Anahtar kelimeler: Ştiarasında Lehtarı Akdedilen Borçluya Kefil Taksitli Borçluların Bankanın Kredi Müteselsil

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... ile davalı kredi lehtarı.... Şti.arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi uyarınca asıl borçluya ticari taksitli kredi kullandırıldığını, diğer davalı borçluların da bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredinin sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması nedeniyle .... Noterliğinin .../███████ tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnameleri keşide edilmesine rağmen 1.115.845,92-TL nakdi kredi borcunun ödenmediğini, ihtarname ile verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı/borçluların asıl borca ve takibin tüm ferilerine itirazları üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında konkordato mühleti verildiği, bu nedenle müvekkilleri hakkında takip yapılamayacağını, davalının davacıya belirtilen kadar borcu olmadığını, faiz oranın fahiş olduğunu, alacağın likit ve muayyen olmadığını, davacı tarafın alacağını ispatla yükümlü olduğunu, sözleşmenin genel işlem koşullarına tabi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... İddia, savunma, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre; davacı banka ile davalı kredi lehdarı .... Şti. arasında █████/2013 tarihli 4.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi yapıldığı, diğer davalıların sözleşmeyi aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle davalı kredi lehdarı şirketin şirketin ortağı ve yetkilisi olan davalı ... ve ...' nın kefaletinin geçerliliği için eş rızasına gerek bulunmadığı, kefaletlerin TBK'nun 583 maddesi kapsamında geçerli olduğu, yukarıda belirtilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı kredi lehdarı şirkete taksitli ticari kredi, kredili mevduat hesabı kredisi, ticari kredi kartı ve gayrınakdi çek taahhüt bedeli kredisi kullandırıldığı, kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle hesabın █████/2019 tarihinde kat edildiği, 24 saatlik mehil içeren kat ihtarının davalı kredi lehdarı şirket ile davalı kefillerin sözleşmedeki adreslerine tebliğe çıkartıldığı, davalı kredi lehtarı.... Şti. Ve davalı kefiller-.... A.Ş. .... A.Ş.' ye ve davalı kefil-...' a █████/2019 tarihinde tebliği edildiği, davalı-kefiller ....Şti. İle ... ' a tebligatın iade ediliği, davalı asıl borçlu yönünden sözleşmenin 28.2. maddesi ile İİK'nun 68/b fıkraları uyarınca tebligatın █████/2019 tarihinde yapılmış kabul edilmesinin gerektiği, buna göre ... ve ... Ticaret şirketi haricindeki davalıların █████/2019 tarihi itibariyle temerrüde düştükleri tespit edilmiştir. 6102 sayılı TTK’nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde: “Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez.” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas █████████ Karar sayılı, █████/2019 tarihli ilamının konuya ilişkin bölümü aşağıdaki şekildedir: "TTK yasa tasarısının 7. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 2. cümle ilgili olarak kanunlaşma sürecinde verilen önerge ve kanunun gerekçesinde kefile alacağın ve borcun yerine getirilmediğinin ihbarı gerektiği, ihbar edilmeden asıl borçlunun temerrüdü yönünden kefillerden temerrüt faizi istenemeyeceği belirtilmiştir. Eklenen bu fıkra 6762 sayılı Eski TTK’nunda bulunmayan yeni bir hükümdür. 6102 sayılı TTK’nun yürürlükte olduğu dönem içerisindeki kefillere yönelik alacağın tahsili yönündeki hukuki işlemlerde bu hükmün uygulanması gerekir. Buna göre asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz.Ancak kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağından kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden sınırsız olarak sorumlu tutulabilir.Somut olaya gelince davalı kefil ................ hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilememiş, davalı icra takip tarihi itibarıyla temerrüde düşmüş olup, mahkemece bu davalı yönünden icra takibinden önceki döneme ilişkin temerrüt faizi uygulanmayacağı yönündeki gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, mahkeme hükmünün onanması gerektiğinden, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02.07.2018 gün, ██████████ E. - █████████ K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak, usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir." Davalı kefiller ... ile ... Ticaret şirketi adına çıkartılan ihtarnamelerin iade edildiği, İİK'nun 68/b hükmünün kefiller yönünden uygulnamayacağı ve TTK'nun 7/1-2.cümle maddesi birlikte nazara alındığından, bu iki kefil yönünden temerrüt tarihi takip tarihi olarak kabul edilmiştir. Bu kabul nedeniyle bu kefiller için kat tarihinden temerrüt tarihi olan takip tarihine kadar akdi faiz işletilmesi gerekmiştir. Bilimsel verilere göre hazırlanmış, teknik açıdan yeterli ve denetime açık bilirkişi raporu ile takip tarihi itibariyle davacının davalı kredi lehdarı ...'den takip tarihi itibariyle 1.041.249,31-TL asıl alacağının bulunduğu, davalı kredi lehdarı şirket ile kefiller ... A.Ş., ... A.Ş., ... ve ... yönünden takip tarihine dek temerrüt faizi, diğer davalılar .... Şti. İle ... yönünden takip tarihine dek akdi faiz talep edilebileceği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 20.maddesinde temerrüt faiz oranı açıkça kararlaştırılmamış, banka tarafından TCMB ye bildirilen en yüksek kredi faiz oranına %100 ilave ile bulunacak oranın temerrüt faizi olacağı kararlaştırılmıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları uyarınca, sözleşmede temerrüt faiz oranının açıkça kararlaştırılmamış olması halinde, lehdarın kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz oranı esas alınarak temerrüt faiz oranı belirlenmelidir.Dava ve takip konusu krediye fiilen uygulanan akdi faiz oranı %16,20 olup, bilirkişi tarafından temerrüt faiz oranı isabetli şekilde %32,40 olarak belirlenmiştir. Yukarıdaki tüm saptalamalar karşısında davacının; takip tarihi itibariyle davalılar .... Şti., ... A.Ş., ...A.ş.(yargılama sırasında ... A.Ş. İle birleşen), ... ve ...'dan 1.041.249,31-TL asıl alacak, 156.647,62 işlemiş temerrüt faizi, 7.832,38-TL BSMV i olmak üzere toplam 1.205.729,31-TL alacaklı olduğu; davalılar ... .... Şti., ile ... ...'dan 1.041.249,31-TL asıl alacak, 79.187,01-TL işlemiş temerrüt faizi, 3.959,35-TL BSMV olmak üzere toplam 1.124.395,67-TL alacaklı olduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarına %32,40 oranında temerrüt faizi işletilmesi gerektiği nazara alınarak, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davacı tarafından dosyaya süresi içerisinde ihtarname makbuzu sunulmadığından, ihtarname giderine yönelik talep yerinde görülmemiştir. Davacı alacağı likit nitelikte olupi davalılar itirazlarında haksız bulunduklarından, İİK'nun 67/2 fıkrası uyarınca davalıların hüküm altına alınan tutarın takdiren %20'si oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmaları gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine davalılar .... Şti., ... AŞ, ...AŞ(yargılama sırasında ... AŞ ile birleşen), ... ve ... tarafından yapılan itirazın (tahsilde tekerrür olmamak üzere) 1.041.249,31-TL asıl alacak, 156.647,62 işlemiş temerrüt faizi, 7.832,38-TL BSMV olmak üzere toplam 1.205.729,31-TL alacak yönünden iptali ile takibin asıl alacak olan 1.041.249,31-TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %32,40 oranında işletilecek temerrüt faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine davalılar ... .... Şti., ile ... ... tarafından yapılan itirazın (tahsilde tekerrür olmamak üzere); 1.041.249,31-TL asıl alacak, 79.187,01-TL işlemiş temerrüt faizi, 3.959,35-TL BSMV olmak üzere toplam 1.124.395,67-TL alacak yönünden iptali ile, takibine asıl alacak olan 1.041.249,31-TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %32,40 oranında işletilecek temerrüt faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alacak tutarının takdiren % 20'si oranında 241.145.86-TL icra inkar tazminatının ( davalılar ... .... Şti ile ... bu tutarın 224.879.13-TL'sinden sorumlu tutulmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı itirazları giderilmeden, ek rapor dahi alınmaksızın, denetime elverişsiz rapor üzerinden karar verildiğini, hesap kat ihtarı ve ekinde tebliğ edilen hesap özetine yasal süresinde itiraz edilmemiş olduğundan, hesap özetinde yer alan alacak tutarının İİK'nın 68/B maddesi gereğince kesinleştiğini, bu nedenle, bilirkişinin bankanın hesap kat tarihi itibariyle oluşturduğu hesap özetlerinde yer alan alacak tutarı toplamını (kredi anaparası + hesap katına kadar işlemiş faiz + BSMV) takipte asıl alacak tutarı olarak aynen kabul etmesi ve hesaplama yapması gerekirken, kanunen kesinleşen ve davalıya tebliğ edilen hesap özeti mevcutken, temerrüt tarihi itibariyle asıl alacağı yeniden tespit etmesinin ve bu hesaplamanın da hükme esas alınmasının kanuna ve sözleşmenin delil anlaşması niteliğindeki hükmüne aykırı olduğunu, hesap kat tarihi itibariyle kesinleşen hesap özetlerindeki alacak tutarının takipteki asıl alacak olarak aynen kabul edilmesi gerekirken, hesap kat ihtarnamesine konu kredinin hesap özetinde belirtilen kredi anaparasından bile düşük bir tutar hesaplandığını, nasıl tespit edildiğinin dahi raporda açıklanmadığını, davacının sözleşme hükümleri uyarınca, vadesi/taksit tarihi belirli olup da vadesinde ödenmeyen taksit tutarları ve kapitalize edilmiş ferileri toplamına gecikme/temerrüt faizi işletme hakkı bulunduğunu, takibe konu hesap kat ihtarnamesi ekinde yer alan hesap özetlerinin akdi faiz ve BSMV’si dahil 1.115.845,92 TL nakit asıl alacağı bulunduğunu, hükme esas alınan ve bilirkişi raporunda nasıl tespit edildiği dahi belirtilmeyen 1.041.249,31 TL asıl alacak tutarının yasaya ve usule aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda temerrüt faizinin tespiti başlığı altında sözleşme serbestisi ilkesi ve T.C. Merkez Bankasına bildirimimiz doğrultusunda; uygulanacağı genelgeyle bildirilen en yüksek akdi faiz oranının %100 fazlası (iki katı) oranında temerrüt faizi işletilebileceği, sözleşme serbestisi gereği davacı yanca talep edilen %45 oranındaki temerrüt faizine itibar edilebileceği belirtilmiş ise de takdiri Mahkemeye bırakılıp ve fakat %45 üzerinden ayrıca bir hesaplama yapıp Mahkeme takdirine sunulmadığını, bilirkişinin temerrüt faizinin tespitinde dayanak gösterdiği Yargıtay kararından anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin ilgili maddesi gereği temerrüt halinde bankanın uygulayacağı faizin en yüksek kredi faiz oranına %50 ilave edilerek temerrüt faizi miktarı tespit edileceğini, oysa davacı ile borçlular arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine göre temerrüt faiz oranı, Merkez Bankası’na uygulayacağını bildirdiği (faiz genelgesinde yer alan) en yüksek cari faiz olan %50 oranının %100 fazlası yani iki katı olacağını, davacı ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin ilgili hükmü gereğince, temerrüt faiz oranı, Merkez Bankası’na bildirilmiş faiz genelgesinde yer alan en yüksek cari faiz olan %50 oranının %100 fazlası yani iki katı olacağına göre, dava konusu kredi alacağına takipte uygulanacak temerrüt faiz oranının “TL” krediler için %90 olmasına rağmen, müvekkili Banka tarafından temerrüt faizi %45 olarak uygulandığını, bu nedenle, sözleşmede açık hüküm var iken "fiilen uygulanan faiz oranı %16,20'nin %100 fazlası %32,40 temerrüt faizi talep edilebileceği" yönündeki hükmün kabulünün mümkün olmadığını, temerrüt faizi oranının hesap kat tarihi itibariyle belirlendiği nazara alındığında dava konusu kredinin akdi faiz oranı değil, bankanın hesap kat tarihinde kullandırdığı diğer emsal kredilerin akdi faiz oranlarının baz alınmasının zorunlu olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı asıl borçlu ve müteselsil kefillerden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine borçlular .... Şti., ... AŞ, ... AŞ, ..., ... yönünden; 1.115.845,92 TL asıl alacak, 230.726,40 TL işlemiş faiz, 11.536,31 TL BMSV, 1.429,53 TL ihtar gideri, -74.596,61 TL tahsilat olmak üzere toplam 1.284,941,55 TL, borçlular ... ve .... Şti.yönünden; 1.115.845,92 TL asıl alacak, 81.837,35 TL asıl alacak, 81.837,35 TL işlemiş faiz, 4.091,851 TL BMSV, 1.429,53 TL ihtar gideri, -74.596,61 TL olmak üzere toplam 1.128.608,04 TL alacak bakımından 25.09.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak ....Noterliğinin 09.04.2019 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve eki hesap özeti, kredi sözleşmelerinin gösterildiği, ödeme emrinin 27.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar tarafından 02.10.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı banka ile davalı asıl borçlu.... Şti.arasında 13.04.2013 tarihinde 4.000.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacı banka tarafından akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı asıl borçluya ticari kredi kullandırıldığı, diğer davalıların bu sözleşmeye aynı limitle müteselsilen kefil olduğu görülmektedir. TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut olayda davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine davalı asıl borçlu ve müteselsil kefil olan davalılar aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile davalı asıl borçlu.... Şti.arasında 13.04.2013 tarihinde 4.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların bu krediye müteselsil kefil oldukları, davalı müteselsil kefillerin 4.000.000 TL limitle sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, bu bilgilere göre TBK'nın 583/1 maddesine göre davalıların müteselsil kefaletinin geçerli olduğu, genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı asıl borçlu şirketin kullandığı ticari kredi taksitlerinin geri ödeme süresi içinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından 09.04.2019 tarihi itibariyle kredi hesabı kat edilerek ....Noterliğinin 09.04.2019 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesinin davalı asıl borçlu, davalı müteselsil kefillere gönderildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, İİK'nın 68/B maddesi gereğince tebliğ edilen hesap özetinin kesinleşmesi sebebiyle hesap özetindeki alacağın esas alınması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, dava İİK m.67 gereğince açılmış itirazın iptali davası olduğunundan, davacı vekilinin İİK m.68 de düzenlenen itirazın kaldırılmasına dair maddeye yönelik iddiaları iş bu davanın konusunu oluşturmadığından tartışma konusu yapılmamıştır. Davalıların kat ihtarına cevap vermemiş olması iş bu davada ihtarın içeriğini kabul etmiş sayılması sonucunu doğurmayacaktır. İİK m.68/b maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen düzenleme İİK m.68 gereğince açılan itirazın kaldırılmasına dair yargılamada değerlendirilecektir. Bilindiği üzere, itirazın iptali davasında borçlu itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın savunmada bulunabilmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin somut davada uygulanma yeri bulunmayan maddeye ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olup banka kayıtları üzerinde ve dosya kapsamı itibariyle inceleme yapıldığı, bu kapsamda alacağı tespit edildiği anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince temerrüt faizinin %45 olarak uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı ve sözleşme faiz oranı da belirlenmemiştir. Bu nedenle, hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faizin %16,20 olduğu belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 22. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %100 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nın 02.05.2019 tarih ve ███████-1650 Esas, ████████ Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 16.01.2017 tarih ve █████████ Esas ████████ Karar, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 26.04.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamları da bu yöndedir). Bu açıklamalara göre somut olayda, davacı bankanın esasında fiilen uygulamadığı bir faiz oranı üzerinde talepte bulunmasının, kredi sözleşmesinde bir oran belirlenmemesi nedeniyle kredinin kapatıldığı tarihte fiilen uygulanan akdi faiz oranı olan yıllık %16,20 oranının esas alınarak sözleşmedeki yüzde yüz fazlası hükmüne göre temerrüt faizinin yıllık % 32,40 olarak belirlenmesi usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.