Anahtar kelimeler: Şifahi Görsellerini Franchise Sonuçsuz Acentelik Ham İmzalamış Sonlandırdığı Katkı Akabinde

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davalı borçlunun, davacı ile imzalamış olduğu 01.10.2019 tarihli Alt Franchise sözleşmesine aykırı davranışlarda bulunduğu; davalının, işyerinin önce tüm görsellerini değiştirerek marka kullanımını sonlandırdığı; akabinde gönderilen ihtarname ile işyerini izinsiz başkasına devir ettiğinin tespit edildiği; bu aykırılıkların giderilmesi ve işyerinin sözleşmeye uygun olarak işletilmesi hususlarında hem ihtarname ham de şifahi olarak bildirimde bulunulduğu; ancak görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine katkı bedeli ile cezai şart bedelinin tahsili için ilamsız icra yoluyla icra takibi başlatıldığı; icra takibine davalı borçlu tarafından itiraz edildiği; davacı şirket ile davalı (borçlu) arasında kendi içinde özel bir know how’a sahip, bakkal/ market zinciri oluşturulması amacı çerçevesinde Ekomini Alt Franchise Sözleşmesi (...) akdedildiği; gerek davacı şirketin, gerekse de sözleşmede ... olarak yer alan şirketin sözleşme koşullarına uygun davrandığı; tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği ve özellikle davalı borçlunun işyeri için yatırım bedelini sözleşmede belirtilen şekilde ve zamanında ödediği; ancak davalının (borçlu) sözleşmeye aykırı edimlerde bulunduğu; anılan sözleşme kapsamında davalının (borçlu) sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince önce işyerinin tüm görsellerini değiştirerek marka kullanımını sonlandırdığı; yapılan uyarılar ve görüşmeler sonuçsuz kalınca gönderilen ... 19. Noterliği'nin ...ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi tebliğ şerhinde esasen davalı borçlunun işyerini sözleşmenin 7.24. ve 7.25. maddelerine aykırı olarak davacı şirketin yazılı onayını almaksızın ...'a devrettiğinin tespit edildiği; Franchise Sözleşmesinin, sürekli borç ilişkisi içeren bir sözleşme olduğu; franchise alanın, franchise verenin belirlediği ilkelere uymak ve verilen fikri/sınai unsurlardan yararlanmak kaydıyla, sisteme dâhil mal veya hizmetlerin sürümünü kendi nam ve hesabına yapmayı ve desteklemeyi taahhüt ettiği; franchise alanın sözleşme çerçevesindeki ilk borcunun, franchise verenin menfaatlerini koruma ve sadakat olduğu; Franchise Alan konumunda bulunan davalının (borçlu) yapılan tüm uyarılara rağmen sözleşmeye aykırı davranışlarına devam ettiği; en nihayetinde de işyerinde önce marka kullanımını sonlandırdığı ve işyerini izinsiz devir edip Ekomini Alt Franchise Sözleşmesi'ne aykırı bir şekilde faaliyetine tamamen son verdiği; davacı şirketin sözleşmenin ...'nin Feshi başlıklı 12. maddesi uyarınca sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkının doğduğu; davalı tarafın marka kullanımını sonladırması ve işyerini izinsiz olarak üçüncü bir kişiye devir etmesinin meydana getirdiği eylemli fesih iradesi ile de taraflar arasında imzalan sözleşmenin, ... 19. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedildiği; davacının zarara uğradığı açık olduğundan davacı tarafından davalı tarafa 11.1.2. maddesi gereği ödenen KDV hariç 38.328,00 TL katkı bedeli ile Teminat ve Cezai Şart başlıklı 13. maddesinde yer alan 60.000,00 TL cezai şart bedelini talep etme hakkının doğduğu; davacı tarafından alacağının tahsili amacıyla ... 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yoluna başvurulduğu; davalının (borçlu) ilgili icra takibine itiraz ettiği ve davacı tarafından başlatılan takibin itiraz kapsamında ilgili icra müdürlüğünce durdurulduğu; davalı borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu; Ekomini Franchise sistemi ile ilgili olarak sözleşmeye aykırılık halinde dava konusu icra takibinde yer alan katkı bedeli ile cezai şart bedelinin istenebileceğine ilişkin emsal mahkeme kararlarının bulunduğu; ilgili kararlarda da sözleşmeye aykırılığın haklı nedenle fesih sebebi olacağının kabul edildiği ve buna uygun olarak da katkı bedeli ile cezai şart bedelinin talep edilebileceğinin hüküm altına alındığı öne sürülerek davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına, davalının (borçlu) %20’sinden az olmamak şartı ile tazminata karar verilmesi talep edilmektedir.
CEVAP
: Bilirkişi raporunda iş yerinin devredildiği ve işletmenin davalı tarafça yönetilmediğinin tespit edildiği; iş yerinin, davalı tarafından davacı şirketin temsilci .... ile yapılan sözlü anlaşma çerçevesinde devredildiği; söz konusu devrin, Ekomini olarak işletmeye devam edileceği ve sözleşmenin yenileneceği beklentisiyle yapıldığı; bu hususun davacı şirketin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiği; söz konusu devrin gerçekleştirildiği süreçte davalının şirketle iletişimde kalarak süreci şeffaf yürüttüğü; cezai şartın davalının ekonomik durumunu olumsuz şekilde etkileyeceği ve haksız yük getirdiği; davalı tarafından cezai şartın orantısız olduğu ve indirilmesinin talep edildiği; davalının iş yerini devretmeden önce davacı şirketin zarar görmemesi için gerekli adımları attığı; reklam vergisi gibi davacı tarafın ödemesi gereken maliyetlerin davalı tarafından üstlenilerek davacı tarafın zarar görmemesinin sağlandığı; tüm bu adımların iyi niyetle atıldığı ve davacı şirketle sözlü olarak bu hususlarda mutabık kalındığı öne sürülerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmektedir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının UYAP sureti ve Vergi Dairelerine yazılan müzekkere cevabının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Dosyanın talimat raporu alınmak üzere mali müşavir ve marka patent uzman bilirkişi heyetine tevdi edildiği ve düzenlenen █████/2024 tarihli raporda özetle; ..adresinde yapılan incelemede, işletmenin perakende gıda ve içecek vs satışı yapan market olduğu, marketin, vergi levhasına göre ...Şti. tarafından işletildiği ve ticaret sicilde kayıtlı resmi adresinin de bu adres (...) olduğu, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre şirketin tek ortağının ... olduğu, tarafımıza verilen sözlü bilgi uyarınca bu dükkânın 13.01.2023 tarihinde ...’dan devralındığı, daha önceki adının “Ekomini” olduğu tespit edilmiştir.
Dosyanın rapor alınmak üzere mali müşavir ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edildiği ve düzenlenen █████/2025 tarihli raporda özetle; Davacı Tarafın Ticari Defter Kayıtları yönünden, davacı .. A.Ş.’nin 2019-2023 yıllarına ait ticari defterleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Mükerrer 242. maddesinin 2. fıkrasına, 5766 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca 14.12.2012 tarihinde yayımlanan 421 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine uygun şekilde e-defter olarak tutulmaktadır. Bu kapsamda envanter defteri dışındaki yasal defterlerin tasdiki uygulaması ortadan kalkmıştır. İncelenen ticari defterlere ilişkin mükellefiyetlerin tam ve eksiksiz yerine getirilmiş olduğu, hesap İncelemesi yönünden, davacı tarafından sunulan faturaların incelenmiş olup davacı şirkete ... tarafından 18.486,54 TL ve... tarafından 17.718,42 TL tutarında faturalar düzenlenmiş olduğu tespit edilmiştir. Bu faturalar, davacı şirket tarafından ... şirketine yansıtılmıştır. Davalı ... tarafından ...’ya düzenlenen 2 adet fatura da ... tarafından davacı şirkete düzenlenen faturalarla yansıtılmıştır. Yine davalı ... tarafından ...’ya düzenlenen 8.057,04 TL tutarındaki fatura ... tarafından davacı şirkete düzenlenen fatura ile yansıtılmıştır. Böylece davacı şirket tarafından davalı tarafın İşletme Faaliyetlerine 18.486,54 TL, 17.718,42 TL ve 8.057,04 TL olmak üzere toplam 44.262,00 TL tutarında destek sağlanmış olduğu, İşletme Faaliyetlerine Katkı Payına İlişkin Değerlendirme yönünden, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin İşletme Faaliyetlerine Katkı kenar başlıklı 11. maddesi “... ve/veya ..., İşyerine açılış desteği altında ticari faaliyetlerine katkı amacı ile ve bir defaya mahsus olmak üzere, FV’nin onayı doğrultusunda nakdi veya benzeri destekte bulunacaktır. ... ve/veya ... tarafından yapılan veya yapılacak katkı ve destek; Dekorasyon Harcamaları (raf, stand vb.) için 16.000,00 TL, İşyerinin Alt Yapı Harcamaları (boya, badana, döşeme, elektrik/su tesisatı vb.) için 15.500,00 TL, Nakit Bazlı Katkı adı altında 6.828,00 TL … olmak üzere toplam 38.328,00 TL’ye karşılık gelmektedir.” hükmünü havidir. Davalının yapılan sözleşmenin feshine sebep olduğu iddasına karşılık, davalı taraf sözlü mutabakat çerçevesinde işlemlerin yapıldığını ileri sürmektedir. Ancak yazılı olan sözleşmenin değiştirilmesi ancak yazılı belge ile yapılması ile mümkün olduğundan ve davalının yazılı belge sunmaması karşısında, yazılı şekilde yapılan sözleşmeye göre davacının talep etme hakkı olan katkı payı 44.262,00 TL hesaplanmışsa da takip talebiyle bağlı kalmak suretiyle 38.328,00 TL katkı payı alacağı olduğu, Cezai Şarta İlişkin Değerlendirme yönünden, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin Cezai Şart, Kefalet ve Teminat kenar başlıklı 13. Maddesi “13.1. ..., ...’den kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı eylem ve davranışları nedeniyle ...’nin feshine sebep olduğu taktirde, mevcut zarar ve ziyandan farklı olarak ayrıca 60.000,00 TL tutarında bir cezai şart bedeli ödeyeceğini ve işbu bedelden herhangi bir tenkisin söz konusu olmayacağını da ayrıca kabul ve beyan eder.” hükmünü havidir. Yukarıda da izah edildiği gibi yazılı sözleşme hükümlerine göre hesaplama yapılması gerekmekte olup yazılı sözleşmeye aykırı davaranışın, davacıya akdi haklı sebeple fesih ederek tazminat talep etme hakkı verdiği esas alınarak, davacının 60.000,00 TL cezai şart talebinde bulunabileceği, Sonuç olarak, dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ile yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda; davacı tarafın usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu; davalının yazılı akde karşı yazılı olmayan savunmalara dayanarak yaptığı itirazın yerinde olmayacağı esas alınarak, 15.05.2023 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 98.328,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Dosyanın talimat raporu alınmak üzere mali müşavire tevdi edildiği ve düzenlenen █████/2026 tarihli raporda özetle; Davalının 2025 yılı 3. Dönem güncel bilançosuna göre 1.121.931,25-TL Varlığının olduğu, Kısa veya Uzun Vadeli Borçlarının olmadığı, 1.432.310,20-TL Öz Varlığının olduğu, Dönem Net Zararının 310.378,95-TL olduğu görülmektedir. Davalının 2025 yılında borcu olmadığı, ancak 310.378,95-TL zararı olduğu, Öz Varlıkları ile bu zararı karşılayabildiği görülmektedir. Davalının şuanki durumda bu zararı Öz Kaynakları ile karşıladığı ve son durumda Öz Kaynaklarının 1.121.931,25-TL olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin Cezai ve katkı bedeli tutarını mahvına sebebiyet vermeyecek şekilde karşılayabilecek durumda olduğu, netice olarak, raporun inceleme, tespit, değerlendirme bölümleri de dikkate alınmak üzere; davalının Bilançosu incelendiğinde işletmesini büyük ölçüde öz sermayesi ile çevirdiği, 2024 yılında mevcut olan borçlarını 2025 yılında tamamen kapattığı, 2025 yılı 3. Dönem Geçici Gelir Vergisi beyannamesinde firmanın 310.378,95-TL zararının olduğu, bu zararı öz kaynakları ile karşılayabilecek durumda olduğu, davacının davalıdan talep ettiği cezai ve katkı bedeli tutarI olan 98.328,00-TL'yi ( 38.328,00 + 60.000,00) ödemesi durumunda davalı firmanın mahvına sebep oluşturmayacağı tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davanın; davalı tarafın alt franchise sözleşmesine aykırı davranışta bulunduğu iddiasıyla davacı tarafından davalıya verilen katkı bedeli ile cezai şart alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.
... 3. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası celbedilmiş ve incelenmesinde alacaklının davacı ... Şirketi, borçlunun ise davalı Mustafa Göksoy olduğu, davacı alacaklı tarafça 60.000,00 TL cezai şart alacağı ve 38.328,00 TL katkı payı alacağı olmak üzere toplam 989.328,00 TL alacak için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamından taraflar arasında 01.10.2019 tarihli Alt Franchise sözleşmesi akdedildiği, akdedilen sözleşmenin İşletme Faaliyetlerine Katkı kenar başlıklı 11. maddesi “... ve/veya ..., İşyerine açılış desteği altında ticari faaliyetlerine katkı amacı ile ve bir defaya mahsus olmak üzere, FV’nin onayı doğrultusunda nakdi veya benzeri destekte bulunacaktır. MF ve/veya FV tarafından yapılan veya yapılacak katkı ve destek; Dekorasyon Harcamaları (raf, stand vb.) için 16.000,00 TL, İşyerinin Alt Yapı Harcamaları (boya, badana, döşeme, elektrik/su tesisatı vb.) için 15.500,00 TL, Nakit Bazlı Katkı adı altında 6.828,00 TL olmak üzere toplam 38.328,00 TL’ye karşılık gelmektedir” hükmünü havi olduğu anlaşılmıştır.
Davacı taraf davalının, işyerinin önce tüm görsellerini değiştirerek marka kullanımını sonlandırdığı; akabinde gönderilen ihtarname ile işyerini izinsiz başkasına devir ettiğinin tespit edildiğini, bu aykırılıkların giderilmesi ve işyerinin sözleşmeye uygun olarak işletilmesi hususlarında hem ihtarname ham de şifahi olarak bildirimde bulunulduğunu beyan ettiği, bu minvalde mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği ve █████/2024 tarihli raporda özetle; ...adresinde yapılan incelemede, işletmenin perakende gıda ve içecek vs satışı yapan market olduğu, marketin, vergi levhasına göre ...Şti. tarafından işletildiği ve ticaret sicilde kayıtlı resmi adresinin de bu adres (...) olduğu, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre şirketin tek ortağının ... olduğu, tarafımıza verilen sözlü bilgi uyarınca bu dükkânın 13.01.2023 tarihinde ...’dan devralındığı, daha önceki adının “Ekomini” olduğunun tespit edildiği, dolayısı ile davalı tarafça akdin haksız olarak süresinden önce feshedildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, davalının sözleşmenin feshine sebep olduğu iddasına karşılık, davalı tarafın sözlü mutabakat çerçevesinde işlemlerin yapıldığını ileri sürdüğü, ancak yazılı olan sözleşmenin değiştirilmesinin ancak yazılı belge ile yapılması ile mümkün olduğu ve davalının yazılı belge sunmaması karşısında feshin davalı tarafça yapıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda da açıklandığı üzere davalı tarafça sözleşmenin haksız feshedilmiş olması nedeni ile katkı payı ile birlikte cezai şart bedeli de talep edilmiştir.
Bilindiği üzere, “....Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya ereği gibi ifa etmemesi halinde demeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevk etmektir. 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 158. maddesinin başlığı “cezai şart” iken 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur. ....
TBK'nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Buna öğretide “taleplerin birleşmesi” veya “toplanması” denmektedir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/II. md. Değil, 179/I. Md. hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740) TBK.'nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz... TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Örneğin, sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. ... E.... K. sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi zerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir...” hususları vurgulanmıştır.
Bununla birlikte; Ancak TBK.nun 182/son maddesinin; “Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.
Taraflar arasında kararlaştırılan cezai şartın davalı tarafın ekonomik olarak mahvına neden olup olmayacağı yönünden mahkememizce aldırılan █████/2026 tarihli bilirkişi raporu ile davalının 2025 yılı 3. Dönem güncel bilançosuna göre 1.121.931,25-TL Varlığının olduğu, Kısa veya Uzun Vadeli Borçlarının olmadığı, 1.432.310,20-TL Öz Varlığının olduğu, Dönem Net Zararının 310.378,95-TL olduğu görülmektedir. Davalının 2025 yılında borcu olmadığı, ancak 310.378,95-TL zararı olduğu, Öz Varlıkları ile bu zararı karşılayabildiği görülmektedir. Davalının şuanki durumda bu zararı Öz Kaynakları ile karşıladığı ve son durumda Öz Kaynaklarının 1.121.931,25-TL olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin Cezai ve katkı bedeli tutarını mahvına sebebiyet vermeyecek şekilde karşılayabilecek durumda olduğu, netice olarak, raporun inceleme, tespit, değerlendirme bölümleri de dikkate alınmak üzere; davalının Bilançosu incelendiğinde işletmesini büyük ölçüde öz sermayesi ile çevirdiği, 2024 yılında mevcut olan borçlarını 2025 yılında tamamen kapattığı, 2025 yılı 3. Dönem Geçici Gelir Vergisi beyannamesinde firmanın 310.378,95-TL zararının olduğu, bu zararı öz kaynakları ile karşılayabilecek durumda olduğu, davacının davalıdan talep ettiği cezai ve katkı bedeli tutarI olan 98.328,00-TL'yi ( 38.328,00 + 60.000,00) ödemesi durumunda davalı firmanın mahvına sebep oluşturmayacağı tespit edilmiştir.
Yine davalı taraf her ne kadar sözleşmenin 13. Maddesinin sonradan doldurulup doldurulmadığı yönünden inceleme yapılmasının talep etmiş ise de, davalının cevap dilekçesinde sözleşme ve içeriğine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı, bilirkişi raporu ibraz edildikten sonra rapora itiraz dilekçesinde böyle bir talepte bulunduğu, HMK'da yazılı delile karşı ancak yazılı delil sunulabileceği, dolayısı ile davalı tarafın yazılı olan cezai şartın geçersiz yada sonradan doldurulmuş olduğunu ancak yazılı bir delille ispat edebileceği ve talebin davayı uzatmaya yönelik olduğu anlaşılmıştır.
Dosyada yapılan yargılama, bilirkişi raporları, tarafların ticari defterleri, faturalar, toplanan
deliller ve tüm dosya kapsamından; taraflar arasında 01.10.2019 tarihli Alt Franchise sözleşmesi akdedildiği, akdedilen bu sözleşmenin davalı tarafça haklı bir neden olmaksızın feshedildiği, her ne kadar davalı taraf sözleşmenin karşılıklı mutabakat neticesinde feshedildiğini beyan etmiş ise de buna ilişkin yazılı bir delil sunmadığı, yine dosyamızdan alınan dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile davacı tarafça davalıya 38.328,00 TL katkı payı ödemesi yapıldığının tespit edildiği, yine taraflar arasında sözleşmenin haksız feshi halinde 60.000,00 TL cezai şart kararlaştırıldığı, dosyamızdan alınan bilirkişi raporu ile kararlaştırılan cezai şartın davalının ekonomik olarak mahvına neden olmayacağının tespit edildiği analaşıldığından, davanın kabulüne, davalının ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir.
"Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir.
Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir.
Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir."
Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır.
Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67, 2008)
Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
-Davalının ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
-Asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 6.716,79-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.187,56-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 5.529,23-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 1.187,56-TL Peşin/nisbi Harcı, 24.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.194,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 26.651,41 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.█████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!