Anahtar kelimeler: Mahfuz Aliağa Oğullarına Kızların Devrin Olmazsa Paydaşı Tenkis Payını Muris
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Aliağa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; muris ... ’in paydaşı olduğu 5260 parsel sayılı taşınmazın oğullarına kalmasını istediğinden payını davalılara temlik ettiğini, murisin başka bir malı olmadığını, oğullarına yapılan devrin kızların mahfuz hisse hakkını da yok edecek mahiyette mirasından mahrum etme kastının olduğunu ileri sürerek muris tarafından her bir davalıya devredilen 3/32'şer payın tapu kaydının muvazaa sebebiyle iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...; taşınmazda amcasından intikal eden payın babası tarafından idare edildiğini, miras kalan paranın da muris tarafından kullanıldığını, bunun karşılığı olarak babasının adına olan payın devrini yaptığını, murisin hayatı boyunca davacılara da destek olduğunu, mal kaçırma amacı olmadığını, aile işletmesi olan restoranın dağılmaması için dışarıdan birine satmak yerine oğullarına satarak devamını düşündüğünü, vefalı bir evlat olarak taşınmaz üzerine intifa hakkını vermesini bile kötüye yorumladıklarını, intifa hakkının anne ve babasını garanti altına almak için konulduğunu, son zamanlarında bakımını kendisinin yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ...; 1975 yılında çalışmaya başladığını, 1984 yılından beri babasıyla birlikte restorantı işlettiğini, amcasından kalan borçların murisle birlikte kapatıldığını, devrin gerçek satış olduğunu, satış tarihi itibariyle alım gücü bulunduğunu, babalarının kendilerine ait hisseyi satarak bedelini davacı kardeşine ev alması için verdiğini, tenkis koşulları bulunmamakla beraber murisin ve annelerinin davacılara yapmış olduğu maddi destek dikkate alındığında davaya konu satışın serbest tasarruf sınırları içerisinde kaldığını, mal kaçırma iradesinin söz konusu olmadığını, babasının dört kat ev ve bir dükkanı olduğunu, emekli maaşı bulunduğunu, intifa hakkı ile elde edilen gelirin kızlarına aktarıldığını, murisin hak dengesini gözetmeye çalıştığını, alzheimer hastası olan annesi ile de ilgilendiğini, tüm ihtiyaçlarının karşılandığını, babası felç olunca kadın tutulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2018 tarihli ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile, devrin mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzereni Bölge Adliye Mahkemesinin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile denkleştirme savunması yönünden ve Mert’in amcasının evlatlığı olması sebebiyle murisin aldığı paranın hesaplanması için kararın kaldırıldığı, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, murisin taşınmazın devrine karşılık herhangi bir bedel almadığı, temlikin davacıları miras haklarından mahrum bırakmak için bağış amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile devrin 01.04.19 74... /2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Ancak; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi karşısında Mahkemece dava konusu taşınmaz “5260” parsel olmasına rağmen hükümde “5620” şeklinde belirtilmesi ve davacıların miras payı oranında tescil ile kalan payın davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken davalılar yönünden de tescil hükmü kurularak dava konusu olmadığı halde davalılar uhdesinde kalan payın tescil nedeninin değiştirilmesi isabetli olmamıştır.
Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Açıklanan nedenden ötürü davalılar vekillerinin temyizi üzerine re’sen yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan “5620 parselde davalılar adına kayıtlı olan taşınmazın dava kaydının” ibaresinin çıkarılarak yerine “5260 parsel sayılı taşınmazda davalılar adına olan tapu kaydının” ibaresinin yazılmasına ve “29 payı davalılardan ... T.C. Kimlik Numaralı ... ve 29 payı davalılardan ... T.C. Kimlik Numaralı ... adına olacak şekilde tapuya kayıt ve tesciline” ibaresinin çıkarılarak yerine “adlarına tesciline, bakiye payın davalılar üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!