Anahtar kelimeler: Toplamda Kayden Katıldıklarını Gerçekte Olağan Toplantısına Kurul Ara Ortakları Tedbir

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 27.02.2026 tarihli Ara Karar
NUMARASI
: ████████ Esas
DAVANIN KONUSU
: Genel kurul kararının iptali
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davacı vekilini ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne- kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin, davalı şirketin toplamda kayden %49, gerçekte %50 oranında ortakları olduğunu, davalı şirketin 07.10.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısına vekilleri aracılığıyla katıldıklarını, somut olayda davalı şirketin GK'si, 2022 yılına ilişkin aldığı kararla kâr dağıtımına karar verdiğini, bu kararın YK tarafından icra edilmeyerek dava konusu kararın tanzim edilmesi, anılan münhasır yetkinin devri anlamına geldiğini, kâr payının hangi tarihte, ne kadar ve nasıl dağıtılacağını tespit eden GK'nin yerine geçerek, bu şartların hiçbirini tatmin etmeksizin, tamamen keyfi şekilde karar veren YK'nin bu kararın bâtıl olduğunu, bâtıl YK kararının oyçokluğuyla onaylanması yönündeki GK kararının da yok hükmünde olduğunu, 2022 genel kurulunda alınan kararla birlikte, yönetim kurulunun yetkisinin bağlı bir yetki haline geldiğini, artık yönetim kurulunun kâr dağıtımına ilişkin menfi veya müspet bir karar alma imkânı bulunmadığını, şirketin ortaklarının şirkete olan mevcut borçları ve hatta müvekkillerinin şirketten olan alacakları bir arada değerlendirildiğinde; kâr payının dağıtılmıyor olmasının, eşit işlem ilkesine ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, kârın elde edilmesine gerekçe olan hukuki işlemin iptali talebiyle hukuk davası açılmış olmasının, tek başına, kâr dağıtımının bekletilmesi veya geciktirilmesi yahut dağıtımdan imtina edilmesi sonucunu doğuracak bir "haklı sebep" teşkil etmeyeceğini, YK üye sayısının 1'e indirilmesi ve bu üyeye yetki tanınması kararlarının açıkça yok hükmünde olduğunu, yok hükmündeki bu esas sözleşme değişikliklerine göre tek kişilik yönetici atanmasının da yok hükmünde olacağını, bu nedenlerden dolayı; davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını ve 03.04.2023 tarihli olağan GK toplantısında dağıtılmasına karar verilen ve fakat dağıtılmayan kâr payına ilişkin olarak; 10.772.111,05 TL'nin davalı şirketçe mahkemeye depo edilmesini, depo edilecek bedelin mahkemece resen belirlenecek bir kamu bankasında USD ve EURO cinsinden yarı yarıya nemalandırılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalı şirketin 07.10.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2,3,4,5,6,7,8,9,10 ve 11 nolu kararların yokluğunun tespitine ve iptaline aksi halde iptalinin tespiti ve iptal kararlarının tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 31.12.2024 tarihli ara kararıyla; "...Dava, davalı şirketin genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, davacı tarafça davalı şirkete kayyım atanmasına, dava konusu genel kurul kararların yürütmesinin geri bırakılmasına ve 03.04.2023 tarihli olağan GK toplantısında dağıtılmasına karar verilen ve fakat dağıtılmayan kâr payına ilişkin olarak; 10.772.111,05 TL'nin davalı şirketçe mahkememize depo edilmesine yönelik ihtiyati tedbir talep edilmiş ise de; davacı tarafça davalı şirketin █████/2024 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine yönelik açılan davada davacı tarafça HMK 390/3 gereği davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etme koşulu oluşmadığından ve dava konusu şirkette organ boşluğunun söz konusu olmaması ve şirkete kayyım atanmasını gerektirir haklı bir neden bulunmaması nedeniyle davacının dava konusu şirkete kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine ve dava konusu davalı şirketin █████/2024 tarihli genel kurul kararlarının yürütmenin geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi hakkında TTK 449 maddesi gereği davalı şirket yönetim kurulunun beyanı alındıktan sonra karar verilmesi mümkün olduğundan bu husus yerine getirildikten sonra yürütmenin geri bırakılması hakkında karar verilmesine ve kar payına ilişkin 10.772.111,05-TL'nin davalı şirket mahkemeye depo edilmesi talebinin kar payının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun genel kurulun takdirinde olduğu, bu husustaki tedbir talebinin doğrudan uyuşmazlık konusuna ilişkin olmaması nedeniyle kar payının depo edilmesine yönelik tedbir talebinin reddine dair..." gerekçesiyle davacı vekilinin davalı şirkete kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacı vekilinin dağıtılmayan kâr payının depo edilmesi talebinin reddine, davalı şirketin █████/2024 tarihli genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması talebinin davalı şirket yönetim kurulunun beyanları alındıktan sonra ön inceleme duruşmasında değerlendirilmesine, karar vermiştir.Ara karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili, şirket temsilci beyanı, cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesine beyan dilekçesinde özetle; müvekkili şirket temsilcisi...'a talep olunan kararların yürürlüğünün durdurulması için beyanda bulunmakta süre verildiğini, kararların yürürlüğünün durdurulmasının kabulü halinde şirketin organsız kalacağı, mevcut fabrika binasının idaresinin tehlikeye gireceği, çalışanların maaşının ödenemeyeceği, fabrikanın güvenliksiz kalacağı, şirkete açılan davaların takibinin sağlanamayacağı gibi şirketin organsız olmadığını, gayri faal bir şirket olmakla birlikte şirketin hayatının devamı için yapılması gerekenler olduğunu, uzun zamandan beri şirketi kilitlemeye çalışan davacıların şirketin bekası için hiçbir çaba göstermeyerek sadece kendileri dışında diğer pay sahiplerinin haklarına ulaşmalarını geciktirmeye yönelik şirketi zarara sokan eylemler içerisinde olduklarını, payların devredilip devredilmediğine ilişkin davacı iddialarının İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında bulunduğunu, açılan davalar sırasında müvekkilinin bu kağıdı imzalamadığını hiçbir zaman ileri sürmediğini, mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ███████ Karar ve 16.01.2020 tarihli kararı ile; ...'un ikrarı nedeniyle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ████████ Karar 26.10.2022 tarihli kararı ile usulden kararın bozulduğunu, bozma ilamında; işlemin iptali istemi gözetildiğinde verilecek kararın davada taraf olmayan...'un hukukunu etkileyeceği gerekçesiyle davanın eksik hasımlı açıldığı... hakkında dava açmak üzere mehil verilip belirtilen şekilde dava ikame edildikten sonra dava dosyası ile birleştirilerek taraf teşkili sağlanıp karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olduğunu, İstanbul BAM 12 Hukuk Dairesinin 23.10.2024 tarihli kararı ile; bozma kararına uyulduğunu, davalı... hakkındaki davanın █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın temyiz edildiğini, 2015 yılından bu yana hukukunu korumaya çalışan müvekkilinin evine yapılan saldırı yetmezmiş gibi hakkını kaybetme noktasına geldiğini, 10 yıl geçirdiği hukuki sürecin inanılmaz bir noktaya geldiğini, ...'un ...'dan sadece %1 pay aldığını, diğer tarafın %51 paya sahip oldukları hususlarının bozmaya uyan BAM Kararı ile müktesap hak haline geldiğini, pay sahiplerinin tüm genel kurul toplantılarında gayri faal hale getirilen şirketin tasfiyeye sokulmasına ilişkin talebe ret oyu kullandıklarını, tasfiyeye girmek için yeterli %75 karar nisabının toplanamadığını, davacıların kendilerinin sahip olduğunu iddia ettikleri %50 pay oranı ile oy kullanamadıkları bir genel kurul kararının ya da kendilerinin seçmediği ve seçilmediği bir yönetim kurulu tarafından alınan kararların her zaman hukuka aykırı iddialarını devam ettirdiklerini, hiç aday olmadıklarını ya da aday dahi göstermedikleri yönetim kurulunu yok kabul ettiklerini, davacıların yönetimden uzaklaştırılması iddiası üzerinden ...'un son kez yönetim kurulu üyeliğine aday olduğu, 25.12.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısından sonra davacıların hiçbirinin bugüne kadar yapılan toplantılarda aday göstermediklerini belirterek, taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin ████████ Esas, ████████ Karar ve 20.02.2025 tarihli kararı ile; "Davacılar vekili şirkete öncelikle yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. Tedbir için yaklaşık ispat gerçekleşmediği gibi, TTK uyarınca, sermaye şirketlerinin yönetimlerinin yetkili organları eliyle yapılması esas olup, şirketlerin yönetimini doğrudan müdahale edilmesi istisnai hâllerde kabul edilmektedir. Somut olayda kayyım atanmadığı takdirde telafisi imkânsız zararların doğacağına dair yaklaşık ispat mevcut değildir. Yokluk nedeni ile geçersizliğinin tespiti veya iptali talep edilen genel kurul gündem maddelerinden birisi davacıların depo talebine konu edilen kâr payının dağıtılmayarak olağanüstü yedeklere ayrılmasına ilişkin gündem maddesi bakımından tedbir talebinin reddine karar verilmesinde de aynı sebeplerle hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair ..." karar verilmiştir. Davacılar vekili 07.01.2026 tarihli yürütmenin yürürlüğünün durdurulmasına dair talep dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki sonuç ve bulguların ciddi bir kısmının müvekkilleri lehine olduğunu, davalı şirket yönetimini fiilen ele geçiren ortaklar grubunun müvekkillerinin mal varlığı ve temsil haklarına yönelik hukuka aykırı müdahalelerin önüne geçilmesi, yok hükmünde olmasına rağmen tescil edilen dava konusu genel kurul kararlarını kullanarak hem müvekkillerini hem davalı şirketin kendisini hem de şirketle akdi ilişkiye giren üçüncü kişileri zarara uğratılmasının engellenmesi amacı ile genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına, keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 27.02.2026 tarihli ara kararıyla; "...Dava, davalı şirketin genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, davacı tarafından asıl ve birleşen dava konusu █████/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4, 6, 7, 9, 10 ve 11 kararların yürütmesinin geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir karar verilmesi talebinde bulunulduğu; yürütmenin geri bırakılması talebine konu kararlar hakkında █████/2024 tarihli genel kurulunda alınan 4 numaralı gündem maddesinde "Yönetim Kurulu Üyeleri ... ve ...'ın ibra edilmesine" ve genel kurulunda 6 numaralı gündem maddesinde alınan "2022 yılı kârının dağıtılmayarak olağanüstü yedeklere ayrılmasına" ilişkin olduğu, 7 numaralı gündem maddesinde alınan "GK kararıyla öngörülen huzur hakkı tutarının somut durum bakımından yüksek sayılması gerektiğini" 9 ve 10 numaralı gündem maddesinde alınan "altında alınan esas sözleşme değişikliği kararlarının yok hükmünde olduğunu" 11 numaralı gündem maddesinde alınan "tek yönetici atanması işleminin iptal edilebilir olduğunu" ilişkin olduğu, 4 numaralı ibraya ilişkin genel kurul kararı yönünden oydan yoksun hissedarların kullandığı oylarla kararın alınması nedeniyle, 6 numaralı gündem maddesinde bu hususta daha önce genel kurul tarafından karar verilmiş olması ve TTK 447/1-a uyarınca pay sahibinin haklarını kısıtlar nitelikte aynı konuda tekrar karar alınması nedeniyle söz konusu genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması koşulları oluştuğundan 4 ve 6 nolu kararların yürütmenin geri bırakılmasına, dava konusu olan diğer genel kurul kararları yönünden telafisi imkansız zarar doğma ihtimalinin bulunmaması ve yaklaşık ispat şartının sağlanmaması nedeniyle diğer genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması talebinin reddine, davacı vekili tarafından davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesi talebinin; davacı şirkette organ boşluğu bulunmaması ve şirkete kayyım atanmasını gerektiren haklı bir neden bulunmadığından..." gerekçesiyle, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ...Anonim Şirketi'nin █████/2024 tarihli genel kurulunda .. numaralı gündem maddesinde "Yönetim Kurulu Üyeleri ... ve ...'ın ibra edilmesine" ve genel kurulunda 6 numaralı gündem maddesinde alınan "2022 yılı kârının dağıtılmayarak olağanüstü yedeklere ayrılmasına" ilişkin kararların yürütmenin geri bırakılmasına, fazlaya ilişkin istemin ve davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına yönelik tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Esas sözleşme değişikliklerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kötü yönetime ilişkin karara bağlanan ve devam eden davaların gecikmesinde sakınca bulunan hal şartının tatmin edildiğini gösterdiğini, 2014- 2015 yıllarından bu yana davalı şirket yönetiminin ele geçirildiğini, ortaklar grubunun şirketi kendi mal varlıkları gibi kullandığını, şirketin sermayesini azaltıcı eylem ve işlemlere giriştiklerini, tapu iptal ve tescil ve sorumlulukla ilgili birden fazla davaların ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ Soruşturma sayılı dosyasında soruşturmanın devam ettiğini, müvekkillerinin vergi kaçakçılığı ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından dolayı yapılan şikayeti üzerine verilen takipsizlik kararının Yargıtay Özel Dairesi tarafından kanun yararına bozulması üzerine soruşturmanın devam ettiğini, İstanbul 9. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasındaki sorumluluk davasında derdest dosyada alınan raporda şirketin en az 889.372,78 TL zarara uğratıldığının tespit edildiğini, anılan dava ve soruşturmaların varlığı ile dosyadaki bilirkişi raporlarınca yapılan tespitlerden davalı şirketin kötü yönetildiğini gösterdiğini, özellikle taşınmaz satışı gibi önemli işlerin bu esas sözleşme değişiklikleri nedeniyle artık tek imza ile gerçekleştirebilir olmasının şirketin hukuki olmasa dahi fiili varlığını ortadan kaldırma riski taşıdığını, karşı taraf ortaklar grubunun şirkete borçlu olmasına rağmen müvekkillerinin alacaklı olduğunu, esas sözleşme değişiklikleri sonrasında atanan tek yöneticinin kötü yönetime sebebiyet veren davalı şirkete karşı işlemiş olduğu suçlar nedeniyle soruşturması devam eden gerçek kişi ortak olduğunu, bu atama işlemininde yasaya aykırı olduğunu, şirketin genel kurul kararı ile tek yönetici olarak atanan...'un gerek kendisine olan gerekse de vefat eden babası ...'un kendisine intikal eden payların sahibi olduğunu, adı geçen yöneticinin önceki dönemlerdeki ibrasına ilişkin açılan bir çok dava olduğunu, 07.10.2024 tarihli genel kurulda alınan 4 nolu kararla ibra edilmediğini, sorumluluk davası açıldığını, gerek bilirkişi raporu, gerekse de dava dışı ikrar nedeniyle yaklaşık ispat şartını sağlandığını iddia ederek, 27.02.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasını, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davalı şirketin 07.10.2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütmesinin geri bırakılmasına, şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, şirket genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, olmadığı takdirde genel kurul kararlarının TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptali taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince esasa dair dair dava dosyasında yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne- kısmen reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacıların davalı şirketin hissedarlarından olduğu, genel kurul tutanağının dosya arasında olduğu anlaşılmıştır.
07.01.2026 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya ibrazı ile birlikte davacılar vekili tarafından yeniden yürütmenin durdurulmasına dair ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuştur. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Genel kurulda alınan 4 ve 6 nolu gündem maddelerinin yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmiştir. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkını nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesi, yürürlüğün geriye bırakılması talebini bilirkişi raporu da dikkate alınarak kısmen kabul edilmiştir. Kayyım talebi ise reddedilmiştir.Yokluk iddiasının yaklaşık olarak ispatlanması gerekir. TTK'nın 447. maddesinde ise butlan düzenlenmesine yer verilmiştir. Maddede pay sahibinin genel kurula katılmamış, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunun izin verilen ölçü dışında sınırlandıran anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu belirtilmiştir. İddiaların butlan kapsamında kabul edilmesi hâlinde de bu hususta yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmesi gerekir. Somut davada, davacılar vekili öncelikle genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitini, aksi halde iptali ile kararların tescil ve ilanına talep etmiştir.
Davacılar vekili şirkete öncelikle yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. Tedbir için yaklaşık ispat gerçekleşmediği gibi, TTK uyarınca, sermaye şirketlerinin yönetimlerinin yetkili organları eliyle yapılması esas olup, şirketlerin yönetimini doğrudan müdahale edilmesi istisnai hâllerde kabul edilmekte dir. Somut olayda kayyım atanmadığı takdirde telafisi imkânsız zararların doğacağına dair yaklaşık ispat mevcut değildir. Tedbir talep tarihinde alınan bilirkişi raporunda da şirkete kayyım atanmasını gerektirir nitelikte yaklaşık olarak ispata yarar bilgi ve belge mevcut değildir. Taraflar arasında çok sayıdaki hukuki uyuşmazlığın mevcudiyeti ve şirket yöneticisi aleyhine soruşturmanın mevcut olması şirkete kayyım atanmasını için yeterli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.16.04.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!