Anahtar kelimeler: Bergama Açılmamış Kazasından Kesinlik Şartı Eksiklikleri Sayılmasına İzmir Sayisi Esastan

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bergama 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de temyiz eden davalılar vekillerince duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 07.10.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı ... adına Av....ile davacılar adına Av. ... geldiler. Murafaalı temyiz eden davalı ... adına ve davalı ... adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili özetle; müvekkillerinin murisinin meydana gelen iş kazası nedeniyle vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalıların kusurlu olduklarını ileri sürerek davacı eş ... için 962.239,84 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, çocuk Çocuk ... için 26.726,70 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk ... için 14.338,22 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.Aşamalarda davacılar vekili ıslah dilekçesi ile davalılardan ... yönünden HMK'nın 123. Maddesi gereğince davalarını geri aldıklarını beyan etmiş, adı geçen davalının geri almaya muvafakat etmiştir.II. CEVAPDavalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; iş kazasının meydana gelişinde davacılar murisinin %40, davalı işveren ...’in %60 oranında kusurlu oldukları, davalılar ... ve ...’in ise kusursuz oldukları kabulünden hareketle davalı ... bakımından davanın HMK'nın 123. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden eş lehine 824.777,00 TL maddi, çocuk ... lehine 22.908,57 TL maddi, çocuk ... lehine 12.289,90 TL maddi tazminat ödenmesine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin asıl işveren olmadığını ve asıl işverenin davalı ... olduğunu, kusur raporlarında müvekkiline herhangi bir kusur atfedilmediğini, davalı ...’ın taşınmazı gezip görerek ve inceleyerek satın aldığını ve mevcut durumu ile kabul ettiğini, satın alma ve kabul tarihinde binada herhangi bir hasar bulunmadığını, sonradan meydana gelen hasarın davalının kendi kullanımı sonucu oluşmuş olabileceğini ve bu nedenle söz konusu hasarın davalı tarafından giderilmesinin olağan olduğunu, ortada satılanda sonradan ortaya çıkan bir ayıp bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir iş yeri bulunmadığını ve sigortalı işçi çalıştırarak yürüttüğü bir faaliyetin de olmadığını, davalı ... hakkında açılan davanın geri alınmasının feragat anlamına geldiğini, ayrıca müvekkilinin ceza dosyasında beraat ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...’ün ... ile görüşerek yapılmasını talep ettiği işi anlattığını ve taraflar arasında belirli bir işin yapılması hususunda anlaşma sağlandığını, müvekkilinin davalı ... ile ... arasında kurulan sözleşmenin tarafı olmadığını ve bu sözleşme kapsamında yüklendiği herhangi bir edim ya da elde ettiği bir kazanç bulunmadığını, müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında asıl işveren konumundaki ... ve ... ile ... arasında laminant parke yapımı ve tamiri işine ilişkin sözleşme kurulduğunu, müteveffanın çalışma yapacağı yerde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğünün davalı asıl işverenler ... ve ...’e ait olduğunu, müvekkilinin müteveffanın çalışacağı yere giriş-çıkış izni bulunmadığını ve işin nasıl yapılacağı, hangi teçhizatın kullanılacağı gibi hususlarda talimat verme yetkisinin de olmadığını, ... ile işin ifa şekline ilişkin herhangi bir anlaşma bulunmadığından müvekkilinin çalışma şekline, kullanılacak ekipmana ve iş güvenliği önlemlerine müdahale etme imkânının bulunmadığını, bu nedenle meydana gelen iş kazasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müteveffanın sözleşme konusu işi kendi nam ve hesabına üstlendiğini, kullanacağı teçhizatı, çalışma şeklini ve saatini ve alınması gereken iş güvenliği önlemlerini kendisinin belirlediğini, olay sırasında gerekli özeni göstermeyerek laminantları beton zemin üzerinde spiral makinesi ile kesmek ve makinenin koruyucu kısmını çıkarmak suretiyle kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine ... ile müvekkili arasında hiçbir zaman işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığını, zira müvekkilinin müteveffayı ne ücret karşılığında ne de kendisine bağımlı olarak süreli ya da sürekli şekilde çalıştırmadığını, ücret unsurunun işçi-işveren ilişkisinin asli unsuru olmasına rağmen müvekkili ile ... arasında herhangi bir ücret anlaşması yapılmadığını ve herhangi bir ödeme de gerçekleştirilmediğini, dosyada toplanan deliller ve müfettiş raporunda da müvekkili ile ... arasında para alışverişi ya da iş sözleşmesi bulunduğunun tespit edilemediğini, ayrıca müteahhidin satmış olduğu dairenin kusurundan ve asıl işveren sıfatından dolayı sorumlu olduğunu, daire sahibi ...’ın da bina maliki ve asıl işveren olarak sorumluluğunun bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dosya kapsamından, ceza dava dosyasındaki beyanlara göre kaza olayının meydana geldiği binanın dava dışı ... ile davalı ... tarafından inşa edildiği, bina inşaatının tamamlanmasından sonra dairelerin satılarak teslimlerinin yapıldığı, binanın 5 numaralı dairesini satın alan davalı ...'ın, dairenin zemininde bulunan laminat parkelerde şişme (pot yapma-kabarma) meydana gelmesi üzerine davalı ...'ü arayarak dairesinde meydana gelen arızayı (parkelerde kabarma) giderilmesini talep ettiği, davalı ...'ün de mezkür bina inşaatının mobilya ve ahşap işlerini yapan davalı ...'i arayarak ondan 5 numaralı dairedeki parkelerde meydana gelen şişmeyi gidermesini istediği, davalı ...'in de, dairedeki parkelerin tamirini yapmak üzere davacılar murisine haber verdiği, davacılar murisinin olay tarihi itibariyle davalı ...’in işçisi değil dava dışı ....... San. ve Tic. Ltd. Şti. şirketinin içisi olduğu, Kurum tarafından yapulan tahkikat sonucunda düzenlenen inceleme raporunda davalı ...’in işveren olduğunun ancak ... sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi verilmediğini tespit ettiği, müteveffanın hizmet döküm cetvelinde davalı ...’in işveren olarak görünmediği, kaza tarihi itibariyle müteveffanın işvereninin hizmet döküm cetvelinde ....... San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak göründüğü, davalı ...'in davacılar murisinin işvereni olmadığını, sadece murisi daha önce sanayiden tanıdığı için ona haber verdiğini, ... ile anlaşanların diğer davalılar olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesinin birinci fıkrasında iş sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Buna göre, "İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir." Ayrıca aynı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasında da "Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir." hükmüne yer verilmiştir.Somut olayda inceleme raporunda Kurum tarafından davalı ...'in işveren olduğu tespitinin yapıldığı anlaşıldığına göre davalı ...'e davacılar murisinin işvereni olmadığının tespiti için Sosyal Güvenlik Kurumuna ve ... sigortalının hak sahiplerine karşı tespit davası açmak üzere kesin süre verilmesi, açılacak dava bekletici mesele yapılarak, usuli kazanılmış haklar da gözetilip çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Temyiz eden davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,Davalı ... avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.