Anahtar kelimeler: Tekirdağ Başkan İik Yazim Kambiyo Katip Senetlerinden Etkili Menfi Üye

DOSYA NO
: ███████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
:ÜYE
:ÜYE
:KATİP
:İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:TARİHİ
:NUMARASI
:DAVACI
:VEKİLİ
:DAVALI
:VEKİLLERİ
:DAVA KONUSU
: Menfi Tespit Davası (İİK m.72 hükmü ile Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:KARAR TARİHİ
:KARAR YAZIM TARİHİ
:İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine ........ İcra Dairesi'nin ...../...... Esas sayılı dosyası kapsamında ....... tarihli ve ..............-TL bedelli senede dayalı icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak senedin davalı .................. Şirketi tarafından baskı ve zorlama neticesinde tanzim ettirildiğini, borca karşılık verilen çeklerin keşidecisi olan ..................... Şirketi hakkında .......... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ....../..... Esas sayılı dosyası ile konkordato mühleti verilmesi üzerine davacının irade sakatlığı altında avalist sıfatıyla senedi imzalamaya zorlandığını, ticari ilişki kapsamında malların iade edilmesine rağmen davalının haksız kazanç sağlama gayesiyle mükerrer takipler başlattığını, uyuşmazlığın çözümü için gidilen arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını, bu nedenlerle davacının ........ İcra Dairesi'nin ......./.......... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ............ İcra Müdürlüğü'nün ......./........... Esas sayılı takip dosyasına konu bono ile davacı tarafın sunduğu bononun düzenleme yeri ve davacının sıfatı bakımından farklılık gösterdiğini, usulüne uygun protestoya rağmen ödeme yapılmaması sebebiyle tüm sorumlular hakkında takip başlatıldığını, senet ilgililerinin borçtan müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının baskı ve zorla imza iddialarının delilsiz ve soyut olduğunu, tacir olan davacının basiretli davranma yükümlülüğü bulunduğunu, mal iadesi veya karşılıksız çek iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk Derece Mahkemesi "... davacı, ticari ilişki nedeni ile davalıya çek verildiğini ancak çeklerin keşidecisi hakkında konkordato talep edilmesi nedeni ile geçici mühlet verildiğini bu nedenle davalı tarafından çeklerin tahsil kabiliyetinin bulunmasının mümkün olmadığının anlaşılması karşısında çeklerdeki meblağların ödenmesini teminen ............. Şirketinden teminat istediğini, baskı ve zorla irade sakatlığı ile ............... tarihinde .............-TL meblağlı düzenleme yeri ......... olan ........... tediye tarihli bir adet senet tanzim edildiğini, söz konusu senedin halen davalı şirkette olduğunu bu senette davacının avalist olduğunu bunun yanı sıra davacının tarafı olmadığı bir ticari ilişkiden dolayı borca katılmaya zorlanan kişi olduğunu, davalıda bulunan senedin tedavülünün ve senedin icra takibine konulmasını önlemek amacıyla aynı borca ilişkin bu defa davaya konu bononun ciro edildiğini, şirket cirosunu yeterli görmeyen davalının baskı ve zorla şirket ortaklarına da senedi cirolattırdığını, bu haliyle alacaklı şirket uhdesinde icra takibine konu bono dışında ....... adet çek ve bir senet daha bulunduğunu, bu süreçte davalı şirkete henüz satışı yapılmamış olan elde bulunan malların da iadesinin yapıldığını ancak davalı tarafından muhtelif icra takiplerinin başlatılarak aynı tutar üzerinden tahsilat yapılmaya çalışıldığını iddia etmiş ve neticeten takip ve davaya konu senedin irade sakatlığı ile baskı ve zor altında imzalatıldığı, bunun yanı sıra temel ilişkide borcun bulunmadığını ileri sürülerek menfi tespit davası açılmış ise de davacının söz konusu iddiasını ispata yarar bilgi, belge ve delil sunmadığı, bunun yanı sıra iddiaya ilişkin dinlenen davacı tarafından gösterilen tanığın aynı senette ciranta olduğu belirlenmekle tanık beyanında davaya konu senedin zorla imzalatılan dava konusu bono olmadığının beyan edildiği, dosya kapsamına sunulu ve toplanan deliller kapsamında davacının irade sakatlığına dayanan hükümsüzlük veya senedin bedelsiz kaldığına dair bilgi, belge, kesin ve taktiri delil bulunmadığından ayrıca dava konu irade sakatlığına ilişkin suç duyurusu, ceza soruşturması ve kovuşturması da bulunmadığından davacının davasını ispatlayamadığına kanaat getirilmiş olup davanın reddine karar verilmiş, dava reddedilmekle davacı lehine tazminat koşullarının oluşmadığı bunun yanı sıra davada davalı aleyhine tedbire hükmedilmemesi nedeni ile birlikte İİK m.72 kapsamındaki davalı lehine tazminat şartları gereğince davalı lehine tazminat koşullarının da oluşmadığı ..." gerekçesiyle "1-) Davanın REDDİNE, Tazminat talepleri konusunda şartları oluşmadığından tarafların tazminat taleplerinin REDDİNE..." karar vermiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının eksik inceleme mahiyetinde olduğunu, davacı müvekkili ile davalı şirket arasında doğrudan bir ticari borç ilişkisi bulunmadığını, ............ İcra Müdürlüğünün ......./....... Esas sayılı takibine konu .......... tediye tarihli ................ TL bedelli senedin rıza dışında, baskı ve korkutma neticesinde imzalatıldığını, irade sakatlığına ilişkin tanık beyanlarının mahkemece haksız yere göz ardı edildiğini, ............. Şirketi ile olan ticari ilişki kapsamında verilen senedin asıl borç ilişkisinden yoksun olduğunu, menfi tespit davasında ispat yükünün davalı alacaklıda olmasına rağmen alacağın kaynağının ispatlanamadığını, ceza soruşturması bulunmamasının davanın reddi için tek başına gerekçe olamayacağını ve irade sakatlığı vakıasının tanık dahil her türlü delille ispatının mümkün olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
: ........ Asliye Ticaret Mahkemesinin ....../...... Esas - ......./....... Karar sayılı dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan/olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir :Dava, İİK m.72 hükmünden kaynaklanan ......... İcra Dairesi'nin ......./......... Esas sayılı icra takip dosyasında takibe ve davaya konu bono nedeni ile davacı- borçlunun davalı- alacaklıya borçlu olmadığı (hükümsüzlük ve bedelsizlik) iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.İstinaf incelemesine konu karar başlığında; bir kısım davalı vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez.HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir. Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.......... sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer.Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK; 2017 / 19 - 821 Esas; 2019 / 58 Karar; 05.02.2019 Tarih)Somut olaya gelince; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hukuku hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir. Dava konusu bonoda ihdas nedeni olarak “malen” kaydı bulunmaktadır.Davacı başka bir senedi teminat altına almak için dava konusu senedin zorla ciro ettirildiğini, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığını ileri sürmektedir. ........ İcra Müdürlüğü'nün ....../........ E. Sayılı dosyasına konu edilen bononun düzenleme yerinin .......... olduğu, davacının bu bonoda ciranta olarak yer aldığı, dava dilekçesi ekindeki senetten farklı olduğu gürülmektedir.Dosya içerisinde davacı tarafından açılmış herhangi bir ceza soruşturması bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde; davalıya verilen çeklerin hemen tahsil kabiliyeti olmayacağından ................. Şirketinden davalının teminat istediğini, ........... tarihinde baskı ve zorla .......... TL meblağlı düzenleme yeri ......... olan .......... tediye tarihli bir adet senet tanzim ettirdiğini söz konusu senedin halen davalı şirkette olup davaya konu senedin teminat amaçlı, ................ TL bedelli senedin aynısı olan icra takibine konulan senet olup söz konusu senedin teminat amaçlı verildiği, davaya konu senedin imzalamasının tamamen bir irade sakatlığı ürünü imzalatıldığını ifade etmektedir.Duruşmada dinlenen tanık "... Zorla imzalatılan bono dava konusu bono değildir. Daha sonrasında imzalatılan bonodur." şeklinde beyanda bulunduğu, irade sakatlığına ilişkin herhangi bir ceza soruşturması bulunmadığı gibi davacının davalı uhdesinde bulunan bononun teminatı olarak dava konusu bonoyu verdiğini iddia ettiği ve fakat iddiasını dosyadaki mevcut belgeler, tanık beyanları ile ispatlayamadığı anlaşıldığından buna yönelik davacının istinaf sebepleri yerinde değildir.Bu nedenlerle, ilk derece Mahkemesi hükmünün isabetli olduğu anlaşıldığından, davacının istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-)Davacının istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 732,00 TL olup, davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu neticesinde bakiye kalan 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına,5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-)Artan istinaf avanslarının HMK m.333'e uygun iadesine,7-)Karar ilamının 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; Dairemizce taraflara tebliğine,İlişkin; dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.BaşkanE-İmzalıdırÜyeE-İmzalıdırÜyeE-İmzalıdırKatipE-İmzalıdır¸* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*