Anahtar kelimeler: Konusuitirazın İmalinden İşçiliğinden Kalite Satımdan Takas Tekstil İmalat Davalıkarşı Ürün

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:████████
KARAR NO
:████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2021
NUMARASI
:████████ Esas, █████████ Karar
DAVANIN KONUSU
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Dava; asıl dava ... tekstil işçiliğinden kaynaklı alacak istemine ilişkin itirazın iptali , karşı dava, eksik imalat, ikinci kalite ürün imalinden kaynaklı zararın takas ve mahsubu istemine ilişkin olup mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; müvekkilinin kendisine ait küçük tekstil atölyesinde büyük şirketlere ... tekstil üretimi yaptığını, davalı şirketin de ihracatçı bir firma olup satışını yaptığı tekstil ürünlerinden bir kısmının, müvekkiline ait atölyede ... tekstil işçiliğini yaptırdığını, müvekkilinin davalı için son olarak █████/2018 tarih, ... sıra ve ... irsaliye nolu fatura ile 40.747,2 tl tutarında ... tekstil işi yaptığını, yapılan bu işin küçük bir kısmının ödendiğini, bakiye 39.941,57 TL tutarındaki alacağın ödenmediğini, davalının kalan bakiye borcu tüm uyarılara rağmen ödememesi üzerine hakkında K.Çekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatılmak zorunda kalındığını, davalının bu icra takibine haksız ve kötü niyetle borcu olmadığı gerekçesi ile itiraz ettiğini, █████/2019 tarihinde gerçekleştirilen Arabuluculuk görüşmesinde de ödeme noktasında bir adım atılmadığını, bugüne kadar müvekkili oyalanarak halen ödeme yapılmadığını belirterek itirazın iptali ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı ile müvekkili arasında geçmişten gelen bir ticari ilişki mevcut olduğunu, davacının, müvekkilinin talep ettiği kalitede ve sayıda iç çamaşırı üretecek olup müvekkilinin de bunların bedelini davacıya ödeyeceğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak yapılan ticaret gereği ürün imalatı sağlayan davacı firmanın, ürünleri 2.kalite olarak üretmesine rağmen 1.kalite fiyatı belirlediğini, hatalı ürün imal etmesi sebebi ile müvekkilinin bu masrafa katlandığını, ismi geçen ürünlerle ilgili 19.946,96-TL'lik fiyat farkı(reklamasyon) faturası düzenlendiğini ve davacıya gönderildiğini, davacının imal ettiği ürünlerin müvekkili firma tarafından dava dışı 3.kişi firmaya fatura edildiğini, davacı tarafından imal edilen ürünlerin 3.kişi firmaya gönderilmeden evvel kalite kontrolden geçtiğini, davacının imal ettiği ürünlerin kalite kontrolden geçemediğini, birtakım tadilatların yapılması gerektiğini, bu tadilatların masraflarını da müvekkilinin karşıladığını, davacı tarafından yapılan 5224 adet ürünün 787 adetinin 2.kalite olduğunu, bu 787 ürün 2.kalite olduğu için 3.kişi firmaya hiç yollanamadığını, kalan 4424 ürün ise iade edildiği için bu hatalı ürünlerin tadilinin müvekkili tarafından yapıldığını, tüm bu raporlar ve belgeler tekstilci bilirkişi tarafından incelendiğinde haklılıklarının ortaya çıkacağını, bunun üzerine davacıya tüm bu 2.kalite ve tadil gerektiren ürünlerin, yani ayıplı ürünlerin maliyetinin19.946,96-TL olarak fatura edildiğini, yani davacı firmanın 2.kalite ve tadil gerektiren ürün yapması sebebi ile müvekkilinin başka maliyetlere katlanmak zorunda kaldığını, bu sebeple davacıya oluşan bu fark nedeniyle fiyat farkı faturası kesme zorunluluğu doğduğunu, davacının müvekkiline 40.747,2-TL fatura düzenlediğini, müvekkilinin ise 19.946,96-TL'lik fiyat farkı(reklamasyon) faturası düzenlediğini, buna göre davacıya 20.800.24-TL bakiye kaldığını, müvekkilinin 16.11.2018 tarihinde davacıya ön ödeme olarak 15.000-TL ödediğini, daha sonra ise 18.01.2019 tarihinde 5.211,95-TL ödeme yaptığını, bu ödemelerin davacının ödemenin yapılmasını talep ettiği hesaba gönderildiğini, ödemenin yapıldığı hesap numarasının ... isimli firmaya ait olduğunu ancak İTO kaydında da görüleceği üzere bu şirket ile davacının faaliyet adresinin (davacının kendi düzenlendiği faturadaki adres) aynı olduğunu, davacının bu firma ile üretimi yapmakta olduğundan ödemelerin de bu hesaba yapılmasını talep ettiğini ve ödemelerin yapıldığını, bilindiği üzere fatura tebliğinde herhangi bir zorunlu şekli unsurun söz konusu olmadığını, faturanın sözlü veya yazılı olarak tebliğ edilebileceğini, bu aşamada davacıya fiyat farkı faturalarının sözlü olarak tebliğ edildiği gibi, yazılı olarak da gönderildiğini, ancak davacının kusuru sebebi ile tebliğ edilemediğini, müvekkili tarafından düzenlenen reklamasyon faturasının, davacının faturasında bildirilen adrese önce kargo yoluyla gönderiildiğini, bu fatura iade edilince müvekkilinin bir de noterden ihtarname yolu ile faturayı gönderdiğini, ancak ihtarnamenin de iade olduğunu, ancak burada müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, faturalar davacının bildirdiği adrese gönderildiğinden iade edilmesinin davacının kusuru olduğunu, davacı adresini değiştirdiyse bunu bildirmekle yükümlü olduğunu, üstelik bu fiyat farkı faturasının müvekkilinde BS formunda da mevcut olduğunu, davacının kendi kusuru veya ihmali davranışı ile bu kayıtları kendi ticari defterlerine işlemediğini, davacının bu durumun aksini ispatla mükellef olduğunu, davacının alacağı kalmadığını, uzman bilirkişi heyetinde mutlaka iç çamaşır sektörü konusuna hakim bir tekstilci bilirkişi olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı/karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde, davacının eksik imalat ve 2.kalite ürün imal etmesi sebebi ile müvekkilinin 19.946,96-TL zararı oluştuğunu, imalattan kaynaklı bu ayıplar sebebi ile müvekkilinin dava dışı 3.kişiye ürünlerin bir kısmını gönderemediğini, gönderdiği ürünlerin ise iade edildiğini, müvekkili tarafından tadilatları yapılara tekrar gönderildiğini, bu tadilatlar ve eksik gönderilen ürünlerin müvekkiline maliyetinin 19.946,96-TL olduğunu, müvekkilinin bu ürünlerin ayıplı olduğunu 6-15-25 Aralık tarihli raporlar neticesinde öğrendiğini, derhal karşı tarafa bildirdiğini, hatta raklamasyon faturası düzenlediğini, müvekkilinin tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak davacının, müvekkilinin uğradığı zararı ödemediğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin E: █████████ K: ████████ K.T.: 19.02.2019 tarihli kararına göre, davacı-karşı davalıdan 19.946,96-TL alacakları için iş bu karşı davayı açma zorunluluğu doğduğunu, bu bağlamda davacı-karşı davalının alacak iddiasına karşı 19.946,96-TL alacaklarının takas-mahsup edilmesini talep ettiklerini, karşı davalarının kabulü ile terditli olarak, davacının alacak iddiası kabul edilir ise öncelikle ödeme yaptıkları kısım ve reklamasyon faturası birlikte değerlendirildiğinde davacının alacağı kalmadığından davacının davasının davanın reddine, bu talepleri kabul edilmez ise, alacak rakamından reklamasyon faturası bedelinin mahsup edilerek buna göre karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece asıl dava yönünden; icra dosyasına konu alacağın 22.11.2018 tarihli ... nolu irsaliyeli 5224 adet sesteo 2 bayan büstier faturası ile ... nolu irsaliyeye ilişkin 2 kg ip 36 adet ip siparişi olduğu, bu iki faturanın davalı taraf BA kayıtlarında olduğu, davalı tarafın fiyat farkı faturası düzenlediği bu faturanın davacının vergi dairesi adresinden farklı adrese tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak tebliğ işlemlerinin iade olduğu, davalı tarafın ihtarname içeriğinden kendi kestiği 14.01.2019 tarihli faturayı iade etmeye çalıştığının adresin davacı tarafın adresinden farklı olması nedeniyle iade olduğu, davalı tarafın 15.000 TL ile 5. 211,95 TL'lik yapmış olduğu ödemenin, dava dışı ... Tekstil şirketine yapıldığı, davacı tarafa ödeme yapılmadığı, yapılan ödemelere ilişkin davalı tarafça dava dışı şirkete İstanbul 20.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında da takibe konulduğu, davacı tarafın icra takibine konu faturaları davacı tarafa teslimini ücrete hak kazandığını ispat ettiği, ödemelerin davacı tarafa yapılmadığından davacı taraf alacağından düşürülemeyeceği, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin incelemeye sunulmadığı, davalının sunduğu imzasız belgelerin ayıbın kabulü için yeterli olmadığı, bu belgele içeriğinden de ürünlerin ayıplı olduğunun kabulü halinde ayıbın niteliğinin açık ayıp olduğu, açık ayıplarında işlerin olağan akışına göre hemen muayenesinin yapılarak ayıp ihbarının yapılmasının gerektiği, davalı tarafça yapılan yazılı ihtarın bulunmadığı, ürünler üzerinde mahkeme vasıtasıyla yapılan tespit olmadığı, dosyada ayıp ihbarına ilişkin tanık dinlenildiği, davalı tanıkların ayıp ihbarında bulunulduğunun beyan edildiği, davacı tarafın tanık beyanlarını kabul etmediği, davalı tarafın ayıp ve ödeme savunmalarına ilişkin yemin deliline dayandığı, davacı tarafın yemini eda ederek davalının savunmalarını kabul etmediği, yeminin kesin delil olduğu, davalı takas mahsuba ilişkin savunmalarını ispat edemediğinden asıl davanın kabulüne karar verilmiştir.Mahkemece karşı dava yönünden, icra dosyasının Ba/BS kayıtlarının ,iade faturasının /ihtarnamenin celp edildiği, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelendiği, ayıba konu ürünlerin bilirkişi incelemesine sunulamadığı, ayıp ihbarına ilişkin tanık dinlenildiği, davalı tarafın yeminde deliline dayandığından yeminin ifa edildiği, kural olarak davacı tarafın faturaya konu mal veya hizmeti teslim ettiğini, ödemeye hak kazandığını ispat etmesi gerektiği, ayıba ilişkin savunmalarda ise ispat yükünün davalı tarafta olacağı, karşı dava dilekçesinde ileri sürülen sebeblerin aynı zamanda cevap dilekçesi içeriğinde de ileri sürülebileceği ayrıca karşı davaya açmaya gerek olmadığı, davalı tarafın harç yatırarak karşı dava açtığı ancak karşı dava talebine ilişkin arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden karşı davan reddine karar verilmiştir.Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkili ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkiye bakıldığında; müvekkilinin kalite ölçütleri ve sayısını belirlediği ürünleri davacı şirkete bildirdiğini, davacı şirketin gelen talebin kriterleri çerçevesinde ürün üretteceğini, nitekim müvekkilinin de ürünlerin bedelini davacıya ödeyeceğini, ancak uyuşmazlığa konu edilen alışverişte, davacı şirketin ürünleri 2. kalite olarak üretmesine rağmen 1. kalite fiyatı belirlendiğini, buna ek hatalı ürün imal ettiğini, davacı şirketin imal ettiği ürünlerin, 3.kişi firmaya gönderilmeden evvel kalite kontrolden geçtiğini, davacının imal ettiği ürünler,in yapılan kalite kontrol denetiminden geçemediğini, mevcut halleriyle satılamayacaklarından onarım/ tadilat işlemleri yapılması gerektiğini, davacı tarafından üretilen 5224 adet ürünün 787 adeti 2. Kalite olduğundan 3.kişi firmaya hiç yollanamadığını, kalan 4424 adet ürünün ise iade edildiği için bu ayıplı ürünlerin tadilinin mecburen müvekkilince yapıldığını, her ne kadar mahkemece ayıplı mallar hakkında inceleme yapılmak üzere bilirkişi tayin edilmişse de tanzim edilen bilirkişi raporunun teknik bakımdan yetersiz, gerekli incelemeler yapılmadan hazırlanmış hatalı bir rapor olduğunu, zira ayıplı mal iddialarının kuvvetli bir dayanağı olan, 3.kişi şirket tarafından hazırlanmış ve vekil edence hazırlanmış Kalite Kontrol Raporlarının (Inspection Raporu) hiç incelenmediğini, halbuki ilgili raporlar ve taraflarınca sunulan fotoğraflar incelendiğinde açıkça görüleceği üzere teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, Bilirkişinin, mahkemenin takdir yetkisi dahilinde olan konulara ilişkin hukuki görüşlerini belirtmesine rağmen asıl vazifesi olan ayıba ilişkin teknik incelemeyi yapmaktan imtina ettiğini, bu bakımdan hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, dosyanın tekrar bilirkişi incelemesi yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, bunlara ek olarak tanıkların''Davacı tarafından gönderilen ürünlerin inceleme sonucu defolu çıktığını, bunun giderilmesi için davacı ile defalarca görüşüldüğünü, ayıplar sebebi ile vekil eden şirketin tadilat yapmak zorunda kaldığını, ayıp bildiriminin yapıldığını'' beyan ettiklerini, ancak mahkemece hüküm tesis edilirken tanık beyanlarının dikkate alınmamasının eksik inceleme yapıldığını doğrular nitelikte olduğunu, ayıplı mala ilişkin müvekkilince birden çok delil öne sürülmesine rağmen mahkemece hiçbiri değerlendirilmeden yalnızca hatalı ve yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının eksik inceleme yapıldığı sonucunu doğurduğunu, ayrıca mahkeme gerekçeli kararında bilirkişi raporuna istinaden ''ürünlerin ayıplı olduğunun kabulü halinde ayıbın niteliğinin açık ayıp olduğu, açık ayıplarında işlerin olağan akışına göre hemen muayenesinin yapılarak ayıp ihbarının yapılmasının gerektiği, davalı tarafça yazılı ihtarın bulunmadığı'' belirtmişse de müvekkilinin bu ürünlerin ayıplı olduğunu 6-15-25 Aralık tarihli raporlar neticesinde öğrendiğini, derhal karşı tarafa bildirdiğini, hatta raklamasyon faturası düzenlediğini, müvekkilinin tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak davacının müvekkilinin uğradığı zararı ödemediğini, müvekkilinin uyuşmazlığa konu edilen 2. kalite ve tadil gerektiren ürünlerin, yani ayıplı ürünlerin onarım/ tadilat maliyetlerine katlanmak zorunda kaldığını ve malın ayıplı olmasından kaynaklı 19.946,96-TL onarım/ tadilat masrafı yaptuğını, bu nedenle oluşan aradaki fiyat farkına ilişkin 19.946,96-TL'lik reklamasyon faturası düzenlediğini ve davacıya tanzim edilen ihtarname ile gönderdiğini, davacının müvekkiline 40.747,2-TL fatura düzenlediğini, müvekkili nin ise 19.946,96-TL'lik fiyat farkı(reklamasyon) faturası düzenlediğini, buna göre davacıya 20.800.24-TL bakiye kaldığını, müvekkilinin 16.11.2018 tarihinde davacıya ön ödeme olarak 15.000-TL daha sonra ise 18.01.2019 tarihinde 5.211,95-TL ödeme yaptığını, bu ödemelerin davacının ödemenin yapılmasını talep ettiği hesaba gönderildiğini, ödemenin yapıldığı hesap numarasının ... isimli firmaya ait olduğunu ancak İTO kaydında da görüleceği üzere bu şirket ile davacının faaliyet adresinin (davacının kendi düzenlendiği faturadaki adres) aynı olduğunu, davacının bu firma ile üretimi yapmakta olduğundan ödemelerin de bu hesaba yapılmasını talep ettiğini ve ödemelerin yapıldığını, bilirkişi her ne kadar ödemelerin ... şirketine ödendiğini raporunda belirtse de izah ettikleri tüm gerekçelerle özellikle kişilerin adresleri aynı olduğundan ortada muvazaalı bir işlem olduğunu, bilindiği üzere fatura tebliğinde herhangi bir zorunlu şekli unsurunun söz konusu olmadığını, faturanın sözlü veya yazılı olarak tebliğ edilebileceğini, bu aşamada davacıya fiyat farkı faturaları sözlü olarak tebliğ edildiği gibi, yazılı olarak da gönderildiğini, ancak sehven maddi hata sebebiyle tebliğ edilemediğini, her ne kadar sehven maddi hatadan kaynaklı bir iade mevcutsa da bu fiyat farkı faturasının müvekkilinde BS formunda mevcut olduğunu, davacının kendi kusuru veya ihmali davranışı ile bu kayıtları kendi ticari defterine işlemediğini, müvekkilinin tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, davacının davalı şirkete ... tekstil işçiliği yaptığı, 22.11.2018 tarihli ... sıra numaralı ve ... irsaliye numaralı 40.747,20 TL tutarlı fatura düzenlediği, alacağın kısmen ödenmesine rağmen bakiye 39.941,57 TL’nin ödenmediği, başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiği ileri sürülerek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağa ticari temerrüt faizi uygulanmasına ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep etmiştir. Davalı, davacının ikinci kalite ve ayıplı ürün ürettiği, bu nedenle ürünler üzerinde tadilat ve onarım yapılmak zorunda kalındığını, 19.946,96 TL tutarında reklamasyon faturası düzenlendiği, davacıya 16.11.2018 tarihinde 15.000,00 TL ve 18.01.2019 tarihinde 5.211,95 TL ödeme yapıldığı, ödemelerin davacının talebi doğrultusunda ... Şirketi hesabına gönderildiğini, reklamasyon faturasının davacıya bildirildiği belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı tarafça açılan karşı davada, asıl davacının ... üretime konu ürünleri ayıplı ve ikinci kalite olarak imal ettiği, bu nedenle ürünlerin bir kısmının üçüncü kişiye gönderilemediği, bir kısmının ise tadilat yapılarak kullanılabildiği, davalının bu nedenle ek maliyetlere katlandığı ve 14.01.2019 tarihli 19.946,96 TL tutarlı reklamasyon faturası düzenlediği, davacının bu bedeli ödemediği ileri sürülerek 19.946,96 TL alacağın davacıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.Mahkeme, taraflar arasında ... dikim işleminden kaynaklanan eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, davacının fatura konusu işi teslim ederek ücrete hak kazandığını ispat ettiği, davalının ayıplı mal savunmasına ilişkin delil sunulmadığı, sunulan inspection raporlarının imzasız olduğu, ayıplı olduğu ileri sürülen ürünlerin bilirkişi incelemesine sunulmadığı, davalının düzenlediği reklamasyon faturasının davacıya tebliğ edilemediği, davalı tarafından yapılan ödemelerin dava dışı ... Şirketi hesabına yapıldığı ve davacıya ödeme yapıldığına ilişkin yazılı talimat bulunmadığı, bu nedenle söz konusu ödemelerin davacı alacağından mahsup edilemeyeceği, davacının 39.941,57 TL alacaklı olduğu belirterek davanın bu miktar üzerinden kabulüne, alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Karşı davanın ise ; davalı tarafından açılan karşı davanın arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı iş sahibi savunmasında dava dışı şirkete yapılan ödemelerin mahsup edilmesi talep etmiştir. Davalı tarafından dava dışı üçüncü kişi şirkete yapılan ödemenin davacı yükleniciye yap7lmış geçerli bir ifa sayılabilmesi için 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi uyarınca davacının yazılı talimatının senetle ispatlanması zorunlu olup, salt adres birliğinin organik bağı ispata yetmeyeceği ve dosyada bu yönde geçerli bir yazılı muvafakat delili bulunmadığı dikkate alındığında, davacı şirket adına tahsil yetkisi bulunmayan dava dışı kişiye ödeme yapılmış olmakla "kötü ödeyen bir daha öder" ilkesi gereği davalının borcunu ödemekten kurtulamayacaktır.Davalı vekilince davacı yana yemin teklif edildiği, 15.12.2021 tarihli celsede davacı ...’ın 15.12.2021 tarihli duruşmada hazır bulunarak kendisine yapılan yemin teklifini kabul ettiği beyan ederek, 22.11.2018 tarihli ve 40.747,20 TL tutarlı faturaya konu ürünlerin ayıplı olmadığını, davalı tarafından kendisine herhangi bir ayıp bildirimi yapılmadığını, ürünlerin tamir veya değişim amacıyla geri gönderilmediğini, davalının ayıp giderme masrafına katlanmadığını, 16.11.2018 tarihli 15.000,00 TL ile 18.01.2019 tarihli 5.211,95 TL ödemelerin yapıldığı ... Tekstil hesabının kendisi veya yetkilendirdiği kişiler tarafından davalıya bildirilmediğini, bu hesaba yapılan ödemelerin dava konusu ürünler için yapılmadığını ve 19.946,96 TL tutarlı iade faturasından haberdar olmadığını beyan ederek yemin ettiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... tekstil üretiminden kaynaklanan eser sözleşmesine ilişkin olduğu, davacının fatura konusu işin teslim edildiğini ticari defter, fatura ve bilirkişi raporu ile ispat ettiği, davalının ileri sürdüğü ayıp iddiasını ispata elverişli teknik inceleme, tarafsız tespit ve usulüne uygun ayıp ihbarı ile kanıtlayamadığı, davalının sunduğu inspection raporlarının imzasız olduğu, ayıplı olduğu ileri sürülen ürünlerin incelemeye sunulmadığı, reklamasyon faturasının davacıya tebliğ edilemediği, dava dışı ...hesabına yapılan ödemelerin davacıya ödeme sayılabilmesi için davacı tarafından verilmiş yazılı talimat bulunmadığı, davacının yemin delili kapsamında da bu hususları inkâr ederek usulüne uygun şekilde yemin ettiği, bilirkişi raporunun dosya kapsamına, ticari kayıtlara ve taraf delillerine uygun, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, mahkemece yazılı şekilde asıl davanın kabulüne ilişkin kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 2.728,41 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 763,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.964,71 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!