Anahtar kelimeler: Bam Cismani Başkan Yazim Mahal Katip Ölüm Üye Karara Yoluna

T.C. ...... BAM ...... HUKUK DAİRESİ
T.C.......BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A... HUKUK DAİRESİ K A R A RDOSYA NO
: .../....KARAR NO
: .../....BAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:.../....KARAR NO
: .../....KARAR TARİHİ
: ......İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: .......DAVACI
: ... - ...VEKİLİ
: Av. ....DAVALILAR
: 1 -... - ...VEKİLİ
: Av. ... -DAVALI
: 2 -...VEKİLİ
: Av. ... -DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)B.A.M. KARAR TARİHİ
: .......KARAR YAZIM TARİHİ
: ........Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ........ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 27.06.2018 tarihinde kavşakta yayalar için yeşil ışık yanması sebebiyle karşıdan karşıya geçmek üzere hareket ettiğinde davalı sürücünün sevk ve idaresinde bulunan .......plakalı aracın aniden hareket etmesi sebebiyle davacının panikleyerek yere düştüğünü, davalının aracının davacının üzerinden geçtiğini ve sürükleyerek ezdiğini, kazanın oluşumunda davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunu, tedavisinin ....... Hastanesi'nde başladığını sonrasında ....... Hastanesinde devam ettiğini ve 4 ayrı ameliyat geçirdiğini, 28.09.2018 tarihinde verilen rapora göre %24 oranında sürekli maluliyet söz konusu olduğunu belirterek 300-TL tedavi gideri, 300-TL bakıcı gideri ve 400-TL güç kaybı tazminatı olmak üzere 1.000-TL maddi tazminat ile 75.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmistir.Davalı ...Ş, vekili cevap dilekçesinde
: Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, evrak eksikliği sebebiyle başvuru şartının yerine getirilmemiş olduğunu, davacının sürekli maluliyetinin bulunup bulunmadığı var ise bunun dava konusu olay ile ilgisinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bunun içinde hem maluliyet ve hemde kusur yönünden Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasını talep ettiklerini, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini davalı ... şirketinin bu konuda bir sorumluluğunun bulunmadığını, sürekli sakatlığı bulunmayan davacı yönünden bakıcı gideri hesabının mümkün olmadığını, tazminat hesabının TRH 2010 ve 1,8 teknik faiz ile hesaplanması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, davaya karışan aracın davalı şirket nezdinde yapılmış genişletilmiş kasko poliçesi bulunduğunu manevi tazminatın hak ve nesafet kurallarına dikkate alınmasını talep ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştirDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması sebebiyle görev itirazında bulunduklarını, dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, kazanın davacının ayağının kayarak yere düşmesine bağlı olarak gerçekleştiğini, bu sebeple kazanın kaçınılmazlık ilkesi gereği meydana geldiğinin kabulü gerektiğini, davalının kusuruna yönelik iddiaları ve maluliyet oranını kabul etmediklerini, talep edilen manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 2.163,68 TL tedavi gideri, 3.247,20 TL bakıcı gideri, 141.060,59 TL iş gücü kaybı alacağı olmak üzere 146.471,47 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ....... yönünden █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı ......'nin poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına), 22.000-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Davalı ... vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi ile; yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, alınan bilirkişi raporunda tamamen varsayıma dayalı sübjektif kusur değerlendirilmesi yapıldığını, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca; kusurun net olarak belirlenemediği durumlarda dahi tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda eşit paylaştırılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının maluliyet oranı ile bakıcıya muhtaç olduğu sürenin çok yüksek bir şekilde belirlendiğini ve buna göre hesaplama yapıldığını, hatalı bilirkişi raporunun verilen kararı tamamen hatalı hale getirdiğini bildirerek eksik inceleme ve araştırmaya dayalı verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi ile; yerel mahkeme tarafından maddi tazminat bedelinin hatalı belirlendiğini, manevi tazminat miktarının da eksik tayin edildiğini, yargılama sırasında artan asgari ücretin hesaplamalarda ve kararda değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, verilen tazminat miktarlarının tatmin edicilikten uzak olduğunu bildirmiş ve ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ....... Vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi ile; davalı müvekkilinin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğini, eksik evrak sebebiyle başvuru şartı yerine getirilmeyen davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca davalı müvekkili şirkete, 2918 sayılı KTK m.97 uyarınca yapılan başvuruda ibrazı zorunlu olan belgelerden sağlık kurulu raporu sunulmadığı için müvekkil şirket yetersiz belgelere istinaden maluliyeti belirleyememiş dolayısıyla tazminat hesaplaması yapılamamıştır. Bu durumda müvekkil şirketin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğinden davanın reddi gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından dava kabul edilmiştir. Yargılama devam ederken davacının sağlık kurulu raporunun mahkeme eliyle alınmasının ardından İlk Derece Mahkemesi tarafından, davacı tarafa sigorta şirketine başvurmak üzere süre verilmesi gerekirken mahkeme doğrudan tazminata hükmetmiş ve davanın açılmasına sigorta şirketinin sebebiyet vermemiş olmasına rağmen müvekkil şirket aleyhine vekalet ücretine, yargılama giderlerine hükmedilmiştir. Bu husus Yargıtay'ın güncel tarihli emsal kararına aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle kararın ortadan kaldırılmasını ve dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesini ve İlk Derece Mahkemesi tarafından davacıya süre verilerek sigorta şirketine usule uygun başvuru yapılmasına dair ara karar vermesi ve bu ara karar sonrası hüküm tesis edilmesini talep ettiklerini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki bir yararı bulunmadığını, alınan bilirkişi raporlarına itirazlarının mahkemece değerlendirilmeye alınmadan karar verildiğini, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
:Dava , haksız fiil sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir.█████/2018 tarihinde davalı ... sevk ve idaresinde olan ve diğer davalı ....... tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalanan ......plakalı aracın, davacıya çarpması neticesinde davacının yaralandığı uyuşmazlık konusu değildir...... ..... Asliye Ceza Mahkemesi ...../...-.../....K sayılı dosyasında, davalı (sanık) Tijen hakkında 5237 sayılı TCK 89/1,89/2-b-e ve 62 maddesi gereği ceza tayin edildiği, istinaf başvurusu üzerine .... BAM .... CD .../...-.../...sayılı ilamıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilip █████/2022 tarihinde kararın kesinleştiği, hükme esas alınan █████/2020 tarihli trafik bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı (sanık) .......'in asli kusurlu olduğu, davacının (katılan) kusurunun bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.6098 sayılı TBK 74 maddesi gereği, hakim, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı, ayırt etme gücü olup olmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumluluk hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile de bağlı değildir. Ancak ceza mahkemesinin tespit ettiği maddi olgular ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusunda yapılacak tespitin hukuk mahkemesini bağlayacağı, ceza mahkemesince bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılmasının olanaklı olmadığı kabul edilmektedir (Yargıtay HGK 2013/4-108 E-████████ K sayılı ilam). Bu değerlendirmeden hareketle maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararları taraflar yönünden kesin delil niteliğindedir.Mahkemece alınan █████/2021 tarihli bilirkişi raporu ve ATK Trafik İhtisas Dairesi █████/2021 tarihli kusur raporu ve ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu █████/2021 tarihli kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %80, davacı yayanın %20 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, davalı sürücünün 2918 sayılı KTK 47 ve 57, davacının da KTK 68 maddesine aykırı davranmak suretiyle kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla kusur raporuna itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Taraf vekillerinin bu yoldaki istinaf sebebi ayrı ayrı yerinde değildir.2918 sayılı KTK 97 maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiştir. Davalı ....... vekilince, davacı tarafça davadan önce eksik belgelerle müracaat yapıldığını, bu nedenle usulüne uygun başvuru olmadığını, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigortaya başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK 97 maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Celbedilen hasar dosyasında dava öncesi, davacı tarafça, davalı ... şirketine başvuru yapıldığı anlaşılmakla KTK 97 maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediği yolundaki istinaf sebebi yerinde değildir.6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107/1 maddesine göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.HMK 107/2 maddesinde de, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hakim tarafından verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebileceği, aksi takdirde davanın, talep sonucunda belirtilen miktar üzerinden görülüp karara bağlanacağı düzenlenmiştir.Dava, maddi ve manevi tazminat talebini yönelik olup, maddi tazminat talebini maluliyet tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri kalemleri oluşturmakla olup, gerçek zarar miktarı, taraflar arasında tartışmalı olmakla, HMK 266 ve devamı maddeleri ile 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nu 3/3 maddesi uyarınca yapılacak teknik bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağı, başka bir ifadeyle maddi tazminatın konusunu oluşturan destek tazminatı bedelinin varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabileceğinden davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği ve maddi tazminat talebinin belirsiz alacak davası olarak ileri sürülebileceği (Yargıtay HGK ███████-1102 E- ████████ K sayılı ilam), maddi tazminat talebinin de belirsiz alacak davası olarak ileri sürüldüğü, belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmesinin gerektiği (Yargıtay HGK 2021/ (22) 9-485 E-████████ K sayılı ilam), dava dilekçesinde de maddi tazminat talebinin belirsiz alacak davası olarak açıldığının açıkça belirtildiği, başka bir ifadeyle belirsiz alacak davası şartları oluşmakla, davalılar vekillerinin, davanın, belirsiz alacak talebi olarak ileri sürülemeyeceği yolundaki istinaf sebebi ayrı ayrı yerinde değildir.Maluliyete ilişkin alınacak raporlar █████/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, █████/2008 tarihi ile █████/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, █████/2013 tarihi ile █████/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, █████/2015 tarihi ile █████/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, █████/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir (Yargıtay 4 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam).Davacının iyileşme süresi boyunca bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı, bu ihtiyacı varsa hangi sebeple ve hangi yaşamsal faaliyetleri için bakım ihtiyacının olduğu, bu ihtiyacın günlük kaç saatlik süre için söz konusu olduğu ve süresi hususlarında rapor alınmalıdır (Yargıtay 17 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam).Somut olayda, Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen █████/2020 tarihli raporda davacının maluliyet oranının %18 olarak ve bakım ihtiyacının 2 ay olarak belirlendiği, ATK 2 İhtisas Kurlu █████/2021 tarihli rapor ve █████/2022 tarihli ek raporda davacının maluliyet oranının %19 olarak ve bakım ihtiyacının 2 ay olarak belirlendiği, davacının yaralanmasına neden olan kazanın █████/2018 tarihinde meydana geldiği, isabetli biçimde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alındığı, ancak her iki rapor arasında maluliyet oranı bakımından çelişki bulunduğu, 15/7/2018 tarih ve 30479 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum Ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum Ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ‘’Adli Tıp Üst Kurullarının görevleri’’ başlıklı 16. maddesinin ç ve d fıkralarında düzenlenen; "Adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, Adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet halinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar. " hükmü gereğince dosyanın tümüyle Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilerek (Yargıtay 1 HD .../...-.../.... K sayılı ilam), kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında, █████/2018 tarihli kaza sebebiyle davacının maluliyeti bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa maluliyet oranı, iyileşme süresi ve bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa süresinin belirlenmesi hususunda rapor alınmalıdır. Davalılar vekillerinin bu yoldaki istinaf sebebi ayrı ayrı yerindedir.Anayasa Mahkemesi'nin █████/2020 tarih- ███████-███████ sayılı kararı ile; 2918 sayılı KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın hesaplanması gerekecektir. (Yargıtay 17 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam).Hükme esas alınan █████/2022 ve █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda yöntemince hesaplama yapıldığı, davacının gelirinin rapor tarihindeki güncel asgari ücret üzerinden belirlenip, bakıcı giderinin de ATK maluliyet raporu esas alınarak brüt asgari ücret üzerinden hesaplandığı, mahkemece de kusur nispetinde ve maluliyet raporu dahilinde hüküm kurulduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin bu yoldaki istinaf sebebi ayrı ayrı yerinde değildir.6111 sayılı Kanun'la değişik 2918 sayılı KTK 98 maddesine göre; "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır." hükmü getirilmiştir. 6111 sayılı Kanun gereği Kanunun yayımlandığı tarihten önce ve sonra meydana gelen tüm trafik kazaları nedeniyle sunulan belgeli sağlık hizmet bedelleri SGK tarafından karşılanacaktır. Bu nedenle davacının dava konusu tedavi giderlerinden belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden SGK (belgesiz/paramedikal giderlerden ise aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı) sorumludur.Öte yandan, Danıştay 15. Dairesi'nin █████/2013 tarihinde yürütmenin durdurulması kararı ve █████/2016 tarih, █████████ E- █████████ K sayılı kararı ile trafik kazaları nedeniyle ilgililere sunulan sağlık hizmet bedellerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslara ilişkin Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan “...Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda” ibaresinin iptaline karar verilmiş, iptal edilen ibare yerine █████/2016 tarih ve 3. Mükerrer 29935 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelik değişikliğiyle “...genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde...” ibaresine yer verilmiştir (Yargıtay 4 HD █████/2020 tarih ve █████████ E - █████████ K sayılı ilam).6098 Sayılı TBK 54 maddesinde tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar, bedensel zararlar kapsamında sayılmış, ZMSS Genel Şartlarında da sakatlık nedeniyle ayrı, tedavi giderleri nedeniyle ayrı teminatlar verilmiştir.Sakatlık tazminatı hesaplanırken mağdurun meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre elde edeceği gelirdeki azalma hesaplanırken, bakıcı giderleri; mağdurun bakımı, hastaneye gidip gelmesi, ilaçları, gerektiğinde sürekli yanı başında bulunması gereken hasta bakıcı-yardımcı maaş ve ücretleridir.Daimi iş gücü kaybı tazminatı ile yaşam boyu bakım giderleri farklı tazminat kalemleri olup, yaşam boyu bakıcı giderlerinin sakatlık teminatı kapsamında değerlendirilemeyecek olup, yaşam boyu bakıcı giderlerinin tedavi giderleri teminatındandır (Yargıtay 4 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam).ZMSS Genel Şartları A.5-c maddesiyle, zarar görenin tedavisinin tamamlanmasından sonra tespit edilen sürekli maluliyetine bağlı sürekli (ömür boyu) bakıcı giderlerinden, sürekli sakatlık teminatı ve bu teminata ilişkin limit dahilinde sigortacının sorumlu olacağı düzenlemesi yapılmıştır. Ancak; █████/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları hakkında, Anayasa Mahkemesi'nin █████/2020 tarih- ███████-███████ sayılı kararı ile; 2918 sayılı KTK 90. maddesindeki "bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu iptal kararı gereği; sigorta teminatına giren ve girmeyen zararların belirlenmesi; zarar sigorta teminatına girmekle birlikte, poliçedeki hangi teminata girdiği belirlemesinin, ZMSS Genel Şartları'na göre yapılması mümkün değildir. Anılan belirlemelerin, KTK ve bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde de Borçlar Kanunu hükümlerine göre yapılması gerektiği açıktır. Bu itibarla; Anayasa'ya aykırı olduğu için bir kısım hükümleri iptal edilen ZMSS Genel Şartları'na ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin kararı, KTK, BK ve yerleşik Yargıtay uygulamaları dahilinde belirleme yapılması gerekmektedir (Yargıtay 4 HD █████████ E- ██████████ K sayılı ilam).Somut olayda, █████/2022" tarihli uzman doktor bilirkişi tarafından düzenlenen raporda tedavi giderlerinin SGK 'nın sorumluluğunda olduğu belirtilmiş olup, kaza, yaralanma bölgeleri ve tedavi ile uyumlu olan giderlerinin belirlendiği, temizlik malzemesi, ve ulaşım giderlerinden oluştuğu, belirlenen bedelin de 6098 sayılı TBK 50 maddesi gereği makul olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin bu yoldaki istinaf sebebi ayrı ayrı yerinde değildir.6098 sayılı TBK 56/1 maddesi gereği, haksız fiil sebebiyle bedensel zarar halinde, zarar gören manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın manevi dengesindeki bozulmanın giderilmesi için yasanın öngördüğü telafi şeklidir. Davacının maluliyet oranı ve iyileşme süresinin belirlenmesi hususunda ATK Üst Kurulu'ndan rapor alındıktan sonra davacının manevi tazminat talebi yeniden değerlendirilmelidir. Davacı vekili ve davalı ... vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf sebepleri bu aşamada incelenmemiştir.HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranların sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup taraf vekillerinin istinaf başvurularının bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı KABULÜ ile ... ......Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......tarih, ...../... esas - ..../.......sayılı kararının KALDIRILMASINA,Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,3-Karar tebliğ, gider avansı iade ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi....Başkan......Üye......Üye-......Katip...