kaza tespit tutanağı düzenlendiğini, şüpheleri ortadan kaldırmak amacıyla iki taraflı kaza olarak kurgulandığını, davacıya ait aracın sürücüsünün tutanakta belirtilen kaza saatinden önce dava dışı .... isimli dava dışı şahısla telefon görüşmesi yaptığını, bu görüşme saatinde ....’in telefon takip sistemine göre aracın sonradan götürüldüğünü tamirhanede bulunduğu !!! daha sonra da kaza mahalline geldiği; kaza mahallinde çekilen fotoğraflarda sigortalı aracın ön far parçalarının mevcut olmadığı, ön tamponun bu resimlerde sağlam olmasına karşın serviste iken hasarlı olduğunun görüldüğünu” dosyamız bakımından hazırlanan teknik uzman raporu ile de ; “Şirketinize kasko sigortalı aracın seyri esnasında önünde seyretmekte olan karşı araca çarpması sonrası savrularak direğe çarptığı beyan edildiği halde, kasko sigortalı aracın incelenmesinde, yukarıda yapılan tespitlere göre; motor kaputundaki hasarın direğe değil duvar benzeri düz bir kütleye çarpmasıyla hasarlandığını, ön tampon demirinde ciddi hasar olduğunu ve dolayısıyla hemen ön kısmındaki aksamların hasarlanması gerektiği ama hasarlı olmadığının görüldüğü, bu nedenle kasko sigortalı aracın kaza sonrası doğal halde bulunmadığı üzerindeki aksamların sonradan kondurulduğunu, ve yukarıda yapılan tespitlere göre şirketinize kasko sigortalı aracın ön kısmındaki hasarın kaza sonrası tarafların aralarında anlaşarak düzenledikleri tutanakta belirtildiği gibi direğe çarpmasıyla meydana gelmediğini, dolayısıyla kasko sigortalı aracın beyan edilen kazayı gerçekleştirmediğini, sonuç ve kanaatine varılmıştır” tespitleri yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, zarar/tazminat hesabı yapılırken müvekkile şirketin kasko poliçesinde yer alan ve 100.000.00-TL ile sınırlı bulunan ihtiyari mali mesuliyet sorumluluğu, diğer davalı sigorta şirketinin 41.000.00-TL KZMM teminat limitinin üzerinde kalan zarar kısmı için dikkate alınması gerekli olduğunu, keza yine zarar hesabı yapılırken aracın rayiç değeri ile hasarlı haldeki değeri arasındaki farkla, aracın onarılması halinde ödenecek tutarın karşılaştırılarak, hangisi daha düşük ise o tutar tazminata esas alınmasının gerektiğini, müvekkilinin yokluğunda yapılan tespit ve zarar raporunu kesinlikle kabul etmediklerini belirterek fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, müvekkil hakkında açılan davanın reddi ile gider ve ücreti vekaletin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu davanı yetkisiz mahkemede açıldığını, işbu davada "Yetkili Mahkeme”, müvekkili sigorta şirketinin yerleşim yeri İSTANBUL olması sebebiyle HMK madde 6/1 gereği; İSTANBUL Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu bu bakımdan yetki itirazımızın kabulü ile davanın yetki yönünden reddine ve dosyanın yetkili İSTANBUL Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkili sigorta şirketine, aleyhine İzmir 8. Sulh hukuk Mahkemesinde tespit davası açıldığını, tespite ilişkin keşif günü ve akabinde hazırlanan bilirkişi raporu tebliğ edilemediğini tespit davasında savunma hakkının kısıtlandığını, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, müvekkili şirketin temerrüte düşmediğini, davacı tarafın müracaatı üzerine alınan değer kaybı raporu ile tespit edilen miktarın 25.11.2020 tarihinde ödendiğini, davanın yetkisiz mahkemede açılmış olmasından dolayı İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, her halükarda davacı tarafından dosyaya sunulan tespit kararının hükme esas alınmaması itirazlarımız doğrultusunda hasar bedeli ve değer kaybının genel şartlara göre hesaplanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın ilk olarak 19.03.2024 tarihli duruşma ara kararı gereğince işlemden kaldırıldığı ve davacı vekilince 18.04.2024 tarihli dilekçesi ile yenileme talebinde bulunulduğu ve davanın yenilendiği, yargılamanın devam olduğu, 06.11.2025 tarihli duruşma günü ve saatinden davacı vekilinin haberdar olmasına rağmen davacı vekilinin mazeret dilekçesi sunmadığı ve hazır olmadığı, davanın basit yargılama usulüne tabi tazminat davası olduğu ve daha önce 19.03.2024 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bir kez yenilendiği, 06.11.2025 tarihinde yapılan duruşmaya ise davacı vekilinin duruşma günü ve saatinden haberdar olmasına rağmen mazeret dilekçesi sunmadığı, mahkemece yapılan e-duruşma aramalarına yanıt vermediği ve hazır olmadığı, hazır bulunan davalı tarafın davacı tarafın yokluğunda davayı takip etmeyeceğini beyan ettiği, HMK'nun 320/4 maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosyanın yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa dava açılmamış sayılacağı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın hatalı olduğunu, 06.11.2025 tarihli duruşma günü, UYAP sistemi üzerinden e-duruşma talebinde bulunulduğunu ve bu talebin kabul edildiğini ancak aynı gün içerisinde çok kısa zaman aralıklarında 3 farklı mahkemenin e-duruşma başlatmış olması nedeniyle istinaf başvurusuna konu e-duruşmaya katılım sağlanamadığını, İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin e-duruşma başlattığı zaman diliminde davacı vekilinin Milas 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasında e-duruşmaya katılım sağlandığını ve bu nedenle görülmekte olan dosyanın e-duruşmasına katılım sağlanamadığını, bunun keyfi bir katılmama değil teknik ve fiili bir imkansızlık halinden kaynaklandığını, bir e-duruşma oturumu devam ederken aynı sistem üzerinden ikinci bir e-duruşmaya katılım sağlanmasının teknik olarak mümkün olmadığını, 10:21, 10:22, 10:33, 10:34 ve 10:37 saatlerinde ardışık ve çakışan e-duruşma bildirimlerinin Uyap üzerinden düştüğünü, buna dair ekran görüntüsünün bulunduğunu, müvekkilinin hak kaybına uğramaması adına, vekili olarak UYAP sisteminde aktif olduğunun, duruşmaları takip etme iradesinde olduğunun dilekçe ekindeki e-duruşma bildirimlerini gösterir belgeyle sabit olduğunu, başka bir duruşmanın takibi nedeniyle e-duruşmaya katılamama halinin davayı takipsiz bırakma olarak değerlendirilemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
:Dava, trafik kazası sonucu davacıya ait aracın hasar görmesi nedeniyle hasar ve değer kaybı zararının tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6100 sayılı Kanun'un “hukuki dinlenilme” başlıklı 27. maddesi, Anayasa’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkanı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip, belgeleyerek duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. O halde, 6100 sayılı Kanun'un 150. maddesi kapsamında duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150. maddesinin 2. fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.” hükmüne, 320. maddesinin 4. fıkrasında; "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; dosyanın 19.03.2024 tarihinde işlemden kaldırıldığı ve bilahare yenilendiği, yenileme sonrasında █████/2025 tarihli duruşma için davacı vekilinin e-duruşma talebinin kabul edildiği, mahkemece 10:37 ve 10:40 saatlerinde iki kez e-duruşma oturumu başlatılmasına rağmen davacı vekilinin e-duruşmaya katılmadığı ve herhangi bir mazeret dilekçesi sunmadığı, davalı vekilinin de davayı takip etmeyeceğini beyan etmesi üzerine dosyanın ikinci kez takipsiz bırakılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İşlemden kaldırma ve davanın açılmamış sayılması müessesesi yazılı yargılama usulüne tabi davalar için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. ve basit yargılama usulüne tabi davalar için aynı Kanunun 320. maddesinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanunun 150. maddesi gereğince; usulüne uygun biçimde çağırıldığı halde, taraflardan veya vekillerinden hiçbiri duruşmaya gelmezse, mahkemece dava yenileninceye kadar dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilir.
Usulüne uygun davet edilen taraf davacı ise, davasını takip etmek istiyorsa, bizzat ya da vekili vasıtasıyla duruşmaya katılmalıdır. Eğer duruşma günü celseye katılma imkanı yoksa, buna ilişkin mazeretini bildirmeli, belgelemeli ve duruşma gününün kendisine bildirmesi için gerekli giderleri de yatırmalıdır. Davalı taraf ise, yargılamaya katılmak istemiyorsa ve savunma yapmayacaksa katılmak zorunda değildir. Bu durumda davayı inkar etmiş sayılır; davayı takip etmek isteyip de buna imkanı yoksa bu durumu dilekçesi ile bildirmeli, belgelemeli ve tebliğ giderlerini de yatırmalıdır.
Davacı mazeret bildirmiş ancak belgelendirmemişse ya da gönderdiği mazeret geçerli değilse, hazır bulunan taraf sorulmasına karşın mazereti kabul etmemişse, mahkeme mazereti değerlendirecek kabul ederse açıklanan şekilde davacı tarafa yeni duruşma gününü bildirecek, kabul etmezse de davanın hazır bulunan tarafça takip edildiğine ilişkin açık bir beyan bulunmadığından dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verecektir.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar doğrultusunda somut olayın incelenmesinde; Davacı vekili, aynı saat diliminde başka bir e-duruşmada aktif olarak bulunduğu için sistemsel kısıtlılık nedeniyle e-duruşmaya katılamadığını iddia etmiş ise de, vekilin aynı gün içerisinde birden fazla duruşmasının bulunması öngörülemez bir durum değildir. Uyap duruşma listesi sorgulama ekranı üzerinden yapılan incelemede davacı vekilinin aynı gün içerisinde saat 09:35 ila 11:30 aralığında 8 farklı duruşmasının bulunduğu, istinaf aşamasında sunulan ekran görüntüsünde yer alan Milas 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasının duruşma saatinin 10:30 olduğu ve istinafa konu İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının duruşma saatinin 10:35 olduğu, Davacı vekilinin duruşma saatlerinin çakışabileceğini gözeterek duruşma öncesinde UYAP üzerinden mazeret veya önceki duruşmaların saatinde alınmaması ihtimaline binaen bekletme talepli bir dilekçe sunma imkanı varken bu yola başvurmadığı, mahkemenin e-duruşmayı bekleterek usulüne uygun şekilde ve duruşma için belirlenen zaman dilimi içerisinde başlatıp sonlandırdığı sabittir. Yukarıda da açıklandığı üzere, Yargıtay'ın muhtelif dairelerinin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre duruşmanın çok ani gelişen durumlarda elde olmayan imkanlar sebebiyle takip edilememiş olması halinde bu durumun davayı takip iradesini ortadan kaldırmadığı yönünde değerlendirme yapılmakta ise de somut olay özelinde ani gelişen bir zorunluluk halinin mevcut olmadığı, birden fazla duruşmanın 5 dakika gibi çok kısa zaman aralığında tayin edilmesiyle bu duruşmaların çakışabileceğinin öngörülmesi ve buna göre gerekli tedbirlerin alınması gerektiği açıktır. Tarafların ve vekillerinin duruşmaları takip etme ve gerektiğinde usulüne uygun mazeret bildirme yükümlülüğü bulunmakta olup, geçerli bir mazeret sunulmaksızın duruşmaya katılmama halinin HMK 150.maddesi gereği dosyanın işlemden kaldırılması sonucunu doğurması yasal bir zorunluluktur. Hakimin yasal ödevi duruşmayı önceden tayin edilen zaman dilimi içerisinde başlatmak ve davanın taraflarca takip edilmemesi halinde HMK 150.maddesi gereği işlem yapmaktan ibaret olup, bu konuda takdir yetkisi bulunmadığı gibi taraflarca takip edilmeyen bir davayı kamu düzenine ilişkin davalar dışında resen görmeye devam etmesi de mümkün değildir. İlk derece mahkemesince duruşma için öngörülen saat diliminde e-duruşma oturumu iki kez başlatılmış ve bir sonraki dosyanın duruşma saati başlangıcında e-duruşma sonlandırılmış, bu süre zarfında davacı vekili e-duruşmaya katılım sağlamadığı gibi herhangi bir mazeret de sunmamıştır. Bu durumda mahkemeye herhangi bir mazeret bildirilmeksizin ve önceden öngörülemeyecek nitelikte ani gelişen olağanüstü bir hadise de bulunmadığı halde duruşmaya katılım sağlanmadığı anlaşıldığından, davanın ikinci kez işlemden kaldırılmasında ve buna bağlı olarak açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmalarına göre, davacı vekilinin aynı gün içerisinde çok sayıda duruşması bulunduğunun duruşma günü öncesinde bilinmesine, bu dosyaların bir kısmının 5 dakika gibi çok yakın saatlerde olmasına rağmen duruşmaların takibi hususunda gerekli tedbirlerin alınmadığının ve mahkemeye buna dair mazeret dilekçesi de sunulmadığının anlaşılmış olmasına, ilk derece mahkemesince 2 kez e-duruşma başlatılmasına ve bir sonraki duruşmanın saatine kadar beklenilmesine rağmen e-duruşmaya katılım sağlanmadığı gibi mazeret dilekçesi de sunulmamasına göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 15.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!