Anahtar kelimeler: Malhizmet Şifahi Durdurduğunu Muayyen Satımdan Alımsatım Ödememesi İtirazda Likit Cari

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil ile davalı arasında mal/hizmet alım-satım ilişkisi bulunduğunu, müvekkili tarafından davalıya farklı tarihlerde mal teslim edildiğini ve faturalarının düzenlendiğini cari hesaba kaydedildiğini, davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığını 22.08.2025 tarihi itibarıyla bakiye alacağın 104.723,74 TL olduğunu, davalının yapılan şifahi bildirimlere rağmen borcunu ödememesi üzerine ------- İcra Dairesi -------- E. sayılı takip dosyasına davalının itirazda bulunarak icra takibini durdurduğunu, dava konusu alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunu, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde alacağın açıkça ortaya çıkacağını, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek davalının -------- İcra Dairesi --------- E. sayılı dosyasındaki haksız ve kötü niyetli vaki itirazının iptaline, takibin devamına, takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bu davada müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin kendine teslim edilen malın karşılığı olan tutarı karşı tarafın da dilekçesinde kabul etmiş olduğu üzere ödediğini, davacının iddia olunan borca konu takip talebinde borcun kaynağını ve nedeni olarak cari hesap dediğini fakat herhangi bir cari hesap ekstresi sunmadığını, davacı ve müvekkil arasında mutabık kalınan herhangi bir cari hesap ekstresi/cari hesap mutabakatının bulunmadığını, davacı tarafça takipte herhangi bir faturaya da dayanılmadığını, davacının ticari defterlerini dava dilekçesinde delil olarak sunmuş olsa da müvekkilinin ticari defterleri ile davacının ticari defterlerinin birbirini doğrulamadığından davacı ticari defterlerini lehine delil olarak kullanamayacağını, kabul manasına gelmemekle birlikte davacının müvekkiline fatura edebileceği bir işin/mal tesliminin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının/malın teslim edilip edilmediğinin tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine, davacı taraf aleyhine müvekkil şirket lehine icra takip tutarının yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
RAPOR
: Bilirkişi raporunda özetle; "Davacı --------Ş. ile davalı --------- Şti'nin incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyit etmesi ve usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahipleri lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı ---------Ş.'nin incelenen defter kayıtlarına göre, açık hesap ilişkisinden kaynaklı 17.07.2025 tarihinden itibaren ve 25.08.2025 takip tarihinde de davacı ---------Ş.'nin davalı ----------Şti.'den 104.723,74 TL alacaklı olduğu; Davalı -------- Şti/nin incelenen defter kayıtlarına göre, açık hesap ilişkisinden kaynaklı 17.07.2025 tarihinden itibaren ve 25.08.2025 takip tarihinde de davalı -------- Şti.'nin davacı --------Ş.'ne 104.723,74 TL borçlu olduğu; Tarafların incelenen defter kayıtları arasında fark bulunmadığı, mutabık oldukları, davacı ----------Ş.'nin davalı ----------- Şti.'den 104.723,74 TL alacaklı olduğu; Davacının davaya, takibe ve açık hesaba konu ettiği e-faturaları merkezi bir platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda davalı şirkete usulüne uygun tebliğ ettiği, davalı şirketin söz konusu faturaları ticari defterlerine işlediği" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE
:Dava, fatura gereğince alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
█████/2026 tarihli mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda; "4. Tarafların incelenen defter kayıtları arasında fark bulunmadığı, mutabık oldukları, davacı --------Ş.’nin davalı ------- Şti.’den 104.723,74 TL alacaklı olduğu " şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu nazara alındığında tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, her iki ticari defter ve kayıtlarında davalının davacıya 104.723,74 TL borçlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın --------- İcra Müdürlüğünün --------- icra dosyası üzerinden 104.723,74 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın 104.723,74 TL üzerinden itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, safahatta tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davacının davalıdan açık hesap ilişkisinden kaynaklı 104.723,74 TL alacaklı olduğu, davalı yan davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporuna karşı itirazlarının soyut ve dayanaktan yoksun olduğu, davalı şirket ticari defter ve kayıtları ile uyuşmadığı anlaşılmakla yeniden bilirkişi raporu tanzimi yoluna gidilmemiştir.Davalı yan rapora karşı itiraz dilekçesinde davacının faturaya konu malları teslim ettiğini ispatlayamadığı yönünde savunmasına rağmen davacı yanca tanzim edilen faturaları davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına geçirdiği tespit edilmiştir.Bilirkişi tarafından denetime elverişli hesaplamaları rapora yansıttığı, davalı yanın █████/2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunduğu itirazlar incelendiğinde davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarının merkezinde açık hesaba konu malların teslimine ilişkin ispatın gerçekleşmediğini ve ticari ilişki kapsamında teslim edilen çekin iade edildiğine ilişkin itirazlar olduğu, itirazların hukuki değerlendirmeye ilişkin itirazlar olduğu, bu nedenle yeniden rapor alınması yer olmadığına karar verildiği, davalının davacıdan fatura alarak kayıtlarına intikal ettirmesi karşısında artık ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olduğu ve aksinin dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, davalının kendi ticari defter ve kayıtlarında davacının talebine uygun borçlu gözüktüğü anlaşılmıştır.Sonuç olarak davacının takibe ve davaya konu açık hesap ilişkisinden kaynaklı davalıdan alacaklı olduğu vicdani kanaatine ulaşılmış olup aşağıdaki şekilde davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.Alacağın likit olması konusunu --------- Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir.--------- Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Somut olayımızda davacının talep ettiği alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
2-Davalı borçlunun--------- İcra Müdürlüğünün---------- esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına,
3-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından alacak olan 104.723,74 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE,
4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 7.153,67 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 1.264,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.888,87 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 1.264,80 TL peşin harç toplamı 1.880,20 TL ile 8.152,00 TL (bilirkişi ücreti, kep reddiyatı, posta masrafı, elektronik posta masrafı) olmak üzere toplam 10.032,20 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davacı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,
Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!