Anahtar kelimeler: Erişememekte Azlık Olamadığını Sistematik Bilgiye Erişim İşleyişi Sicili İstemli Memurluğuna

T.C.
İSTANBUL10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şirketi ("Şirket"), ... , ... Ticaret Sicili Memurluğu’na ... sicil numarası ile kayıtlı bir limited şirketi olduğunu, davacı ... ise davalı Şirket'in %27,5 oranında azlık pay sahibi olduğunu, şirket hissedarı olarak müvekkil, şirket iş ve işleyişi hakkında yıllardır en vazgeçilmez hakkı olan bilgilere erişememekte ve şirket işleyişi konusunda herhangi bir bilgiye sahip olamadığını, pay sahibinin bilgi alma ve şirket defter ve bilgilerine erişim toplantısı olan genel kurullar da yıllardan beri yapılmamakta, müvekkilin bilgi alma hakkı sistematik olarak engellenmekte olduğunu, bu nedenle taraflarınca davalı Şirkete █████/2024 tarihinde 2012-2023 yılları arasındaki tüm yıllara ilişkin Olağan Genel Kurul'un belirtilen gündemle toplantıya davet edilmesi ihtar edilmişse de işbu taleplerinin de görmezden gelindiğini, davacının haklı talebinin yerine getirilmemesi üzerine █████/2025 tarihinde tarafımızca ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasına kayıtlı olarak belirtilen gündem ile Genel Kurul çağrısı yapmak üzere kayyım atanması talep edildiğini, davalı şirketin davacının haklı talebini kabul etmek yerine değişik gündemle ... tarihli Olağanüstü Genel Kurul Çağrısı yapmış ve toplantıya davet mektubu Müvekkile █████/2025 tarihinde tebliğ edildiğini, █████/2025 tarihinde Müvekkil adına vekaleten olağanüstü genel kurul toplantısında hazır olunduğunu, toplantı başladığında gündem maddelerine geçilmeden evvel, tarafımızca davalı şirkete özel denetçi atanması maddesinin gündeme eklenerek oylanması talep edilmiş; ancak söz konusu talebimiz hiçbir şekilde kabul görmemiş; gündeme eklenmemiş ve oylamaya sunulmadığını, davalı şirket müdürü tarafından tamamen hukuka aykırı şekilde gündeme madde eklenmesi talebimiz reddedildiğini, toplantının devamında, huzurdaki dava ile geçersizliklerinin tespitini ve iptal edilmelerini talep edilen kararlara olumsuz oy kullanıldığını, ne var ki muhalefet şerhlerinin toplantı tutanağına geçirilmesi haksız ve hukuka aykırı şekilde engellenmiş, müvekkilin kendini vekaleten temsil ettirme hakkının kullanımına izin verilmediğini, gündem maddelerine görüşülmesi ve oylanması sırasında vekaleten kullanılan olumsuz oya ilişkin muhalefet şerhlerinin tutanağa geçirilmesi defaatle talep edilmişse de hazirunda bulunan ortaklar, yazman ve divan başkanı tarafından bu taleplerimiz hukuka aykırı şekilde engellendiğini, toplantı sırasında muhalefet şerhinin tutanağı geçirilmesi hususunda ısrar edilmesi üzerine, divan başkanı ..., toplantıda müvekkil adına vekaleten hazır bulunan avukatların (... ve ...) üzerine yürümüş ve toplantı odasının kapısının kilitlendiğini, yukarıda izah edildiği ve işbu dilekçe ekinde sunulan ifade tutanaklarından anlaşılacağı üzere anılan olağanüstü genel kurul toplantısı, sözlü şiddet, korkutma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak gibi hukuka aykırı eylemlerle sonlandırıldığını, nitekim olay akabinde Şirket Müdürü ve toplantı divanı başkanı sıfatıyla "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak" ve "özel hayatın gizliliğini ihlal", "korkutma" suçlarını işleyen ...'dan şikayetçi olunduğunu, huzurdaki dava ile Davalı Şirket’in 21.03.2025 tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda alınan 2,3, 4, 5, nolu kararların, yasanın emredici hükümlerine aykırı olmaları nedeniyle batıl (kesin hükümsüz) nitelikte olduklarının tespiti talep edilmekte olduğunu, özetle şirkete halihazırda kayyım atanmış olmasına rağmen olağanüstü genel kurul düzenlenmiş ve adeta şirketten para kaçırırcasına her ay 350.000-TL "huzur hakkı" müvekkil haricindeki diğer pay sahiplerine dağıtılmak istendiğini, muhalefet şerhi yazılmak istendiğinde de avukatlar odaya kilitlenmiş, psikolojik şiddet ile sindirilmeye çalışıldığını, pay sahibi olmayan şirket dışındaki bir kişi de sanki şirkette pay sahibiymiş gibi hazirun cetveline dahil edildiğini, şirketten uzun yıllardır dışlanan ve kar payı alamayan müvekkilimizin haklarının muhafazası ve temini saikiyle işbu tedbir talepli davanın açılması zaruretinin hasıl olduğunu belirterek ... Şirketi'nin 21.03.2025 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nın, yahut toplantıda alınan 2,3,4 ve 5 nolu kararların hukuka ve TTK’nın emredici hükümlerine aykırı olmaları nedeniyle batıl (kesin hükümsüz) nitelikte olduklarının tespitine; bu taleplerinin reddedilecek olursa, söz konusu kararların kanuna ve iyiniyet/ dürüstlük kurallarına aykırı bulunmaları nedeniyle iptal edilmelerine, ... Şirketi'nin 21.03.2025 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda alınan 2,3,4 ve 5 nolu kararların Şirket için ciddi zararlara yol açacağı göz önünde tutularak TTK m. 449 hükmü çerçevesinde yürütmelerinin geri bırakılmasına, kararın bir örneğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... Ticaret Sicili'ne ... sicil numarası ile kayıtlı ... Nace kodu ile eczacılık ürünlerinin perakende ticaretini yapan limited şirket olarak faaliyet gösteren ve kurulduğundan bu yana müşterilerine güvenilir hizmet veren sektörde öncü bir kuruluş olduğunu, davacının ekonomik kaygılarını ön planda tutması ve şirket ortaklarına yönelik kişisel husumeti nedeniyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun birtakım iddialar ileri sürerek ve adeta bir kin duygusu ile hareket etmek suretiyle huzurdaki haksız davayı ikame ettiğini, davanın süresi içerisinde açılmadığını, davacının iptal davasına konu ettiği şirketin hisse devri, şirket müdür ataması ve huzur hakkı ödemelerine ilişkin muhalefet şerhinin bulunmadığını, genel kurul Türk Ticaret Kanunu'nun emredici düzenlemelerine uygun olarak yapıldığını, esas sözleşmeye aykırılığın bulunmadığını, genel kurulda alınan kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğu iddiasının asılsız olduğunu, usulüne uygun olarak düzenlenmiş Pay Devri Sözleşmesinin oy çokluğu ile onandığını, bu nedenle 2 no'lu kararda dürüstlük kuralına aykırılığın bulunmadığını, Limited Şirketlerde müdürlük sıfatının kazanılması esas sözleşme ve genel kurul'da seçim yoluyla yapılabildiğini, genel kurulda usulüne uygun olarak oy çokluğu ile alınmış 3 no'lu genel kurul kararında butlan veyahut iptal sebebi oluşturulacak bir hususun bulunmadığını, huzur hakkının dağıtımı münhasıran genel kurul'a ait olduğunu, bu yetkinin başka organlara devrinin mümkün olmadığını, huzur hakkı miktarının da piyasa koşullarına uygun olduğunu, davacını pay sahipliği haklarını kötüye kullandığını, davacının TTK 449 madde uyarınca yürütmenin geri bırakılması talebinin reddi gerektiğini belirterek TTK 449. Madde kapsamında yürütmenin geri bırakılması taleplerinin reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 14. ATM'nin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, ticaret sicil kayıtları, vergi kayıtları, maaş ödeme dekontları, pay ve karar defter suretleri dosyamız içerisine alınmıştır.Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı şirketin 21.03.2025 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan, 2 nolu payın devrine ilişkin kararın, 3 nolu müdür seçimine ilişkin kararın, 4 nolu şirket müdürlerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın ve karar mahiyetinde olmayan 5 nolu bendin iptalini talep etmiş, Mahkememizin █████/2025 tarihli ara kararı ile davalı şirketin 21.03.2025 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan, yöneticilere huzur hakkı ödenmesine dair 4 nolu kararın yürütmesinin TTK 449.m göre geri bırakılmasına, genel kurulda alınan diğer kararların yürütmesinin geri bırakılması taleplerinin bu aşamada reddine karar verilmiş, davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 12. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar, █████/2026 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Dosya Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2026 tarihli raporda; raporda da ayrıntılı şekilde belirtildiği gibi sonuç olarak dava konusu 2 ve 3 numaralı kararların iptali şartlarının oluşmadığı, dava konusu 4 numaralı kararın iptali şartlarının oluştuğu belirtilmiştir.Dava;Uyuşmazlığın; Davalı şirketin █████/2025 tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul toplantısında alınan kararların tümde iptali tedritli olarak 2,3,4 ve 5. Maddelerine ilişkin kararların iptallerine ilişkin genel kurul karar iptali davasıdır.Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Davacı dava konusu genel kurulda, tutanağa muhalefet şerhinin yazdırılmadığını, genel kurulda vekiline fiili mukavemette bulunulduğunu, bu hususun karakola kadar yansıdığını beyan etmiştir. Gerçekten de genel kurul tutanağının incelenmesinde, davacının red oyu kullandığı tutanağa geçirilmiş ise de, muhalefet şerhinin tutanakta yer almadığı görülmüştür. Hatta bu hususun emniyete şikayet şeklinde neticelendiği emniyet ifade tutanaklarından anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, kararlara dair red oyu verenlerin muhalefet şerhini tutanağa geçirtmek toplantı başkanının görevidir ve muhalefet şerhi tutanağa geçirilmelidir. Ne var ki, bu yönde eksiklik ya da karşı koyma tek başına genel kurul kararlarının yok sayılması sonucunu doğurmaz. Zira muhalefeti tutanağa şerh edilmeyen ortağın, bu durumu ispatlayarak ve muhalefet şerhinde iddia ettiği hususları davada iddia ve ispat ederek alınan kararlara hukuki yoldan karşı koyması mümkündür. Somut olayda da davacının red oyu verdiği halde genel kurul tutanağında muhalefet şerhinin olmaması, sıcağı ile hadisenin karakola intikal ettirilmiş olması, mahkememizde, davacının muhalefet şerhinin usulüne uygun toplantı başkanınca yazdırılmadığı kanaati oluşturmuştur. Bu sebeple tutanakta muhalefet şerhi olmaması davacı aleyhine usuli eksiklik olarak değerlendirilmemiş ve eldeki davanın dinlenebilir olduğu sonucuna varılmış ve esastan inceleme yapmak gerekmiştir. Şöyle ki;Dava konusu genel kurulun, dava konusu edilen 2. maddesinin incelenmesinde halihazırda şirket ortağı olan ...'ın bir kısım hisselerini kendi uhdesinde bırakarak 950 adet hissesini ortak olmayan ...'a devretmesinin onaylanmasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı bu onay için 3/4 çoğunluğun sağlanamadığından bahisle bu karara itiraz etmektedir.Şirketin ana sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmenin 10. maddesinde hisse devirlerinin düzenlendiği ve şirketin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı eTTK'nın 520. maddesine atıf yaptığı görülmektedir. Gerçekten de ana sözleşmede atıf yapılan eTTK 520/2. maddesinde 3/4'lük pay ve paydaş çoğunluğu aradığı görülmektedir. Ne var ki 6102 sayılı TTK'nın 1533. maddesi ile 6762 sayılı TTK yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte 6103 sayılı TTK'nın yürürlüğüne ilişkin kanunun 22 ve 26. maddelerinde, açıkça sözleşmelerde eski TTK'ya yapılan atıflar hakkında, yeni TTK yürürlüğe girdikten sonra genel kurul yapılarak karar alınması gerektiği, aksi halde bu nisaplarla ilgili yeni TTK'nın geçerli olacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, ana sözleşmenin 10. maddesinde eTTK 520. maddesine atıf yapılmış olması karşısında, yeni TTK yürürlüğe girdikten sonra sözleşmedeki bu maddenin şirket genel kurulunca tadil edilmediği anlaşılmaktadır. O halde yürürlük kanununun 22 ve 26. maddelerine göre, sözleşmenin 10. maddesinin, kendiliğinden eTTK 520. Maddesinin karşılığı olan yeni TTK 595. maddesine atıf yaptığının kabulü gerekmiştir. Yani anılan yürürlük maddelerine göre, ana sözleşmede yer alan 10. maddenin, yeni TTK yürürlüğe girmekle kendiliğinden, yeni TTK'nın 595. maddesine atıf yaptığı kabul edilmelidir. Şu halde yeni TTK'nın 595. maddesinde hisse devirlerinin onaylanması için nitelikli çoğunluk aramadığı nazara alınarak ve somut genel kurulda, davacı dışında (devir alanın oyu olmasa bile) yeterli çoğunluk sağlandığından davacının bu maddeye ilişkin nitelikli çoğunluk sağlanmadan karar alındığı yönündeki itirazlarına itibar edilmemiştir.Bunun dışında da, pay devrinin onayına ilişkin kararın iptalini mucip bir sebep ya da delil sunulmadığından, 2. madde yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Yine şirket ortaklarından ...'ın müdür seçilmesine dair 3. maddenin iptaline gerekçe olarak belirtilen "davacının yönetimden dışlandığı, kararın iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, muhalefet şerhinin yazdırılmadığı ve yaşının ilerlemiş olması" iddialarına gelince;Her ortağın şirkette yönetici olabilmesi, ortaklık kavramının doğal bir sonucu, ortağın doğal bir hakkıdır. Ayrıca şirketler hukukunda çoğunluğun yöneticiyi seçmesi ve diğer ortakların yönetimden dışlanması kanun koyucunun bilinçli bir tercihidir. Çoğunluğun ne davacıyı, ne de bir başkasını yönetici seçme mecburiyeti yoktur. Ne var ki kanun koyucu, bu dışlanmanın kötüye kullanılmaması için, bir takım tedbirler içeren düzenlemelerle yönetime alınmayan ortağa, azınlık olmaktan kaynaklı haklar da tanımıştır. Bilgi alma hakkı, özel denetim talep hakkı, yönetim kurulu kararlarının iptalini talep hakkı, genel kurul kararlarının iptalini talep hakkı, çıkma hakkı ve en nihayet şirketin feshini talep hakkı bunların bazılarıdır. Yine fiil ehliyetine sahip olduğu müddetçe yaşlanmış olmak da yönetici olmaya engel değildir. Dolayısı ile dava dilekçesinin 4. sayfasının başında, 3. maddenin iptal ile için ortaya konan dışlanma, iyi niyet kurallarına aykırılık, muhalefet şerhinin yazdırılmamış olması ve yaşlanma da iptal sebebi olarak görülmediğinden, bu madde yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Yöneticilere huzur hakkı verilmesine ilişkin 4. maddeye gelince;Mahkememizce şirket ticari defter ve kayıtlarında inceleme yaptırılmış, bu kayıtlar fiziken dosyaya da alınmıştır. Bilirkişilerce yapılan bu inceleme neticesinde, davalı şirketin 2023 yılında 23.037.453,04 TL net satış yaptığı, 3.045.585,39 TL kar yaptığı, şirket yöneticilerine 326.922,28 TL huzur hakkı ödendiği ve bu ödemenin karın %10,07'si olduğu; 2024 yılında 36.288.377,65 TL net satış tutarına karşılık 4.470.073,84 TL net kar sağladığı, ortaklarına 2024 yılında ödenen huzur hakkı tutarının 192.000,00 TL olduğu ve bu miktarın net karın %4,3 kadarı olduğu; 2025 yılında ilk dokuz aylık dönemde 23.630.487,04.-TL net satış ve 378.391,50.-TL ticari kar sağladığı, ortaklarına 2025 yılında ilk 9 aylık dönemde ödenen huzur hakkının 1.424.000,00 TL olduğu, ödenen huzur hakkı tutarı ilk dokuz aylık kar tutarın % 376,32 kadarı olduğu rapor edilmiştir. Yani 2025 yılının ilk 9 ayında karın üç katından fazlasının yöneticilere huzur hakkı olarak ödenmesi gibi fahiş bir netice meydana gelmiştir. Bu sebeple, dava konusu 4. Maddenin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılarak bu madde yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacı dava dilekçesinin konu kısmında ve neticei talep kısmında iptali istenen maddeler arasında 5. maddeyi de yazmış ise de, genel kurul tutanağındaki 5. madde bir karar olmadığından ve bu maddeye dair dava dilekçesinde bir gerekçelendirme, izahat ve delil sunulmadığından bu madde yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Dava konusu edilen 4 maddeden sadece biri yönünden kabül, üçü yönünden red kararı verildiğinden davalı 1/4 oranında yargılama masraflarından sorumlu tutulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,-Davalı şirketin █████/2025 tarihli genel kurulunda huzur hakkına dair alınan 4 numaralı genel kurul kararının iptaline,-Diğer maddeler yönünden davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan daha önce alınan 615,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL peşin/nisbi harcı, 40.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 1.270,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 41.885,40 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 10.471,35 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına6-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı (3/4) dikkate alınarak 75,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026Başkan ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırKatip ...¸e-imzalıdır