Anahtar kelimeler: Konusumenfi Satımdan İlişki Den Olmamak Mahkum Sınırlı Milleti Talepleriyle Ticari

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:████████
KARAR NO
:████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2021
NUMARASI
:████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Dava; davacının taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ve davalının, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talebine ilişkin olup, mahkemece verilen davanın ve tazminat talebinin reddi kararın karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; Davacı müvekkili ve davalı şirketin işbu dava konusu alışveriş dahil olmak üzere karşılıklı ticari faaliyette bulunduklarını, taraflar arasında un çuvalı yapımı ve teslimine ilişkin satışla ilgili olarak davalı tarafından müvekkil aleyhine Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, bu takibin açıkça usule aykırı olduğu gibi müvekkilinin icra takibinde iddia edildiği gibi borcu bulunmadığını, taraflar arasında ticari teamüllere göre gerçekleştirilen satışla ilgili olarak; davalı .... Şirketi tarafından müvekkili şirket için yaptırılan un çuvalı ürünü satışına ilişkin 07.05.2020 tarihli ... nolu, 15.05.2020 tarihli ... ve 05.06.2020 tarihli ...nolu ticari faturalar kesildiğini, bu faturalar akabinde müvekkili şirket tarafından, söz konusu faturalara istinaden ..., ... ve ... numaraları ve 17.06.2020 tanzim tarihli fiyat farkı faturaları düzenlendiğini, zira; davalı şirketin, dava konusu faturalarda bilerek ya da bilmeyerek anlaşılan dışında ve ticari teamüllere aykırı olarak hatalı/fahiş fiyat yazdığını, dolayısıyla faturalandırma işleminin yanlış gerçekleştirildiğinive bedelin yanlış hesaplandığını, bu sebeple davacı müvekkili tarafından usul ve yasaya uygun olarak fiyat farkı faturası düzenleme zorunluluğu hasıl olduğunu, ticari teamül, örf ve adetine göre satış işleminde hatalı fiyat yazma söz konusu olduğu ve buna hataya rağmen faturalandırma işlemi gerçekleştirildiğinde fiyat farkı faturası düzenlenmesi gerektiğini, bu takip kapsamında davalı tarafından haksız olarak talep edilen alacağın takip tarihi itibari ile 16.505,17 USD olarak gösterildiğini, tıpkı dava konusu faturalarda gösterilen birim fiyatlar gibi icra takibine konu edilen alacak miktarının da yanlış gösterildiğini, bu sebeple davalının icra takibine konu ettiği alacak miktarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafça toplamda 11.975,99 USD ödeme yapıldığını, davacı müvekkilinin borcu olan bu ödeme dışında kalan herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasından sektörel ticari teamül gereği yazılı bir anlaşma bulunmadığını, tarafların dava konusu alışverişe sözlü anlaşma ile karar verdiklerini, zira her iki sektörde de sektörel sirkülasyonu sağlamak ve aciliyet arz eden işlemlerde zarureti karşılamak amacıyla bu anlaşmaların yazılı değil, sözlü olarak yapıldığını, gerek davacı müvekkilinin, gerekse un ve yem ithalat ihracatı ile iştigal eden tüm firmaların ithalat/ihracat işlemlerinin doğası gereği çuval hazırlama, reklam ve organizasyonu kolunda alışveriş yaptıkları firmalarla yazılı bir anlaşma yapmadığını, taraflar arasındaki anlaşmanın sözlü olarak yapıldığını, işbu sektörlerde bu uygulamanın ticari teamül niteliği kazandığını, Türk Ticaret Kanunu olmak üzere ticari hayata yön veren tüm mevzuatta ticari teamüllerin, hukukun diğer alanındaki teamüllere kıyasla daha fazla önem arz ettiğini, çünkü ticari hayatın hız, istikrar ve daimi sirkülasyon üzerine kurulu olduğunu, bu ana unsurların sağlanabilmesi için bir yer veya sektördeki ticari hayatta eskiden beri olagelen davranışlar, tutumlar, örf ve adetler bütününe göre hareket etmenin zaruri olduğunu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, Esas: █████████, Karar: █████████ sayılı kararına göre, taraflar arasında yapılan işin sözleşmeye bağlanmaması konusunda işin yapıldığı yerde ticari örf-adet, teamül oluşmuşsa bu ahvalde HUMK m.293 gereği şahit dinlenmesinin kabul edilebileceğini, davacı müvekkilinin halihazırda Türkiye'nin ilk 1.000 ihracatçı firması arasında yer aldığını ve bu durumun 2018 yılında Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından ulusal ve uluslararası ilgili tüm sektörlerde ilan edildiğini, yani davacı müvekkilinin sektöre yön veren ticari hayatın gerekliliklerini, ticari örf adeti ve ticari hayatta var olan, gelişen tüm teamüllere hakim bir şirket olduğunu, nitekim Yargıtay'a göre de basiretli iş adamı gibi hareket etmenin, "bugünün ve istikbalin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması" demek olduğunu, günün piyasa durumu ve ticari teamüllerini göz önünde bulundurarak, karşılıklı güven esasına uygun olarak ticari faaliyetlerini yürüten müvekkilinin, davalıya yönelik her türlü yükümlülüğünü özenle yerine getirmişken davalı tarafın bu güveni kötüye kullandığını, ticari örf ve adete, ticari teamüllere aykırı hareket ederek anlaşmada belirtilen fiyatların aksine fahiş fiyat uygulamasında bulunduğunu, ticari teamüllere aykırı fahiş fiyat uygulamasının, ekonomik ve sağlık anlamında ülke genelinde normal şartların hakim olduğu dönemler için dahi ilgili Bakanlık tarafından yasaklanmışken, faturaların keşide edildiği tarihlerde pandemi sebebiyle hukuka aykırı olarak fahiş fiyat uygulamasında bulunan şirketlere yönelik olarak, ticari istikrar ve güveni sağlamak amacıyla, Bakanlık tarafından denetimler yapıldığını ve oldukça ağır hukuki ve cezai yaptırımlar uygulandığını, davalı şirketin böyle bir dönemde, emredici hüküm ve ticari teamüllere aykırı olarak müvekkili şirketin sektörel sirkülasyon sağlama konusundaki mecburiyeti ve zor durumundan faydalanmak suretiyle fahiş fiyat uyguladığını, davalı şirketin başta ekonomik, maddi ve manevi olarak zarar verdiği müvekkili şirket olmak üzere Bakanlık emredici hükümlerini çiğnediğini, yasalara karşı hukuki sorumluluğu doğduğunu, hukukumuzda ticari teamüllerin büyük önem arz ettiğini, nitekim Türk Ticaret Kanunu'nda da buna paralel olarak birçok düzenlemede sözleşmenin olmadığı hallerde ticari teamüller uyarınca hareket edileceğinin belirtildiğini, taraflar arasındaki iradelerin yorumlanamadığı/yorumlanmasında ihtilafa düşülen hallerde bölge veya sektöre ilişkin ticari teamüllere başvurulacağının belirtildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nda verilen önemden de anlaşıldığı üzere ticari teamüllerin ticari hayatın işleyişinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu, işbu davada davacı müvekkilinin ticari hayatın kendisi üzerine yüklediği yükümlülüklere uygun hareket ederken aynı zamanda hız ve sirkülasyon sağlama amacıyla ticari teamülleri de uyguladığını, ticari teamüllere ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla, her ne kadar davacı müvekkili ve davalı arasında yazılı anlaşma bulunmuyor olsa da taraflar arasındaki alışverişlere dair faturaların mevcut olduğunu, mevzuatımızdaki bütün ifadeler ve faturanın işlevi çerçevesinde faturanın "satıcı ile müşteri arasındameydana gelen ticari bir ilişkiyi ispat etmeye yarayan, hukuki niteliği olan bir belgedir" şeklinde tanımlandığını, dolayısıyla dava konusu bu faturaların aslında taraflar arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bir nevi sözleşme niteliğine haiz olduğunu, 24 Aralık 2003 Tarih 25326 sayılı Resmi Gazete yayınlanan E.2001/1, K. 2003/1 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararında sözü edildiği üzere fatura; sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK'nın 23/2 maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriğinin, ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer almasının olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin olabileceğini, sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumunda -ki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi- bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesinin, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşeceğini, nitekim kuruldaki tartışmalar sırasında TTK'nın 23/2. maddesi hükmündeki karinenin faturanın olağan içeriği hakkında geçerli olması gerektiğini, olağan içeriğin ifa ile ilgili hususlarla sınırlı olduğu kabul edilerek faturaya sözleşmeyi değiştiren veya diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtlar konulduğu taktirde, olağan olmayan bu hususlara faturayı alanın süresince itiraz etmemesi durumunda bu kayıtlarla sorumlu olmayacağının benimsendiğini, dava konusu faturaların olağan dışı kayıtlarla davacı müvekkilinin durumunu ağırlaştırmaya yönelik olduğunu, bu sebeplerle davacı müvekkilin bu kayıtlarla sorumlu olmayacağı taleplerinin Yargıtay'ca da benimsendiğini, davacı müvekkil aleyhine Silivri İcra Dairesi'nin ... Sayılı takibinde dava konusu faturalara istinaden talep edilen 16.505,17 USD tutarındaki alacağın, davacı tarafından ödenen 11.975,99 USD dışındaki asil ve fer'i olarak tamamının haksız olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete icra dosyasında 09.09.2020 tarihi itibarı ile hesaplanan 54.270,92-TL tutarında bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin satın aldığı malların bedeli olarak 11.975,99 USD ödeme yaptığını, bedel ödenmiş olmasına rağmen davalı şirketin, taraflar arasında doğmamış, herhangi bir ticari veyahut hukuki dayanağı olmayan bir borca yönelik takip gerçekleştirdiğini, zaten hak edilmemiş olan bu haksız satış bedelin talebinin yanı sıra tahsil harcı, vekalet ücreti, toplam faiz miktarı da eklenerek müvekkiline neredeyse satın aldığı malların bedeli kadar haksız bir bedel ödetmek için mücadele ettiklerini, kötü niyetli bu yaklaşımlarını 09.09.2020 tarihli bakiye borç muhtırası ile ortaya koyduklarını, taraflar arasındaki satış işlemi sonucu ortaya çıkan bedel 87.304,97 Türk Lirasına tekabül ettiği halde bakiye borç muhtırasında toplam alacağın 141.575,89 Türk Lirası olarak gösterildiğini, görüldüğü üzere davalı şirketin amacının hak etmiş oldukları satış bedelini almaktan ziyade hak ettikleri satış bedelinin neredeyse yüzde yüz fazlasını hukuka ve ticari teamüllere aykırı olarak elde etmek olduğunu, Silivri İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyasında █████/2020 tarihi itibariyle talep edilen ve talep edilecek diğer fer'iler de dahil olmak üzere 54.270,92-TL tutarında borcunun bulunmadığının tespitini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, Müvekkili şirket ile davacı arasında un çuvalı alım, baskı ve teslimine ilişkin ticari mal alım-satım ilişkisi bulunduğunu, taraflar arasında devam eden ticari ilişkide davacı tarafından sipariş edilen iş üzerine müvekkili firmanın, sipariş edilen çuvalları aracı olarak .. isimli firmadan temin ettiğini, üzerine davacı şirket tarafından istenen baskı yapıldığını ve nakliye ile teslimi gerçekleştirildiğini, müvekkili ile davacı şirket arasında, sipariş edilen adet sayısına göre parça başı çalışma yöntemi uygulandığını, sipariş edilen adet-boyut-kilo sayısına göre davacı şirkete fiyat teklifi yapıldığını, davacı tarafından onaylanması halinde müvekkili şirketin çuvalları, ... isimli firmadan sipariş ile yaptırarak temin edip, baskı işlemini yaparak akabinde davacıya teslimini yaptığını, dolayısıyla yapılan her alım-satım işinde adet sayısı değiştiğinden ve önceki siparişlerle araya zaman girdiğinden, birim fiyatlarda da değişiklik olduğunu, dava konusu ve Silivri İcra Müdürlüğü'nün .... Nolu dosyada icra takibine konu son ticari iş için de müvekkili şirketin istenen ve yapılacak işlerin fiyatları konusunda davacıyla görüşme sağladığını, davacı tarafından sipariş geçilen çuvalların temin edildiğini, baskıları yapılarak teslim edildiğini, ardından faturaları e-fatura olarak düzenlenip gönderildiğini, 07.05.2020 tarih ve ..., 15.05.2020 tarih ve ..., 15.06.2020 tarih ve ... nolu faturalara yasal süresi içinde itiraz edilmeyerek kabul edildiğini, dolayısıyla faturalarda açıkça belirtilen adetler ve birim fiyatların kabul edildiğini, ödeme yapılmadığından Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... No ile icra takibi başlatıldığını, davacı şirket tarafından bu takibe de itiraz edilmediğini ve takibin kesinleştiğini, öte yandan davacının dilekçesinde iddia ettiğinin aksine taraflar arasında ticari teamüllere göre devam eden bir ticari ilişki bulunmadığını, maillerden ve whatsapp konuşmalarından anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkili şirketin birim fiyatlar konusunda davacıyı bilgilendirdiğini akabinde onay alındıktan sonra üretime geçilerek faturalar düzenlendiğini, özellikle davacının şirket mailinden gelen "... beyin dediği fiyattan üretilsin " mailinin HMK 199 anlamında delil olduğunu, yine aynı şekilde verilen adet miktar ve özellikleri belirtilen siparişlerin de birer delil olduğunu, mail içeriklerinden 5000 adet üzeri siparişlerde uygulanacak birim fiyatın ayrı,5000 adet altındaki siparişlerde uygulanacak birim fiyatın farklı olduğunu ,bu farkın ise çuvalları üreten firmadan kaynaklandığını, müvekkilinin kendi inisiyatifini kullanarak birim fiyat belirlemek gibi bir işlemi olmadığını, dolayısıyla hatalı veya fahiş fiyat yazma gibi bir durum söz konusu olmadığını, ancak ortada yazılı bir sözleşme olmamasının ,hiç sözleşme olmadığını göstermediğini, tarafların resmi mail adreslerinden karşılıklı mailleri olduğunu, müvekkili şirketin verdiği birim fiyatlar üzerinden işin yapılmasına onay verildiğini ve siparişler verildiğini, davacı tarafın ,bu kabulleri varken örf adet ve teamüllere göre borcunun olmadığının tespitini talep etmesinin iyiniyetli olmadığını, asıl davacı firmanın kendisine gönderilen faturalara süresinde itiraz etmemiş olduğu halde sonradan fiyat farkı faturası düzenlenmesinin de hem taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı ,hem ticari teamüllere aykırı olduğunu, nitekim tarafları ile konuşmadan kendilerince karar vererek fiyat farkı adı altında düzenleyerek gönderdikleri faturalara süresinde itiraz edildiğini, müvekkileine 19.06.2020 tarihinde tebliğ edilen ..., .. ve ... nolu 17.06.2020 tanzim tarihli üç adet fark faturası olan temel faturaya Edirne ... Noterliği'nin 24.06.2020 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, fahiş fiyat uygulanması gibi bir hususun söz konusu olmadığını, zira davacı tarafından müvekkili firma ile aynı işi yaptırdığını iddia ettiği dava dışı başka bir firmaya ait faturanın, işbu dava için emsal gösterilemeyeceğini, zira tarafların her ikisinin de tacir olduğunu, serbest piyasa içerisinde her bir tacirin yaptığı işin değerini belirlediğini ve ürüne fiyat biçmekte serbest olduğunu, davacının emsal gösterdiği faturanın konusu ürünün ebadından başka hiçbir özelliği bilinmediğini, bu nedenle emsal olamayacağı gibi yine taraflar arasında icap ve kabul gerçekleşmiş olduğundan artık davacının işi yaptırdıktan sonra sırf borcunu ödememek için fiyat farkı olduğu iddiasının ticari hayatın icaplarına ve aralarında yapılan anlaşmaya aykırı ve iyiniyetli olmadığını, kaldı ki dava dilekçesi ekinde emsal gösterilen bu faturalar taraflarına tebliğ edilmediğinden ve yine vekaletname sundukları halde uyap sisteminde vekil kayıtları yapılmadığından dosyayı inceleme imkanları olmadığını, bu nedenle dava dilekçe ekleri delillerin tamamı taraflarına tebliğ edildikten sonra beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, öte yandan emsal gösterilen bu fatura nüshalarından yapılan işin konusu, adedi, baskı kalitesi, baskıda kullanılan malzeme kalitesi, renkli baskı olup olmadığı gibi hususların anlaşılmasının mümkün olmadığını, davacının, müvekkilinden istediğinin, baskı işi tasarımı da içeren özel bir iş olduğunu, bu durumun mail içeriklerinden de açıkça anlaşıldığını, taraflar arasında yapılan alım-satım işi ticari bir iş olup Müvekkil yaptığı işin kalitesine, maliyetine, sipariş adedine göre birim fiyatını belirlemiş ,bu fiyatları ve şartlarını davacıya bildirmiş olup, davacının açık olarak kabulü ve onayı ile tasarım ve üretimini yapıldığını, müvekkilinin icra takibine ve davaya konu üç faturadan en erken tarihli olan 07.05.2020 tarihli faturanın da aynı birim fiyattan düzenlendiğini, zaten davacının kendisine uygulanan birim fiyatlardan bilgi sahibi olduğunu, kaldıki davacının faturaların kendisine gönderilmediğine ilişkin bir itirazı daolmadığını, aynı birim fiyatlar üzerinden siparişlerine devam ettiğini, devamında yeni uygulanan birim fiyatlar konusunda da bilgilendirildiğini,çuval üretimini yapan .. firmasından kaynaklı olduğu bilgisi verildiğini,birim fiyatlar hakkında bilgilendirilen davacı firmanın bu birim fiyatlar üzerinden yine siparişlerini vermeye devam ettiğini, icra takibine ve davaya konu 15.05.2020 tarih ve ..., 15.06.2020 tarih ve ... nolu faturalar düzenlendiğini, davacının, tedarik zincirinin zayıfladığı ve hatta üretimin durma noktasına geldiği pandemi döneminde müvekkilinin üstün kaliteli baskı, logo çalışması yaparak ticari ilişkisini devam ettirmesi sayesinde ihracatına devam ettiğini, sonrasında ise bile-isteye verdiği siparişler üzerine düzenlenen faturalara karşı iyi niyetli olmayan şekilde fark faturası düzenlediğini, müvekkili şirketine baskı yapılması istenen çuvalların birim fiyatını gerek mail yoluyla ve gerek whatsapp üzerinden davacıya bildirdiğini, davacının da üretim onayı verdikten sonra üretime geçildiğini, taraflar arasında birçok kez mal alım-satım ilişkisi gerçekleştiğini, müvekkilinin çuval üretim işi yapmadığını, müvekkili şirketin, sipariş edilen adet ve ölçüdeki yazısız çuvalları ... Şti.'den temin ettiğini, çuvalların üzerine istenen yazı, tarih ve marka baskısını dizayn edip klişesini hazırlatıp, davacı tarafa sunup onaylarına müteakip çuvallara baskısını yaparak davacıya teslimini yaptığını, teslim tarihini müteakip sipariş edilen ve teslimi gerçekleştirilen malların fatura edilip, davacı şirkete gönderildiğini, fatura bedelinin ise davacı tarafından müvekkili şirkete ödendiğini, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete sürekli olarak çuvallar üzerine baskı yapılması için özel yazı, tarih ve renk tercihleri yapmak suretiyle sipariş verildiğini, müvekkili şirket tarafından teslimi yapılan her malın faturalandırıldığını, yani dava konusu ve icra takibine konu fatura tarihlerinden örnek vermek gerekirse ;örneğin 07.05.2020 tarihinde düzenlenen faturadan sonra verilen siparişler üzerine teslimi yapılan malların bir sonraki 15.05.2020 tarihli faturaya yansıtıldığını, dolayısıyla arada geçen zamanda sipariş edilen ürünlerde adet sayılarına bağlı olarak fiyat değişikliği de yaşandığını, zira 5.000 adet altında sipariş edilen her malda müvekkilinin bu çuvalları gerek baskısız şekilde temin ettiği tedarik aşamasında ve gerekse de baskı aşamasında maliyete yansıdığını, adet sayısının 5.000'in üzerine çıkmasının doğal olarak birim fiyata da yansıdığını, neredeyse her ticari satımda olduğu gibi üretilecek adet arttığında birim fiyatın düştüğünü, kaldı ki taraflar arasındaki mal alım-satım işleminin ticari teamüllere göre gerçekleşmediğini, müvekkil şirket yetkilisi ... ve ... tarafından, davacı şirketin kurumsal mail adresi ile mail yoluyla iletişim sağlandığını, müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından, davacı şirketin alım sorumlusu ... arasındaki 07.05.2020 tarihli whatsapp mesaj ekran görüntülerinde 5.000 adet altı için birim fiyattaki revizeyi kabul ettiklerinin ... mesajları ile de sabit olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi tarafından da sipariş birim fiyatlarındaki değişiklikler hususu 09.05.2020 tarihinde mail yoluyla bildirildiğini, ayrıca özellikle 5.000'in altındaki siparişlerde ücretlerde sert revizyon yaşandığı, müvekkilinin şirketin boş yazısız çuvalları temin ettiği ... firmasının fiyat artışı yapması nedeniyle müvekkili şirketin bu artışı davacıya yansıtmak durumunda olduğunun mail yolu ile de belirtildiğini, hatta davacının az adetli siparişi nedeniyle müvekkilinin, davacı dışında yaptığı işlerin de etkilendiğini, 500 bin adet altı siparişlerinde aynı sert fiyat politikasına kendisinin de maruz kaldığının belirtildiğini, aslında davacı şirketin az adetli siparişleri nedeniyle müvekkilinin, diğer siparişlerine de yansıyan şekilde dolaylı zararlara da maruz kaldığını, aynı mailde Müvekkilinin, 5.000 adet altındaki siparişlerde birim fiyatın 50 kg için 0,477 USD + klişe ve 0,309 USD + klişe olduğunun açıkça belirtildiğini, bu tarihten sonraki tarihli maillerde örneğin 11.05.2020 tarihli davacı tarafından, davacı şirkete bildine gönderilen birim fiyatlar üzerinden, bile isteye davacı şirketin tekrar sipariş verdiğini, bu siparişlerin müvekkili şirket tarafından davacıya teslim edildiğini, akabinde faturalandırıldığını, davacı şirket tarafından bu faturalara ve dolayısıyla birim fiyatlara itiraz edilmediğini, kaldı ki davacının, pandemi döneminde bu kadar az adette siparişi diğer firmalardan temin edemediğini, üretimin durduğu zorlu koşullarda ihracatının devamını, müvekkili ile devam ettirdiği iş ilişkisi sayesinde sağladığını, müvekkili şirket ile davacı arasındaki ticari ilişkide önceki tarihli faturaların da emsal gösterilerek icra takibine konu edilen dava konusu faturalardaki birim fiyatların fahiş olduğuna kanaat getirilemeyeceğini, zira ticari ilişki bilindiği üzere pandemi döneminde gerçekleşmekte olduğundan maliyetlerde artış yaşandığını, müvekkilinin yazısız çuvalları tedarik ettiği firmanın da, müvekkiline uyguladığı birim fiyatlarını artırdığını, zaten fatura tarihlernini farklı olduğunu, bu faturalar arasında birim fiyatlarda değişiklik yapılacağı, maliyetlerin arttığına ilişkin zaten önce sözlü şekilde davacıyla görüşme sağlandığını, akabinde mail yolu ile bildirildiğini, whatsapp üzerinden de bu hususta görüşüldüğünü, kaldı ki emsal gösterilen 01.04.2020 tarih ... nolu bu fatura ile fahiş fiyat uygulandığı iddia edilen 15.05.2020 tarihli fatura arasında bir buçuk aylık bir zaman dilimi geçtiğini, birim fiyatlarda artış yaşanmasının oldukça doğal olduğunu, öte yandan davacının, dönemsel olarak farklı tarihlerde verdiği siparişlerle müvekkiline iş yaptırdığını, yapılan bu işlerin dönemsel olarak hazırlanan siparişlerin sevkiyatına göre faturalandırıldığını, iki fatura dönemi arasında müvekkiline iletilen siparişler için müvekkilinin her defasında farklı birim fiyatlar üzerinden boş yazısız çuvalları ... firmasından da farklı birim fiyatlar ile temin ettiğini, bunun davacıya yansımasının da doğal olup davacı tarafa bu hususun defalarca iletildiğini, davacının bu durumu bilerek ve kabul ederek siparişlerine devam ettiğini, yine 24.03.2020 tarihli fatura ile 2020 mayıs ve haziran ayları arasında geçen iki aylık süreçte gerek müvekkilinin temin ettiği boş yazısız çuvallar ve gerekse de baskı yapılmak için gereken boya, malzeme ve sair fiyatlarında da artış yaşandığını, faturaların sevkiyatı yapılan mallar için düzenlendiğini, iki sevkiyat dönemi arasında davacı tarafın sürekli şekilde sipariş vermeyi sürdürdüğünü, müvekkilinin de verilen siparişe göre alım yaptığını, bu nedenle bu durumun tamamen yurtdışından temin edilen malzemeler ile yapılan baskı işleminin maliyetine aynen yansıdığını, yine 5000 adet altındaki siparişler ile 5000 adet üstündeki siparişler arasında ... firmasının uygulamasının farklı olmasının da fatura bedeline yansıdığını, fatura bedeli davacı tarafından ödendiğinde ise, müvekkili şirkin de ... firmasına çuval bedellerini ödediğini, nitekim icra takibine konu faturaların zamanında ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin boş çuval üretimi yaptırdığı ... firmasına ödeme yapamadığını, keza baskı vs için aldığı malzeme ve ürünlerin bedelini de ödeyemediğini, dolayısıyla ticari zararı oluştuğunu, taraflar arasında mailler dışında whatsapp konuşmalarının da mevcut olduğunu, whatsapp konuşmalarının, Yargıtay tarafından delil niteliğinde kabul edildiğini, dava dilekçesinin (5) nolu bölümünde iddia edildiğinin aksine taraflar arasındaki ticari ilişkinin sözlü anlaşmaya veya sözlü diyaloğa dayanmadığını, müvekkili ile davacı taraf arasındaki ilişkinin sadece ticari teamüle göre ilerlediğine ilişkin iddia hilaf-ı hakikat olup delil niteliği taşıyan e-mail ve whatsapp yazışmalarının anlaşma niteliğinde olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sözlü anlaşmadan ibaret olduğu yönündeki iddiayı kabul etmediklerini, davacı tarafın, kendi onayladığı birim fiyatlar üzerinden düzenlenen faturalara süresi içinde itiraz etmediğini, fatura bedellerini ödemediğini, bu nedenle müvekkili tarafından Silivri İcra Müdürlüğü'nde .... Sayılı dosya icra takibi yapıldığını, takibe de davacının itiraz da etmediğini, akabinde davacının ,icra takibi kesinleştikten sonra , taraflarınca anlaşılamayan şekilde kendi belirledikleri birim fiyatlar üzerinden kısmi ödemeyi icra müdürlüğüne değil, müvekkilinin banka hesabına 10.08.2020 tarihinde yaptığını, yapılan harici ödemenin taraflarınca Silivri İcra Müdürlüğü'nde ... Nolu dosyasına 01.09.2020 tarihinde bildirildiğini, ödenen bedeller düşülmek suretiyle dosya hesabının yapılarak bakiye borç muhtırasının borçlu-davacıya tebliğinin talep edildiğini, bunun üzerine davacı tarafından iş bu davanın ikame edildiğini, müvekkilinin vaktinde ödenmeyen alacağı için icra takibi yapmasının kötü niyetli bir yaklaşım değil, aksine tahsil edemediği alacağını hukuki yolla tahsil etmek gibi meşru bir amacı bulunduğunu, kaldı ki borçlu-davacının, borcunu vaktinde ödemeyerek icra takibine sebebiyet verdiğini, icra müdürlüğünce hesaplanan harçları (başvurma harcı, peşin harç, tahsil harcı vs.), vekalet ücretini, ticari faizi ile ödemekle yükümlü olduğunu, zira borcun vaktinde ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin zararı doğduğunu, müvekkilinin faturadan doğan alacağının davacı-borçlu tarafından kabul edildiğini, aynı faturaların müvekkilinin ticari defterlerine de işlenerek vergi dairesine beyan edidiğini, davacının faturaların konusu ürünü teslimde aldığını, revize fiyatları da kabul ettiğini belirterek davanın reddini ve davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Dosya kapsamı incelendiğinde, tarafların da beyan ettiği üzere, yapılan alışveriş öncesinde sipariş bilgilerini (cins, miktar, fiyat teslim tarihi olacak şekilde) içeren herhangi bir yazılı belge ya da sözleşme mevcut olmadığı, bununla birlikte, tarafların e-mail ve watsapp uygulaması üzerinden yazışmalar yaptığının anlaşıldığı, davalının sunmuş olduğu 07.05.2020 tarihli watsapp yazışması ve 09.05.2020 tarihli e-mailde, fiyat bilgisinin davacıya bildirilmiş olduğu, fiyatın değişkenlik göstermesinin ürünün miktarıyla alakalı olduğunun açıklandığı, bu bakımdan davalının fiyattaki değişimi kabul etmekle birlikte bu değişimin kendisiyle alakalı olmadığını, malzemelerin tedarik ve lojistiğinin, sipariş edilen miktara bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini beyan ettiğii taraflar arasında yapılan alışveriş öncesinde, yapılacak işin, fiyatının, miktarının açık ve net bir şekilde belirlenmiş olduğunu gösteren ve her iki taraf kabulünü de içeren herhangi bir yazılı belgeye rastlanmadığı, ayrıca, davacı tarafın fiyattaki değişimden, e-mail ve whatsapp yazışmaları vasıtasıyla haberdar olduğu, davalı tarafından kesilen faturaların da kabul edildiğinin sabit olduğu, buna göre; davacı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturasının da faturaya itiraz olarak değerlendirilemeyeceği, TBK'nun 39. maddesinin uygulama alanı bulunmadığı, davacı tarafın yemin deliline de başvurmadığı ve davacı tarafın kötüniyetli hareket ettiğine dair somut bir delil bulunmadığında davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, Mahkemece verilen kararın tamamen bilirkişi raporuna bağlı olarak, taraflarınca bilirkişi raporuna yönelik yapılan itirazlar değerlendirilmeksizin ve en önemlisi de davalı tarafından eksik olarak sunulan, hukuki bir geçerliliği bulunmayan e-mail ve whatsapp yazışmalarına dayandırılarak verildiğini, davadaki haklılıklarının, bilirkişi aracılığı ile mahkemeden incelenmesini talep ettikleri ama mahkemece hiç dikkate alınmayan aynı işin benzer sektörlerde ve aynı dönemde ne kadara mal olduğuna yönelik bir araştırma yapılsaydı ortaya çıkacağını,mticari hayattaki teamüllere aykırı olması bir yana, davalının ticaret hukuku bağlamında üzerine ağır yükümlülükler yüklenmiş bir şirket olduğunu, ticaret hukukunu diğer hukuk dallarından ayırarak, ticaret hukukunun muhattabı olan süjelere bu ağır yükümlülükleri yüklemesinin sebebinin gerek tüzel kişi gerekse şahıs olarak basiretli tacir olarak hareket etmek zorunda olmaları olduğunu, bir şirketi; herhangi bir esnaftan veya tüketiciden ayıran en önemli noktanın bu olduğunu, elde edilen kazancın ve tüm avantajların göz önünde tutulduğu takdirde başta davalı olmak üzere ticaret hukukunda süje sıfatını taşıyan her kişi ve kurumun bu yükümlülüklere riayet etmek zorunda olduğunu, bu riayet hususunun tercih değil, kanundan kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu, hal böyle olmakla birlikte davalı şirketin adeta hukuken ayrıcalıklı, aynı sıfatı taşıyan diğer şirket karşısında dezavantajlı bir konumdaymışçasına üzerine düşen hiçbir yükümlülüğe uygun hareket etmeyerek, kendi uygun gördüğü şekilde fahiş fiyat uygulaması yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin esaslı unsurunu temelden değiştirdiği halde bunu alelade bir biçimde sosyal medya uygulaması aracılığıyla bildiğini ve üstüne üstlük bu mesajlaşmaları dahi kendi çıkarları doğrultusunda eksik olarak mahkemeye sunduğunu, tüm bunlara rağmen mahkeme tarafından verilen kararla bütün bu hukuka aykırı eylemlerinin, tabiri caizse, yanına kar kaldığını, gerek kanunda gerekse işbu dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda ve hatta gerekçeli kararda açıkça belirtildiği üzere taraflar arasında yapılan alışveriş öncesinde, yapılacak işin, fiyatının, miktarının açık ve net bir şekilde belirlenmiş olduğunu gösteren ve her iki taraf kabulünü de içeren herhangi bir yazılı belgeye rastlanmadığını, davalı şirketin elinde yazılı ve tarafların kabulünü içeren bir sözleşme dahi olmadan ticari bir alacak talebiyle, ticaret hukuku kaynaklı icra takibi başlatıp sonrasında ise ticaret hukukuyla hiçbir ilgisi yokmuşçasına, mahkemece hiçbir sorumluluğu irdelenmeksizin, basiretli bir tacir olarak hareket etmemesine rağmen menfaat sağladığını, bununla birlikte müvekkili şirketin fiyattaki değişimden, e-mail ve whatsapp yazışmaları vasıtasıyla haberdar olduğu varsayımıyla hareket edilerek hüküm tesis edilmişse de; hem davalı tarafından dosyaya sunulan yazışmaların eksik olduğunu, hem de taraflar arasındaki tek iletişimin yazışmalarla kurulmadığını, kaldı ki bu iletişimde davalının iletişim kurduğu, fahiş fiyat değişikliğini bildirdiği personelin müvekkilinin şirket yetkilisi de olmadığını, davalının hukuku dolanmak suretiyle yalnızca kendi taleplerini meşru kılacak ölçüde dosyaya eksik yazışma örneği sunduğunu, yazışmalar haricinde taraflar arasında telefonla konuşarak yapılan görüşmeleri bahis konusu dahi etmediğini, yine -esasında basiretli bir tacir olarak hareket ederek şirket yetkilisiyle görüşmesi gerektiği halde- davalının; müvekkilinin şirket yetkilisiyle değil, fahiş fiyat uygulaması konusunda herhangi bir yetkisi bulunmayan şirket personelini haberdar etmekle yetindiğini, şayet hayatın olağan akışında ticari hayattaki faaliyetlerin, fiyat politikaları davalının yaptığı gibi ilerleseydi bugün gelinen noktada hiçbir şirketin istikrarlı bir şekilde varlığını sürdüremeyeceğini, zira ticari kişilikleri; şahıs veya esnaf gibi küçük ölçekle öznelerden ayıran en önemli noktanın ticari yükümlülükleri olduğunu, bu yükümlülüğü ihlal ettiği halde işbu istinaf başvurusuna konu edilen mahkeme kararı gibi emsal kararların ticari hayatta hukuka duyulan güveni zedelemekten başka bir fayda sağlamayacağını, bu şekilde hiçbir şirket, kurum veya ticari süjenin yazılı bir sözleşmeyle kendini ağır yükümlülük altına sokmayacağını, çünkü tarafların ne yazılı bir beyanı ne de yetkilileri tarafından ıslak imzalı olarak kabul edilmiş bir sözleşme, fiyat gibi husus olmadığı halde kanunun keyfe keder olarak fiyat artışına gitmenin hukuken önünün açılmış olduğunu, bugün bir şirketin borçlusu olduğu bir çekte, senette dahi şirket yetkilisinin imzası olmadığı takdirde veyahut şirket yetkilisi olmakla birlikte müşterek yetki söz konusuysa tek imzanın kabul edilmediği yerde; davalı şirketin elinde ne yazılı ne de imzalı hiçbir belgesi bulunmaksızın, eksik olarak sunulan birkaç yazışmaya dayanarak böylesi ağır bir borç altına sokmanın, ticaret hukukunun ayrı bir ihtisas alanı olmasının anlamsızlaştırılmasından ibaret bir eylem olduğunu, TTK’nın 23/2. maddesi hükmündeki karinenin faturanın olağan içeriği hakkında geçerli olması gerektiğini, olağan içeriğin ifa ile ilgili hususlarla sınırlı olduğu kabul edilerek, faturaya sözleşmeyi değiştiren veya diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtlar konulduğu taktirde, olağan olmayan bu hususlara faturayı alanın süresince itiraz etmemesi durumunda dahi bu kayıtlarla sorumlu olmayacağının benimsendiğini, dolayısıyla işbu davanın taraflarınca karşılıklı olarak faturaların keşide edildiğini, bu faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ortaya koyduğunu ve bir nevi sözleşme niteliği taşıdığını, ayrıca dava konusu faturaların olağan dışı kayıtlarla davacı müvekkilinin durumunu ağırlaştırmaya yönelik olduğunun ortaya konduğunu, bu sebeplerle davacı müvekkilinin bu kayıtlarla sorumlu olmayacağı taleplerinin Yargıtayca da benimsendiğini, her ne kadar davalının asli sorumluluğunun kendi talebini ticaret kanunda belirtildiği üzere yazılı bir sözleşmeye dayandırmak olsa da; yerel mahkemece her nasılsa davanın esasını etkileyecek nitelikte kabul edilen e-maillerin detaylı olarak incelenmediğini, davalının eksik olarak sunduğu bu e-mail yazışmalarında dahi müvekkili aleyhine olacak şekilde eksik değerlendirme yapılarak fiyat bilgisinin davacıya bildirilmiş olduğu, fiyatın değişkenlik göstermesinin ürünün miktarıyla alakalı olduğunun açıklandığı belirtildiğini, oysa müvekkili şirket personelince fiyat değişikliğine itiraz edildiğini, bu şekilde bir fiyatlandırma/faturalandırma politikası izleyeceklerse eğer çuval alım-satım politikalarını yeniden gözden geçireceklerini belirttiği, müteaddit defa bu fiyat uygulamasını kabul etmediğini beyan ettiğini, şayet davalının e-mail ve whatsapp aracılığıyla müvekkil şirketin onay veya rızasını almadan yalnızca haberdar etmesi geçerlilik taşıyorsa, bu bilgilendirmeye gerek e-mail gerek whatsapp aracılığıyla itiraz eden, bu fiyat uygulamasını kabul etmeyen müvekkili şirketin beyanlarının da açık bir biçimde itiraz/ret niteliği taşıdığını, bu konuda hem davalının keyfe keder değiştirdiği fiyat politikasına itiraz eden hem de davalının tarafların anlaşmalarına aykırı olarak düzenlediği faturaya itiraz süresi içinde itiraz niteliği taşıyan fiyat farkı faturası düzenleyen müvekkili şirketin her türlü girişimde bulunduğunun da açıkça ortada olduğunu, davalının hukuka aykırı, kanunen üzerine düşen yükümlülüklerine aykırı hareketlerin dahi davalının haksız menfaat sağlamasına engel olmazken; müvekkili şirketin açıkça bildirilen fiyat değişikliğine itiraz etmesine rağmen bu hususun karar verilirken yok sayıldığını, Yerel mahkeme kararında ''(...) Davacı tarafın fiyattaki değişimden, e-mail ve whatsapp yazışmaları vasıtasıyla haberdar olduğu,'' gerekçe gösterilerek böylesine teknik bir ticari uyuşmazlıkta müvekkili şirketin rızasının/onayının varlığının dahi incelenmediğini, davalının yazılı bir sözleşme dahi sunup sunmadığının, böylesine büyük ticari faaliyetlerle iştigal eden davalının hangi gerekçeyle alelade bir esnaf gibi whatsapp yazışmalarıyla ticari faaliyet yürüttüğünün irdelenmediği yargılamada; müvekkili şirketin yalnızca fiyat politikasının keyfe keder değiştirildiğinden haberdar olmasının müvekkil şirketi oldukça ağır maddi sorumluluk altına sokmak için yeterli görülmesinin hukuka, vicdana ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının, iddialarını inkar etmediği, fiyat konusunda normale aykırı bir değişiklik olduğunu ve fakat bu değişikliğin kendilerinden kaynaklanmadıkları üzerine kurulu bir savunmada bulunduğunun anlaşılacağını, zira davalının faturadaki fiyatların değişkenlik göstermesinin sebebinin çuvalları üreten firmadan kaynaklandığını, kendi inisiyatifleri ile fiyat belirlememiş olduklarını, alışverişin pandemi döneminde yapılmış olması sebebiyle maliyetlerin artmış olduğunu ve bu sebeple sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürdüğünü, bu mantıkla bakıldığında müvekkili şirketin veya günlük hayatta son tüketici olan vatandaşın muhattap olduğu her şirketin sattığı ürünlerinde herhangi bir kabule tabi olmaksızın, kendi uygun gördüğü şekilde fiyat değişikliği yapması gerektiğini, pandeminin ortaya çıkmasında müvekkili şirketin bir etkisi olmadığı gibi bilakis müvekkili şirketin de bu süreçte oldukça ciddi hasarlar aldığını, ancak bu durumun müvekkili şirketin ticari faaliyet yürüttüğü kişi veya kurumlara fahiş fiyat uygulayabileceği anlamına gelmediğini, aynı şekilde davalının da ticari faaliyet yürüttüğü dava dışı kişi veya kurumlarla olan ticari ilişkisinden dolayı ortaya çıkan zararları oldu bittiye getirerek başta müvekkili şirket olmak üzere başkalarına yıkamayacağını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ne şekilde kurulduğu ve kurulması gerektiği konusunu, davalı tarafından tarafların kabullerinin bulunduğu sözleşme sunulması gerekliliğini hiç irdelemediği halde, davalının fahiş fiyat uygulama suretiyle fiyat politikasında değişikliğe gitmesi konusunda her iki tarafın kabulü şartını aramamış olmasının dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı, tarafsızlık çizgisinden uzak bir tümevarım olduğunu, davalının hukuken dezavantajlı konumda bulunan, sosyal hukuk devleti ilkesi gereği korunması gereken bir kişi veya kurum olmadığını, aksine elde ettiği menfaatin büyüklüğü ve aldığı sorumluluğun ciddiyeti sebebiyle, basiretli bir tacir olarak hareket etme zorunluluğu bulunan ve bunun aksi yöndeki en ufak eyleminden dahi sorumluluğu olan bir ticari şirket olduğunu, kendi içinde çelişkiler barındıran, tüm dünyayı etkisi altına alan pandemiden müvekkilinin sorumlu tutarak davalının zararlarını karşılama yükümlülüğü müvekkilinin üstündeymişçesine bir kanaat taşıyan bilirkişi raporunun ve davalının eksik olarak sunduğu, hukuki hiçbir nitelik taşımayan yazışmalara dayanarak, kanuni yükümlülükler gözetilmeksizin, davalının keyfe keder ticari uygulamalarda bulunmasına sebebiyet vererek müvekkilini ağır maddi zarar altına sokan yerel mahkeme kararına itiraz ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, Müvekkilinin vaktinde ödenmeyen alacağı için icra takibi yapmasının kötü niyetli bir yaklaşım değil, aksine tahsil edemediği alacağını hukuki yolla tahsil etmek gibi meşru bir amaçtan kaynaklandığını, kaldı ki borçlu-davacı borcunun vaktinde ödemeyerek icra takibine sebebiyet verdiğini, işbu istinafa konu menfi tespit davasını açtığını, davada Yerel Mahkemenin 21.09.2020 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir kararı verildiğini, müvekkilinin alacağından mahrum kalarak zararının daha da arttığını, menfi tespit davası sonucunda davalı alacaklı haklı çıkarsa, talebi olmasa bile, mahkemece re’sen borçlu aleyhine icra tazminatına hükmedileceğini, bu hususun İİK m. 73/4 hükmünde açıkça ifade edildiği üzere müvekkili şirket,in Yerel Mahkemenin 21.09.2020 tarihli ihtiyati tedbir ara kararı uyarınca alacağını geç almış olmaktan ötürü doğan zararları için davacı/borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerektiği halde Yerel Mahkeme cevap dilekçesi ile talep ettikleri halde davacıyı tazminata mahkum etmeyerek hatalı hüküm kurduğunu, müvekkili şirket lehine alacağını geç almış olmasından dolayı davacı/borçlu aleyhine ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinin açık olduğunu, öte yandan Yerel Mahkeme'nin müvekkili şirket lehine hükmedilmesi gereken tazminatı "kötüniyet tazminatı" olarak nitelendirmesinin de hukuken hatalı olduğunu, zira müvekkili alacaklı lehine ve haksız çıkan davacı/borçlu aleyhine ancak ve ancak icra inkar tazminatına hükmedilebileceğinden Yerel Mahkemenin kararının bu yönüyle de eksik ve hatalı olduğunu, mahkeme kararının alacaklı müvekkili lehine hükmedilmesi gereken icra inkar tazminatı yönünden redde yönelik kısmının hatalı tesis edildiğini belirterek kararın bu yönüyle kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davada davacı, taraflar arasında un çuvalı yapımı ve teslimine ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafından düzenlenen 07.05.2020 tarihli 5.567,70 USD, 15.05.2020 tarihli 4.782,71 USD ve 05.06.2020 tarihli 1.625,71 USD tutarlı faturaların gerçeği yansıtmadığını, piyasa fiyatlarının üzerinde düzenlendiğini, bu nedenle davacı tarafından 762,95 USD, 684,61 USD ve 2.358,94 USD tutarlı fiyat farkı faturaları düzenlendiğini, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, alışverişin sözlü olarak yapıldığını, Silivri İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasında bakiye 4.529,18 USD yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında un çuvalı alım, baskı ve teslimine ilişkin ticari mal alım satım ilişkisi bulunduğunu, sipariş edilen çuvalların temin edilerek baskılarının yapılıp teslim edildiğini, fiyatların sipariş miktarı, maliyet ve üretim şartlarına göre değişiklik gösterdiğini, davacının fiyat değişikliklerinden e mail ve whatsapp yazışmaları ile haberdar olduğunu, düzenlenen faturaların yasal süresinde itiraz edilmeksizin kabul edildiğini, icra takibinin kesinleştiğini, davacının kötüniyetli olarak menfi tespit davası açtığını belirterek davanın reddi ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasında fiyat, miktar ve teslim şartlarını içeren yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının fiyat değişikliğinden e mail ve whatsapp yazışmaları ile haberdar olduğu, davalı tarafından düzenlenen faturaların kabul edildiği, davacı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturalarının faturaya itiraz niteliğinde değerlendirilemeyeceği, TBK’nin 39. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı ve davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermiştir. Taraflar arasında sözlü eser sözleşme ilişkisi bulunmaktadır.Mahkemece alınan 12.07.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, taraflar arasında un çuvalı yapımı ve teslimine ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafından düzenlenen 07.05.2020 tarihli 6.330,68 USD, 15.05.2020 tarihli 7.141,66 USD ve 05.06.2020 tarihli 2.310,19 USD tutarlı faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından düzenlenen 17.06.2020 tarihli 762,95 USD, 684,61 USD ve 2.358,94 USD tutarlı fiyat farkı faturalarının ise yalnızca davacı defterlerinde kayıtlı bulunduğu, bu fiyat farkı faturalarına davalı tarafça Edirne ... Noterliğinin 24.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiği, taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, ticari ilişkinin e mail ve whatsapp yazışmaları ile sürdürüldüğü, 07.05.2020 ve 09.05.2020 tarihli yazışmalarda fiyat değişikliğinin davacıya bildirildiğinin görüldüğü, davacının fiyat değişikliğinden haberdar olarak ticari ilişkiyi sürdürdüğü, fiyat farkı faturalarının piyasa fiyatlarını yansıtmadığı yönündeki davacı iddiasının dosya kapsamı ile doğrulanamadığı, davalının ise fiyat değişikliklerinin sipariş miktarı ve maliyet unsurlarından kaynaklandığını savunduğu, bu nedenle davacının borçlu olmadığının tespiti talebinin yerinde olmadığı, davalı tarafın icra inkar tazminatı talebinin ise mahkemenin takdirinde bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Dosya kapsamına göre davalı vekili tarafından davacı tarafa Edirne ... Noterliğinin 24.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiş, ihtarnamede davacı tarafından düzenlenen 17.06.2020 tarihli fiyat farkı faturalarına itiraz edilerek faturaların iade edilmiştir. Dosya kapsamındaki 09.05.2020 tarihli ve saat 13.29 içerikli e posta yazışmasında, davacı ... ... Şirketi adına ... tarafından, davalı ... A.Ş. yetkilileri ... ve ...’e hitaben gönderilen elektronik postada, “Bu sipariş özelinde yeniden bir klişe yapılmayacak, mart ayında basılmış olan çalışmanın devamı olduğu için tarih revizesi yapılmıştır sadece”, “Parça klişelerde dahi klişe masrafını tarafımıza olduğu gibi fatura edecekseniz eğer, bizim çuval satın alım politikamızı sizinle tekrardan gözden geçirmemiz gerekir” şeklinde ifadelerin kullanıldığı görülmüştür. Aynı e posta zincirinde, 09.05.2020 tarih ve saat 13.20 itibariyle davalı ... A.Ş. adına ... tarafından, davacı ... ... Şirketi adına ...’a gönderilen elektronik postada ise, “5.000 altı geçtiğiniz siparişlerinizdeki birim fiyatlarının haricinde mesajda da sizinle paylaştığım üzere 2.000,00 TL klişe ücretinin de dahil edileceğini göz önünde bulundurarak mı siparişlerinizi geçtiniz”, “Siz birim fiyat artışını kabul ettiniz ama ... yine de bana klişe faturası kesti”, “5.000 altı siparişlerimizin birim fiyatları 50 kg 0,477 USD + klişe ve 0,309 USD + klişe şeklindedir” şeklindeki yazıldığı görülmüştür. Dosya kapsamındaki WhatsApp yazışmalarında, davacı ... ... Şirketi temsilcileri ile davalı ... A.Ş. temsilcileri arasında sipariş, fiyatlandırma, baskı, sevkiyat, kalite kontrol ve klişe ücretine ilişkin görüşmeler yapıldığı görülmüştür. Özellikle 07.05.2020 tarihli WhatsApp yazışmalarında, davalı şirket temsilcisi tarafından davacı şirket temsilcisine hitaben “5.000 adet altı baskılı siparişler için renk başına 50 USD sabit maliyet ve klişe maliyeti faturaya yansıtılacaktır”, “Kg fiyatımız maliyet x 1,25 olarak güncellenmiştir”, “Bundan sonraki müşteriler için geçerli olacaktır”, “650 adet işte bekleme oldu”, “Fiyat farkı oluştu”, “Klişe maliyeti yansıtıldı” şeklinde mesajlar gönderildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki diğer WhatsApp görüşmelerinde ise davacı şirket temsilcileri tarafından davalı şirket temsilcilerine hitaben “Çalışma onaylıdır”, “İşleme alabiliriz”, “Sevkiyatı yarın yapabilir misiniz”, “Kargo ile gönderebiliriz”, “Revize üretim yapılabilir”, “Renklere dikkat edelim”, “Boya kaçmaları mevcut”, “Etiket revizesi yapılacak”, “Lot numarası değişecek”, “Üretim tarihini değiştirelim”, “Bu çalışmanın devamı olacak” şeklinde mesajların gönderildiği, davalı şirket temsilcileri tarafından ise “Üretime aktarılmıştır”, “Perşembe sevkiyat planlandı”, “Klişe ücreti oluşacaktır”, “5.000 altı siparişlerde fiyat farkı uygulanacaktır”, “0,47 USD fiyat uygulanacaktır”, “Kargo çıkışı yapılacak”, “Yeni revize hazırlanıyor”, “Renk çalışması güncellendi” şeklinde açıklamalarda bulunulduğu görülmüştür. Yazışmaların içeriğinden taraflar arasında üretim, sipariş ve sevkiyat süreçlerinin devam ettiği, fiyat ve maliyet unsurlarının görüşüldüğü anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki e posta ve WhatsApp yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde, fiyat farkı, klişe bedeli ve maliyet artışlarına ilişkin görüşmeler sonrasında da taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Yazışmalarda davacı şirket temsilcileri tarafından “Çalışma onaylıdır”, “İşleme alalım”, “Sipariş miktarımız 2.050 adettir”, “Sevkiyatı yarın yapabilir misiniz”, “Revize üretim yapılabilir” şeklinde mesajların gönderildiği, davalı şirket temsilcileri tarafından ise üretim, sevkiyat ve baskı süreçlerine ilişkin cevaplar verildiği görülmektedir. Ayrıca dosya kapsamındaki 15.05.2020 ve 05.06.2020 tarihli faturaların da, 07.05.2020 ve 09.05.2020 tarihli fiyat içerikli yazışmalardan sonraki tarihlerde düzenlenmiş olması karşısında, taraflar arasındaki sipariş, üretim ve teslim süreçlerinin devam ettiği anlaşılmaktadır.Davalı tarafından gönderilen resmi email yazışmaları ile fiyat tekliflerini davacı taraflar arasındaki ticari ilişki devam etmek suretiyle kabul ettiği, mahkemece bu yöndeki kabulü doğru olduğu anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı taraf istinaf dilekçesinde taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, elektronik yazışmaların kesin fiyat mutabakatı niteliğinde olmadığını, fiyat değişikliklerinin tek taraflı uygulandığını ve bilirkişi raporunda rayiç bedel incelemesi yapılmadığını ileri sürmüş ise de, taraflar arasındaki ticari ilişkinin tamamen elektronik iletişim araçları üzerinden yürütüldüğü, sipariş, üretim, teslim ve fiyatlandırma süreçlerinin e posta ve WhatsApp yazışmaları ile sürdürüldüğü, davacının fiyat değişikliklerine ilişkin bildirimlerden sonra da sipariş vermeye ve ticari ilişkiyi devam ettirmeye devam ettiği, dava konusu faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturalarının ise davalı tarafça noter ihtarnamesi ile süresinde iade ve itiraz edildiği anlaşılmıştır.12.07.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda dava konusu ürünlerin piyasa rayiç bedeline ilişkin ayrıca teknik hesaplama yapılmamış ise de, uyuşmazlığın yalnızca piyasa rayici değil, tarafların ticari ilişki kapsamında bildirilen fiyat koşullarını bilerek ticari ilişkiyi sürdürüp sürdürmediği noktasında toplandığı, dosya kapsamındaki yazışmalar ve ticari ilişkinin devamı birlikte değerlendirildiğinde davacının fiyat değişikliklerinden haberdar olduğu halde sipariş süreçlerini sürdürdüğünün anlaşıldığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükümde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 672,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!