Anahtar kelimeler: Fransa Mukim Makinası Aşye Satım Baskı Rücuen Sattığını Euro Dan

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Rücuen tazminat (Taşıma sözleşmesi kaynaklı)Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin merkezi Fransa da bulunan bir sigorta şirketi olduğunu, ...'da mukim ... şirketinin ...'da mukim ... ... AŞ'ye 500.000 EURO fatura bedelli baskı makinası sattığını, satım sözleşmesine konu malın ...'dan Türkiye'ye taşınması için yük ilgilileri tarafından dava dışı ... firmasının görevlendirildiğini, bunu takiben, davacının sigortalısı ... (eski unvanı: ...)'nin kısaca ''...''nin ...'in alt taşıyıcısı olarak, yükün ... Limanından İzmir Limanına, oradan da alıcı ...'nin tesislerinin bulunduğu ...'ya taşınmasını üstlendiğini, bu şekilde davacının sigortalısı ...'nin Türkiye içi taşımanın, yani ... arası kara taşımasının gerçekleştirilmesi için davalı .... AŞ'yi görevlendirildiğini, bu davalının da diğer davalı fiili taşıyıcı .... Şti..'ni görevlendirdiğini, emtianın, İzmir Limanında tahliye edildikten sonra davalı ...'in sorumluluğunda, diğer davalı ... şirketinin ... plakalı aracına yüklendiğini, ne var ki davalıların kusuru sebebiyle, alıcı ... firmasının tesislerine yaklaşık 500 metre kala yük araçlarının devrildiğini, dava konusu hasarın meydana geldiğini, jandarma tutanağı, ekspertiz ve sörvey raporları ile dava konusu hasarın davalı ... şirketinin kusuru sebebiyle meydana geldiği konusunda bir tereddüt bulunmadığını, dava konusu hasar sebebiyle, satıcı ...'in dava dışı ... şirketini, ...'in de davacının sigortalısı ... şirketini, ... şirketinin de davalıları zarardan sorumlu tuttuğunu, emtianın uğradığı zararın büyüklüğü sebebiyle, Türkiye'de tamiri tekrar mümkün olmadığından ...'da tamir edildiğini, hasar tespit çalışmaları sonucunda, tamir masrafları, gümrük ve yeniden gönderim bedelleri de dahil olmak üzere toplam zararın, 178.321 EURO olduğunun tespit edildiğini, dava konusu zarar sebebiyle, satıcı ...'in sigortacısı ...'nin 168.321 EURO sigorta tazminatını ödeyerek sigortalısına halef olduğunu, bu tutarın ödenmesi için ...'ten ve davacının sigortalısı ...'den talepte bulunduğunu, ardından davacı ile ... arasında yapılan sulh görüşmeleri neticesinde, talep tutarı 110.000- EURO'ya indirildiğini, bunu takiben davalılarla bir kez daha iletişime geçilerek ...'nin 110.000 EURO'nun ödenmesi karşılığında sulh olabileceğinin davalılara bildirildiğini, ancak davalıların sulh bedelini ödemekten imtina ettiğini, davacının daha yüksek masrafların, tazminatın, yargılama giderlerinin ve faizin önüne geçebilmek adına ...'ye 110.000 EURO tutarında tazminat ödemesi gerçekleştirdiğini, düzenlenen ibraname ve halefiyet mektubu ile davacının dava konusu zarar sebebiyle ...'nin haklarına halef olduğunu, ayrıca bu hakları temlik aldığını ileri sürerek, TTK'nın 875/1 ve 879.maddesi uyarınca davalı ...'in taşımanın gerçekleştirilmesi için görevlendirdiği ... şirketinin kusurundan, bizzat kendi kusuru gibi sorumlu olacağını, davacıya karşı da davalıların müteselsilen sorumlu olacaklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 110.000- EURO asıl alacağın 20.06.2019 tarihinden ilibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca, kamu bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek mevdual faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... .... .... Şti.vekili, savunmasında özetle; dava konusu olayın 05.11.2016 tarihinde meydana geldiğini, TBK'nın 72.maddesi hükmü gereğince davanın zaman aşımına uğradığını ayrıca taşıma ile ilgili düzenlemelerin TTK ve CMR'de düzenlenmiş olup ikisinin de birbirine paralellik gösterdiğini, huzurdaki davanın zararı karşıladığını iddia eden sigorta şirketi tarafından rücu talebi ile açıldığını, sigortacının tabi olduğu zamanaşımı süresinin sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhine açabileceği zamanaşımı süresi ile aynı olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi gereğince yasal halefiyet hakkına sahip olan davacı, selefi bulunduğu kişi davayı hangi zamanaşımı süresi içinde açması gerekiyorsa davayı o süre içinde açmasının gerektiğini, bu durumda, TTK 855/2. maddesi gereğince eşyanın teslim tarihinden, eşya tamamen zayi olmuş ise eşyanın teslimi gereken tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi bulunduğunun gözetilmesi ve emtianın 18.03.2008 tarihinde teslimi ile CMR'nin 32'nci maddede belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin başlayacağının kabulü ile icra takip tarihi olan 27.03.2009 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile öncelikle zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesini, ayrıca esas yönünden de dava konusu hasarın diğer davalı ... .... .... Şti.'nin sorumluluğunda gerçekleştiğini, davacı tarafın 110.000 EURO asıl alacak ve 6.343 EURO faiz olmak üzere toplam 116.343 Euro dava değeri göstererek müvekkilinden talepte bulunduğunu, ancak somut bir gerekçe gösterip gerçek hasarın ve zararın bu olduğuna ilişkin hiçbir belgeyi dosyaya sunmadığını, söz konusu bedelin sigorta ettirene ödense bile rakamın gerçek olup olmadığının, zararın gerçekten 110.000 EURO olduğunun araştırılmasının gerektiğini ve alacağının en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsili talebininde hukuki bir dayanağının olmadığını, müvekkili şirketin taşıyıcı sorumluluk sigortası ve nakliyat emtea sigortası bulunduğunu, davanın ....... firması ve ....... firmasına ihbar edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı .... Şti vekili, savunmasında özetle; öncelikle iş bu davanın zamanaşımına uğradığını, davanın dayanağının haksız fiil olup, zamanaşımı olarak haksız fiile ilişkin hükümlerin uygulanmasının gerektiğini, müvekkili firmaya ait ..., ... plakalı araç ve dorsesi █████/2016 tarihinde davaya konu yükü naklettiği sırada müvekkilinin kusurundan kaynaklanmayan bir sebeple araç üzerinden kayıp dengesini bozarak boş alana devrilerek hasar gördüğünü, olayın meydana geldiği █████/2016 tarihinden yaklaşık 4 yıl sonra işbu dava açıldığından zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davanın görevli mahkemede açılmadığını, davayı açan şirket ile davalıların tacir olduğunu ancak davalılar ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ve akdi ilişki bulunmadığını, davacı şirketin kendi sigortalısı ile olan ticari ve akdi ilişkisinin 3.kişi konumunda olan tacir davalılardan dolayı işi ticari hale getirmeyeceğini bu nedenle mahkemenin görevli olmadığını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkilinin yerleşim yeri adresinin İzmir olması nedeniyle yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunu ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının en yüksek mevduat faiz talebi yerinde olmadığını belirterek usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca esas yönünden de açılan dava haksız ve yersiz olduğunu, müvekkili davalının dava dışı şirkete ait emtianın taşınması için davalılardan ... AŞ ile anlaştığını ve söz konusu emtianın taşıma görevini üstlendiğini, eşyanın taşınması sırasında █████/2016 tarihinde ... ...... Mahallesi Sanayi Bölgesinde söz konusu zararlandırıcı kazanın meydana geldiğini, diğer davalı tarafından müvekkiline teslim edilen yükün zarara uğradıktan sonra müvekkili tarafından ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi ███████ Değişik iş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, bilirkişi makine mühendisi .... tarafından █████/2017 tarihli raporu dosyaya sunduklarını, bu raporla emtianın bir kısım hasarlarının tespit edildiğini, ancak net zarar miktarının tespit edilemediğini, sadece bir devrilme sonucu emtianın tamamının hasarlandığının düşünülemeyeceğini, en azından hasarlanmayan ve kullanılabilecek parçaların oluşan zarar miktarından düşülmesinin gerektiğini, bu itibarla sigorta şirketinin tek yönlü belirlediği zararı ve bu şekilde ödediği meblağı kabul etmenin mümkün olmadığını, tüm kayıt ve belgeler toplandıktan ve emtiada oluşan hasar ve zararlar belirlenerek kullanılacak parçalar ile hasarlanan ve zarara uğrayan kısımların en azından hurda değerleri de tenkis edilmek suretiyle gerçek zararın kazanın meydana geldiği █████/2016 tarihi itibariyle belirlenmesinin gerektiğini, müvekkili davalı üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen kendisinden kaynaklanmayan sebeplerle eşyanın teslime kadar ki kötü ambalaj ve muhafazalanması sebebiyle devrilmesinden dolayı zarar görmesi sebebiyle işbu zarardan sorumlu olmadığını, müvekkilinin köklü bir taşıma şirketi olup elinden gelen tüm özen yükümlülüğünü fazlasıyla yerine getirdiğini, taşımanın yerine getirilmesi için ehil kişiler görevlendirip uygun araçlar temin ettiğini ve yine bu araçları uygun işinin uzmanı kişilere kullandırdığını, ancak yükleme sırasında işi veren firmanın görevlisinin (...) yükleme sırasında yüklemeyi ve bağlamayı kontrol etmesi gerekirken ... firmasından kimsenin bu esnada yük başında bulunmadığını, yükün bağlanması kontrol edilmeden yola çıkılmasına izin verildiğini, kontrola ait herhangi bir evrak da bulunmadığını, ancak her nedense müvekkili ve elemanlarından kaynaklanmayan sebeplerle kötü muhafaza ve ambalajlanan yükün kayarak müvekkilinden kaynaklanmayan sebeplerle mevcut zararın meydana geldiğini, bu nedenlerle müvekkilin bu zarardan sorumlu tutulmasının TTK'nın 876.maddesine uygun olmadığı gibi hak ve nesafet kurallarına da uygun düşmeyeceğini, kusurun tamamıyla müvekkiline teslimden önce emtia ile irtibatlanan kişilerin kusurları olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan hasarın rücuen tazmin talebine ilişkindir.İhtilaf; dava konusu taşımaya ilişkin uyuşmazlığa Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerin mi, TTK hükümlerinin mi uygulanacağı, meydana gelen kazada tarafların kusur durumu ve oluşan hasar miktarı, yükün ambalaj ve muhafazalanmasında usule aykırılık bulunup bulunmadığı, akdi taşıyıcının fiili taşıyıcı çalışanların eylemlerinden sorumlu olup olmadığı, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve faiz türüne ilişkindir.Uygulanacak mevzuat yönünden; Taraf açıklamaları, bilirkişi incelemesi ve sunulan belgelere göre; hasar gören dava konusu Pres Makinesinin (... RADYATÖR PRES MAKİNESİ, MODEL ...... ) ...'daki satıcının adresinden alınıp alıcının ...'daki adresine kadar taşınması dava dışı OTIS tarafından üstlenilmiş ve alt taşıyıcı konumundaki ..., söz konusu yükün ... Limanı'ndan alınıp İzmir Limanı'na, oradan da alıcının tesislerinin bulunduğu ...'ya taşınmasını üstlenmiştir.Davacı sigortalısı ..., Türkiye içi taşımanın, yani ... arası kara taşımasının gerçekleştirilmesi için Davalı .... A.Ş (...) ile anlaşmıştır. ... de fiili taşıma için .... Şti ile ("... Nakliyat") anlaşmıştır. Emtia, İzmir Limanmda tahliye edildikten sonra, davalı ... Nakliyat'in ... plakalı aracına yüklenmiştir. Alıcı ... firmasının tesislerine yaklaşık 500 metre kala yük araçtan devrilmiş ve dava konusu hasar meydana gelmiştir.Buna göre; emtianın İzmir Limanında gemiden boşaltılarak kamyon üzerinde ...' ya taşınması esnasında hasar görmüştür. Yük gemiye yüklenip sonra Türkiye de boşaltılarak araca yüklendiğinden uyuşmazlığa TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Zamanaşımı yönünden; Yurt içi eşya taşımasının düzenlediği TTK'nın 850 ve devamı maddeler inde taşıyan ve taşıtanın tüm hak ve yükümlülükleri düzenlenmiş olup, bu kapsamda bu tür uyuşmazlıklarda hasarın oluşması halinde dava zaman aşımı özel olarak düzenlenmiş olup, zaman aşımının oluşup oluşmadığı TTK'nın 855.maddesindeki özel düzenlenmeye göre belirlenmelidir. (İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi ████████ Esas, ████████ Karar) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 855. maddesinin 3. fıkrasının "Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar." hükmünü içermektedir. Yükün hasar gördüğü kaza 05.11.2016 tarihinde yaşanmış, kaza e-mail yolu ile davalı şirkete 07.11.2016 tarihinde bildirmiştir. Davacı ile yükün sigortacısı arasında Mayıs 2019 da sulh ve ibraname protokolü imzalamıştır. Bu protokol uyarınca Haziran 2019 da davacı tarafça tazminat ödemesi yapılmıştır. Davacı 28.02.2020 tarihinde başvurduğu arabuluculuk süresi 09.07.2020 tarihinde sonuçlanmıştır.█████/2020 tarih ve 31080 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 Sayılı Yasa'nın Geçici 1. Maddesinde belirtilen sürelerin █████/2020 (bu tarih dahil) tarihinden █████/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar duracağı hüküm altına alınmış; daha sonra, bu durma süresinin, █████/2020 tarih ve 3114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile █████/2020 (bu tarih dahil) tarihinden █████/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir. Eldeki dava 28.08.2020 tarihinde açılmıştır. TTK 855/3 de düzenlenen 3 aylık süre içerisinde zarar rücu borçlusuna bildirilmiş ve ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık sürede dava açılmış olmakla zamanaşımı def-i nin reddine karar verilmiştir.Yetki ve görev yönünden;Uyuşmazlık taşıma sözleşmesine aykırılık olduğundan ve taşıma işlerinin ticari işletme faaliyeti olduğu TTK850/3 da açıkça yazıldığından görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. HMK 6(1) maddesinde düzenlenen genel yetkili yer dışında ,TTK nun 890(1) maddesinde birinci ve ikinci kısım (eşya taşıma) hükümlerine tabi taşımadan doğan hukuki uyuşmazlıklarda ,malın teslim alındığı veya teslim için öngörülen yer mahkemesi de yetkilidir. Davacı HMK md. 6 uyarınca davalı şirketin yerleşim yeri olan genel yetkili İstanbul mahkemelerinde dava açmış olmakla yetki itirazının reddine karar verilmiştir.Kusur yönünden; 05.11.2016 tarihli Jandarma tutanağından, .....Mahallesi ... ...11.2016 günü saat 19.00 sıralarında ...... .... Şti/ne ait çckicinin (..., .. ...) aynı araca ait dorse ve araç plakalı aracın yol kenarına boş alana üzerinde olan 35 tonluk pres kalıbını düşürdüğü, ... isimli şahsın dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu olayın meydana geldiği anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; "dava konusu Pres Makinesi (... RADYATÖR PRES MAKİNESİ, MODEL.... ) 2 adet 330 x 352 x 402 cm ölçülerinde 36,500 kg beher malzeme mafı üzerinden bir çift çeker araç ve 5 dingil dorseye yüklenerek İzmir'den ...'ya sevki esnasında, yukarıda belirtilen Jandarma Tutanağı, Ekspertiz ve Sörvey Raporlarına istinaden, "alçak şasi römork kasasına güvenli olmayan bir şekilde/yetersiz bağlanması ve sabitlenmesi" "yükün uygunsuz sabitlenmesi" ve ... isimli şahsın aracın hızını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumuna göre ayarlamadığından dolayı, Pres Makinasının aracın üzerinden düşmesine sebep olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Aracın yükü taşımasında herhangi bir sorun olmadığı, çünkü kazadan sonrada aynı dorseye yüklenerek fabrikaya ulaşımı sağlanmıştır." tespitlerine yer verilmiştir. Dosya içeriği, jandarma, tutanağı ve bilirkişi incelemesi ile yükün taşındığı ... isimli şahsın aracın hızını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumuna göre ayarlamadığından dolayı, Pres Makinasının aracın üzerinden düşmesine sebep olduğu ve olayda tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir.Davalı şirket akdi taşıyıcı olduğunu, zarardan sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Dava konusu olayda davalı ... akdi taşıyıcı, davalı ... Nakliyat fiili taşıyıcıdır. Davalı akdi taşıyıcı TTK'nın 879/1 maddesine göre kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Yine TTK 898. Maddesine göre akdi taşıyıcı fiili taşıyıcının eylemlerinden dolayı taşıtana karşı müteselsilen sorumludur. Buna göre davaya konu hasar ister deniz yolu taşıma sırasında isterse demiryolu taşıma sırasında meydana gelmiş olsun davalı akdi taşıyıcı tüm taşıma aşamasında meydana gelen hasardan alt taşıyıcılar ile birlikte müteselsilen sorumludur.(İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi ████████ Esas, █████████ Karar) 6102 sayılı TTK.nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.(İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi █████████ Esas, █████████ Karar) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.(TTK 875,879). TTK 876 maddesi uyarınca Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Davalı ... nakliyat üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle yükün kötü ambalaj ve muhafazalanması sebepleriyle aracın devrildiğini bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Değişik iş dosyası, eksper raporu ve yapılan bilirkişi incelemesi ile taşınan Pres Makinesinin ağırlık merkezi işaretlerinin ve elleçleme talimatlarının yer aldığı, filme sarılı vaziyette olduğu, ayrıca, işaretlenmiş bağlama ve kaldırma noktaları kenarda ve üst kısımda görünür durumda olması nedeniyle Pres Makinesi ambalajında herhangi bir problem olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.İş sayılı dosyası ve mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi ile dosya içeriğinden rücu edilmek istenen 110.000 EURO bedelin meydana gelen hasar ile uyumlu olduğu ve talep edilen faiz türünün 3095 sayılı yasaya uygun olmakla davalıların bu yöndeki savunmaları yerinde görülmemiştir.TTK'nın 875/1. maddesine göre: taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Dava konusu taşıma sözleşmesi kapsamında taşıyan tarafından teslim alınan emtianın alıcısına hasarlı teslim edilmesi olayında davalı ... Nakliyat fiili taşıyıcı olarak, davalı ... ise akdi taşıyıcı olarak TTK'nın 879/1 maddesine göre kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur hükmü uyarınca ... ın yükün taşınmasındaki kusurundan dolayı zarar gören emtiadaki hasar bedelinden TTK md. 898 uyarınca müteselsilen sorumlu tutulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulüne, 110.000 EURO'nun 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince 20.06.2019 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyen faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı ... .... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece zaman aşımı itirazlarının gerektiği gibi incelenmediğini, müvekkilinin sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle davanın dava zaman aşımına uğradığını, TBK'nın 72.maddesindeki "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmüne göre olayın 05.11.2016 tarihinde meydana geldiği göz önüne alınsığında müvekkiline bu süreçte herhangi bir bildirim yapılmaksızın kaza tarihinden 3 yıl ve 3 ay geçtikten sonra 28.02.2020 tarihinde ara buluculuğa başvurularak hukuki sürecin başlatılması sebebi ile davanın zaman aşımına uğradığını, ayrıca taşıma ile ilgili düzenlemelerin TTK ve CMR'de düzenlenmiş olup ikisinin de birbirine paralellik gösterdiğini, gerek TTK'nın 855.maddesinde gerekse CMR sözleşmesinin 32. maddesinde 1 yıllık zaman aşımı süreleri belirlendiğini, mahkemece bu değerlendirmenin hatalı yapıldığını, mail yoluyla 07.11.2016 tarihinde kaza sonrasında müvekkiline bildirim yapıldığının kabul edildiğini, maille yapılan bildirimlerin kabul edilemeyeceğini, herhangi bir resmiyeti bulunmadığını, mailin içeriği kanunen aranan yasal bildirim şartlarını taşımamdığını, TTK'nın 855/3 maddesinde düzenlenen 3 aylık süre içerisinde zararın rücu borçlusuna bildirilmiş olması gerekirken yukarıda da belirtildiği üzere müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, l mahkemece Mayıs 2019'da davacının ödeme yaptığı kabul edilmiş ve bu tarihten itibaren 1 yıllık sürede dava açıldığı belirtilse de bu sürenin Mayıs 2020'de dduğunu, davanın Ağustos ayında açıldığını, sürelerin 15.06.2020 tarihine kadar durdurulduğunu, Ağustos ayında açılan bu dosyanın zaman aşımına uğradığını, eşyanın taşınması sırasında █████/2016 tarihinde gerçekleşen kazada müvekkilinim kusuru bulunmadığını, müvekkili tarafından hasarsız olarak diğer davalıya teslim edilen emtia zarara uğradıktan sonra diğer davalı tarafından ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ değişik iş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, emtianın net zarar miktarının belirlenemediğini, müvekkilinin elinden gelen tüm gayreti göstermesine rağmen yük ambalajlanması ve müvekkilinden kaynaklanmayan emtia muhafazasından dolayı zarar meydana geldiğini, dava dışı gönderici firma ya da dava dışı taşıyıcı firma tarafından müvekkiline herhangi bir şekilde emtianın özel durumu hakkında bilgi verilmediğini, buna rağmen müvekkilinin taşıma işi için en yüksek özeni gösterdiğini, TTK m 878'e göre ise gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama, eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulması, eşyanın özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yoluyla kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği ve gönderen tarafından yetersiz etiketleme ve eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından yüklenmesi veya boşaltılması hallerinde taşıyıcı hasardan sorumlu tutulamayacağını, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda "Pres makinesinin ağırlık merkezi işaretlerinin ve elleçleme talimatlarının yer aldığı, filme sarılı vaziyette olduğu ayrıca işaretlenmiş bağlama ve kaldırma noktaları kenar ve üst kısmında görünür durumda olması nedeniyle Pres makinesi ambalajında herhangi bir problem olmadığı..." ve "... isimli şahsın aracın hızını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine göre yol, hava ve trafik durumunu ayarlayamadığından dolayı preste hasar oluştuğu ve aracın yükü taşımada herhangi bir sorun olmadığı çünkü kazadan sonra da aynı dorseye yüklenerek fabrikaya ulaşımının sağlandığı ..." gibi tespitlerde bulunuldğunu, bu tespitlere rağmen müvekkilinin de sorumlu olduğunun belirtilmesi hükme esas alınan raporun çelişkili olduğunu ortaya koyduğunu, sorumluluğun tamamen diğer davalıya ait olduğunu, müvekkilinin kendisine verilen bilgiler ve talimatlar doğrultusunda hareket ettiğini, yolun büyük kısmında herhangi bir sorun yaşanmamasının da müvekkilin işini özenle yaptığını ortaya koyduğunu, eğer sorumluk varsa bunun diğer davalı ... ..... Şti'ne ait olduğunu, davacının 110.000 EURO bedele ilişkin davacı tarafça hiçbir somut gerekçe gösterilmediğini, gerçek hasarın ve zararın bu miktarda olduğuna ilişkin hiçbir belge dosyaya sunulmadığını, söz konusu bedel davacı tarafından sigorta ettirene ödenmiş olsa bile rakamın gerçek olup olmadığının, zararın gerçekten 110.000 EURO olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ancak yerel mahkemece bu incelemeler yapılmadığını, alacağının en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsili talebininde hukuki bir dayanağı olmadığını, dava konusu olayda en yüksek mevduat faizi uygulanamayacağını, davacı sigorta şirketi ile müvekkiili arasında ticari iş veya sözleşme bulunmadığını, bu nedenle yerel mahkemece hükmedilen faiz oranı haksız olup kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... .... .... Şti. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin görevli olmadığını, davacı şirket ile müvekkili ve diğer davacı şirket tacir sıfatını taşısalar da davalılar ile davacı şirket arasında işin ticari iş olmasını gerektirecek akti ve ticari ilişki bulunmadığını, mahkemenin yetkisiz olduğu halde yetki itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkilinin yerleşim yerinin İzmir olduğunu, davanın İzmir Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, TBK'nın 72/1 maddesi ne göre █████/2016 tarihinden yaklaşık 4 yıl sonra işbu davanın açıldığını, TTKnın 855/1 maddesi ve uyarınca davanın zamanaşımına uğradığını, değişik iş dosyasında alınan rapor kapsamına göre emtianın bir kısım hasarları tespit edilmiş, ancak net zarar miktarı tespit edilemediğini, sadece kayma sonucu yük devrilmesi ile emtianın tamamının hasarlandığı ve kullanılamaz hale geldiğinin düşünülemeyeceğini, kurtuluş beyyinesi konusunda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin köklü bir firma olup uzun zamandan beridir taşıma sektöründe faaliyet gösterdiğini, dava konusu emtiayı taşırken elinden gelen tüm özen yükümlülüğünü fazlasıyla yerine getirmesine rağmen kendisinden kaynaklanmayan sebeplerl, yükün kayarak devrildiğini, ehil kişileri görevlendirdiğini,, yüke uygun araçlar temin etiğini, bu araçları uygun, işinin uzmanı kişilere kullandırdığını, ne var ki yükleme sırasında taşıma işini müvekkiline veren diğer davalı firmanın görevlilerinin yüklemeyi ve bağlamayı itinalı bir şekilde kontrol etmesi gerekirken bu görevlerini layıkı ile yerine getirmediğini, yükleme ve bağlama işini kontrolden kaçındıklarını, diğer davalı firma yetkilileri tarafından yükün usule uygun bağlanması kontrol edilmeden aracın hareket etmesine izin verildiğini, kontrole ait herhangi bir evrak bulunmadığını, hasarın müvekkilinin çalışanlarından kaynaklanmayan, kötü muhafaza ve uygunsuz ambalajlanma sebebiyle mevcut olay meydana geldiğinden müvekkili davalı şirket açısından kurtuluş beyyinesinin tam olarak gerçekleştiğini, müvekkilinin bir miktar alacaktan rücuen sorumlu olduğu düşünülse dahi uygulanması gereken faizin yasal faiz olması gerektiğini, taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın istinaf dilekçesindeki sebeplerle reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, taşıyıcı sorumluluk sigortası kapsamında davacı sigorta şirketince dava dışı asıl taşıyan olan sigortalısı adına yapılan ödemenin alt taşıyıcı davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamının incelenmesinde; 05.10.2016 tarihli mal faturasına göre dava dışı ... şirketinin ...'daki ...AŞ'ye 500.000 EURO fatura bedelli baskı makinası sattığı, satım sözleşmesine konu malın ...'dan Türkiye'ye taşınması için dava dışı ... firmasının görevlendirildiği, davacının sigortalısı ... (eski unvanı: ...)'nin ... şirketinin alt taşıyıcısı olarak, ...sayılı konişmentoya göre yükün ... Limanından İzmir Limanına, oradan da alıcı ...'nin tesislerinin bulunduğu ...'ya taşınmasını üstlendiği, davacının dava dışı sigortalısı ... şirketinin İzmir Limanında ...'ya nakli için davalı ... ..... Şti.'ni, bu davalının da yükü diğer davalı şirkete fiili taşıyıcı olarak taşıttığı, davacının, dava dışı taşıyıcı ... firmasının 02164 sayılı taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesi ile taşıyıcı sorumluluk sigortacısı olduğu, davacının sigortalısı ...'nin de Türkiye içi taşımayı yani ... arası kara taşımasının gerçekleştirmesi için davalı .... AŞ'yi görevlendirildiğini, bu davalının da diğer davalı fiili taşıyıcı .... Şti.'ni görevlendirdiği, emtianın İzmir Limanından ... şirketinin ... plakalı aracına yüklendiği, ancak 05.11.2016 tarihli Jandarma Tutanağına göre yükün yolda seyir halindeyken araçtan düştüğü ve dava konusu hasarın meydana geldiği, dava konusu zarar sebebiyle, satıcı ...'e ödeme yapan satıcının sigortacısı ...'nin davacıdan rücuen tazminat talep etmesi üzerine davacının, sigortalısı olan taşıyıcı ...'nin taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında 110.000 EURO tutarında tazminatı 17.06.2019 tarihinde ödeyerek dava dışı ...'nin haklarına halef olduğu, buna ilişkin ibraname ve makbuzun dosya kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bilgilere göre dava; dava konusu yükün satıcısı ... şirketinin sigortacısı ...'nin sigortalısına yaptığı ödemeyi taşıyıcı ... şirketinden talep etmesi üzerine bu şirketin taşıyıcı sorumluluk sigortacısı olan davacı tarafından yapılan ...'ye yaptığı ödemenin, taşımanın Türkiye kısmında görevlendirilen akdî ve fiili taşıyıcı davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir. Taşıma konusu TTK'da düzenlenmiş olup TTK'nın 4/1.a maddesi uyarıca mutlak ticari davadır. TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalara bakma görevi asliye ticaret mahkemelerine aittir. Somut uyuşmazlıkta davacının, taşıyıcının sigortacısı olup taşıyıcının adına yaptığı ödemeyi alt taşıyan davalılardan talep etmekte olup alacağın taşıma ilişkisinden kaynaklandığı görülmektedir. Bu sebeple mahkemenin görevine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 7. maddesine göre davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Somut olayda, davalı ... şirketinin yerleşim yerinin ...olduğu, diğer davalının ise İzmir olduğu, davacının davayı davalı ... şirketinin yerleşim yeri mahkemesinde ikame ettiği, yukarıda yer verildiği üzere Kanunda ortak yetkinin belirlendiği bir mahkemenin somut olayda bulunmadığı gibi, davalı ... şirketini sırf kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirilmesi amacıyla açıldığına dair bir iddia veya tespitin de bulunmadığı nazara alındığında, somut olayda mahkemenin yetkili olduğu ve yetkiye yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Kusur ve sorumluluk durumu bakımından yapılan değerlendirmede; 05.11.2016 tarihli Jandarma tutanağına göre dava konusu yük 05.11.2016 günü araç üzerinden yol kenarına boş alana düşmüş olup olayın araç şoförünün dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da dava konusu pres makinesinin 2 adet 330 x 352 x 402 cm ölçülerinde 36,500 kg beher malzeme mafı üzerinden bir çift çeker araç ve 5 dingil dorseye yüklenerek İzmir'den ...'ya sevki esnasında, Jandarma Tutanağı, Ekspertiz ve Sörvey Raporlarına istinaden, "alçak şasi römork kasasına güvenli olmayan bir şekilde/yetersiz bağlanması ve sabitlenmesi" "yükün uygunsuz sabitlenmesi" ve araç şoförünün aracın hızını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumuna göre ayarlamaması sebebiyle yükün aracın üzerinden düştüğü tespit edilmiştir. Tüm bilgi ve tespitlere göre dava konusu press makinesinin aracın üzerinden düşmesine aracın şoförünün sebep olduğu ve olayda tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir. İzmir limanından ...'ya yapılan taşımada davalı ... şirketi akdî taşıyıcı, davalı ... şirketi fiili taşıyıcıdır. Davalı akdî taşıyıcı TTK'nın 879/1 maddesine göre kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Yine TTK'nın 898. maddesine göre akdî taşıyıcı fiili taşıyıcının eylemlerinden dolayı taşıtana karşı müteselsilen sorumludur. Akdî ve fiili taşıyıcı taşıtana karşı müteselsilen sorumlu iseler de taşıyıcıların kendi aralarındaki rücularda her bir taşıyan kendi kusuru oranında diğerine karşı sorumludur. Somut olaya, davacının dava dışı sigortalısı olan taşıyıcının diğer taşıyıcılar olan davalılardan rücuen tazminat talebinde bulunmaktadır. Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde, yükün diğer davalı tarafından araca yüklendiğini, yükün bağlanmasını kontrol etmediğini ve kusurlu olduğunu savunmuştur. Yine diğer davalı ... şirketi vekilince de davalı ....'ın kusurlu olduğunu ileri sürmüştür. Somut olayda, davalı ... ve aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğu tespit edilmekle birlikte, davalı ... şirketinin yükün sabitlenmesinden sorumlu olup olmadığı, hasarın münhasıran yükleme ve sabitleme hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda araştırma yapılmamış eksik inceleme ile karar verilmiştir. Diğer bir deyişle, akdî taşıyan olan davalı, fiili taşıyan davalının eylemlerinden sorumlu olmakla birlikte, hasarın münhasıran yükleme, istif ve sabitleme hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının net olarak ortaya konulması gerekir. Hasarın münhasıran yükleme, istiaf ve sabitleme hatasından kaynaklandığı, müterafik kusur da bulunmadığının tespiti hâlinde, fiili taşıyanın sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Davalıların birlikte kusurunun tespiti hâlinde elbette davacıya karşı müteselsil sorumluluk söz konusu olacaktır. Ancak, sonuca gidebilmek açısından davalıların birlikte kusurlarının bulunup bulunmadığının net olarak ortaya konulması gerekir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.05.03.2026