Anahtar kelimeler: Gelmekle Sızan Eksper Hasarı Şirketçe İhbarı Gelmiştir Tevzi Sorunun Dükkanından

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendiDAVA
: Davacı vekili █████/2025 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirketçe sigortalı --------- adlı işyerinde, 12.12.2023 tarihinde, karşı tarafın dükkanından sızan su nedeniyle dahili su hasarı meydana gelmiştir. Sigortalının hasar ihbarı üzerine, hasarın nedeni ve miktarının tespiti amacı ile Sigortacılık Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca uzman ve bağımsız eksper tayin edilmiştir.Ancak bu olaydan bir süre sonra aynı iş yerinde ikinci kez dahili su hasar meydana gelmekle, bu olaya dair yapılan incelemeler esnasında, sorunun davalıya ait iş yerinden kaynaklandığı ve her iki su hasarının da davalıya ait iş yerinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Buna dair 25.06.2024 tarihli olay bildirim raporu dilekçemiz ekinde sunulmaktadır.Tespit edilen hasar nedeni ile sigortalıya 25.559,87 TL ödenerek TTK’ nın 1472. maddesi kapsamında sigortalı haklarına halef olunmuştur.Davalı taraf hasar ve zararı tazmin etmekten kaçındığından ---------- İcra Müdürlüğünün--------- Esas sayılı dosyası ile hasar tazminatının rücuen tahsili talep edilmiştir. Davalı ise işbu takip dosyasında borca itiraz etmiş ve takip durdurulmuştur. Bunun üzerine tarafımızca arabuluculuk başvurusu yapılmış olup davalı ile --------- Arabuluculuk Bürosu'nun ---------- büro numaralı, ---------- arabuluculuk numaralı dosyası üzerinden yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonuçsuz kalmıştır. İcra takibinde asıl alacak ve faiz olmak üzere toplamda 28.350,27 TL talep edilmişse de işbu davada fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 25.559,87 TL ana para üzerinden davalının itirazının iptalini talep etmekteyiz.Mevcut tüm delillere ve olayların oluş şekline rağmen aleyhine ilamsız takip başlatılan davalı-borçlunun haksız ve hukuka aykırı şekilde borcuna itiraz etmesi nedeniyle davalının itirazının iptali ve takibin devamı için Sayın Mahkemenize başvurma zorunluluğumuz oluşmuştur. Meydana gelen zarar miktarı ve davalının sorumluluğu açık ve kesin olmasına rağmen haksız ve kötü niyetle takibe itiraz eden davalının aleyhine ayrıca icra inkar tazminatı hükmedilmesini talep ederiz." denmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı taraf, müvekkilimizin kusurlu olduğuna dair delil sunmamıştır. Doktrinde de belirtildiği üzere: “Bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf, o vakıayı ispatla yükümlüdür. Somut olayda davacı yalnızca kendi ödeme belgelerine ve tek taraflı ekspertiz raporuna dayanmıştır. Bu belgeler üçüncü kişiye karşı bağlayıcı değildir. Yargıtay da bu konuda açıktır: “Rücu talebinde bulunan davacının rücu sebebini ve davalının kusurunu, illiyet bağını ve zararın miktarını ispatlaması gerekir. Davacı bu yükünü yerine getirmemiştir. Davacı taraf aynı AVM’de bulunan ---------- karşı da rücu yoluna gitmiştir. Bu durum, zararın kaynağı konusunda belirsizlik olduğunu ve davacının aynı olay için birden fazla kişiyi sorumlu tutarak çelişkili davrandığını göstermektedir. Doktrinde; “Dürüstlük kuralına aykırı çelişkili davranış hukuk düzenince korunmaz. denilmektedir. Somut olayda davacı, aynı zarardan dolayı hem müvekkilimize hem de başka bir işletmeye yönelmiştir. Bu durum TMK m.2’ye aykırı olup, iddialarını güvenilmez kılmaktadır.1.Haksız fiil sorumluluğu için kusur şarttır. Doktrinde:“Haksız fiil sorumluluğu kural olarak kusura dayanır. Kusur bulunmadıkça sorumluluk doğmaz.”Somut olayda müvekkilimize atfedilecek bir kusur yoktur. Hasarın AVM’nin ortak tesisatından veya diğer bağımsız bölümlerden kaynaklanması mümkündür.2.Sigortacının ödediğini iddia ettiği zarar ile müvekkilimizin işletmesi arasında uygun illiyet bağı bulunmamaktadır. Doktrinde;“Zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmadıkça tazminat sorumluluğu söz konusu olmaz.”denilmektedir.Yargıtayın yerleşik kararlarında da illiyet bağı bulunmadıkça rücu hakkının doğmayacağı açıkça kabul edilmiştir. Dava konusu olayımızda da illiyet bağı kurulmamış, yalnızca varsayımlar üzerinden müvekkilimize yönelinmiştir.3.Sigortacının rücu hakkı yalnızca kusuru ispatlanmış üçüncü kişiye karşı kullanılabilir. Doktrinde;“Sigortacının halefiyeti, sigortalının hakları ölçüsündedir. Üçüncü kişinin sorumluluğu doğmamışsa, sigortacıya da rücu hakkı doğmaz.”Müvekkilimizin kusuru yoktur. Bu sebeple rücu hakkı da doğmamıştır. --------- HD de; “Sürücü yüzde yüz kusurlu olsa bile, kastı veya kasta yakın kusuru yoksa sigortacının rücu hakkı doğmaz.” şeklindeki içtihatlarıyla, rücu hakkının ancak ağır kusur veya kast halinde doğacağını teyit etmiştir. Somut olayda müvekkilimize isnat edilen bir ağır kusur dahi bulunmamaktadır.4.Davacı tarafın talep ettiği 25.559,87 TL fahiştir. Somut olayda bu tutarın hangi zarar kalemlerinden oluştuğu açıklanmamış, fatura veya teknik rapor sunulmamıştır.Doktrinde; “Sigortacının rücu talebinde ödediği tazminatın gerçek zarara uygun olması gerekir. denilmektedir.Yargıtay uygulamasında da, sigortacının yaptığı ödemenin fahiş olması halinde rücu talebinin sınırlandırıldığı görülmektedir. Somut olayda da keyfi bir ödeme söz konusudur ve bu ödeme müvekkilimize yüklenemez. Davacının dayandığı eksper raporu tek taraflıdır. Müvekkilimizin katılımı olmadan düzenlenmiştir. HMK anlamında tarafsız bilirkişi raporu değildir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da tek taraflı ekspertiz raporlarının bağlayıcı delil değeri olmadığı kabul edilmektedir. Hasarın kaynağı ve miktarının tespiti teknik inceleme gerektirir. Bu nedenle mahallinde keşif yapılmasını ve konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ediyoruz. Böylelikle zararın kaynağı, müvekkilimizin işletmesiyle ilgisi olup olmadığı ve zarar miktarı objektif olarak belirlenecektir." denmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, TTK 1472 Maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde düzenlenmiştir. İcra dosyası celp edilmiş, davalıların ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu ve huzurdaki davanın süresi içerisinde ikame edildiği tespit edilmiştir.Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.Zarar bir eksilmeyi ifade eder. Haksız fiilin borç doğurmasının sebebi doğan zararı giderme yükümlülüğünden kaynaklanır. Haksız fiil faili bu fiili ile yaratmış olduğu eksilmeyi gidermek, zarar gören kişiyi fiilden önceki durumuna getirme borcu altına girmiştir. Haksız fiil failinin borcu doğan bu zararı tazmin etmeye dayanır. Buna göre haksız fiilden doğan tazminat borcunun üst sınırını doğan zarar oluşturur. Zarar belirlenirken, uğranılan gerçek zararın dışına taşılamaz. Zarar görenin zararla ilgisi saptanamayan giderleri zarar kapsamının dışında tutulmalıdır.TTK'nın 1472/1 maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472/1. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve -------- E. - -------- K. sayılı --------- da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve --------E. - ------- K. sayılı -------- Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; haklarına halef olunan dava açsa idi ne şekilde dava görülecek idiyse halef olanın açacağı rücu davasının da aynı şekilde görüleceği belirtilmiştir.█████/2025 tarihli ara karar ile dosyanın bir inşaat mühendisi bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve █████/2026 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişi kök raporunda özetle;"1-Dava konusu Su basması olayı -------- ili, ---------- İlçesi, ---------- Mah., ---------- cad.,---------- SİT. AVM No: ---------- ---------Ş. Firmaya ait satış yeri olduğu,2-Dava konusu olay yerinde incelemelerde sigortalı yetkilisinin beyanları, 18.03.2024 tarihli Ekspertiz Raporu, olaya ilişkin -------- nin Bildirim yazısından anlaşılacağı --------- mutfağında meydana gelen su kaçağından meydana geldiği sonucuna varılmış olduğu, Olayın Sigorta süresi içinde meydana geldiği ve davacı, sigortalıya 25.599,87 TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir.3-Yerinde İnceleme anında Ekspertiz raporunda Seramik değişiminin belirtilmiş olmasına rağmen değişimin yapılmadığı beyanı üzerine sadece temizleme bedeli hasar değerine eklenmiştir,4-Dosyada 25.06.2024 tarihli bir olay bildirim formu olmasına rağmen olaya ilişkin Ekspertiz raporu bulunmaması ve yerinde inceleme anında bu olaya ilişkin bir beyan ve bilgi bulunmadığından değerlendirilmemiştir.5-Dava Konusu olaya ilişkin Hasar bedelinin 20.520, TL (KDV DAHİL) olabileceği hesaplanmıştır." şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.Eldeki dosya incelendiğinde; dava dışı ---------- isimli işletmede 12.12.2023 ve 25.06.2024 tarihlerinde su sızması nedeniyle hasar meydana geldiği meydana gelen hasarlardan dava konusu 12.12.2023 tarihli hasarda davalı firmanın sorumlu olduğunun bilirkişi raporu ile de tespit edildiği gerçek zarar bedelinin ise 20.520,00 TL olarak belirlendiği görülmekle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Her ne kadar davacı tarafça işlemiş faiz talep edilmemiş ise de sehven 378,21 TL üzerinden işlemiş faize hükmedilmiş olup düzeltme yapılmamıştır.Takip konusu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın kısmen kabulü ile;--------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 20.520 TL asıl alacak ve 378,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.898,21 TL üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair istemin reddine,2-Takip konusu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,3-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 1.427,55 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 812,15 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,4- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 20.520,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 5.039,87 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,7-Davacı tarafından yapılan 7.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 599,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 7.599,50 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 6.079,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,8- Kabul red oranına göre belirlenen 3.680,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 920,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca KESİN olarak verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026