Anahtar kelimeler: Aydin Aydın Diş Yazim İhtiyati Haciz Dinlenip İstenmiş Nun İzmir

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 15.01.2026
NUMARASI
: ███████ D.İŞ E. - ███████ D.İŞ K.
TALEBİN KONUSU
: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ
: 22.05.2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 22.05.2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.01.2026 tarih ███████ D.İŞ E. - ███████ D.İŞ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: İhtiyati haciz isteyen vekili, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen şirket ile müvekkili banka arasında 29.11.2024 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, ..., ... ve ...'nun 11.000.000,00 TL limitle kefil olduklarını, ödemede aksama nedeniyle 02.10.2025 tarihli noter ihtarı ile hesabın kat edildiğini, hesap katından sonra bir kısım borçların ödendiğini ancak aksamaların devam ettiğini, 08.01.2026 tarihli ihtarname ile hesapların kat edildiğini, Söke İcra Dairesi'nin ████████ E. sayılı dosyasında takibe geçildiğini, borçluların mallarını kaçırma eğilimine girdiğini iddia ederek, asıl borçlu ve kefillere ait taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız, uygun görülmediği takdirde mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde takip miktarı olan 599.933,45 TL'lik borca yetecek miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafça 08.01.2026 günlü ihtarname ile karşı taraf borçlu hesaplarının kat edildiği ve Söke İcra Dairesi'nin ████████ sayılı dosyası ile takibe geçildiği iddia idilmiş ise de, borçlulara çıkartılan 08.01.2026 tarihli kat ihtarnamesinin tebliğine ilişkin tebliğ tebellüğ belgelerinin dosya arasında bulunmadığı, bu hali ile dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden alacağın yaklaşık olarak ispat edilemediği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: İhtiyati haciz talep eden vekili, taraflar arasındaki kredi ilişkisi ve kefaletin ispatlandığını, taraflar arasındaki ilişki ticari ilişki olduğundan, müvekkili bankanın hesap katı ihtarı göndermesinin yeterli olduğunu, kat ihtarının tebliğ edilmesinin İİK 68 md'de sayılan belge olma özelliği bakımından önemli olduğunu, İİK 68 md belge niteliğini tebliğ edildiği zaman kazandığından, İİK anlamında tam ispat olduğunu, yaklaşık ispat olgusu için tebliğ aranmayacağını, karşı taraflara, ayrıca 02.10.2025 tarihinde hesap kat ihtarı gönderildiğini, İİK 68 md anlamında kat ihtarı tebliğ edildiğinden, alacağın da kesinleşmiş olduğunu, aynı zamanda Söke İcra Dairesi'nin ████████ sayılı dosyası ile takibe geçmekle de temerrüt oluştuğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
: Talep, ihtiyati hacize ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
İhtiyati haciz, İİK'nın 257. vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bir para alacağının zamanında ödenmesini temin etmek için, mahkeme kararı ile borçlunun mal varlığına geçici olarak el konulması halidir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için, talepte bulunanın alacaklı olması, bu alacağın muaccel bulunması ve rehinle temin edilmemiş olması gerekir. İhtiyati haciz talep tarihi itibarıyla henüz muaccel olmayan alacaklar yönünden ise İİK'nın 257/2. maddesindeki koşulların varlığı aranacaktır. Anılan madde uyarınca muaccel hale gelmiş olan ve rehinle temin edilmemiş olan alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilebilecektir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin █████/2019 tarih ve █████████ E. - █████████ K).
İİK.'nın 45. maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yolu ile takip edebilir. Anılan hüküm, asıl borçlu ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğini düzenlemektedir. Buna göre, İİK'nun 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, müteselsil kefiller hakkında uygulanmaz. Rehin, müteselsil kefilin, kendi kefaletinin teminatı olarak verilmişse, müteselsil kefil asıl borçlu konumuna geleceğinden İİK. 45. maddesi artık müteselsil kefil hakkında da uygulama alanı bulacaktır.
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Alacaklının, alacağın varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 586/1 maddesi gereğince kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bu çerçevede, borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir. ( Yargıtay 11. HD'nin 01.11.2016 tarih ██████████ E. - █████████ K. )
Davacı tarafça davalı asıl borçlu şirkete gönderilen 02.10.2025 tarihli ihtarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmakta olup, ilk derece mahkemesince bu ihtarnamede bildirilen borç tutarı yönünden ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, 08.01.2026 tarihli kat ihtarnamesinin tebliğine ilişkin tebliğ tebellüğ belgelerinin dosya arasında bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemesince deliller toplanmadan ve gösterilen deliller değerlendirilmeden karar verildiğinden istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
:Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.01.2026 tarih ve ███████ D.İş sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 22.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!