Anahtar kelimeler: Kablosu Markalı Satımdan Üretilen Bayilik Esaskarar Pazarlamasını Bölgesinde Kayseri Başkan

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
T.C.KAYSERİ2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████BAŞKAN
:ÜYE
:ÜYE
:KATİP
:DAVACI
: ...VEKİLİ
: Av.DAVALI
: ...VEKİLİ
: Av.DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
: Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkilinin enerji kablosu üretimi yapan firma olduğunu, davalı ile 10.09.2020 tarihinde bayilik sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre davalının davacı tarafça üretilen ... markalı ürünlerin kendi bölgesinde satış ve pazarlamasını yapacağını, sözleşme kapsamında davalıya ürünlerin teslim edildiğini, ancak davalının borcunu ifa etmediğini, davalıya yapılan sözlü ve yazılı uyarılara rağmen borcunu ödemediğini, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosya ile takip yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu, ticari defter, kayıtlar ile hesap mutabakatları incelendiğinde borcun ödeme emrinde belirtilen şeklinde olduğunun anlaşılacağını, ürün satış fiyatlarının vadeye göre değiştiğini, vade arttıkça ürün satış fiyatının da arttığı enerji sektöründe vadesinde tahsil edilemeyen alacaklardan vade farkı alınmasının sektörel bir uygulama olduğunu, davalının borcunu ödemede temerrüde düştüğünü, davacının faizden kaynaklı alacağının da bulunduğunu, ödeme emrinde belirtilen alacak miktarının ve uygulanan oranların doğru olduğunu, tarafların ticari defterleri, banka kayıtları, sözleşmeler ve faturalar incelendiğinde davacı alacağının ortaya çıkacağını belirterek, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ██████████ esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, haksız itirazın iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
: Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşme içerisindeki tutumu nedeniyle davalıyı zarara ve gelir kaybına uğrattığını, taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesi kapsamında davacıya 1.000.000 TL tutarlı Albaraka Bankasına ait teminat mektubu verildiğini, davalının en büyük faaliyet konusunun ... Kablo bayiliği olduğunu, tüm emek ve zamanını bu kabloların satışına harcadığını, satış işlemleri neticesinde büyük cirolar yaptığını ve davacı şirketin en yüksek ciro yapan bayisi olduğunu, davalının davacıya yüklü miktarda para kazandırdığını, davalının talihsiz olaylar yaşadığını, yaptığı satış karşılığında aldığı çeklerin sahte çıktığını ve davalının mağdur olduğunu, bundan davacının da haberdar olduğunu, davacının sözleşme devam etmesine rağmen davalının sipariş taleplerine; geç dönüş yapma, yüksek fiyat verme, üretimi geciktirme, gibi olumsuz cevaplar vererek davalının ticari faaliyetini engellediğini, davalının hem ürün satamaz hale geldiğini hem de teminatının bağlı kaldığını, davalının zarara uğradığını, davalının ticari kar kaybına uğradığını ve bunun hesaplanarak davacı alacağından mahsubu gerektiğini, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu belgelerde belirtilen tutarların çelişkili olduğunu, davacının takip konusu yaptığı tutarın 14.501.655,56 TL olduğunu, ancak davacının dosyaya sunduğu fihrist başlıklı belgede rakamların çok farklı gözüktüğünü, 5.543.627,36 TL ve 802.711,86 TL fatura edilmeyen vade farkı kaleminin olduğunu, bir yandan da ödenmeyen faturanın 5.562.926,58 TL olarak gözüktüğünü, faturaların örneği sunulmadığı gibi vade farkının neye göre hesaplandığının belli olmadığını, davalı aleyhine vade farkı hesaplanması ve bunun bir alacakmış gibi gösterilmesinin, faize faiz işletilmesinin doğru olmadığını, davalının teminat mektubunun nakde çevrildiğini, davalı tarafça sunulan mutabaktnamede mutabıkız/mutabık değiliz kısmının seçilmediğini, belirterek hukuka aykırı davanın reddi ile kötüniyetli olarak müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatan alacaklı aleyhinde %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLERKayseri Genel İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı takip dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmıştır.Mahkememizce davalı tarafın ticari defter kayıtları incelenmesi hususunda İstanbul Asliye Ticaret mahkemesine gönderildiği, ancak defter ibrazı olmaması nedeniyle rapor aldırılamadığından bilaikmal dosyanın iade edildiği görüldü.Mahkememizce dosyanın kül halinde bir mali müşavir bilirkişi, bir sektör bilirkişi ve bir nitelikli hesap bilirkişine tevdi ile davacı iddiası, davalı savunması, tarafların ticari defterleri incelenerek, elektronik defter ibraz edilmesi halinde ibraz edilen e-defterlerin GİB sisteminden doğruluğu da sorgulanarak, defterlerin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, takip sebebi olarak gösterilen cari hesap, vade farkı ve faize ilişkin davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, ödeme kaydı olup olmadığı, enerji sektöründe, vadesinde tahsil edilemeyen alacaklardan vade farkı alınmasına ilişkin sektörel bir uygulama olup olmadığı hususlarında rapor aldırılmıştır.Mahkememizce alınan █████/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporundan özetle; Mali Müşavir bilirkişi; Davacı taraf davalı aleyhine başlatmış olduğu takipte 14.501.655,56 TL alacak talep etmiştir. Takip dayanağı olarak cari hesap, anapara, vade farkı ve faiz alacağı ifadesi kullanılmıştır. Dosyadaki davalı tarafça imzalanan mutabakat mektubu incelendiğinde 25.08.2023 tarihli olduğu ve bu tarihte 9.144.273,26 TL üzerinde davalının mutabık olduğu gözükmektedir. Davacının davalı ile olan ticari ilişkilerini gösteren raporumuz ekindeki muavin defter kaydında da mutabakat tarihi itibariyle davalıdan 9.144.273,26 TL alacağı gözükmektedir. Davacı taraf 13.03.2024 tarihinde davalının teminat mektubunu nakde dönüştürmüştür. Bahse konu teminat mektubu bedeli 1.000.000 TL davalı borcundan düşülmüş ve davacının davalıdan 8.144.273,26 TL alacağı kalmıştır.Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişi ve Sektörel Bilirkişi; Enerji sektöründe, vadesinde tahsil edilemeyen alacaklardan vade farkı alınmasına ilişkin sektörel bir uygulama olup olmadığı hususunda yapılan incelemelerde böyle bir uygulamanın var olduğu ancak, uygulamanın LPG, benzin, motorin satışı hallerinde söz konusu olduğu görülmektedir. Somut olayda ise kablo üretimine dair bir anlaşma söz konusu olup, bu sektöre dair sektörel uygulama söz konusu değildir. Bu nedenle vade farkı talebine ilişkin kriterlerin neler olduğu hususu irdelenecektir.Davacının, davalıdan vade farkı alacağına ilişkin talepte bulunabilmesi için, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olması ya da bu uygulamanın teamül halini almış olması şartı aranmaktadır. Somut olayda ise; taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir teamül bulunmadığı tespit edilmiştir. Teamülden anlaşılması gerekenin sektör uygulaması değil taraflar arasındaki ticari ilişkide bu yönde teamül bulunup bulunmadığının anlaşılması gerekmekte olup, bunun yanı sıra vade farkı talep edilebileceğine dair taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığından vade farkı talebinin mümkün olamayacağı yönünde rapor edilmiştir.Mahkememizce vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda düzenlenmiş bir sözleşme bulunması ya da teamül halini almış yerleşik bir uygulamanın var olması gerektiği yönündeki emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ E. █████████ K sayılı ilamı dikkate alınarak ve tarafların rapora karşı itiraz dilekçesi ekinde sunduğu belgeler incelenerek taraflar arasında vade farkı ödenmesine yönelik teamül olup olmadığının tespiti ve taraflarının itirazlarının karşılanması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınması hususunda dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.Mahkememizce alının █████/2026 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle; Davacının belirtmiş olduğu vade farkı faturaları davalı ile ticari ilişkileri gösteren davacı kayıtlarında ye almaktadır. Taraflarca imza altına alınan mutabakat kapsamında da bahse konu vade farkı faturalarının zaten yer aldığı ve bunun davalı tarafından kabul edilmiş olduğu görülmektedir. Hal böyleyken Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ E. █████████ K sayılı ilamı kapsamında inceleme yapıldığında vade farkı faturalarının ödenmesine ilişkin teamül oluştuğu ve düzenlenen faturaların zaten hesaplamaya dahil edildiği ve mutabakat tutarı içinde yer aldığı, yönünde rapor edilmiştir.Davacı vekilinin █████/2026 tarihli yemin metnini ibraz ettiği, mahkememizin █████/2026 tarihli yazısı ile talimat yazıldığı, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ talimat sırasına kaydı yapıldığı, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 tarihli talimat sayılı yazısı ile tebliğ yapılacak kişi bilgisi talep edildiği, Mahkememizce ek olarak; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ██████████ esas, ██████████ karar sayılı ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ██████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı doğrultusunda yemin davetiyesinin davalı şirkete çıkarılması ile duruşmada davalı şirket yetkilisinin hazır edilmesi halinde davalı şirketin davacıya bilirkişi tarafından tespit edilen 8.144.273,26-TL'den daha fazla borcu olup olmadığı hususunda usulüne uygun şekilde yeminin yaptırılması için █████/2026 tarihinde müzekkere yazıldığı, talimat mahkemesince davalı asile tebliğ yapılarak █████/2026 tarihli celsesinde davalı şirketi yetkilisi ...'ın, Davalı şirketin, davacı şirkete bilirkişi tarafından tespit edilen 8.144.273,26-TL'den daha fazla borcu yoktur, şeklinde yeminli beyanının alındığı görüldü.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, davacı tarafından cari hesap, vade farkı ve faiz alacağına dayanılarak davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafın süresinde itirazı üzerine İİK 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içinde açılmış itirazın iptali davasıdır.İİK 67/1.maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir."Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen kalemler yönünden davacı şirketin davalıdan alacağı bulunup bulunulmadığı, davalının itirazında haklı olup olmadığı hususlarında toplanmıştır.Öncelikle davalı tarafça ileri sürülen icra dairesinin yetkisine ilişkin itiraz değerlendirilmekle; taraflar arasında imzalanan 10.09.2020 tarihli Bayilik Sözleşmesinin 11. Maddesinde iş bu sözleşmeden doğan ihtilaf ve davalarda Kayseri Mahkemeleri ve Kayseri İcra Dairesi'nin yetkili olacağı düzenlenmiş olup tacir olan taraflar arasında düzenlenen yetki sözleşmesi gözetilerek ön inceleme duruşmasında davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilmiştir.Eldeki davada; davacı şirketin enerji kabloları üretimi yaptığını, taraflar arasında imzalanan 10.09.2020 tarihli Bayilik Sözleşmesi gereğince davalının (bayi) davacı şirkete ait ... markalı ürünlerin kendi bölgesinde satış ve pazarlamasını yapacağı konusunda anlaşıldığını, bu sözleşme karşılığı olarak davacıya ürünlerin teslim edildiğini, ancak davalının borcunu ödemediğini, bu nedenle davacının Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlattığını, davalının haksız itirazının iptalini, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiği görülmektedir. Davalı taraf ise taraflar arasında imzalanan 01.09.2020 tarihli Bayilik Sözleşmesi ile davalı şirketin, davacı şirketin Bayisi olduğunu ve bu bayilik sözleşmenin teminatı olması adına da 1.000.000 TL tutarlı Albaraka Bankasına ait teminat mektubunu verdiğini, ticari satışı karşılığında dava dışı bir şirketten aldığı çekin sahte çıktığını, bu olaydan sonra davacının, davalı şirketin sipariş taleplerine zımni olarak olumsuz cevap verdiğini, davacı şirketin bu şekilde davalı şirketi zarara uğrattığını ve gelir kaybına sebep olduğunu, davacı tarafça davalının teminat mektubunun nakde çevrildiğini, davalı tarafça sunulan mutabakatnamede de görüleceği üzere mutabıkız/ mutabık değiliz kısmının seçilmediği, rakamların diğer rakamlarla tutmadığı bu sebeple değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığını, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, davalı şirketin, bayilik sözleşmesinin davacı tarafça gereği gibi ifa edilmemesi, müvekkili zarara uğratması sebebiyle müvekkil şirketin uğradığı ticari kar kaybının mahsup edilmesine karar verilmesi istenmiştir.Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyasından davacı taraf davalıya 18.03.2024 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri göndermiş olup davalıdan 14.501.655,56 TL alacak talep ettiği, takip dayanağının cari hesap, anapara, vade farkı ve faiz alacağı olduğu görülmüştür.İddia ve savunma gözetildiğinde taraflar arasında imzalanan 10.09.2020 tarihli Bayilik Sözleşmesi kapsamında davacının mal teslimi yaptığı hususu ihtilaflı değildir. Davacının takibe ve davaya konu cari hesap alacağı ve vade farkı alacağı bulunup bulunmadığı hususunda tespitler yapılması için tarafların ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğinden öncelikle davalı şirket merkezi İstanbul ilinde bulunduğu için İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış ise de davalı tarafça ticari defterlerin ibrazından kaçınıldığı için defterlerinin incelenemediği açıktır. Akabinde davacının ticari defterleri bilirkişi heyetince incelenmiştir. Buna göre davacının e-defterlere ilişkin beratların zamanında alındığı, envanter defterinin tasdikli olduğu dolayısıyla davacıya ait ticari defterlerin tasdik yönünden usulüne uygun olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Açık hesap ilişkisi önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaparlar. Bu hesaplaşma genellikle mutabakatla yapılır ve bir önceki mutabakattan sonraki işlemler sonuca bağlanır. Tabiatıyla önceki dönemden devreden bakiye hesaba katılarak taraflar güncel bakiye üzerinde uzlaşır ve bu güncel bakiye bir sonraki döneme devreder. Somut olayda dosyadaki davalı tarafça imzalanan 25.08.2023 tarihli mutabakat mektubu incelendiğinde; mutabakat mektubunda 9.144.273,26 TL alacak gözüktüğü, davacının davalı ile olan ticari ilişkilerini gösteren muavin defter kaydında da mutabakat tarihi itibariyle davalıdan 9.144.273,26TL alacağı gözükmektedir. Davacı taraf 13.03.2024 tarihinde davalının teminat mektubunu nakde dönüştürmüştür. Bahse konu teminat mektubu bedeli 1.000.000 TL davalı borcundan düşülmüş ve davacının davalıdan 8.144.273,26 TL alacağı kalmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan kök rapora taraf vekillerince itiraz edilmiş, davacı taraf vade farkı alacağına yönelik teamül bulunduğunu ileri sürmüş iken davalı taraf ise vade farkı faturalarının iade edildiğini, bu yönde bir teamülün bulunmadığı öne sürmüştür. Vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda düzenlenmiş bir sözleşme bulunması ya da teamül halini almış yerleşik bir uygulamanın var olması gerektiği yönündeki emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ E. █████████ K sayılı ilamı dikkate alınarak ve tarafların rapora karşı itiraz dilekçesi ekinde sunduğu belgeler incelenerek taraflar arasında vade farkı ödenmesine yönelik teamül olup olmadığının tespiti ve taraflarının itirazlarının karşılanması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Sektör bilirkişi tarafından elektrik kablolarına ilişkin vade farkına yönelik bir teamül olmadığı belirtilmiş ancak sektörel bir teamül olmasa da taraflarca imza altına alınan mutabakat kapsamında bahse konu vade farkı faturalarının yer aldığı ve bunun davalı tarafından kabul edilmiş olduğu tespit edilmiştir. Hal böyleyken Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ E. █████████ K sayılı ilamı kapsamında inceleme yapıldığında vade farkı faturalarının ödenmesine ilişkin teamül oluştuğu ve düzenlenen faturaların zaten hesaplamaya dahil edildiği ve mutabakat tutarı içinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Netice itibariyle mutabakat mektubunda 9.144.273,26 TL alacak gözüktüğü, davacı tarafın 13.03.2024 tarihinde davalının teminat mektubunu nakde dönüştürdüğü, 1.000.000 TL teminat mektubu bedelinin davalı borcundan düşülmesi ile davacının davalıdan 8.144.273,26 TL alacağı kaldığı belirlenmiştir. Davacı vekili davaya konu takipte 14.501.655,56 TL alacağa ilişkin takip talebinde bulunmuş olduğundan ticari defterlerle ispatlananan 8.144.273,26 TL dışında kalan kısım için davacıya yemin hakkı hatırlatılmış olup, davacı tarafça yemin deliline dayanılmıştır. Davalı şirket yetkilisi talimat duruşmasında "davalı şirketin, davacı şirkete bilirkişi tarafından tespit edilen 8.144.273,26-TL'den daha fazla borcu yoktur" demek suretiyle yemini ifa etmiştir. Dolayısıyla davacı taraf 8.144.273,26 TL cari hesap ve vade farkı alacağı yönünden davasını ispatlamış, fazlaya yönelik alacak iddiasını ispatlayamadığından 8.144.273,26 TL alacak yönünden takip haklı bulunarak Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte, davalı-borçlunun 8.144.273,26 TL asıl alacak miktarına yaptığı itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm ihdas edilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talep etmiştir. İİK 67/2.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir.Yargıtay HGK.nun ███████-376-397 E-K sayılı kararında; "Genel bir kavram olarak 'likid (liqiude) alacak" “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır”. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez" denilmiştir. Davacı, takip talebinde yer alan 8.144.273,26 TL alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazimatına hükmolunmuştur. Davalı tarafça kötü niyet tazminatına karar verilmesi talep edilmiş ise de şartları mevcut olmadığından kötü niyet tazminatına hükmolunmamıştır.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ile;DAVANIN KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,1-Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte, davalı-borçlunun 8.144.273,26 TL asıl alacak miktarına yaptığı itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine2-Asıl alacak olan 8.144.273,26-TL'nin %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Yasal şartları mevcut olmadığından kötü niyet tazminatına hükmolunmasına yer olmadığına,4-Alınması gereken 556.335,31-TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacıdan alınan 175.143,75-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 381.191,56-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL başvurma harcı ile 175.143,75-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; 10.55,00-TL tebligat ve posta gideri ile 26.620,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 27.675,00-TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre belirlenen 15.542,55-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,7- Davalı tarafça yargılama boyunca yapılan 620,00-TL'nin davanın red oranına göre belirlenen 271,80-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,8- Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 917.213,66-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9- Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 784.590,58-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinden (yargılama gideri) davanın kabul oranına göre belirlenen 2.021,80-TL'lik kısmının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,11-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinden (yargılama gideri) davanın kabul oranına göre belirlenen 1.578,20-TL'lik kısmının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,12-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026Başkan¸E-imzalıdırÜye¸E-imzalıdırÜye¸E-imzalıdırKatip¸E-imzalıdır