Anahtar kelimeler: Konusuistirdat Satımdan Başlattığı İhtirazi İstirdadı Takipte Anadolu Yüklenici Sınırlı Ödenen

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:████████KARAR NO
:████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2021NUMARASI
:█████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
:█████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Dava; davalı yüklenici tarafından, davacı iş sahibi aleyhine İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesinin .... sayılı dosyası ile başlattığı takipte, davacı tarafından ihtirazi kayıtla ödenen bedelin davalıdan istirdadı talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasında, İstanbul İli, Şişli İlçesi, ... Mahallesi, Pafta 304, Ada 1947, Parsel 96 nolu taşınmazda inşa edilecek olan ... Ofis/Ticaret Merkezi Projesi kapsamındaki "..." konulu sözleşmenin 04.07.2013 tarihinde akdedildiğini, sözleşmeye istinaden düzenlenen faturalara karşılık ödemelerin banka kanalıyla eksiksiz şekilde yapılmış olmasına rağmen; davalı tarafından, icra takibine konu faturaların ödenmediği iddiası ile İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesi'nin .... Sayılı dosyası ile davacı şirket adına faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin davalıya karşı muaccel hiçbir borcu bulunmadığı halde itiraz süresinin kaçırılması üzerine icra takibinin kesinleştiğini ve aynı bedelin ikinci kez ödetildiğini, belirterek; kesinleşen takip dolayısıyla 23.07.2019 tarihinde davacı şirketin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 44,300,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz olan İstanbul Mahkemeleri'nde ikame edildiğini, kanunda seçimlik yetkiye yer verilmiş olup bunlardan ilkinin takibi yapan icra dairenin bulunduğu yer olduğunu, icra takibinin İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nde başlatıldığını, buna göre yetkili yerin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davalı şirketin ...'da bulunan yerin zemin döşemesi işini 40.012,00 Euro karşılığı üstlendiğini, ancak sözleşme bedeli olan 40.012,00 Euro ve yapılan ek işler için 13.133,55 TL ödemesi gereken davacı tarafın; ana sözleşme için 124.742,13 TL, ek işler içinse 13.133,55 TL ödediğini, ancak karşı tarafça yapılan değerlemelere göre davalının toplam alacağının 161.661,02 TL. olduğunu, ancak karşı tarafın toplamda 137.875,68 TL ödeme yaptığını, bu hesaplara göre davalının 23.185,34 TL alacaklı çıktığını, bunun üzerine de taraflarınca davacı aleyhine İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davacı tarafça dosya borcuna itiraz edilmediğinden; dosyanın kesinleştiğini, daha sonrada davacı tarafın dosya borcunu ödediğini ve dosyanın infaz olduğunu, cari hesaplarına göre de davalının davacı şirketten 23.185,34 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafın talebi üzerine yapılan arabuluculuk görüşmelerinde; aralarındaki anlaşmazlığın bir kısmının stopaj kesintisinden, bir kısmının teminat kesintisinden bir kısmının ise cari alacaktan kaynaklandığını anladıklarını, davacı tarafın bu konuda yapmış oldukları açıklamalardan ikna olmamış olduğundan huzurdaki davayı ikame ettiğini, sözleşmeye göre iş 120 takvim gününde sonlandırılması gerektiğini, ancak davalı ve dava dışı asıl iş sahibi şirketlerden kaynaklanan nedenlerden dolayı; işin 120 takvim gününde bitmediğini, davalının işi kendinden kaynaklanmayan sebeplerle 2015 yılında bitirdiğini ve teslim ettiğini, olayın üzerinden 4 yıl geçtiğini, ancak davacı tarafın sözleşmeye dayanarak teminatı iade etmek istemediğini, gerekçe olarak ise kendilerinin henüz kesin teslimi yapamadığını dava dışı asıl işveren ile aralarında sorun olduğunu öne sürdüğünü, sözleşmenin 13. maddesine göre %5 nakit teminat kesintisi yapılacağını, ancak kesin teslimin yapılamamasının; davalının yapmış olduğu işten kaynaklanmadığını, davacı tarafın davalıdan kaynaklanmayan hatalar yüzünden teminatı yeddin de tuttuğunu ve haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, yapılan işin yasal garanti süresinin dolduğunu ve davalı şirketin yapmış olduğu zemin kaplama işinde hiçbir kusur olmadığını, davalının stopaj ve teminat iadesi dışında da davacı taraftan cari hesap alacağı olduğunun defter kayıtları ile sabit olduğunu, belirterek; davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddi ile yetkili İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, haksız ve kötü niyetli davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 19.10.2021 tarihli karar ile; taraflar arasında ... Ofis/Ticaret Merkezi Projesi kapsamındaki "..." konusunda 04.07.2013 tarihli sözleşme düzenlendiği, davalı tarafından stopaj kesintisi, nakdi teminat kesintisi ve cari alacaktan kaynaklı olarak davacıdan alacağının bulunduğunu beyan ettiği, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesinin .... Sayılı icra dosyasının faturaya dayalı olduğu ve davacı tarafından █████/2019 tarihinde icra dosyasına ihtirazi kayıtla 44.300,00 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, öncelikle icra dosyasında takip talebinde takip dayanağı olarak fatura alacağı olduğunun anlaşıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtları, sunulan banka dekontlarında davalının fatura alacağının bulunmadığı, cevap dilekçesinin içeriğinden dava konusu uyuşmazlığın stopaj kesintisi, nakdi teminat kesintisi ve cari alacaktan kaynaklı olduğu, düzenlenen bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere sözleşmenin 13.3 maddesine göre nakit teminat kesintisi yapıldığı, yapılan kesintinin hukuka uygun olduğu, yapılan iki hakedişte stopaj kesintisinin yapıldığı, her ne kadar stopaj kesintisi olması gerekenden az yapılmış olsa da kesilen stopaj miktarı yüklenici adına işveren tarafından vergi dairesine yatırıldığında yüklenici olan davalının herhangi bir hak kaybı bulunmadığından davalının stopaj kesintisi yönünden alacak talebinin hukuka uygun olmadığı, yapılan hesaplamalara göre davalı yüklenicinin toplam hakediş bedeli 137.920,21 TL olduğu, davacı tarafından davalıya yapılan toplam ödemenin 138.074,93 TL olması nedeniyle, taraflar arasında herhangi bir alacak-verecek durumunun bulunmadığı, davalı taraf ticari defter ve kayıtlarda davacı tarafın borçlu durumda olduğunu iki rapor arasında çelişki bulunduğu yönünde itirazda bulunmuşsa da HMK 222/2 maddesi gereğince ticari defterlerin davalarda delil olarak kullanılması için her iki tarafın kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının arandığı, taraf defter kayıtlarında farklılık bulunduğu ve taraflarca sunulan diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bilirkişi ek raporunda taraflar arasında düzenlenen sözleşme, banka dekontları ve defter ve kayıtlar bir bütün halinde değerlendirilerek rapor hazırlandığı ve çelişkinin bulunmadığı anlaşıldığından; davalı tarafın rapora yönelik itirazlarının reddine karar verildiği, düzenlenen uzman bilirkişi ek raporunun, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunduğu, gerekçesi ile davanın kabulü ile; toplam 44.300,00-TL alacağın ödeme tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile;1-Hukuki sorunun tespitinde de hata yapıldığını, hukuki sorunun; sözleşme gereği yapılan işlere havi tespit edilen bir kısım bakiye alacak, stopaj ve dayanaktan noksan yapılan teminat kesintisinden kaynaklı alacağın vaki olup olmadığı hususunda olduğu,2-Sözleşmenin 12. maddesinde; sözleşme bedelinin %6'sının Euro bazından kesin teminat olarak davalı tarafından ödeneceğinin düzenlendiğini, davalının bu teminatı yatırdığını, işin eksiksiz ve kusursuz teslim ettiğini, çalıştırılan personelin vergi ve sigorta primlerini ödediğini, yani teminatın iadesi için madde 38'de düzenlenen tüm gereklerin zamanında yerine getirildiğini, buna rağmen davacı yanın, davalı yüklenicinin işi yapması için; yer gösterme başta olmak üzere işlemleri yapmayarak davalının; mal, hizmetleri yüksek fiyata almasına sebep olduğunu, davalının ise bu menfi eylemlere rağmen davalı işi sorunsuz, eksiksiz bir şekilde zamanında bitirdiğini,3-Davalının işi süresinde teslim etmesine rağmen; davacı tarafından işin sürüncemede bırakması sebebi ile işin yıllara sari işe dönüştüğünü ve stopaj ücreti ödeme yükümlülüğü ortaya çıktığını ve ödenen bu stopaj ücretlerinin davalıya ödenen ücretlerden haksız yere mahsup edildiğini,4-█████/2015 tarihinde davacı şirketin yetkililerinden proje müdür yardımcısı ünvanlı ...'ın gönderdiği e-mailin ekinde gönderilen Protokol ekinde 5.981,40 TL teminatın aldığının ikrar edilmesine rağmen; bu hususun bilirkişiler tarafından irdelenmediğini, mahkemece tartışılmadığını,5-Bilirkişi kök ve ek raporlarındaki eksik, çelişkili, hatalı hususlar giderilmeden karar verildiğini,6-23.11.2020 tarihli bilirkişi mali müşavir bilirkişi tarafından kök raporun 18. sayfasında "...teminat ödenmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu bildirilmiş olup, uzmanlık alanımız dışından olduğu için değerlendirme yapılmamıştır." denildiğinden; mahkemenin dosyayı mali müşavir bilirkişiye ek olarak inşaat bilirkişisine tevdi ettiğini, bunun hatalı bir karar olduğunu, inşaat bilirkişisinin hukuki sorun hakkında rapor veremeyeceğini, bu yüzden yeniden bir heyet oluşturularak; bir ticaret hukuku ve vergi hukuku alanlarında uzman hukukçular eklenerek yeni bir heyetten rapor alınması gerektiğini, inşaat mühendisinin, teminat kesintisi, stopaj kesintileri hakkında bilgi sahibi olamayacağını,7-Ek raporun; kök raporuna göre daha aleyhe olmasına rağmen hükme esas alınmasının usuli kazanılmış hakkın ihlali olduğunu, Yerel mahkeme, tarafımızca kök rapora itiraz edilmesi üzerine, ek rapor alınması saikiyle dosyayı bilirkişiye tevdi etmiştir. Dosyaya rapor ek rapor, kök rapordan daha aleyhe gelmiştir. Konuyla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: ███████-94, E. ████████ K 18.02.2021 tarihli ilamında;"itiraz eden davalı yan için artık usuli kazanılmış hak doğduğunun kabulü ve bu kabule göre de itiraz neticesinde alınan raporlarda kazalı işçi için daha az oranlarda kusur tespit olunsa bile artık önceki raporda belirtilen kusur oranlarına göre maddi tazminat davaları bakımından neticeye gidilmesi esas olmalı iken bu husus göz ardı edilerek davacılar murisi kazalının %20 oranında müterafik kusurlu olduğu kabulüne göre tazminatların hesap edilmesi doğru olmamıştır.. denilmiş olup; alıntılan mezkur hükmü gereğince ek raporun hükme esas alınması kabul edilemez." denildiğini,8-Hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, 19.10.2021 tarihli karar celsesinde, dosyaya yeni vekaletname sunulmuş olması nedeniyle dosyayı inceleyip ayrıntılı savunmalarımızı içerir beyanda bulunmak için makul bir süre talep edilmiş ise de taleplerinin reddedildiğini,9-█████/2021 tarihli celsesinde gelecek celse sözlü yargılama aşamasına geçileceğine dair bir ihtarat yapılmadan, bir sonraki celse sözlü yargılama aşamasına geçip derhal hüküm tesis edilmesinin; usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında; █████/2013 tarihli" ... sözleşmesi" akdedilmiştir.Somut olayda; davalı yüklenicinin, davacı iş sahibi aleyhine faturaya dayalı icra takibi başlattığı, faturada cari hesap alacağını, stopaj kesintisini ve nakit teminatın iadesini talep ettiği, davacı iş sahibinin ise iş bu dava ile icra takibinde haciz baskısı altında ödediği bedelin istirdatını talep ettiği, yapılan bilirkişi incelemesi ile davacı iş sahibinin; davalı yana cari hesaptan yani iş bedelinden kaynaklanan hiç bir borcunun kalmadığının anlaşıldığı, yine davacının alacağından kesilen stopajın, zaten davalı adına vergi dairesine yatırılması sebebi ile davalı yüklenicinin stopaj nedeni ile de davacı iş sahibinden alacağının bulunmadığının tesit edildiği, bilirkişilerce nakit teminat kesintisinin davacı iş sahibi tarafından sözleşmeye uygun olarak kesildiğini belirterek takdiri mahkemeye bıraktığı, taraflar arasındaki 07.10.2015 tarihinde düzenlenen protokolün 3. Maddesinde davacının, davalıdan 5.981,40 TL nakit teminat aldığının belirtildiği, yine protokolün 3.2 maddesinde , sözleşmenin 38.1 maddesine atıf yapılarak; geçici kabul işleminin yapılmamasına bağlı olarak teminatın iadesi koşullarının oluşmamasına karşın; teminatın % 50 si olan 2.990,70 TL nin, iş bu protokolün imzalanmasından 7 gün içinde davalı yana ödeneği, bakiye teminatın ise kesin kabul tutanağının işveren tarafından imzalanması koşulu ile davalıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki sözleşme tarihinin 04.07.2013; protokol tarihinin 07.10.2015 tarihi olduğu, icra takibinin ise davalı yüklenici tarafından protokolden 4 yıl sonra açıldığı, davacı iş sahibinin ise asıl işveren ile kendisi arasında sorunlar olduğunu bu nedenle asıl işverenle kendi arasında dahi kesin kabulün yapılmadığını ileri sürmüş ise de alt taşeron konumunda olan davalı yanın, davacı ile asıl işveren arasında yapılacak kesin kabulü bekleyebileceği makul sürenin çoktan geçtiği, davacı yanın işte eksik ve ayıp olduğuna dair davalı yana herhangi ihtar göndermediği, tespitte yaptırmadığı, bu durumda davalıya nakit teminatının iadesinin koşullarının taraflar arasında geçici veya kesin kabul bulunmasa da gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği anlaşıldığından; mahkemece nakit teminat bedelinin davacının icra takibinde ödediği bedelden düşerek davanın kısmen kabulüne karar vermesi gerekirken yazılı gerekçe davanın tam kabulüne karar vermesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak; davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,2-İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 38.318,60-TL alacağın ödeme tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,4-Alınması gereken 3.026,13-TL nisbi karar harcından; peşin yatırılan 756,54-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 2.269,59-TL harcın, davanın kabul ve ret oranına göre (% 85 Kabul-% 14 ret) 1.951,84 TL sinin davalıdan , bakiye 317,74 TL sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, ( 38.318,60 TL kabul, 5.981,40 TL ret)5-Davacı lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 38.318,60-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,6-Davalı lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 5.981,40-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,7-Davacı tarafça yatırılan 44,40-TL başvuru ve 756,54-TL peşin olmak üzere toplam 800,94-TL harcın, davanın kabul ve ret oranına göre (% 85 Kabul-% 14 ret) 688,80 TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı yan üzerinde bırakılmasına,8-Davacı tarafından yatırılan 1.700,00-TL Bilirkişi ücreti ve 165,00.-TL posta giderinden ibaret toplam 1.865,00-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre ( % 85 Kabul-% 14 ret) 1.603,90 TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı yan üzerinde bırakılmasına,9- Davalı tarafından yapılan 61 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre ( % 85 Kabul-% 14 ret) 8,54 TL sinin davacıdan alınarak davalı yana verilmesine , bakiye kısmın davalı yan üzerinde bırakılmasına,10-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin; davanın kabul ve ret oranına göre ( % 85 Kabul-% 14 ret)1.135,20 TL sinin davalıdan, bakiye 184,80 TL sinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,B) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN1- Davalı tarafından yatırılan 757,00TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde kendisine İADESİNE,2-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 100,00 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 320,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.