Anahtar kelimeler: Çekle Çekteki Haricen Başvurdukları Toplamda Fotokopisi Vasıtası Tahsilatların Kambiyo Sayın

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Müvekkili şirkete karşı ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatılmış olup müvekkili şirketin söz konusu çekle ilgili hiçbir borcu olmadığı, çek fotokopisi incelendiğinde çekteki imza ve yazıların müvekkili şirket yetkilisi ... 'a ait olmadığının fark edilmesi neticesinde sayın mahkemeye başvurdukları, mahkemece uzman bilirkişiler vasıtası ile imza incelemesi yaptırıldığında bu hususun ispatlanacağı, ayrıca UYAP sisteminden takip dosyası incelendiğinde farklı tarihlerde toplamda 930.000,00 TL olacak şekilde alacaklı vekili tarafından haricen tahsil bildiriminde bulunulduğu, tahsilatların ... Şirketi isimli borçludan yapıldığı, takip dosyasının sadece 123.927,34 TL bakiye borcunun kaldığı, söz konusu çekteki yazıların müvekkiline ait olmadığına ilişkin Mahkemece duruşma günü beklenmeksizin inceleme yaptırarak gerçeğin açığa çıkmasına yardımcı olunması ve müvekkili şirketin daha fazla zarar görme ihtimalini önlemeye yönelik olarak ivedilikle takibi durdurması gerektiği, yukarıdaki açıklanan sebepler ile davanın kabulü ile ... 13. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına ilişkin ve icra dosyasına konu çekle alakalı müvekkili şirketin herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş, ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasının UYAP sureti ve ... Ticaret Sicili Müdürlüğü, ... Nüfus Müdürlüğü, ... İl Seçim Müdürlüğü ... Bankası ... Şubesi, ... Bankası ... Şubesi ve ... 1. Noterliği 'ne yazılan müzekkere cevaplarının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava; davalının davacı aleyhine ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatmış olduğu takibe dayanak çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle açılan menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır.
... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İcra dosyası celbedilmiş ve incelenmesinde borçlunun davacı ..., alacaklının ise davalı ... olduğu, davalı alacaklı tarafça 700.000,00 TL ana para, 13.966,44 TL işlemiş faiz, 70.000,00 TL çek tazminatı, 2.100,00 TL çek komisyonu olmak üzere toplam 786.066,44 TL alacak için takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
HGK'nun ...E, ... K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Yine senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması” “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. "Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." (Yargıtay 11. HD ...E. ... K.)
Yukarıda da açıklandığı üzere davalı tarafça davacı aleyhine başlatılan icra takibinde davacı tarafın mutlak def'i olarak takip dayanağı çek üzerindeki imzayı inkar ettiği, dolayısı ile herkese karşı ileri sürülen bu def'in neticesinde dayanak çek altındaki imzanın davalı alacaklıya ait olduğu anlaşılmıştır. Bu minvalde imza incelemesine esas olmak üzere çek aslı icra müdürlüğünden istenmiş, ancak icra müdürlüğü çekin ihtiyati başvurusu yapılmak üzere davalı alacaklı vekili tarafından teslim alındığını ve çeklerin icra kasasında olmadığı bildirilmiştir.
Bu defa çek aslının ibraz için gerek davalı asile gerekse davalı vekiline kesin süre ihtaratını da içeren duruşma zaptı usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça çek aslı kesin süre içerisinde mahkememiz dosyasında ibraz edilmemiştir.
Açıklandığı üzere takibe dayanak çekteki imzanın davacıya ait olduğunu ispat külfeti davalı alacaklıya ait olup kesin süre içerisinde çek aslının ibraz edilmediği ve davalının çek altındaki imzanın davacıya ait olmadığını kabul etmiş sayıldığı anlaşıldığından davanın kabulüne, davacının ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile bu takibe dayanak ...Bankası ... Şubesine ait, ... seri numaralı, █████/2023 keşide tarihli, 700.000,00 TL bedelli çek yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklının takip yapmakta kötüniyetli olduğuna dair dosyada somut bir delil bulunmadığı anlaşıldığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
-Davacının ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile bu takibe dayanak ...Bankası ... Şubesine ait, ... seri numaralı, █████/2023 keşide tarihli, 700.000,00 TL bedelli çek yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 53.696,20-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 13.424,41-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 40.271,79-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 123.910,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 1.342,41-TL Peşin/nisbi Harcı, 12.082,00-TL Tamamlama Harcı, 1.654,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 15.506,51 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
8-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!