Anahtar kelimeler: Alçak Panolarının Gerilim Projede Satımdan İşinde Ştinin Taşeronu Aşnin Anadolu

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: █████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, dava dışı ... AŞ'nin "...''nın yüklenicisi olduğunu, belirtilen inşaat işinde dava dışı .... Şti.'nin davalının alt taşeronu olduğunu, söz konusu projede kullanılan alçak gerilim elektrik dağıtım panolarının davacıdan satın alındığını, bu satışa ilişkin olarak ilgili taraflar arasında 25.03.2017 tarihli "Satın Alma Sözleşmesi ve Ödeme Taahhütnamesi"nin imzalandığını, söz konusu sözleşmede ''son alıcı ve ödemeyi yapacak'' taraf olarak davalı şirketin kaşe ve imzası bulunduğunu, davacının sözleşme konusu elektrik panolarını hazırladığını, şantiye adresine 27.03.2017 - 28.03.2017 ve 05.04.2017 tarihlerinde teslim alındı imzalı sevk irsaliyeleri mukabili teslim ettiğini, mallara ilişkin faturaları tanzim ettiğini, söz konusu söleşmeye göre davalının, elektrik panolarının toplam bedeli olan KDV dahil 110.000,00-TL'yi teslimden sonra yapılacak ilk hakediş ödemesini alır almaz davacıya ödemeyi taahhüt etiğini, ödemeyi doğrudan banka hesabına nakit olarak yapacağını, davalının, dava dışı ...'tan hakediş ödemesi almasına rağmen sözleşme ile üstlendiği ödeme taahhüdünü yerine getirmediğini, yanı sıra, alt taşeron ... ..... Şti.'nin de elektrik panolarının bedelini ödemediğini, bunun üzerine, davacının .... Notertiğinin 14.06.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, 110.000,00 TL borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin 16.06.2017 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, ancak ödeme tapılmadığını, bunun üzerine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin ....'da faaliyet gösterdiğini, davanın .... Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde görülmesi gerektiğini, müvekkili davalının sadece dava dışı ... ..... Şti.'nmi alt yüklenici olarak belirlediğini ve aralarında sözleşme imzalndığını, iş bu sözleşme ile dava dışı ... şirketinin yapım işindeki tüm elektrik işlerini yapacağını, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 8 aylık takvim günü içinde işi bitirmesi gerektiğini, ancak dava dışı şirket tarafından işin zamanında bitirilmediği gibi eksik yapılsığını, davalının sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin bu davanın tarafı olmadığı gibi imzalandığı iddia edilen sözleşmenin de tarafı olmadığını, davalının bu yönde bir sözleşme imzalamadığını, davalının sadece ... şirketi ile alt yüklenicilik sözleşmesi imzaladığını, davanın sözleşmenin tarafı olan ... firmasına yöneltilmesi gerektiğini, ...'in işi yarım bırakması sebebiyle davalının işi tamamlamadığını, davalıyı ciddi bir yükün altına soktuğunu, zira tamamlanmayan iş sebebiyle davalının yeniden imalat yapmak zorunda kaldığı gibi geciken iş sebebiyle de ciddi bir gecikme cezası ile karşı karşıya kaldığını, idareden ihale dosyası geldiğinde görüleceği üzere davalının, ...'in işi yapmaması sebebiyle ciddi kesintiye uğrayarak ve çok geç bir şekilde hakedişlerini onay makamına sunabildiğini, zaten dava dışı ...'in işlerini tamamlamaması sebebiyle de sözleşmenin tek taraflı olarak 13.03.2017 tarihinde fesh edildiğini, idarenin davalının hakedişini ödemediğini, dolayısıyla, yapılan takibin de varlığının tarafımızca inkar edilen sözleşmeye göre muaccel olmadığını, bir an için davacının iddia ettiği tüm olguların doğru olduğu kabul edilse bile icra takibinin yerinde olmadığını, temerrüt oluşmadığını, alacağın muaccel hale gelmediğini, idarenin de ödenek yokluğundan 1 yıla yakın zaman her hangi bir ödemede yapmadığını, davacının iddia ettiği hakedişten önceki hakedişlerin dahi çok sonra alındığını, davalının gerek dava dışı ... şirketine gerekse davacıya her hangi bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, davacı tarafından davalı ve dava dışı şirket aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İİK 67/1.maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir."Davaya konu icra takibi sözleşme ve faturalara istinaden başlatılmıştır. Davalı, ihalesini aldığı ... ....... İnşaatı işinin yapımıyla ilgili dava dışı dava dışı ... ....Şti ile taşeronluk sözleşmesi imzalamış, taşeron şirket davacının ihalesini aldığı işte kullanılmak üzere 25.03.2017 tarihli Satınalma Sözleşmesi ve Ödeme Taahhütnamesi davacıdan 110.000-TL bedelli pano satın almış, davalı şirket de pano bedellerini taşeron adına ilk hakedişten hemen sonra davacıya ödemeyi taahhüt etmiştir. 25.03.2017 tarihli Satınalma Sözleşmesi ve Ödeme Taahhütnamesini davacı adına vekaleten ... imzalamıştır. Davalı taraf sözleşmeyi imzalayan ...'ı azlettiklerini ileri sürerek azilname ibraz etmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davalı ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin irdelenmesi gerekmektedir. TBK'nın ... nci maddesi ile tanımı yapılan vekalet ilişkisi, aynı kanunun 503. maddesinde belirtildiği şekilde kurulur. Bu suretle kurulan ilişkinin hüküm ve şümulü Kanun'un 504-511 nci maddeleriyle düzenlenmiştir. Anılan hükümler tamamen vekil eden ile vekil arasındaki vekalet bağının kuruluşu kapsamı ve neticeleri ile ilgilidir. Vekillik, vekil ile vekileden arasında bir iç ilişkiden ibarettir. Aralarında bir borç ilişkisi meydana gelir. Hak ve borçlar vekil ile vekil edeni ilgilendirir. Vekillik sözleşmesine dayanan temsil ise etkisini dış ilişkide gösterir. Vekil, vekil edenle yaptığı sözleşme uyarınca üçüncü bir kişi ile hukuki ilişki kurduğu takdirde, bu kez dış temsil ilişkisinin söz konusu olacağı ve ortaya çıkan çekişmeler bakımından TBK'nın temsile dair 40 ve takip eden maddeleri dikkate alınmak suretiyle çözüm yollarının aranacağı kuşkusuzdur. Vekalet, temsil edilenle-vekil eden üçüncü kişi arasında bir hukuksal ilişki kurulmasını sağlar. Somut olayda, davalı şirket noterde düzenlenen sözleşme yapma yetkisini içeren vekaletname vererek bu suretle vekilin bu konudaki temsil yetkisini üçüncü kişilere bildirmiş olmaktadır. Bu aşamada TBK'nın 42. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulama alanının ortaya çıkacağı tartışmasızdır. Temsil edilen, üçüncü kişilere temsil yetkisinin verildiğini bildirmesine rağmen, bu yetkinin daraltıldığını ya da kaldırıldığını bildirmemişse temsilci, yetkisinin sona erdiğini bilerek hareket etmiş olsa bile, o şahısla yapacağı sözleşmeden doğan hak ve borçlar temsil olunanın hukuk alanında doğar ve onu bağlar. Böyle bir düzenleme ile yasa koyucunun amacının, üçüncü şahısların hukukunu korumak olduğu tartışmadan uzaktır. Bu bağlamda temsil edilen kimse, temsil yetkisinin kaldırıldığını üçüncü kişiye bildirmiş ise, bunu ona karşı ileri sürebilme hakkına sahip olacaktır. Bunun yanında üçüncü kişi, temsil edilenden bir bildirim almamakla birlikte, yetkinin son bulduğunu başka bir suretle öğrendiği takdirde de TBK'nın 42. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacaktır. (Emsal Yargıtay 3.HD'nin █████████ E- █████████ K sayılı kararı)Her ne kadar davalı taraf vekil ettiği dava dışı ...'a azilname göndermişse de azilname, davalı şirket ile birlikte aynı davalı vekiline vekaletname veren dava dışı ...AŞ'nin Ankara'daki adresine gönderilmiş, tebligat da azledilen vekile değil, söz konusu şirket çalışanı...ye yapılmıştır. Dolayısıyla azilnamenin vekile ulaştığı hususu ispata muhtaç olup, bu durumda vekilin azilden haberdar olduğunu davalı ispat etmek zorundadır. Azledilen vekil azilnameden sonra davalı adına davaya konu sözleşmeyi imzaladığına göre, azilden haberdar olmadığı kanaatine varılmıştır.Kaldı ki, azilname usulüne uygun tebliğ edilmiş olsaydı bile, sözleşme yapma yetkisini içeren vekaletname vererek, bu suretle vekilin bu konudaki temsil yetkisini üçüncü kişilere bildirmiş olan davalı, vekaletnamenin geri alındığını üçüncü kişilere bildirmediğinden, TBK'nın 44.maddesi uyarınca vekaletnameyi de geri almadığından, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olan davacının zararını gidermek zorundadır. Davalı tarafından satışı yapılan elektrik panolarının teslim edilerek davalının ihalesini aldığı işte kullanıldığı hususu ihtilafsızdır. Davacı, davalı şirketin ilk hakedişten yapılacak ödeme garantisine güvenerek takibe konu panoları davalının taşeronuna satmıştır. Davacının halen pano bedeli olan 110.000-TL alacağını tahsil edemediği hususu ihtilafsızdır. Davalı taraf, vekilin azledildiğinden davacının haberdar olduğuna dair bir vakıa ve delil ileri sürmemiştir. Bu nedenlerle davalı, davaya konu borcun tamamından sorumludur. Davacı davadan önce TBK'nın 117.maddesi uyarınca davalıyı temerrüde düşürmüş olup, davaya konu borcun ödenmesi için davalıya gönderilen ....Noterliğinin ....06.2017 tarih ve...yevmiye sayılı ihtarnamesi 16.06.2017 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Takip öncesi işlemiş avans faiz hesabı hakim tarafından basit matematik hesabıyla yapılabileceğinden usul ekonomisi de dikkate alınarak bilirkişi incelemesine gerek duyulmamış, takip öncesi işlemiş faiz 617,05-TL olarak hesaplanmıştır. Davacının takip öncesi işlemiş faiz tutarı olan 449,52-TL, hesaplanan miktarının altında olduğundan, açıklanan nedenlerle asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden davalının itirazının tamamının iptaline karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talep etmiştir. İİK 67/2.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Davaya konu alacak likit olup, davalının itirazı haksız olduğundan davacı lehine itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte, davalı-borçlunun itirazın iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek ticari avans faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen alacak miktarı 111.499,52-TL'nin %20'si oranında (22.299,90-TL) icra inkâr tazminatının davalı-borçludan alınarak davacı alacaklıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; imzalandığı belirtilen sözleşme müvekkilince imzalanmadığı gibi müvekkilinin sorumluluğunda da olmadığını, her ne kadar ....03.2017 tarihli ''Satınalma ve Ödeme Taahhütnamesi''nin müvekkili adına vekaleten dava dışı ... olarak imzalandığına ve davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu hususun doğru olmadığını, dava dışı ... ve...'in davalı yetkilisi ... tarafından .... Noterliği aracılığıyla çıkartılmış olan ...02.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı azilname ile vekaletnamedeki tüm yetkilerden azledildiğini, azilnamenin ilgililere 17.02.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ...'a usulüne uygun bir şekilde azilnamenin tebliğinin yapıldığını, tebliğ tarihi üzerinden de 1 ayı aşkın bir süre geçtikten sonra sözleşme imzalandığını, dolayısı ile dava konusu taleplerin muhatabının davalı şirket değil, dava dışı ... ya da ... şirketi olduğunu, ...'a usulüne uygun bir şekilde azilnamenin tebliği yapılmış ve tebliğ tarihi üzerinden de 1 ayı aşkın bir süre geçtikten sonra sözleşme ... tarafından imzalandığını, bu durumda dava dışı ...'ın azilnameden haberdar olmadığı yönündeki kanaatin hayatın olağan akışına uymadığını, mahkeme kararının gerekçesi tamamen varsayımdan ibaret olduğunu, bu hususun müvekkil şirket ile dava dışı ... arasındaki iç ilişkiyi bağladığını, davalı tarafından gönderilen azilname ile ...'ın artık dış ilişkide müvekkilinin ad ve hesabına borçlandırıcı işlem tesis etme yetkisi kalmadığını, şayet dava dışı şahsın azilnameden haberdar olmadığı gibi bir iddiası bulunmaktaysa kendisine yöneltilen sorumluluktan dolayı müvekkili şirkete rücu etme hakkı bulunduğunu, ancak dış ilişkide ...'ın azilname sonrası müvekkilinin ad ve hesabına işlem tesis edebilmesi mümkün olmayıp müvekkilinin vekaleten imzalandığı iddia edilen sözleşmeden dolayı sorumluluğu bulunmadığını, ...'ın TBK m. 40 vd. hükümleri çerçevesinde temsilci sıfatını haiz olmadığından TBK m. 45 hükmünün somut olaya uyarlığı bulunmadığını, davalının merkezinin Diyarbakır olması dolayısıyla işleri daha hızlı etkili olarak takip edebilmesi adına .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile dava dışı ...'ı vekil tayin ettiğini, ...'ın müvekkili şirkette vekaletname ile sadece sınırlı bazı işleri şirket adına yapmak için yetkilendirildiğini, ticari temsilci konumunda olmadığını, TBK anlamında sadece vekillik görevi yapan ...'ın görev tanımının TBK m. 551/1 hükmünde ''Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.'' şeklinde tanımlandığını, yani ticari vekilin "her türlü temsil yetkisini içeren" ticari temsilci vasfında olmadığını, somut olayda da ...'ın davalı şirketin sadece vekaletname ile yetkilendirmiş olduğu ve sadece sınırlı belli başlı işleri yapabilecek olan vekili konumunda olduğunu, bu bağlamda ...'ın vekaletname ile sınırlı olarak yetkilendirilmesinin ardından yani yetkilendirildiği zaman hiçbir tescil ve ilan yapılmadığını, dolayısı ile ...'ın vekaletnameden azli durumunda da herhangi bir tescil ve ilan yapılmadığını, kaldı ki bu durumda bir tescil ya da ilanın da hüküm ve sonuç doğurmayacağını, doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da açık bir şekilde belirtildiği üzere TBK anlamında yetkilendirilen bir ticari vekilin tescil edilmesi gerekmemekte hatta aksine bu şekilde bir vekilin tescil ve ilan edilmiş olması da herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmadığını, ticari vekilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescil edilmediğini, ticari vekilin temsil yetkisinin başlaması ya da sona ermesinin ticaret sicilde tescil ve ilan edilmeyeceğine ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.06.2013 tarih ve ███████-2 E, ████████ K. sayılı kararı da bulunduğunu, ayrıca müvekkili şirketin azilnameyi davacı tarafa göndermesinin zaten imkansız olduğunu, davalının davacı taraf ile bir ticari ilişki içerisinde olmadığını, zira müvekkilinin davacı ... ile ilgili hiçbir gelişmeden haberi bulunmadığını, müvekkilinin de azilnameyi azlettiği ilgili kişilere tebliğ etmiş olup bu şekilde üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, bnuna ilişkin evrakların dosyada mübrez olduğunu, azilnamenin tebliği üzerinden 1 ayı aşkın bir süre geçmiş olması da göz önüne alındığında artık geçerliliği kalmayan vekaletnameye dayanarak, sözleşmenin davalı yanca imzalandığının kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmenin yetkili kişi tarafından imzalanmadığı dolayısı ile sözleşmenin bir geçerliliği bulunmadığı ortada olmakla birlikte davacının alacağı ile ilgili de ortada çok net bir görüntü bulunduğunu, zira davacının faturalarını ... şirketine kestiğini, ticari defterlerindeki alacak kalemlerini ... şirketinden alacak olarak kaydettiğini, davalıyı ilgilendirmemekle birlikte davacının bir alacağı bulunmakta ise bu alacağın müvekkili davalıdan değil ... şirketinden olan alacak olduğunu, davacı şirketin de bu hususu çok iyi bildiğini, faturalarını ... şirketine kesmiş ve ticari defterlerinde ... şirketinden alacak olarak kaydetmiş olduğunu, ancak yerel mahkeme tarafından ... şirketinin ticari defter ve kayıtları ile BA / BS formları inceleme konusu yapılmadığını, dava konusu alacağın ... şirketi tarafından ödenip ödenmediği hususunu dahi araştırmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı oladuğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, ticari satımdan doğan faturaya bağlı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu ile dava dışıdava dışı .... Şti. aleyhine 110.000,00 TL asıl alacak, 499,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 110.499,52 TL alacak yönünden 06.07.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak sözleşme, sevk irsaliyesi faturalar ve ihtarnamelerin gösterildiği, ödeme emrinin 17.07.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 18.07.2017 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlık, davacı tarafından satışı yapılan alçak gerilim elektrik dağıtım panolarının bedelinin ödenmesinden 25.03.2017 tarihli "Satın Alma Sözleşmesi ve Ödeme Taahhütnamesi" uyarınca davalının sorumlu olup olmadığı, söz konusu sözleşmenin davalı tarafın yetkilisi tarafından imzalanıp imzalanmadığı, davalıyı bağlayıp bağlamadığı, bunun soncuna göre davalının takip konusu bedelden sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. 25.03.2017 tarihli "Satın Alma Sözleşmesi ve Ödeme Taahhütnamesi" başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; davacının ''satıcı'', dava dışı .... Şti.'nin ''sipariş veren, davalının ise ''son alıcı ve ödemeyi yapacak'' taraf olarak belirtildiği, sözleşmenin konusunun, .... ili, .... ilçesi, ..... Mah......Sok. NO;... adresindeki ''......İnşaatı'' projesinde kullanılacak olan alçak gerilim hattı dağıtım panolarının satın alınması sözleşmesi olarak belirtildiği, sipariş listesine yer verildiği, toplam söz konusu sipariş konusu elektirik panolarının bedelinin 110.000,00 TL olarak belirtildiği, sözleşmeye göre dava dışı ...'in sipariş ettiği ve dökümü yapılan elektrik panolarının davacı tarafından projenin şantiyesine ... adresine teslim edileceği, ödemeyi ...'in kendi imkanları ile veya davalıdan yapacağı hakediş tahsilatı sonrası yapacağının belirtildiği, davalının ise davacı tarafından dava dışı ...'e teslim edilen elektrik panolarının toplam bedeli olan 110.000,00 TL'nin ... adına davacıya davalı olarak ...'tan yapacağı bu tarihten sonraki ilk hakedişini alır almaz ödeyeceğini taahhüt ettiği, sözleşmenin davacı, dava dışı ... şirketi ile davalı tarafça imzalanıp kaşelendiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davalı, sözleşmeyi davalı adına imzalayan dava dışı ...'ın davalı tarafından azledildiğini ve davalının sözleşme ile bağlı olmadığını savunmaktadır. .... Noterliğinin 03.09.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı şirketin dava dışı ...'a ..... ..... Hizmet Binası Bakım Onarım ve Tadilat İnşaatı işi ile ilgili sözleşmeler yapma yetkisi verdiği, ....Noterliğinin .....02.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile davalı şirket tarafından ...'ın vekaletten azledildiği, azilnamenin "... mah, ....cd .. ...." adresine gönderildiği, işyerinde daimi çalışan...ye tebliğ edildiği anşaılmaktadır. Davalı, ihalesini aldığı ''... ....... Hizmet Binası Bakım Onarım ve Tadilat İnşaatı'' işinin yapımıyla ilgili dava dışı ... ....Şti ile taşeronluk sözleşmesi imzalamış, taşeron şirketin davacının ihalesini aldığı işte kullanılmak üzere 25.03.2017 tarihli ''Satınalma Sözleşmesi ve Ödeme Taahhütnamesi'' uyarınca davacıdan 110.000-TL bedelli pano satın almış, davalı şirket de bu sözleşmeyle ''son alıcı ve ödemeyi yapacak'' olarak pano bedellerini taşeron adına ilk hakedişten hemen sonra davacıya ödemeyi taahhüt etmiştir.Davalı yukarıdaki vekaletname ile ...'a yetki vermiş, adı geçen tarafça söz konsu 25.03.2017 tarihli belge davalı adına imzalanmıştır.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davalı ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin irdelenmesi gerekmektedir. TBK'nın ...'nci maddesi ile tanımı yapılan vekalet ilişkisi, aynı kanunun 503. maddesinde belirtildiği şekilde kurulur. Bu suretle kurulan ilişkinin hüküm ve şümulü Kanun'un ... ve devamı maddeleriyle düzenlenmiştir. Davalı ile dava dışı ... arasındaki ilişki bir vekalet ve temsil ilişkisidir. TBK'nın 512.maddesi ve devamında vekalet sözleşmesinin sona ermesi düzenlenmiş olup 514.maddeye göre, vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden, vekâlet veren ya da mirasçıları sözleşme devam ediyormuş gibi sorumlu olur. Yine TBK'nın temsile ilişkin 44.maddesi uyarınca, temsilciye yetki belgesi verilmişse, yetkinin sona ermesi durumunda temsilci, bu belgeyi temsil olunana geri vermekle veya hâkimin belirleyeceği yere bırakmakla yükümlü olup temsil olunan, temsilcinin belgeyi geri vermesi için gerekeni yapmazsa, bundan dolayı iyiniyetli üçüncü kişilerin zararını gidermekle yükümlüdür. Somut olayda, vekalet veren ve temsil olunan davalı, dava dışı ...'a azilname göndermişse de azilnamenin vekile ulaştığı hususu ispat edilememiştir. Bir diğer ifade ile vekilin azilden haberdar olduğu davalı yanca ispat edilememiştir. Azledilen vekil azilnameden sonra davalı adına davaya konu sözleşmeyi imzaladığına göre, azilden haberdar olmadığı, bu haliyle davalının söz konusu 25.03.2017 tarihli sözleşme ile bağlı olduğu kanaatine varılmıştır.Öte yandan, davalı tarafından satışı yapılan elektrik panolarının teslim edilerek davalının ihalesini aldığı işte kullanıldığı hususu ihtilafsızdır. Davacı, davalı şirketin ilk hakedişten yapılacak ödeme garantisine güvenerek takibe konu panoları davalının taşeronuna satmış olup davacının pano bedeli olan 110.000-TL alacağını tahsil edememiştir. Bu sebeplerle, davalının dava konusu alacaktan sorumlu olduğ anlaşılmıştır. Davalı taraf, faturaların dava dışı ... adına düzenlndiğini ve ... tarafından ödendiğinin araştırılmadığını ileri sürmekteyse de, davalı, 25.03.2017 tarihli sözleşme ile davalı, ihalesini aldığı ''... .......'' işinin yapımıyla ilgili dava dışı ... ....Şti ile taşeronluk sözleşmesi imzalamış, taşeron şirketin davacının ihalesini aldığı işte kullanılmak üzere 25.03.2017 tarihli ''Satınalma Sözleşmesi ve Ödeme Taahhütnamesi'' uyarınca davacıdan 110.000-TL bedelli pano satın almış, davalı şirket de bu sözleşmeyle ''son alıcı ve ödemeyi yapacak'' olarak pano bedellerini taşeron adına ilk hakedişten hemen sonra davacıya ödemeyi taahhüt etmiştir.Bu durumda davalının sözleşme ile söz konusu borcu ödemeyi üstlendiği kabul edildiğinden davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 5.711,53 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.