Anahtar kelimeler: Bam Cismani Esaskarar Birakan Başkan Yazim Katip Miras Ölüm Üye

T.C. ...... BAM ....... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:..../...-.../....
T.C.......BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A...... HUKUK DAİRESİ K A R A RDOSYA NO
: ..../......KARAR NO
: .../.....BAŞKAN
: .........ÜYE
: ..........ÜYE
: ........KATİP
: .........İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: .... ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ..../....KARAR NO
:.../....KARAR TARİHİ
: .........İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: ...........MİRAS BIRAKAN
: ...........MİRASÇILARI
: 1 -.............: 2 -.............: 3 -.........: 4 -.............DAVALILAR
: 1 -........VEKİLİ
: Av. .................VEKİLİ
: Av. ........: 3 -........VEKİLİ
: Av.........: 4 -.......VEKİLLERİ
: Av. .......İHBAR OLUNAN
: ..........DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )B.A.M. KARAR TARİHİ
: .........KARAR YAZIM TARİHİ
: .............Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 14.04.2014 tarihinde eşiyle birlikte ......’den .........’ya davalılardan ..........’ne ait otobüs ile seyahat ettiklerini, seyahatlerinin sonuna doğru şehir merkezine şehirler arası yolcu otobüslerinin girişinin yasak olması nedeniyle yine şirkete ait ....................plakalı servise binerek şehir merkezine gitmek üzere hareket ettiklerini, ...............ilinin ......... semti civarlarında davalı turizm şirketine ait araç ............. plakalı diğer davalı ..................’ne ait kamyon ile çarpışarak yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin gerçekleşen kaza nedeniyle acilen .............. Tıp Fakültesine sevk edildiğini, bacağından ağır şekilde yaralanarak acilen ameliyata alındığını, 15 gün boyunca da hastanede yatmak zorunda kaldığını, sonrasında ise başkaca da operasyonlara ve fizik tedaviye maruz kalan müvekkilinin bacağının halen daha işlevine kavuşamamış olduğunu, müvekkilinin iş bu kaza nedeniyle sürekli maluliyeti oluşmuş olduğunu, destek almadan yürüyemez hale geldiğini, müvekkilinin 1944 doğumlu olup itibarlı ve aylık geliri yüksek bir iş adamı olduğunu, halen daha ticari faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, aylık ortalama geliri 10.000 TL-20.000 TL arasında olduğunu, manevi tazminat taleplerinin araç sahipleri şirketlere yönelik olduğunu, sigorta kapsamında manevi tazminata ilişkin teminat bulunmayabileceğinden davalılardan her iki sigorta şirketinden sadece davanın maddi tazminata ilişkin kalemlerini talep ettiklerini, manevi tazminata ilişkin taleplerinin davalı sigorta şirketlerine yönelttiklerini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili █████/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 100,00 TL’den 238.867,92 TL’ye çıkarmıştır.Davalı .............. vekili cevap dilekçesinde: davanın haksız ve yersiz olduğunu, davayı kabul etmediklerini, reddini talep ettiklerini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu ...........plakalı aracın sürücüsü olduğunu, kavşakta geçiş önceliği kuralına uymamış olduğunu, tedbirsizlik ve dikkatsizliği ile müvekkili şirkete ait araca çarpmış ve kazaya neden olduğunu, bu nedenle müvekkili şirkete atfedilen kusuru kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini, davacının zararını kendi sosyal güvenlik kurumundan talep etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin taşıdığı tüm yolcular - trafik kazalarına karşı sigortalı olup davacının bir zararı varsa bunu öncelikle sigorta şirketinden talep etmesi aksi takdirde dava açması gerekirken sigorta şirketinden talepte bulunduğu ve bunun reddedildiğine dair herhangi bir bilgiye rastlanılmadığını, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, tazminat miktarı bir kimseyi zenginleştirme aracı niteliğinde bulunmaması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ............ vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde bahsi geçen .............. plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde 16.06.2013 ila 16.06.2014 tarihlerini kapsamak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi tahtında sigortalanmış olduğunu, bu poliçe ile kişi başına toplam 250.000,00 TL’lik sakatlanma ve ölüm zararı teminatı sağlandığını, her koşulda müvekkil şirketin işbu limitle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirket ferilerden de bu limit oranında sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili kurumun zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limitleri ve ............ plakalı aracın kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduğunu, maluliyet oranının kaza sonucu oluşan arazların kaza ile illiyetleri de tespit edilmek suretiyle belirlenmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ..............usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davalılar tarafından savunmada bulunulmamıştır.Mahkemece; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 224.171.77 TL maddi tazminatın davalılar ....................yönünden kaza tarihi olan 14.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, diğer davalılar ..........ve ......... yönünden dava tarihi olan 29.03.2016 tarihinden itibaren işletecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 25.000 TL manevi tazminatın davalılar .........................'den kaza tarihi olan 14.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 15 gün boyunca hastanede yatmak zorunda kaldığını belirtilerek açıkça bakıcı gideri talep edilmesine ve mahkeme tarafından kendilerine verilen süreye istinaden maddi tazminat olarak taleplerinin içerisinde tedavi gideri taleplerinin bulunduğunun belirtilmesine rağmen mahkeme tarafından bakıcı gideri talep edilmediğinden talebini reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, maddi tazminat hesabında müvekkilinin aylık gelirinin dava dilekçesinde belirtilen miktar olmasına rağmen daha az miktarda aylık gelir elde ettiği kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, yargılama sırasındaki asgari ücret artışlarının dikkate alınmadığını ayrıca müvekkili lehine takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı .............. vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, müvekkilinin sigortacısı olduğunu aracın sürücüsünün kusuruna denk gelen tazminat miktarından ve ferilerinden sorumlu tutulması gerekirken diğer davalılarla birlikte tazminatın tamamından müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, beyanla kararın kaldırılması isteminde bulunduğu görülmüştür.Davalı ............. vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, kazanın oluşumunda müvekkili aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığını, manevi tazminatın dava dilekçesinde kısmi talep edilmesinin hatalı olduğunu, olay tarihinde 70 yaşında olan davacının iş ve güç kaybı değerlendirmesinin hatalı yapıldığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı Kayapalı ............ vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin sürücüsünün kazada kusuru bulunmadığını, kusur raporunun hatalı olduğunu, davacının kaza anında emniyet kemeri takmadığından dolayı müterafik kusuru bulunduğunu, davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmi olarak ileri sürmüş olması nedeniyle talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, alınan raporda iş görmezlik süresinin kaza öncesi, sonrası ve kaza anıyla olan ilişki düzeyinin engellik hali ile tam olarak ilişkilendirilmediğini, iş görmezlik raporunun ATK ........İhtisas Dairesinden alınması gerekirken başka ihtisas dairesinden alındığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:Dava; yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kazadaki kusur durumu, davacının bakıcı gideri talebi bulunup bulunmadığı, maddi tazminat hesabı ve manevi tazminatın kısmi olarak talep edilip edilmeyeceği hususudur.Bir kısım davalılar vekilleri alınan kusur raporunun hatalı olduğu ve kazanın oluşumunda işleteni bulundukları aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığını beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. Olaydan sonra tanzim edilen kaza tespit tutanağından kazanın oluşumunda araç sürücülerinden birinin kavşakta öncelik kuralına aykırı hareket ettiğinden, diğerinin de hız kurallarına aykırı hareket ettiğinden kusurlu olduklarının tespit edildiği görülmüştür. Ceza yargılamasında trafik bilirkişisinden alınan raporda da aynı şekilde kusur değerlendirmesi yapılarak geçiş üstünlüğüne aykırı hareket eden araç sürücüsünün asli, hız kurallarına aykırı hareket eden araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunun bildirildiği ve ceza mahkemesince bu rapor hükme esas alınarak her iki araç sürücüsünün de taksirle yaralama eyleminde kusurlu oldukları kabul edilerek cezalandırılmaları ile hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. İlk derece Mahkemesi tarafından yargılama sırasında ATK dan alınan raporda da davacı yolcunun kusuru bulunmadığı, geçiş üstünlüğüne aykırı hareket eden ...........plakalı aracın sürücüsünün % 70 oranında asli kusurlu olduğu, ............... plakalı aracın sürücüsünün ise geçiş üstünlüğü kendisine ait olmasına rağmen aracın hızını kavşağa gelirken azaltmadığından dolayı % 30 oranında tali kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. Alınan raporlar birbirleri ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu ve kazanın oluşumu şekline uygun olduğu gibi ayrıca davacının kaza anında araçta yolcu olması nedeniyle kazanın oluşumunda kusuru bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden ayrıca araç sürücülerinin kusur oranlarının birbirleri arasındaki rücu davasında önem arz etmesi nedeniyle ATK tarafından tanzim edilen kusur raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin kusura ilişkin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan dava ile davalıların işleten ve zorunlu mali mesuliyet sigortacı olarak sorumlu olduğu araçların sürücülerinin kusuru ile meydana gelen kazada yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere maddi tazminat için 100 TL ve manevi tazminat için 30.000,00 talepte bulunmuş ancak dava dilekçesi ile maddi tazminat talebinin neler olduğunu açıkça belirtmemiştir. Mahkeme tarafından maddi tazminat taleplerinin kapsamının belirlenmesi için HMK 31 maddesi uyarınca davacı vekiline süre verilmiş olup davacı vekili tarafından verilen süreye istinaden ibraz edilen █████/2017 tarihli dilekçe ile maddi tazminat taleplerinin kazadan dolayı müvekkilinin görmüş olduğu bedensel zararlardan kaynaklanan tedavi giderleri, çalışma gücünün azalması sebebiyle uğranılan zarar ve ekonomik gelişmenin zorlaşması olduğunu bildirilmiştir. Mahkeme tarafından davacı vekiline tedavi gideri talep etmesi karşısında tedavi gideri olarak ne miktarda talepte bulunduğu hususunda beyan bulunmak için tekrar süre verilmiş ve davacı vekili tarafından dava dilekçesinde 100 TL maddi tazminat talep edilmesine rağmen tedavi gideri olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500 TL talepleri bulunduğunu beyan ettiği görülmüştür.Haksız fiil neticesinde, bedensel zarara uğrayan kişi TBK'nın 54. maddesi kapsamında meydana gelen zararlarını, zarar sorumlularından talep edebilir. Geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş görmezlik tazminatı ve tedavi gideri kapsamında kalan bakıcı gideri de bu kapsamda meydana gelen zararlardan olup, zarar sorumlusundan talep edilebilir. Zarar sorumlusundan talep edilebilecek bakıcı gideri sürekli bakıma muhtaçlık durumunda talep edilebileceği gibi geçici bakıma muhtaçlık durumunda da, talep edilebilir.HMK 26. Maddesinde hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka birşeye karar veremez, duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir hükmü mevcuttur.Somut olayda ,davacının dava dilekçesi ile maddi tazminat talep ettiği ancak maddi tazminat talebinin kapsamını belirtmediği anlaşılmakla bu hususta HMK 31 maddesi uyarınca mahkeme tarafından davacıdan talebin kapsamı hususunda izahat alınması yerinde olmuştur. Bu kapsamda davacı vekili tarafından maddi tazminat talebi içerisinde tedavi gideri talebi olduğu da belirtilmiş olup yukarıdaki açıklamalar uyarınca bakıcı gideri de TBK 54 maddesi uyarınca tedavi gideri kapsamında kalmakta ise de, maddi tazminat ve tedavi gideri ile ilgili olmak üzere davacı vekiline mahkeme tarafından verilen süreye istinaden davacı vekili tarafından tedavi gideri olarak bakıcı gideri talebi olduğu hususunda her hangi bir şekilde açık bir beyanda bulunulmadığı görülmektedir. ATK dan alınan raporda davacının yaralanması nedeniyle 9 ay iyileşme süresi olduğunun tespit edildiği ancak bu sürede bakıcı ihtiyacı olup olmadığı hususunun belirtilmemesine rağmen aktüerya bilirkişisi tarafından uzmanlık alanı dışında olmasına rağmen geçici iş görmezlik süresince bakıcı ihtiyacı olduğu kabul edilerek bakıcı gideri hesaplanması üzerine davacının maddi tazminat talebini ıslah ile arttırırken bakıcı gideri de talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin ne dava dilekçesi ile ne de kendisine maddi tazminat kapsamını belirlemesi için verilen süreye istinaden ibraz ettiği dilekçeleri ile açık şekilde bakıcı gideri talebi bulunmadığı bu yönüyle davacının tedavi gideri olarak talep ettiği maddi tazminatın içerisinde bakıcı gideri talebi bulunduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince bakıcı giderine ilişkin talebin taleple bağlılık kuralına aykırı olması nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Maddi tazminatın (zararın) hesaplanmasında gelirin doğru olarak belirlenmesi önemli bir yer tutmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin emekli olduğunu ancak aynı zamanda ticaretle uğraştığını ve aylık gelirin asgari ücretin üzerine olduğunu iddia etmiştir. Davacının asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğinin iddia etmiş ve bu hususun vergi kayıtlarından anlaşılacağını beyan etmiş olması karşısında mahkeme tarafından vergi dairesine müzekkere yazılarak gelir beyannamelerini celp edilmiş olup davacının kaza tarihine en yakın aylık kazançları tespit edilmiştir. Vergi kayıtları kapsamında mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede davacının vergi kayıtlarına göre kazadan önceki aylık kazancının asgari ücretin altında olduğu tespit edilmesi nedeniyle yerleşik Yargıtay uygulaması gereği davacının gelirinin asgari ücret düzeyinde kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi, gelen kayıtlar ve yapılan bilirkişi incelemesine rağmen gelirin resmi kayıtlarda tespit edilen gelirden fazla olduğu hususunda davacı tarafından başkaca bir delil de ibraz edilmediğinden davacı vekilinin müvekkilinin gelirin asgari ücretin üzerinde olduğuna ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.6098 sayılı TBK m. 75. maddesi gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece re’sen gözönünde tutulması zorunludur. Bu nedenle hüküm tarihine en yakın tarihte bilinen asgari ücret tutarını belirleyerek bu verilere göre hesap yapılması gerekir. ( Yargıtay 17. HD'nin 28.03.2019 tarih ve █████████ E. - █████████ K. sayılı ilamı ) Somut olayla bilirkişiden alınan ek raporda 2022 asgari ücreti verileri kullanılarak hesaplama yapıldığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, 6098 sayılı TBK’nun 61. ve 62. maddeleri uyarınca, zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, aynı Kanun'un 162. maddesine göre, borcun tamamından sorumludurlar. 2918 sayılı KTK'nun 88/1. maddesinde de trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacı, zararlarını müştereken ve müteselsilen talep edebileceği gibi yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçerek her bir failin kusuru oranında da talepte bulunabilir. Bu hususta seçim hakkı davacı zarar görene aittir.Dolayısıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacı dava dilekçesinde zararın tamamını davalılardan talep etmiştir. Davalıların sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesine dayanmakta olup zararın tamamının ya da kusurlarına göre davalılardan tahsilini talep etmede seçimlik hak davacıya aittir. Davacı vekili maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsili talep etmiş ancak müteselsilen tahsili hususunu açıkça belirtmemiş ise de, açılan tazminat davasında davalıların tazminattan müteselsil sorumluluğu esas olduğundan bu hususun dava dilekçesinde açıkça belirtilmemesi davalıların kusuru oranında ya da eşit olarak sorumlu oldukları sonucunu doğurmayacağından mahkemenin davalıların tazminattan müteselsil sorumlu olduklarının kabulü hususundaki takdirinde isabetsizlik bulunmadığından davalı ......... vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır.Somut olayda; davacının, serviste yolcu olduğu ve yaralanmasının ayağı ile ilgili olduğu ve kaza tespit tutanağından kaza anında emniyet kemeri takıp takmadığının belli olmadığının tespit edildiği görülmüştür. Davacının yaralanmasının niteliği dikkate alındığında emniyet kemerinin takılmaması ile yaralanma sonucu arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakla davacının zararın artmasında müterafik kusurunun bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden davalı Kayapalı Nilüfer Turizm....vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Bir kısım davalılar vekili, davacı vekilinin manevi tazminat yönünden kısmi dava olarak açtığını ancak manevi tazminat davasının kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmaması nedeniyle talebin reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. Davacı vekilinin dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100 TL maddi tazminat ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilin talep etmiştir. Talep edilen tazminatlardan davacı tarafça fazlaya ilişkin hakları saklı tutulan tazminat kaleminin maddi tazminat olduğu anlaşılmakla manevi tazminat talebinin kısmi olarak talep edilmemesi karşısında talep edilen 30.000,00 TL yönünden kazadaki yaralanması nedeniyle TBK 56 maddesi uyarınca davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf istemlerinin ayrı ayrı reddi gerekmiştir .Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesine göre; hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut hâlde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, TMK’nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve ███████-1098 E., █████████ K.; 02.03.2021 tarihli ve ███████-41 E., ████████ K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Somut uyuşmazlıkta, davacıların kazadaki yaralanması, davalının kusur durumu, paranın alım gücü, tarafların ekonomik sosyal durumu gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince, davacının uğranılan zarar nedeniyle, tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar manevi tazminata hükmedilmiş olup, taraf vekillerinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- .... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... tarih ve .../...-.../... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2-a)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılması gereken 269,85.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 189,15.-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,b)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı .......... tarafından yatırılması gereken 15.313,17-TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.830,00.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 11.483,17.-TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,c)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ........ tarafından yatırılması gereken 17.020,92-TL istinaf karar harcından peşin alınan 851,04.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 16.169,88.-TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,d)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı Kayapalı Nilüfer.... tarafından yatırılması gereken 17.020,92--TL istinaf karar harcından peşin alınan 851,04.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 16.169,88.-TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi..............Başkan........Üye..............Üye.......Katip......