Anahtar kelimeler: Kefil İmzaladıklarını Sıfatı Ödenmemesi Şti Müteselsil İlamda Doğan İmzalandığını Kredi

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı .... Şti. arasında 10.12.2018 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, sözleşmeden doğan davacı alacağının ödenmemesi üzerine davalılara.... Noterliğinin ... yevmiye numaralı, 17.04.2019 tarihli hesap kat ihtarnamesinin gönderildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, davalıların takibe haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; müvekkillerinin adresinin Büyükçekmece olması nedeni ile yetkili icra dairesinin Büyükçekmece İcra Müdürlükleri olduğunu, görevli ve yetkili mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkillerin yetkilisi ve ortağı olduğu .... Şti. hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında 10.04.2019 tarihinde geçici mühlet kararı verilmiş olduğunu, 03.09.2020 tarihinde kesin mühlet verildiğini, 21.10.2020 tarihinde de konkordatonun tasdik edilmiş olduğunu, takiplerin önlenmesi kararı verilmiş olduğundan iş bu davanın reddi gerektiğini, İİK hükümlerine göre borçlu hakkında takip yasağı bulunduğunu, asıl borçlu şirket ile müvekkilleri arasında zorunlu hukuki arkadaşlık bulunduğundan müvekkilleri hakkında takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin davacı bankaya borçlu bulunmadıklarını, davacı bankanın müvekkillerine gönderdiği.... Noterliğine ait 17.04.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarnamesine müvekkillerine keşide edilen .... Noterliğine ait 30.04.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile itiraz edilmiş olduğundan müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı bankanın talep ettiği faize de itiraz ettiklerini, bankaca tek taraflı hazırlanan GKS'nin taraflarca müzakere edilmeden imza edildiğini, TBK'nın 21. maddesindeki genel işlem şartlarına da aykırılık bulunduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, müvekkillerin evli olduklarını, eşin rızası alınmadan yapılan kefalet sözeşmelerinin geçerli olmadığını, keza kefalet sözleşmelerinin geçerlilik koşullarına da uygun tanzim edilmediğini savunarak, kefaletin geçersiz olduğunu, karşı tarafın delil olarak ileri sürdüğü belgelerin taraflarına tebliğ edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı banka ve dava dışı .... Şti. arasında █████/2018 tarihli 550.000,00-₺ bedelli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, davalıların söz konusu genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, sözleşmede kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibaresinin yazılı olduğu, kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 586. maddesindeki yasal koşulları kapsadığı, davalıların akit tarihinde asıl borçlu şirketin ortağı/yetkilisi oldukları, bu durumda TBK 584/son hükmü uyarınca eş rızasının aranmayacağı anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından hesap kat edilerek.... Noterliği'nden █████/2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiği, █████/2019 tarihinde davalılara tebliğ edildiği, ihtarname ile verilen 1 günlük sürenin sonunda temerrütlerinin █████/2019 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Taksitli ticari kredi yönünden Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulaması gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca davalının temerrüt tarihinde fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak sureti ile hesaplanması gerekmekte olup, bilirkişi kurulu raporunda bu hususa dikkat edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda yazılı olan ve mahkememizce benimsenen bilirkişi bilirkişi kurulu raporunda yazılı tutarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Diğer yandan kredi sözleşmesinde çek bedelleri yönünden kefillere rücuya ilişkin açık ve net bir düzenleme bulunması gerekmekte olup, bu husus davacı banka tarafından ispatlanamamış ve davalıların müteselsil kefalet imzalarının bulunduğu çek taahhütnamesi dosyaya sunulmadığından çek depo talebi kabul edilmemiştir. Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçluların itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı toplamının %20'si oranında İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile 467.155,19 TL asıl alacak, 14.052,28 TL işlemiş faiz, 400,40-TL BSMV, 729,90-TL ihtiyati haciz masrafı ve vekalet ücreti üzerinden asıl alacağa yıllık %31,85 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmak sureti ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infazda nazara alınmasına, hüküm altına alınan alacağın (467.155,19-TL asıl alacak + 14.052,28-TL işlemiş faiz= 481.207,47-TL) %20'si üzerinden hesaplanan 96.241,49-TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, gayrinakdi krediler yönünden talebin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava kabul edilmiş ise de faiz alacağı talebi yönündeki kararın hatalı olduğunu, faiz alacağının açık, denetime elverişli bir şekilde hesaplanmadığını, dosya kapsamında bilirkişilerin faiz hesaplamasına itiraz ettiklerini, bu itirazları ile ilgili ek rapor alınmadığı gibi Banka kayıtları ile çelişkili faiz hesaplaması hakkındaki bu çelişkinin giderilmediğini, hesap kat tarihi, faiz oranı rapor ve Banka kayıtları tutarlı iken faiz hesabı yönünden büyük bir fark bulunduğunu, dava tarihi itibariyle davacı Banka faiz alacağı ödeme emrinde belirtilen oranda olduğunu, bunun altındaki hesaplama hatalı ve çelişkili olup, bu giderilmekden/itirazlarımız değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, kefillerin gayrinakdi krediden sorumlu olmadığına hükmedilmesi ve bu talebimiz sanki ayrı bir davaymış gibi ek maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin asıl borçluyu bağlayan hükümlerinin kefiller için de bağlayıcı olduğunu, genel kredi sözleşmesinin Kefalet başlıklı 9.maddesinin i) fıkrasında "Kefil/kefiller, Banka ile Müşteri arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinin maddelerinin tamamının kendi haklarında da aynen uygulanmasını kabul ve taahhüt eder/ederler" hükmü yer aldığını, gayri nakti kediye ilişkin hükümlerin kefiller için de geçerli olup, bunun aksine verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece sanki 2 ayrı dava, 2 ayrı icra takibi varmış gibi nakdi kredi ve gayri nakdi kredi yönünden biri için nisbi biri için maktu olmak üzere Banka aleyhine 2 ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra dosyasına yaptıkları yetki itirazının dikkate alınmadığını, davalıların yerleşim yerinin Büyükçekmece olması nedeniyle Büyükçekmece İcra Müdürlükleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, davalıların karşı tarafa borcu bulunmadığını, hesap kat işlemine davalıların itiraz ettiğini , alacağın mevcut olup olmadığının tartışmalı hale geldiğini, bu durumun yargılamayı gerektirdiğini, asıl borçlu şirketin Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında konkordato davası devam ettiğini, işbu davada konkordatonun tasdikine karar verildiğini, projede bulunmadığından rehinle temin edilmiş alacaklar dışındaki alacaklar için geçici mühlet tarihinden sonra faiz işletilmesi ve talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dolayısıyla bilirkişi raporuna bu yönüyle itiraz ettiklerini, bu maddeye göre projede bulunmadığından rehinle temin edilmiş alacaklar dışındaki alacaklar için geçici mühlet tarihinden sonra faiz işletilmesi ve talep edilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı taraf ile müvekkilleri arasındaki genel kredi sözleşmesinin genel işlem koşulları kapsamında değerlendirilmesi gereken hususlar olduğunu, geçerli olmadığını, bu kapsamda ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, sözleşmenin davacı banka tarafından önceden tek taraflı olarak hazırlandığını, sözleşme kapsamındaki hükümler özellikle faize dair hükümler açıkça açıklanmamış ve müzakere edilmemiş olduğunu, dolayısıyla işbu hükümler ve özellikle sözleşmenin 2.7.1. maddesi genel işlem koşulları kapsamında geçerli olmadığını, gayri nakdi krediye dair henüz ortada risk gerçekleşmemiş olduğundan belirlilik ilkesi de söz konusu olamayacağından kefaletin geçerliliğinin de söz konusu olmayacağını, müvekkillerinin davacı bankaya karşı gayri nakdi alacak kalemi yönünden sorumluluğu bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bilirkişi raporunda çok açık ve fahiş nitelikteki temerrüt faizi oranı tespiti ve bu oran üzerinden hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, konkordato projesi kapsamında davacı tarafa hali hazırda ödeme yapıldığını, bilirkişi tarafından işbu ödemeler dikkate alınmaksızın rapor düzenlenmiş ve mahkemece işbu haksız ve hukuka aykırı rapor baz alınarak karar verilmiş olduğunu, bu noktada hali hazırdaki ödeme belgelerini işbu dilekçe ekinde sunduklarını, dava dışı .... Şti.'nin ticari defterleri incelenmediğini, bu noktada █████/2021 tarihli bilrikişi yemin ve teslim tutanağı açık olup bilirkişi heyeti tarafından dava dışı .... Şti.'nin ticari defterleri incelenmeden hazırlanan bilirkişi raporu dayanak alınarak verilen işbu kararın bozulması gerektiğini, bilirkişi ile iletişime geçilmediği ve defterlerin ibraz edilmediği belirtildiğini, işbu beyanın da kabulü mümkün olmadığını, davacı tarafından müvekkili şirket hakkında .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, işbu dosyada taşınmazın satışı işlemi gerçekleştiğini, taşınmazın 555.000,00 TL bedel ile ihale alıcısı Ahmet Yıldız'a satıldığını, bu bağlamda ihalenin kesinleştiğini, bedelin ödendiğini, eldeki davanın da konusuz kaldığını, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini,icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, alacağın likit ve belirli olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalılar vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 467.155,19 TL asıl alacak, 40.184,58 işlemiş faiz, 400,400 TL BMSV, 729,90 TL masraf ve vekalet ücreti olmak üzere toplam 508.470,07 TL nakti alacak ve 18.270,00 TL gayri nakti alacak alacak yönünden 24.05.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak....Noterliğinin 17.04.2019 tarih, ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi, genel kredi sözleşmesinin gösterildiği, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır. Davalılar vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan incelemede; Öncelikle belirtmek gerekir ki, eldeki dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca bankacılık işlemlerine ilişkin olduğu gibi kullandırılan kredi de ticari kredi olup TTK'nın 4-1.f maddesine mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. Bu sebeple davalıların, mahkemenin görevine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sözleşmenin 29.maddesinde yetkili mahkemenin ve icra dairelerinin, İstanbul mahkemeleri ve İstanbul icra müdürlükleri olduğu hükme bağlanmıştır. Davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında yapılan ve davalıların da müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı sözleşmede yetkili mahkeme ve icra dairesi olarak İstanbul Merkez mahkemeleri öngörülmüştür. Müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan davalılar tacir olmasa bile, tacirler arasındaki yetki sözleşmesi 6102 sayılı TTK’nın 7. maddesinde öngörülen teselsül karinesi gereğince müteselsil kefil yönünden de bağlayıcı olacaktır. Nitekim mahkemece de sözleşmedeki yetki şartı sebebiyle icra dairesinin ve dolayısı ile mahkemenin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Bu sebeplerle aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davacı banka ile dava dışı .... Şti. Arasında 10.12.2018 tarihinde 500.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalamış, davacı banka tarafından akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı borçlu şirkete ticari kredi kullandırılmıştır. Davalılar, bu sözleşmeye kredi limiti kadar (5000.000 TL) müteselsilen kefil olmuşlardır. TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Somut olayda davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefil olan davalılar aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu .... Şti.arasında 10.12.2018 tarihinde 500.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların bu krediye müteselsil kefil oldukları, davalı müteselsil kefillerin 500.000 TL limitle sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, bu bilgilere göre TBK'nın 583/1 maddesine göre davalıların müteselsil kefaletinin geçerli olduğu, genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu şirketin kullandığı ticari kredi taksitlerinin geri ödeme süresi içinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından 16.04.2019 tarihi itibariyle kredi hesabı kat edilerek Bakırköy 22.Noterliğinin 17.04.2019 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu, davalı müteselsil kefillere gönderildiği, 19.04.2019'da davalılara tebliğ edildiği, 1 gün ödeme süresi verildiği, 21.04.2019 tarihi itibariyle temerrütün oluştuğu, davalıların sözleşme kapsamında sorumlu oldukları anlaşılmaktadır. Davalıların sözleşme tarihinde ticaret sicil kayıtlarına göre asıl borçlu .... Şti.'nin aynı zamanda ortağıdırlar. Bu durumda TBK'nın 584/3 maddesi uyarınca eş rızası aranmadığından eş rızası alınmadan yapılan sözleşme geçerlidir. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.Somut olayda davalıların ortağı olduğu şirketin kullandığı ticari kredi sözleşmesini imzalayan davalıların şirketi adına bu krediyi kullandıkları, genel kredi sözleşmesindeki hüküm ve koşulların tüm bankacılık işlemlerinde yaygın olarak kullanıldığı gözetildiğinde ortağı ve yöneticisi oldukları şirket adına ticari kredi sözleşmesi imzalayan davalıların sözleşme şartlarını basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Bir diğer deyişle, sözleşmenin imzası öncesinde davalıların imzasını taşıyan müşteri bilgilendirme formuna göre sözleşme öncesinde 06.11.2018 tarihinde bilgilendirme yapılarak sözleşme içeriğini öğrenme imkanı sağlandığı, kefalete ilişkin hükümlerini okuyarak bilgilendirildiği, yükümlülüklerini anlayarak müzakere etmek suretiyle kabul ettiğini imzaları ile teyit ettikleri anlaşılmakla, davalı kefillerin sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple aksi yöndeki davalılar vekilinin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalılar vekilince davalıların gayri nakti kredi borcundan dolayı sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, genel kredi sözleşmesinde davalı müteselsil kefillerin gayri nakti alacaktan sorumlu olduklarına dair açık bir hüküm bulunmadığı ve mahkemece de bu talebin reddine karar verildiği anlaşıldığından bu istinaf sebebi hakkında karar verilmesine gerek kalmamıştır. Dava dışı asıl borçlu .... Şti.'nin 04.04.2019 tarihinde konkordato talep ettiği ve bu talebin kabul edildiği Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 10.11.2021 tarih ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesi sonunda onanarak 09.11.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Konkordato talep eden dava dışı asıl borçlu olup konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından geçerli değildir.Dava konusu edilen alacak genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ticari kredi taksitlerine ilişkin olduğundan likit ve belirlenebilir nitelikte olup itirazın iptaline karar verilen alacak üzerinden alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Dava dışı asıl borçlu şirketin defterlerinin incelenmemiş olmasının somut olarak hangi eksikliğe sebep olduğuna dair davalılarca bir açıklama yapılmadığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalılar vekili asıl borçlu şirket hakkında .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, işbu dosyada taşınmazın satışı işlemi gerçekleştiğini, taşınmazın 555.000,00 TL bedel ile satıldığını ve eldeki davanın konusuz kaldığını belirtmiş ise de, eldeki takip davalı müteselsil kefiller aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatılmıştır. İİK'nın 45. maddesi gereğince, kendi borcu için teminat vermeyen kefiller ile ipoteği aşan kısım yönünden asıl borçlu ve kefiller hakkında iflas veya haciz yoluyla takip başlatılması mümkündür. Yapılacak tahsilde tekerrür olamayacağı ilkesinin göz önüne alınarak işlem yapılacağından, bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davalılar vekilince ödemelerin nazara alınmadığı belirtilmiş ise de, sunulan ödeme dekontlarına göre söz konusu ödemelerin dava tarihinden sonrasına ait olduğu ve icra dairesince infazda nazara alınacağı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Davacı vekili faiz hesabının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı ve sözleşme faiz oranı da belirlenmemiştir. Bu nedenle, hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faizin %24,50 olduğu belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 4.c maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %100 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nın 02.05.2019 tarih ve ███████-1650 Esas, ████████ Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 16.01.2017 tarih ve █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamları da bu yöndedir). Ancak somut olayda, davacı bankanın uyguladığı ticari temerrüt faizi 24.04.2017 tarihinden itibaren TL tabela faiz oranının %30 fazlası olarak belirleneceği 24.04.2017 tarih ve YY-24.04.2017-00034 sayılı Genelgesinden anlaşıldığından, bankanın fiilen uyguladığı %24,50 oranının %30 fazlası olan %31,85 temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması yerinde olmuştur. Kaldı ki davacı banka tarafından temerrüt faiz oranı takip talebinde de %31,85 gösterilmiştir. Dairemizce de bu oran üzerinden temerrüt tarihi ile takip tarih arasındaki faiz miktarına ilişkin yapılan hesaplamaya göre bilirkişilerce hesaplanan faiz miktarının da yerinde olduğu görülmüştür. Bu sebeple davacı vekilinin faize ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Davacı banka gayri nakit alacaktan (çek taahhüt kredisi) davalıların sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ████████ Esas, █████████ Karar ve 06.11.2018 tarihli emsal ilamında da belirtildiği üzere, gayri nakdî alacaktan dolayı sözleşmede açıkça depo bedelinden kefillerin sorumluluğu düzenlenmediğinden ilk derece mahkemesince gayri nakdî alacak yönünden davanın reddine karara verilmesi yerinde olmuştur. Davacı taraf, 508.470,07 TL nakdi alacak ve 18.270,00 TL gayrinakdi alacak yönünden takip başlatmış, davayı da bu alacak yönünden açmıştır. Gayri nakdi alacak taleplerinin kabulü veya reddi halind maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir ( Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 01.12.2016 tarih ve █████████ Esas, ██████████ Karar, 26.02.2015 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08.04.2021 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararları). Bu nedenle mahkemece, gayri nakdi alacak talebi yönünden verilen ret kararı uyarınca davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olup aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yine nakti alacak bakımından nispi harç, gayri nakti alacak bakımından maktu harç alınması gerektiği gibi kabul ve reddedilen nakti alacak bakımından da ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden ve mahkemece bu yönde hüküm kurulduğundan davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 24.549,96 TL istinaf karar harcının davalılardan müteselsilen tahsiline,
3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!