Anahtar kelimeler: Altimtiyaz Süpermarket Logo Franchise Mağazada Davadavacı Mağazası Kain Satımdan İmtiyaz

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde; "Davalı-borçlu ile davacı müvekkil şirket arasında imzalanan █████/2023 tarihli Alt-İmtiyaz (Franchise) Anlaşması ile davalı-borçluya "-------- Mah. --------- Sk. No:-------- ---------" adresinde kain taşınmazda faaliyet göstermesi için franchise mağazası işletme hakkı verilmiştir. (Ek-1: Taraflar arasında imzalı 02.02.2023 tarihli Alt-İmtiyaz (Franchise) Anlaşması) Taraflar arasında imzalı sözleşme ile davalı-borçluya söz konusu mağazada müvekkil şirketin hak sahibi olduğu marka ve logo altında süpermarket işletme hakkı verilmiş; bu suretle bir ticari ilişki kurulmuştur. Taraflar arasında mevcut ticari ilişki devam ederken davalı-borçlu sözleşmeye aykırı davranışlarda bulunmuş ve yine müvekkil şirkete olan borçlarını ödememiştir. Davalı-borçlu, müvekkil şirket tarafından gerek şifahi ve gerekse yazılı olarak defaatle yapılan tüm uyarılara rağmen ilgili ihlallerini sürdürmeye devam etmiştir. Belirtildiği üzere davalı-borçlu müvekkil şirkete olan borcunu ödememiş olup müvekkil şirket tarafından ---------İcra Dairesi, --------- E. Sayılı ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı-borçlunun yetki itirazı nedeniyle dosya --------- İcra Dairesi, ---------- Esas kaydı yapılarak bu dosya üzerinden takibe devam olunmuştur. Ancak davalı-borçlu borçlarını ödemediği gibi kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi de durdurmuştur. Davalı-borçlu hiçbir haklı gerekçe göstermeden sırf müvekkil şirket alacağını sürüncemede bırakmak ve ödememek için hakkında başlatılan ilamsız icra takibine itiraz etmiş ve takibi durdurmuştur. Davalı-borçlu borcunun olmadığını iddia etmekteyse de; müvekkil şirketin fatura, cari hesap ekstreleri ile ticari defter ve kayıtları üzerinden yerinde bilirkişi incelemesi yapıldığında; müvekkil şirket alacağının gerçek, talep edilebilir bir alacak olduğu ve davalının yapmış olduğu itirazın haksız olduğu görülecektir. Dolayısıyla davalı-borçlunun haksız, yasal dayanaktan yoksun ve kötü niyetli itirazının iptali ile icra takibinin devamını sağlayabilmek amacıyla huzurdaki işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur. Müvekkil şirket alacakları likit ve talep edilebilir alacak olduğundan ve davalı-borçlu sırf müvekkil şirkete olan borcunu ödememek ve sürüncemede bırakmak için takibe konu borçlarına itiraz ettiğinden; mahkemenizden, yapılacak yargılama sonunda davalı-borçlunun asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ediyoruz. ---------- 20.03.2012 sayılı ilamında; “…Davacı vekili, davalıdan olan cari hesap alacağı için takibe giriştiklerini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep etmiştir…Mahkemece, davacı defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre; davanın kısmen kabulüne davalının takibe itirazının iptali ile takibin 2.785.73 TL. asıl alacak üzerinden devamına; alacağa takipten itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, alacak likit olmayıp hesaplamayı gerektirdiğinden, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş,…Alacak cari hesap ve faturadan kaynaklanıp, likit (bilinebilir, belirlenebilir) mahiyette olduğundan, itirazın iptali kararı sonucunda davacı yararına İİK. 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken, alacağın likit olmadığı kabul edilerek yazılı gerekçe ile icra inkar tazminatı isteminin reddi doğru görülmemiştir…” şeklinde hüküm verilmiştir. Para alacağına ilişkin davalarda, aksi kararlaştırılmadıkça 6098 sayılı Kanun'un 89.maddesi uyarınca para borcunun alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden, alacaklı müvekkil şirketin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Nitekim, ----------- Sayılı ilamında; "...Somut uyuşmazlıkta taraflardan her ikisi de tacir veya kamu tüzel kişisi olmadığından yetki şartının geçerli olmadığı, davacıların yerleşim yeri adreslerinin --------- ve ---------- olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcunun alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklıların bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olup davacılar tercih hakkını bu yönde kullandığından, uyuşmazlığın ---------- Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekir." şeklinde hüküm verilmiştir. Açıklanan sebeplerle davaya konu icra takibi ve huzurda açtığımız işbu dava bakımından --------- Mahkemeleri yetkilidir. Sayın Mahkemeniz nezdinde işbu davamız ikame edilmeden önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olup dava dilekçemiz ekinde sunulan 19.09.2025 tarihli imzalı Son Oturum Tutanağı'ndan anlaşılacağı üzere taraflar arasında anlaşmaya varılamamıştır. (Ek-2: 19.09.2025 tarihli Son Oturum Tutanağı) Dava konusu icra takibi, davalı borçlunun haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi sonucunda herhangi bir teminata bağlı olmaksızın durdurulmuş olup müvekkilin haklı alacağına kavuşması engellenmiştir. Bunlara ek olarak; davalı takip borçlusunun, taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle düzenlenen cari hesap ekstrelerini, faturaları ve teslim tutanaklarını ticari defter ve kayıtlarına işlememe ve yargılama sırasında ticari defter ve kayıtlarını sayın mahkemenize ibrazdan kaçınma ihtimali bulunmaktadır. Bu durumda müvekkil şirketin haklı alacağına kavuşması daha da güçleşecek ve neredeyse imkansız hale gelecektir. Tüm bu sebeplerle öncelikle Sayın Mahkemeniz tarafından tensip zaptı ile birlikte davalı borçluya ait 2023-2025 dönemlerine ait BA BS formlarının Hızırbey Vergi Dairesinden celbine ilişkin ara karar tesis edilmesini ve işbu ara kararın yerine getirilmesi akabinde ön inceleme duruşma günü beklenmeksizin celse arasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için inceleme günü verilmesini talep etmekteyiz. Yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere davalı borçlunun itirazı yerinde değildir. Yargılama sırasında göstereceğimiz deliller ile haklılığımız ortaya çıkacak olup borçlunun itirazı, kötü niyetli ve haksız olarak müvekkilin alacağına kavuşmasını engelleme amacından ibarettir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;Davanın KABULÜNE,Davalı-borçlu tarafın davaya konu icra takibine yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz borca itirazının İPTALİNE ve takibin, takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte DEVAMINA,Kötü niyetli davalı-borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gerekli olup, taraflar arasında eser sözleşmesinden kaynaklı ihtilaf doğduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle söz konusu ihtilafın TTK'nun 4.maddesinde sayılan, başka ifade ile bu maddede 6098 sayılı TBK'na atıf yapan sözleşmelere ilişkin olmadığından mutlak ticari davalardan değildir.---------- cevabi yazısında; davalı ---------- oda kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.Yine ---------- Birliğinin █████/2026 tarihli cevabi müzekkere yazısında ------------ Esnaf kaydının olduğunun bildirildiği görülmüştür.Sonuç olarak, ----------- Odasının yazısına göre oda kaydının bulunmadığı, davanın nispi ticari dava olmadığı gibi ortada mutlak ticari bir dava da bulunmadığı,-------- Birliğinin cevabi müzekkere yazısından davacının esnaf olduğu, bu haliyle tacir kabul edilemeyeceği, ihtilafa konu uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ---------- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ----------- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026