Anahtar kelimeler: Pilotu Jet Yüzbaşı Vesayılı Emrinde Yapmakta Komutanlığı Süreci Hava Milli
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No
: ██████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacı tarafından, Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığı emrinde Hava Pilotu Yüzbaşı olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve...sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ''sanığın ByLock tespitinin bulunmadığı, Vakıf ve Dernekler sorgulamasında kaydının bulunmadığı, Bank Asya hesabının olmadığı, SGK kaydına bakıldığında KHK ile kapatılan kurumlarda çalışmadığının tespit edildiği, sanığa ait dijital materyallerde herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı, sanığın iki adet ardışık araması olduğu, ardışık aramalarda toplam 17 saniye görüşmesinin olduğu, dosyada hükme esas teşkil edecek başkaca bir delil bulunmadığı anlaşıldığından bu delil yönünden sanığın bu faaliyeti gerçekleştirdiği hususunun şüphede kaldığı ve şüpheden sanığın yararlandığı, bu bağlamda sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin olarak suçlamayı reddeden savunmasının aksine, cezalandırılmasına yeter, kesin ve inandırıcı kanıtlara ulaşılamadığından, şüphe sanık lehine yorumlanır evrensel ilkesi gereğince sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar vermek gerektiği" gerekçesi ile beraatine kararı verildiği, davacının eşi... hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ... numaralı soruşturmada █████/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, davacının eşinin Bağlar Kaymakamlığı Molla Gürani İlkokulunda öğretmen olarak görev yaptığı, dava dosyasında da davacı ve eşi hakkındaki istihbari bilgilerden başka FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti veya iltisakını gösteren başkaca bir delil bulunmadığı, bu durumda, davacı hakkında her ne kadar terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunduğundan bahisle işlem tesis edilmiş ise de, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ve ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının gerekçesi ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesinden; bylock hesabı, Banka Asya kaydı, kendisi ile aile fertlerinin örgüte müzahir eğitim kurumunda kaydı bulunmayan, kapatılan kurumlarda SGK kaydı, örgüte bağlı vakıf ve derneklerde üyelik kaydı bulunmayan ve hakkında açılan ceza davası sonucunda beraat kararı verildiği görülen davacının sadece FETÖ/PDY terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içinde etkin olduğu yıllarda Hava Harp Akademisini kazanması, kamu görevinden çıkarılmasına karar verilen amirler tarafından verilen yüksek sicil notu ve olumlu kanaat değerlendirilmesi ve elde edilen istihbari bilgiler nedeniyle güvenilirliliğini kaybettiğinden bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, davacının yürüteceği kamu hizmetinin doğrudan ülke güvenliğinde ve asayişin sağlanmasında önemli bir yere sahip olması ve görevin hassasiyeti de birlikte dikkate alındığında, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğu, harçtan muaf olmaları nedeniyle İdare Mahkemesinin harca ilişkin kararının emsal kararlara aykırı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
MADDİ OLAY
:
Davacı, Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığı emrinde Hava Pilotu Yüzbaşı olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile beraat kararı verildiği, anılan kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, yüzlerce asker, polis ve sivil vatandaşın şehit, binlercesinin de yaralanarak gazi olmasına neden olan bu hain darbe teşebbüsü Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından █████/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu █████/2016 tarihinde, ülke genelinde █████/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar █████/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve █████/2018 tarihinde sona ermiştir.
█████/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; █████/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, █████/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise █████/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra █████/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin █████/2022 tarih ve E:████████, K:███████ sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, █████/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: ████████, █████/2001; Petersen/Almanya, B. No: ████████, █████/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: ████████, █████/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu açıklamalar çerçevesinde, iltisak ve irtibatın varlığının tespitinde; ceza mahkemesi kararlarında, Cumhuriyet Savcılıklarınca düzenlenen iddianamelerde ya da kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarda, tanık ve gizli tanık ifadelerinde yahut idari soruşturma dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerin dikkate alınması ve incelenmesi gerektiği açıktır. Zira suç isnadına yönelik incelemede maddi gerçekliği (subutiyeti) ortaya konulmuş olmasına karşın suçun işlenmiş sayılması için yeterli görülmeyen kimi maddi olay, olgu ve tespitlerin, iltisak ve irtibat değerlendirmesi yönünden yeterli görülmesi mümkündür.
Bununla birlikte, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: ████████, █████/2007).
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza yargılaması neticesinde ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "...Dosyada mevcut HTS analiz kayıtlarından sanığın adına kayıtlı bulunan... nolu GSM hattının Bandırma'da bulunan ankesörlü/kontörlü telefondan █████/2016 tarihinde T. Y. Ç. ile, █████/2014 tarihinde A. K. ile ardışık arandığı tespit edilmiştir. Sanığa ait HTS analiz raporu ve HTS kayıtları incelendiğinde ankesörlü telefonlardan iki adet ardışık olduğu, ardışık aramalarda toplam 17 saniye telefon görüşmesinin olduğu görülmüştür. Dosyada hükme esas teşkil edecek başkaca bir delil bulunmadığı da anlaşıldığından bu delil yönünden sanığın bu faaliyeti gerçekleştirdiği hususu şüphede kalmış, bu nedenle şüpheden sanık yararlanmıştır. ...Yukarıda belirtilen hususlar ve Yargıtay kararı göz önüne alındığında, sanığın örgütün hiyerarşisine dahil olduğundan, örgüt ile organik bağ kurduğundan emirlerini koşulsuz ve sorgusuz şekilde yerine getirdiğinden bahsedilemez. Sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olmasının en güçlü kanıtı ByLock'tur ve sanık ByLock kullanıcısı değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kararlarında; Mahkemede, suçu işlediğine dair tam bir vicdani kanaat oluşmaması halinde beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. ... Bu bağlamda, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin olarak suçlamayı reddeden savunmasının aksine, cezalandırılmasına yeter, kesin ve inandırıcı kanıtlara ulaşılamadığından, "şüphe sanık lehine yorumlanır" evrensel ilkesi gereğince FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK 223/2-e maddesi gereği ..." davacının beraatine karar verildiği görülmüştür.
Bununla birlikte, UYAP kayıtları üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davacı ile birlikte sabit/ankesörlü hatlardan aranan T.Y.Ç.'nin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı dava sonucunda verilen ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında, "...Sanığın HTS kayıtları incelendiğinde █████/2015, █████/2015, █████/2015, █████/2016 tarihlerinde A. G. D. ile, 1/███████, 7/███████, █████/2015 tarihlerinde H. K. ile, █████/2016 tarihlerinde A. G. D. ve O. Ç. ile, █████/2015 tarihinde Ö. K. ile, █████/2012 █████/2013 tarihlerinde Ö. İ. ile, █████/2016 tarihlerinde H. T. ile, █████/2016 tarihlerinde S. D. ile, █████/2016 tarihlerinde ... ile ardışık arandığı ..." tespitlerine yer verildiği ve bu kararın temyiz incelemesinde olduğu görülmüştür.
Öte yandan, davacının ceza yargılaması neticesinde verilen ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında yer alan tanık S. K.'nın: "Ben 2008-2009 yılları arasında İstanbul Hava Harp Okulu'nda 1. Sınıf öğrencisiydim sanık Muhtesim Arslan o dönemde 4. Sınıf öğrencisiydi. Sanık Lider Kadet komuta teşkilatı içerisinde A5 plan programlayıcı olarak görev yapıyordu. Bu teşkilat içerisinde yer alan şahıslar genelde pilot olurlardı. İmtiyaz sahibiydiler bu teşkilatta yer alan şahısların FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olduklarını düşünüyorum sanığın FETÖ/PDY kapsamında somut bir eylemine şahit olmadım. Sanığın da içerisinde yer aldığı bu şahıslar tarafından mobbinge maruz kaldım daha sonra hava harp okulundan istifa ettim daha önce ifade vermiştim. Önceki beyanları doğrudur tekrar ederim bildiklerim bunlardır." şeklinde beyanda bulunduğu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı soruşturma dosyasında █████/2020 tarihinde müşteki-tanık olarak dinlenen F.K.'nın; "... Ben 2005-2009 yılları arasında Bursa Işıklar Askeri Hava Lisesinden mezun olduktan sonra, 2009 yılının Temmuz ayında Yalova'da icra edilen ÖSU kampına katıldım. Ancak, o an için izah edemediğim uygulamalarla karşılaşmaya başladım. Şöyle ki, 250-300 arasında 4 ayrı askeri liseden gelen öğrenci vardı. Ancak, aralarında benim de bulunduğum yaklaşık 50-60 arasında askeri lise öğrencisi, sebebini o tarihte anlayamadığımız bir şekilde diğer askeri lise mezunlarından ayrı mangalar halinde eğitime tabi tutuldu. O tarihte 4. Filo Komutanı Hv.Plt.Kur.Bnb. M.B., Kol Komutanları Hv.Plt.Kur.Yzb. T.Ş., Hv.Plt.Kur.Yzb. V.Y. , Tim Komutanları Hv.P.Ütğm. M.S. , Hv.P.Ütğm'ler. Ü. K., H. A. ve K. K. idi. Bunların verdiği direktiflerle görürsem resimlerinden teşhis yapabileceğim kadet öğrencileri, birazdan anlatacağım ve sırf okuldan ayrılmamız için bizlere reva görülen gayri insani muameleleri yaptırıyorlardı. R. A. (...), K. C. H. (...), S. M. (...), B. T. (...), Z. B. (...), E. S. (...), Y. B. (...), B. İ. (...), B. İ. (...), ... (...), H. K. (...), M. G. T. (...), Y. E. K. (...), O. Ç. (...), M. E. (...), A. T., Ç. K., N. G. aralarında benim de bulunduğum askeri öğrencilere, diğer askeri lise mezunlarından ayrı bir bölgede olmak üzere istirahat saatlerimizde asfaltta, 40 dereceye varan sıcakta sürünme, şınav pozisyonunda hareketsiz saatlerce bekletme, beni bağcıksız botla komik bir şekilde koşturma, saatlerce ve amaçsız bir şekilde sıcakta bekletme, ağaca, duvara saatlerce tekmil verme, ayı duruşu olarak tabir ettikleri tek ayak üstünde iki elimiz yere temas eder şekilde yarım saat süren hareket, su içmemizi engellemek için bu kadar ağır eğitimden sonra "..size 30 saniye süre su içip geleceksiniz" şeklinde, yapmamızın asla mümkün olmadığı talimatlar, bizzat yemekhaneye girdiğimizde, yemekhanenin içinde yani masaların yanı başında beni ve bazı arkadaşlarımı süründürmek, bunu bizzat şu şekilde ifade ediyorlardı "..yerler pis kalmış.., sürünüp, pas pas yapın.." diyorlardı. ÖSU kampında bunları yaparken komutanlar ve kadetler tarafından "..sizlerden asker olmaz.., sizleri mezun etmeyeceğiz, ayrılın gidin.." günde en az 20 defa bizlere söyleniyordu. Henüz 18 yaşında olduğumuz için ben ve arkadaşlarım bu eziyetlerin bizlere neden yapıldığını anlamıyorduk. Şöyle ki, 300'e yakın askeri lise mezunu aynı kampta olmamıza rağmen, sadece ben ve bir kısım arkadaşlarım işkence ve yıldırma eğitimine tabi tutuluyorduk. Normal, çok hafif eğitimleri yapıyorlardı. ..." şeklinde beyanda bulunduğu, aynı soruşturma dosyasında müşteki tanık olarak █████/2020 tarihinde dinlenen A.T.K.'nın; "...Ben 2005- 2009 yılları arasında Bursa Işıklar Askeri Hava Lisesinde eğitim görmemin ardından 2009 yılı Haziran ve Temmuz ayında Yalova'daki ÖSU Kampına katıldım. Bana o tarihlerde ayrıcalıklı ve ağır bir eğitim yaptırılmadı, standart eğitimlere tabi tutuldum, ancak dönem arkadaşlarımdan ve benimle birlikte ÖSU kampına gelen ... benim ÖSU Kampında ayrı ve farklı eğitime tabi tutulduğunu bizzat gördüğüm arkadaşlarımdır. Bunlara normal ve standart eğitime tabi tutulan diğer öğrencilerden farklı olarak saatlerce sürünme, ördek yürüyüşü, şnav vaziyetinde bekletme, asfaltta sürünme, saatlerce esas duruşta güneş altında bekletme, gereksiz yere istikamet verip sağa sola dağıtıp süründürme, su vermeme, yemek saatlerinde kısa bir süre yemek yeme için süre vermek ve bunları yaparken de sistematik bir şekilde ve gün içinde çok defa "...ayrılın gidin sizden asker olmaz, subay olmaz, siz vatan hainisiniz, sizi zaten mezun etmeyeceğiz..." şeklinde psikolojik baskı yapıp yukarıda ismini verdiğim bir kısım ve şu anda isimlerini hatırlayamadığım epey bir öğrenciyi onlara göre eğitim normal insana göre işkence faaliyeti altında ayrılmaya zorladılar, yine normal mesai bittikten sonra istirahat saatinde iken son sınıf Kadet öğrencileri ağır eğitime tabi tuttukları öğrencileri bu kez yataklarından uyandırıyorlar, araziye çıkarıyorlar ve saatlerce perişan edecek gereksiz yat kalk, sürünme eğitim yaptırıyorlardı, bunlarda öğrencilere "... Ayrılın gidin sizden subay olmaz, sizler vatan hainisiniz" şeklinde sözler söylüyorlardı. 2009 ÖSU Kampı bittiğinde amaçlarına ulaştılar ve maalesef bir kısım öğrenci aileleri ile görüşüp ayrıldılar. ...yukarıda isimlerini verdiğim ve isimlerini hatırlayamadığım epey bir öğrencide dirseklerinde, ellerinde ve yüz bölgesinde dayak yemiş gibi ekimoz oluştu. ...Bu arkadaşlara yapılan asla bir eğitim değildi, bütün olarak düşünüldüğünde ağır bir eğitim yaptırılacaksa bütün öğrencilere yaptırılır, ama bunlar ellerinde bir liste varmış gibi belirli öğrencilere işkence ve eziyette bulunup okuldan ayrılmalarını sağladılar. Aralarında benimde bulunduğum bir kısım askeri öğrencilere ise 2010 ÖSU Kampında ağır bir eğitim yaptırılmadı, ancak, yukarıda isimlerini verdiğim öğrencilere yapılanlara bire bir tanıklığım vardır. ...Yine 2009 Yalova ÖSU kampında yukarıda isimlerini verdiğim Filo ve Tim Komutanlarının emri gereği tüm keyfi ve suç teşkil eden emirleri uygulayarak öğrencilere eziyet ve işkencede bulunan (eğitim faaliyeti kılıfı adı altında) mezuniyetine bir iki ay kalan öğrenciler ise, M. E., O. Ç., A. S. K., ..., Y. B., E. S., Ç. K., O. İ., A. K., B. T., S. M., M. O.'dur. ..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, Dava Dairesince yukarıda yer verilen hususların dikkate alınması suretiyle davacının terör örgütüyle irtibat ve iltisakı değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!