Anahtar kelimeler: Sakatlandığını Cismani Kamyonetin Kalıcı Bam Kazada Yolcu Karıştığı Araçta Konumunda

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2016
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizin ... Esas, ... Karar, █████/2019 tarihli kararı, İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar, █████/2022 tarihli ilamı ile Kaldırılmakla Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta (trafik) poliçesi ile sigortalı bulunan, davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin karıştığı █████/2012 tarihli kazada davacının yaralandığını ve kalıcı şekilde sakatlandığını, kazada davacı araçta yolcu konumunda olup kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığını, davalı tarafın sigortacısı olduğu aracın kazada tam kusurlu olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davacının adli yardımdan yararlandırılmasına, kazaya karışan aracın davalı adına kayıtlı olması halinde araç kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, davacı ...'un yaşamış olduğu elem ve kederin bir nebze olsun telafisi için 50.000 TL manevi tazminatın davalı araç sürücüsünden olay tarihi ile ticari temerrüt - avans faizi ile tahsil edilmesine, geçici bakıcı gideri ile SGK tarafından karşılanmayan yol, yemek, refakatçi vs.giderlere ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacının meslekte kazanma gücü kaybı zararı için şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren ticari temerrüt-avans faizi ile tahsili ile davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememiz █████/2016 tarihli tensip ara kararı ile davacının adli yardım talebinin kabulüne, aracın dava dışı 3.kişi adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
CEVAP
: Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya karışan araç için davalı şirketçe █████/2012-█████/2013 tarihleri arasında Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlendiğini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, poliçe üzerinde ölüm/sakatlık halleri için kişi başına teminat limitinin azami 225.000 TL ile sınırlandırıldığını, davalı şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesi söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusur oranında gerçek zararının tazmininin esas olduğunu, davacının emniyet kemeri takmayarak trafik kazası sonucu yaralanmasında müterafik kusuru bulunduğunu, şayet yargılama sonucunda tazminata hükmedilecek olursa davacının kusuru oranında hükmedilen tazminattan mahsubu gerektiğini, meydana gelen olayda hatır taşıması söz konusu olduğundan araçta yolcu olarak bulunan davacının malül kaldığı iddiası ile uğradığı zararın davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, manevi tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, gerçek zararın varlığı ve miktarının belirlenmesi için Hazine Müsteşarlığınca yetkilendirilen atüerler listesine kayıtlı lisanslı aktüer tarafından aktüeryal hesaplama yapılması zorunluluğu bulunduğunu, öncesinde herhangi bir başvuru yapılmadığından davalı sigorta şirketinin herhangi bir temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, haksız fiilden doğan ilişkiler Ticaret Kanununda da düzenlenmedikleri için bu nedenle de ticari iş niteliğini kazanamayacaklarını, eğerki faize hükmedilecekse hükmedilmesi gereken faizin yasal faiz olduğunu, bu nedenle talep edilen faize ve faiz oranına itiraz ettiklerini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazanın olduğu yer ... ilinde ... yolu 29.km.de meydana geldiğinden, kendisinin ikametgahı Karacabey olduğundan ve davacı akrabalarının ikametgahı da Bursa olduğundan İstanbul Mahkemeleri yetkisiz olup davada yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, haksız fiil nedeniyle açılacak davalarda 1 ve 2 yıllık zaman aşımı süreleri dolduğundan davaya zamanaşımı itirazında bulunduğunu, trafik kaza tespit tutanağında her ne kadar kusurlu gösterilmiş ise de ... 20.Asliye Ceza Mahkemesinin █████/2015 tarih ... esas, ... karar sayılı dosyasında beraat kararı verildiğini ve kusursuzluğunun ispatlandığını, aracının ticari olmayıp hususi olduğunu, istenen faize ve türüne de itiraz ettiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Mahkememizin ... Esas, ... Karar, █████/2019 tarihli kararı ile davanın maddi tazminat talebi yönünden reddine, manevi tazminat talebi yönünden ise 3.000,00 TL manevi tazminatın █████/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarnak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar, █████/2022 tarihli ilamı ile; "İlk derece mahkemesince dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan █████/2019 tarihli ATK raporunun geçerli yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, bu raporda, davacı hakkında düzenlenen ve çelişki oluşturduğu iddia edilen diğer tıbbi evrakın da değerlendirildiği, maluliyet tayinine mahal bulunmadığına ve iyileşme süresinin 2 hafta olduğuna ilişkin raporun, bu haliyle usul ve yasaya uygun, hüküm vermek bakımından yeterli olduğu görülmektedir.
Ancak, raporda, davacının yüzünün sağ tarafında sağ kaş lateralinden başlayarak sağ maksillaya doğru uzanan 6x3 cmlik alanda ciltten koyu renkli ciltten çökük mavi-mor renkli nedbeler görüldüğü ve bunun yüzde sabit iz niteliğinde olduğu belirtilmiş olmasına ve dava dilekçesindeki açıklamalara göre de eldeki davanın, yüzdeki sabit iz nedeniyle TBK 54/4. maddesi uyarınca ekonomik geleceği sarsılmasından kaynaklı zararının giderilmesi amacıyla açılmış olması karşısında buna ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Öte yandan davalı tarafın kusura ilişkin herhangi bir araştırma yapılmaksızın karar verildiği yönündeki istinaf itirazı da yerindedir. Zira, davaya konu trafik kazası tek taraflı bir kaza olsa dahi kazaya etki eden bir yol hatasının bulunup bulunmadığı vs. yönlerden kusur raporu alınmadan manevi tazminata karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
O halde, davacı taraftan ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin delilleri sorulduktan ve davacı ...'un yüzündeki sabit izi gösterir şekilde çekilmiş büyük boy fotoğraflarının ibrazı istenildikten sonra bizzat duruşmaya çağrılarak yüzündeki sabit izin mahiyetine göre ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklı bir zararın oluşabileceği kanaatine varılması durumunda ve kusurun da varlığı halinde yüzdeki sabit izin, davacının ileride iş bulma ve ücret miktarında düşüşe sebebiyet verip vermeyeceği veyahut davacı delillerine göre başka yönlerden ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklı zararının oluşup oluşmayacağına ilişkin bilirkişi heyetinden rapor alınması, bilirkişi heyeti tarafından davacının yüzündeki izin geleceğe dair olarak kritik edilemeyeceği ve hesaplama yapılamayacağı yönünde görüş bildirilmesi durumunda 6098 sayılı TBK 50 maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminata hükmedilmesi ve manevi tazminat yönünden de yüzündeki sabit izin mahiyeti ve kusur durumuna göre bir değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir." denilerek Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce yapılan yeniden yargılama ile; davacı ...'un kaza tarihine yakın fotoğrafları dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya ATK Trafik İhtisas Kuruluna gönderilmiş, düzenlenen █████/2023 tarih, ... sayılı raporda; davalı sürücü ...'nun %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı yolcu ...'un kusursuz olduğu belirtilmiştir.
Dosya aktüerya, doktor, sigorta uzmanından oluşan bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2023 tarihli raporda; 25.06.2012 tarihinde trafik kazasında yaralanan 15.10.2008 doğumlu ...’un yüzündeki dikkatle bakmayı gerektirmeden ilk bakışta fark edilen sabit iz nedeniyle; Sosyal ilişkilerinin olumsuz yönde etkilenebileceği, Spikerlik, sahne sanatçılığı gibi görselliğin önemli olduğu meslekleri seçme olasılığı daha düşük olduğu, yazılı sınav ile atamayla girilen işler dışındaki yüz yüze görüşülerek girilen işlerde kabul edilme olasılığının yüzünde sabit iz olmayan kişilere göre daha az olduğu, yüz yüze görüşülerek işe alımlarda yüzünde sabit iz olmayanlara göre kabul edilme olasılığı daha düşük olduğundan işe kabul edilebilmek için yüzünde iz olmayanlardan daha düşük ücret ile çalışmayı kabul edebileceği, dava dosyasında mevcut Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin... tarih ve ... sayılı raporunda; ... plakalı kamyonetin davalı sürücüsünün % 100 oranında kusurlu, davacı yolcu ...’ın kusursuz olduğunun mütalaa edildiği, dava dosyasında mevcut Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin ... tarih ve ... sayılı raporunda; ... plakalı kamyonetin davalı sürücüsünün % 100 oranında kusurlu, davacı yolcu ...’ın kusursuz olduğunun mütalaa edildiği, dosya kapsamında hesaplama yapmaya yarayacak verilerin dosyaya kazandırılmasının mümkün olması halinde bir hesaplama yapılması söz konusu olabileceği, öte yandan heyetimiz hekim bilirkişisi tarafından; davacı küçüğün yüzündeki sabit izin, ilerideki yaşamında sosyal ilişkileri olumsuz yönde etkilenebileceği, spikerlik, sahne sanatçılığı gibi görselliğin önemli olduğu meslekleri seçme olasılığının daha düşük olacağı, yazılı sınav ile atamayla girilen işler dışındaki yüz yüze görüşülerek girilen işlerde kabul edilme olasılığı yüzünde sabit iz olmayan kişilere göre daha az olacağı, yüz yüze görüşülerek işe alımlarda yüzünde sabit iz olmayanlara göre kabul edilme olasılığı daha düşük olduğundan işe kabul edilebilmek için yüzünde iz olmayanlardan daha düşük ücret ile çalışmayı kabul edebileceği mütalaasında bulunulmuş olması karşısında davacı yararına maddi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu, konuyla ilgili nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemenizde olmak üzere; davalı sigorta şirketinin dava tarihinde ( (14.03.2016), davalı ...’nun ise haksız fiil/kaza tarihi olan 24.06.2012 tarihinde temerrüde düştüğünün değerlendirilmiş olduğu, davalı Sigortacı düzenlemiş olduğu poliçe ile ... plakalı aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlü olup, Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlı olduğu, davalı Sigortacının düzenlemiş olduğu poliçeye istinaden sorumluluğunun, kaza tarihi itibari ile geçerli “kişi başına ölüm sakatlık” limiti olan 225.000.-TL teminat limiti sınırlı olduğu (...) belirtilmiştir.
Dosya davacı tarafın itirazları üzerine ... Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı'na gönderilmiş alınan █████/2024 tarihli Medikolegal Değerlendirme Raporunda; hastanın sekelleri ...tarihli ve ... sayılı Resmi gazetede yayınlanan “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” ve ... tarihli ve ... sayılı Resmi gazetede yayınlanan Çalışma gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” kapsamında değerlendirildiğinde; olayın olduğu tarihteki yaşına göre (3 yaş) meslekte kazanma gücünde azalma oranının 6.3 (altınoktaüç) olduğu, sekelin belirlendiği günümüzdeki yaşına göre (16 yaş) meslekte kazanma gücünde azalma oranının %6.3 (altınoktaüç) olduğu, geçici iş göremezlik süresinin (istirahat/iyileşme süresi), yumuşak doku travması nedeniyle; Adli Tıp Uzmanları Derneği Maluliyet Çalışma Grubu çalışmaları ile tamamlanan tıbbi iyileşme sürelerini gösteren listeye göre 21 (yirmibir) gün olduğu, hastanın arızaları nedeniyle mutad iştigaline (kişinin temizlik, yıkanma, tuvalet vb. işleri) engel teşkil eden bir başkasının (bakıcı) bakımına muhtaç olmadığı belirtilmiştir.
Dosya raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden ATK 2. İhtisas Kuruluna gönderilmiş, düzenlenen... tarih, ... sayılı raporda; "Kişinin sağ zygoma süperiorunda, glob lateralinde bulunan yara izinin vücut yüzey alanı göz önünde bulundurulduğunda ilgili yönetmelikte karşılığı bulunmadığı, dolayısıyla halihazırda uygulanan adli tıbbi değerlendirmelerimiz kapsamında maluliyet hali/engellilik durumu oluşturmadığı cihetiyle, mevcut belgelere göre; ...’un █████/2012 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun █████/2019 tarih 396 karar numaralı mütalaasına eklenecek veya değiştirilecek herhangi bir husus bulunmadığı" belirtilmiştir.
Dosya yeniden aktüerya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli ek raporda; Trafik kazasında yaralanmasından dolayı yüzündeki sağ zygoma süperiorunda, glob lateralinde bulunan yara izinin, sosyal ilişkilerinde ve meslek seçiminde etkisinin olup olmadığının psikiyatri uzmanı ve rehberlik uzmanı tarafından değerlendirilmesinin uygun olduğu, davacı ...'un halen lise öğrenimine devam ettiği okul bilgileri, okuldaki not ve başarı durumu, liseye geçiş aşamasında belirli nitelikte öğrenci kabul eden (askeri lise, güzel sanatlar lisesi gibi) liselere müracaatının olup olmadığı, davacının mesleki yönelimi gibi Mahkemece takdir edilecek yönlerden araştırma yapılarak davacının kazancına dair verilerin dosyaya kazandırılması sonrasında tazminat hesabı yapılmasının mümkün olacağı belirtilmiştir.
Dosya psikiyatri uzmanı ve rehberlik uzmanı bilirkişi de eklenmek suretiyle yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2026 tarihli raporda; 25.06.2012 tarihinde trafik kazasında yaralanan 15.10.2008 doğumlu ...’un; Trafik kazasında yaralanmasından dolayı yüzündeki sağ zygoma süperiorunda, glob lateralinde bulunan yara izinin, sosyal ilişkilerinde ve meslek seçiminde etkisinin olup olmadığının psikiyatri uzmanı ve rehberlik uzmanı tarafından değerlendirilmesinin uygun olduğu, dava dosyasında mevcut Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin... tarih ve ... sayılı raporunda; ... plakalı kamyonetin davalı sürücüsünün % 100 oranında kusurlu, davacı yolcu ...’ın kusursuz olduğunun mütalaa edildiği, dava dosyasında mevcut Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin ... tarih ve ... sayılı raporunda; ... plakalı kamyonetin davalı sürücüsünün % 100 oranında kusurlu, davacı yolcu ...’ın kusursuz olduğunun mütalaa edildiği, konuyla ilgili nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemenizde olmak üzere; davalı sigorta şirketinin dava tarihinde ( (14.03.2016), davalı ...’nun ise haksız fiil/kaza tarihi olan 24.06.2012 tarihinde temerrüde düştüğünün değerlendirilmiş olduğu, davalı Sigortacı düzenlemiş olduğu poliçe ile 16.TS.482 plakalı aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlü olup, Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlı olduğu, davalı Sigortacının düzenlemiş olduğu poliçeye istinaden sorumluluğunun, kaza tarihi itibari ile geçerli “kişi başına ölüm sakatlık” limiti olan 225.000.-TL teminat limiti sınırlı olduğu (...), heyete dahil olan ... ve ... tarafından dosyaya eklenen görüşler çerçevesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 30.06.2022 tarih, ... esas ve ... karar sayılı ilamında gösterildiği üzere; “……davacı delillerine göre başka yönlerden ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklı zararının oluşup oluşmayacağına ilişkin bilirkişi heyetinden rapor alınması, bilirkişi heyeti tarafından davacının yüzündeki izin geleceğe dair olarak kritik edilemeyeceği ve hesaplama yapılamayacağı yönünde görüş bildirilmesi durumunda 6098 sayılı TBK 50 maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminata hükmedilmesi” şeklinde karar verilmiş olmakla, davacı yararına maddi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği hususu Mahkemenizin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
TALEP ARTIRIM
: Davacı vekili █████/2026 tarihli dilekçesi ile; dosyaya gelen bilirkişi raporları ışığında 1.000,00.-TL olan maddi tazminat taleplerini 568.723-TL artırarak 569.723-TL (... Sigorta Anonim şirketi talebimizin kaza tarihindeki poliçe limiti kadarıyla sorumlu olmak üzere ) olarak talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 569.723 TL maddi tazminatın ve 50.000- TL manevi tazminatın temerrüt başlangıcı olan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilindiği üzere, TBK.nın 54.maddesine göre yaralanan kişilerin Bedensel (cismani) Zararlarının neler olduğu sayılmıştır. Bunlar,
1. Tedavi giderleri.
2. Kazanç kaybı.
3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.
5-TBK.nın 56. Maddesine göre Manevi zararlar:
TBK 56.maddesi “ Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. "hükmünü havidir.
Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Kayıplar ; Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi kazadan öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır.
Emsal olarak Yargıtay 17 HD ... E-... K. Kararında; “.... Olayımızdaki gibi zarar görenin genç bir kız olması halinde bu kişinin evlenme şansının azalması veya beden şeklinin önemli derece değişmesi nedeniyle kaybetmesi ya da mesleğinde yükselmesine engel olması gibi hallerde de zarar görenin ekonomik geleceğinin sarsıldığından bahsedilir. Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle toplumla sürekli iç içe olan kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin, vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir bayan sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin ya da sağlık alanında doktor, hemşire olarak görev yapmakta olan kişilerin yüzünde sabit bir iz kalması, bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (OĞUZMAN Kemal / ÖZ Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562). Somut olayda davacı vekilince davacının kaza sonucu yüzünde sabit iz kaldığından ekonomik geleceğin sarsılması nedeni ile 20.00,00 TL maddi tazminat talep edilmiş, mahkemece davacının Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi genç bir kız olması, iş hayatında çehrede sabit eser oluşması nedeniyle sıkıntı yaşayacağı, Borçlar Kanunu'nun 42/2. maddesi uyarınca uğranılan maddi zararın kapsamının ve parasal değerinin mahkemece takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle 10.000,00.TL müstakbel gelir kaybı nedeniyle tazminata hükmedilmiştir. Dosya içerisinde yer alan davacının fotoğraflarından yüzündeki izlerin sabit nitelikte olduğu anlaşılması bakımından, davacının Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi olup ileride yüzündeki izlerin mesleğe kabulden sonra yapmış olduğu işin sosyal nitelikte insanlarla sürekli iletişim içerisinde olmasını gerekli kıldığı da gözönüne alındığında kişinin yüzündeki yaralanma sonucu oluşan izlerin yalnızca mesleğe kabulde değil kariyer olarak mesleğinde yükselmesinde de etkileri değerlendirilip açıklanan yönlerden gerekli araştırma yapılarak davacının yüzündeki sabit iz niteliğindeki yaralanma nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan ATK, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
ATK Trafik İhtisas Kurulundan aldırılan █████/2023 tarih, ... sayılı raporda; davaya konu kaza olayında davalı sürücü ...'nun %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı yolcu ...'un kusursuz olduğu belirtilmiş olup, somut olaya ve dosya kapsamına uygun kusur değerlendirilmesine Mahkememizce de itibar edilmiştir.
Mahkememizce BAM karar ilamı sonrası aldırılan 20.06.2023 tarihli bilirkişi aktüerya raporu ile; "...davacı küçüğün yüzündeki sabit izin, ilerideki yaşamında sosyal ilişkileri olumsuz yönde etkilenebileceği, spikerlik, sahne sanatçılığı gibi görselliğin önemli olduğu meslekleri seçme olasılığının daha düşük olacağı, yazılı sınav ile atamayla girilen işler dışındaki yüz yüze görüşülerek girilen işlerde kabul edilme olasılığı yüzünde sabit iz olmayan kişilere göre daha az olacağı, yüz yüze görüşülerek işe alımlarda yüzünde sabit iz olmayanlara göre kabul edilme olasılığı daha düşük olduğundan işe kabul edilebilmek için yüzünde iz olmayanlardan daha düşük ücret ile çalışmayı kabul edebileceği, davacı yararına maddi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği hususu Mahkeme takdirinde olduğu" şeklinde belirtilerek raporda davacının ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi zararı yönünden herhangi bir hesaplama yapılamadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili █████/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile, "her ne kadar bilirkişi heyeti dosyaya müvekkilin geleceğine ilişkin somut bilgi ve belgelerin sunulmamasından bahisle hesaplama yapmadığını belirtmişse de 15 yaşındaki bir çocuğun bu yaşta bir çalışma hayatının olmayacağı ve hesaplamanın yapılmamasının bu sebebe dayandırılamayacağı izahtan vareste olduğunu, 15 yaşındaki bir çocuğun çalışması ve buna ilişkin bir bilgi / belgenin sunulmasının beklenmesi hayatın olağan akışına aykırılık oluşturacağını, dava türü maddi tazminat davası olduğundan taraflarınca herhangi bir dava değeri artırımı ancak ve ancak zararın aktüer bilirkişisince hesaplanması neticesinde yapılabileceğinden öncelikli olarak davacının yüzündeki sabit izin ekonomik geleceğine ne miktarda bir zarar vereceğinin hesaplanmasını, bu hususta dava değerini bu zarar hesaplaması yapılmadan artıramayacaklarının aşikar olduğunu belirterek dosyanın öncelikle davacının maluliyet oranının belirlenmesi için ... Üniversitesi ... Eğitim Ve Araştırma Hastanesine sevkini akabinde belirlenecek maluliyet oranı doğrultusunda dosyanın aktüer bilirkişisine gönderilmesini" talep etmiştir.
Davacı vekilinin, davacının yüzünde sabit iz bulunması sebebiyle ısrarlı olarak maluliyet oranının belirlenmesi için rapor aldırılması talebinde bulunduğu görülmüş olup, mahkememizce tahkikat aşamasına ilişkin olarak eksik inceleme yapılmaması adına davacı vekilinin talebi olumlu karşılanmak suretiyle, ... Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan aldırılan █████/2024 tarihli Medikolegal Değerlendirme Raporunda; "...tarihli ve ... sayılı Resmi gazetede yayınlanan “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” ve 11 Ekim 2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmi gazetede yayınlanan Çalışma gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” kapsamında değerlendirildiğinde; olayın olduğu tarihteki yaşına göre (3 yaş) meslekte kazanma gücünde azalma oranının 6.3 (altınoktaüç) olduğu, sekelin belirlendiği günümüzdeki yaşına göre (16 yaş) meslekte kazanma gücünde azalma oranının %6.3 (altınoktaüç) olduğu, geçici iş göremezlik süresinin (istirahat/iyileşme süresi), yumuşak doku travması nedeniyle; Adli Tıp Uzmanları Derneği Maluliyet Çalışma Grubu çalışmaları ile tamamlanan tıbbi iyileşme sürelerini gösteren listeye göre 21 (yirmibir) gün olduğu, hastanın arızaları nedeniyle mutad iştigaline (kişinin temizlik, yıkanma, tuvalet vb. işleri) engel teşkil eden bir başkasının (bakıcı) bakımına muhtaç olmadığı belirtilmiştir.
Dosya raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden ATK'ya gönderilmiş olup, ATK 2.İhtisas Kurulu Başkanlığı'nın ... tarih, ... sayılı raporunda; "kişinin sağ zygoma süperiorunda, glob lateralinde bulunan yara izinin vücut yüzey alanı göz önünde bulundurulduğunda ilgili yönetmelikte karşılığı bulunmadığı, dolayısıyla halihazırda uygulanan adli tıbbi değerlendirmelerimiz kapsamında maluliyet hali/engellilik durumu oluşturmadığı cihetiyle, mevcut belgelere göre; Salih oğlu █████/2008 doğumlu, ...’un █████/2012 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun █████/2019 tarih 396 karar numaralı mütalaasına eklenecek veya değiştirilecek herhangi bir husus bulunmadığı" belirtilmiş olup, BAM karar ilamında da belirtildiği üzere; ATK raporunun geçerli yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, bu raporda, davacı hakkında düzenlenen ve çelişki oluşturduğu iddia edilen diğer tıbbi evrakın da değerlendirildiği, maluliyet tayinine mahal bulunmadığının ve iyileşme süresinin 2 hafta olduğuna ilişkin raporun, bu haliyle usul ve yasaya uygun, hüküm vermek bakımından yeterli olduğu, yüzdeki sabit izin Maluliyet Yönetmeliğinde karşılığının bulunmadığına ilişkin bilirkişi raporları ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davacı yanın bu yönden itirazlarının reddi ile ATK raporu doğrultusunda aktüerya bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Aktüerya bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 27.01.2026 tarihli raporda bilirkişi heyetinde bulunan psikiyatrı uzmanı ve rehberlik uzmanı bilirkişinin görüşünde "... yüz bölgesindeki sabit izin; davacının topluluk önünde bulunma ve temsil gerektiren alanlara yönelme olasılığını azaltabileceği, insan ilişkilerinin yoğun olduğu meslek alanlarından psikolojik kaçınma geliştirmesine neden olabileceği, iş görüşmeleri, mülakatlar ve sosyal temas gerektiren pozisyonlarda belirgin kaygı ve özgüven sorunları yaşamasına yol açabileceği, rekabet gerektiren pozisyonlara başvurmaktan çekinmesine, kendisini daha geri planda kalan iş alanlarına yönlendirmesine ve meslek seçiminde içsel sınırlamalar geliştirmesine neden olabileceği, kendini ifade etme becerisini, mülakat performansını ve iş görüşmelerinde bıraktığı izlenimi olumsuz etkileyebileceği, psikolojik açıdan öngörülebilir sonuçlar arasında değerlendirilmiştir. Bu psikolojik sonuçların, davacının iş yaşamına giriş sürecinde psikolojik dezavantaj oluşturabileceği; bireyin başvuru yapma cesaretini, mülakat performansını, kendini ifade etme düzeyini ve sosyal ortamlardaki işlevselliğini olumsuz etkileyerek iş bulma olanaklarını daraltabileceği; uzun vadede ise gelir düzeyi ve kariyer ilerleme süreci üzerinde olumsuz etki oluşturabilecek nitelikte olduğu psikolojik açıdan değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak psikolojik açıdan; davacının yüz bölgesinde meydana gelen sabit izin, yalnızca bireysel duygu durumunu değil; sosyal işlevselliğini, mesleki yönelimlerini ve iş yaşamındaki fırsatlara erişimini de olumsuz etkileyebilecek nitelikte olduğu; bu yönüyle davacının ekonomik geleceğinin sarsılması kapsamında değerlendirilmesi gereken psikolojik temelli bir zarar alanı oluşturduğu" şeklinde; aktüerya bilirkişinin ise "..kaza geçirdiğinde 4 yaşında, iş bu rapor tarihinde 15 yaşında olan davacı ...’ın, yüzündeki izin, davacının geleceğine yönelik dosya içinde bu yönde bir delil ve veri de bulunmadığından kritik etmek mümkün olmadığı gibi, hesaplama yapabilmek amacıyla somut verinin olmaması nedeniyle hesaplama da yapmak mümkün olmadığı" şeklinde görüş bildirdiği anlaşılmıştır.
Mahkememiz █████/2026 tarihli celse ara kararı ile bilirkişi raporlarında teknik incelemelerin yapılmış olduğu, davacı vekilinin 24.06.2023 tarihli dilekçesinde de davacının yaşı dikkate alınarak çalışma hayatının bulunmadığının belirtildiği, buna ilişkin verilen kesin sürede başkaca delil sunulmamış olduğu, Mahkememizce BAM karar ilamı sonrası 19.12.2022 tarihli duruşma 1 no'lu ara kararı ile davacı yanın ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı tüm delillerini sunması için ihtaratlı kesin süre verildiği, davacı vekilinin 30.12.2022 tarihli dilekçesi ekinde müvekkiline ait resimlerin dosyaya sunulduğu, başkaca delil sunulmamış olduğu, davacı vekilinin 28.07.2025 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde müvekkilinin halen lise öğrenemine devam ettiğine dair sınava notlarını dosyaya sunduğu başkaca delil sunulmamış olduğu anlaşılmış olup, dosya kapsamında aktüerya bilirkişilerden aşamalarda alınan raporlarda davacının tazminat talebine konu ekonomik geleceğin hesaplanmasına ilişkin mevcut veriler kapsamında hesaplama yapılamayacağının belirtildiği yine ATK 14.01.2025-180663 tarih-sayılı raporunda dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği dolayısı ile mevcut delil durumu ve bilirkişi raporunda yapılan tespitler uyarınca, BAM karar ilamı içeriği dikkate alınarak ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek hukuki ihtilafların mahkememizce resen değerlendirilebileceği dikkate alınarak rapora ilişkin itirazların reddine karar verilmiştir.
Yine aynı tarihli celse ara kararı ile dosyanın incelemesinde; 6098 sayılı TBK m.54 uyarınca "ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar" sebebiyle tazminat hesaplaması yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, aktüerya bilirkişi tarafından hazırlanan raporda mevcut dosya delilleri itibariyle tazminat hesaplamasının yapılamayacağının belirtildiği, BAM karar ilamı uyarınca da tazminat hesaplamasının yapılamayacağının belirtilmesi halinde hakkaniyete uygun tazminata hükmedilebileceğine ilişkin TBK 50 maddesine atıf yapılmış oluşu keza davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığı dikkate alınarak HMK 107/2 maddesi uyarınca davacının maddi tazminat istemi yönünden talebini somutlaştırması/talep artırım dilekçesi sunması için HMK 119/1-ğ maddesi uyarınca 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili █████/2026 tarihli dilekçesi ile; dosyaya gelen bilirkişi raporları ışığında 1.000,00.-TL olan maddi tazminat taleplerini 568.723-TL artırarak 569.723-TL (... Sigorta Anonim şirketi talebimizin kaza tarihindeki poliçe limiti kadarıyla sorumlu olmak üzere ) olarak talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 569.723 TL maddi tazminatın ve 50.000- TL manevi tazminatın temerrüt başlangıcı olan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Yapılan yargılama davacı tarafın iddiaları, davalıların beyanları, toplanan deliller, alınan ATK raporu ve aktüerya raporu ile birlikte tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, davacı tarafça davaya konu kaza nedeniyle geçici ve sürekli sakatlık tazminatı talep edildiği, İstanbul ATK....İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda davacının trafik kazasına bağlı yaralanmasının, sürekli maluliyet tayinine mahal bulunmadığı, yüzdeki sabit izin Maluliyet Yönetmeliğinde karşılığının bulunmadığının anlaşıldığı, davacının yüzündeki sabit iz niteliğindeki yaralanma nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın ilişkin olarak TBK 50 maddesi uyarınca, 70.000,00-TL maddi tazminat alacağının hakkaniyete uygun olacağı takdir edilmekle, söz konusu tutara davalı sigorta yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalı yönünden olay tarihi 24.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (Sigortanın ... Poliçe limiti 225.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere) tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca TBK'nun 51. ve 52. Maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği göz önüne alınarak kısmen reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmeksizin (aynı yönde Yargıtay 17.HD'nin ... E., ... K.sayılı kararı) karar verilmiştir.
Öte yandan 6098 Sayılı TBK 56-(1) maddesi uyarınca; davacının manevi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirme kapsamında ise haksız fiile konu eylemin ağırlığı kusur durumu, celbolunan sosyal ve mali durum araştırma raporları, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması ilkesi yanında manevi olarak zarar görenin zararınında dindirme niteliğindeki özelliği de dikkate alınmak suretiyle 20.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi █████/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak neticeden aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-a)Maddi tazminat istemi yönünden 70.000,00-TL maddi tazminat alacağının, davalı sigorta yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalı yönünden olay tarihi 24.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (Sigortanın ... Poliçe limiti 225.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere) tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Manevi tazminat talepleri yönünden 20.000,00-TL manevi tazminatın █████/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Maddi tazminat talebi yönünden;
-Davacı tarafça adli yardım talebinde bulunulmakla dava açılırken harç yatırılmadığı anlaşılmakla Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 4.781,70 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.943,00 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 2.838,70 TL harcın tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,
-Davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-Davacı tarafından yapılan 1.943,00 TL tamamlama harcının kabul red oranı dikkate alınarak; 238,73 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Manevi tazminat talebi yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.366,20 TL karar ve ilam harcının davalı ...'ndan alınarak alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne (13/2) göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'ndan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,
-Davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına(14.03.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2024 Tarihli ...E.,... K. Sayılı Karar karara göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” Başlıklı 326. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan; ‘’Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmü Manevi Tazminat davaları yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak İPTALİNE, Kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından (14.03.2025) başlayarak dokuz (9) ay sonra yürürlüğe girmesine, karar verilmiştir.)
5-Dosyada adli yardım talebi kabul edilmiş olup suç üstü ödeneğinden karşılanan 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 3.173,5 TL tebligat, posta vs.diğer masraflar olmaz üzere toplam 10.673,5 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.550,07 TL'sinin davalılardan(678,16 TL'sinden ... Sigorta A.Ş.sorumlu olmakla), 9.123,43 davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 700, 00 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 101,64 TL'sinin davalılardan(44,47 TL'sinden davalı ... Sigorta sorumlu olmakla) alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 85,48 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı diğer davalı ... Sigorta'nın yokluğunda , gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!