Anahtar kelimeler: Ortada Görüşü Teşebbüs Öldürmeye İstemlerinin Edenlerin Kasten Edilebilir Oldukları Sayılan
1. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
SUÇ
: Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜMLER
: İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozma
Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan verilen "hüküm kurulmasına yer olmadığına" dair kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/1. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığı ve bu itibarla ortada temyizen incelenebilecek hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile;
a.Sanık ... hakkında ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 29, 62... . maddeleri uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b.Sanık ... hakkında ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29, 62... . maddeleri uyarınca 6 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 06.03.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik, sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık ... ve müdafinin temyiz sebepleri özetle; sanığın atılı suçtan beraat etmesi gerektiğine, meşru savunmaya, haksız tahrik indiriminin üst hadden uygulanması gerektiğine, kastın yokluğuna ilişkindir.
2. Sanık ... ve müdafinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunmaya, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğinden beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1.Dosya kapsamı itibariyle, olay tarihinde sanık ...'ın av tüfeği ile önce bir el havaya, ardından mağdur ...'e doğru birden fazla ateş ettiği ancak ...'in konutuna girerek yaralanmadan kurtulduğu, ...'in de konutundaki av tüfeği ile penceresinden birden fazla kez doğrudan ...'ı hedef alıp ateş ederek yaralanmasına sebebiyet vermiş olduğu olayda tebliğnamedeki sanık ... hakkında silahla tehdit suçundan, sanık ... hakkında da kasten yaralama suçundan cezalandırılması içeren görüşlere iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin olmadığı, eylemlerin sanıklar tarafından birbirlerine yönelik kasten gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eylemlere uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, meşru savunma hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, haksız tahrik indirimlerinin uygulanmasında ve uygulanan indirim oranlarında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından sanıklar ve müdafilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) nolu paragrafında açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 06.03.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında sanıklar ve müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sanık ... yönünden oy birliğiyle, sanık ... yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.03.2026 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
İlk derece mahkemesinin ve Dairenin kabulüne göre, olay tarihinden bir gün önce müşteki sanık ... ile müşteki sanık ...'ın tartıştıkları, çıkan tartışmada müşteki sanık ...'in müşteki sanık ...'ı bıçakla yaraladığı, olay günü olan olan 17.06.2019 tarihinde müşteki sanık ... ikametinin önünde müşteki sanık ..., tanıklar ... ve ... ile birlikte oturdukları sırada, müşteki Sanık ...'ın bir el havaya ateş ettiği, daha sonrasında ... tüfekle ...'in ikametinin önüne gelerek yaklaşık 11-12 metre mesafeden ...'i hedef alarak ateş etmeye başladığı, bu sırada ikamette bulunanların evin içine kaçtığı, ...'in de evinden aldığı tüfekle ...'ı hedef alıp ateş etmeye başladığı, ...'ın tüfeğinden çıkan saçmaların herhangi birine isabet etmediği, ...'in tüfeğinden çıkan saçmaların ...'a isabet ederek ...'ı basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaraladığı olayda sanık ...’in meşru savunma koşulları altında fiili işlediği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.
Meşru savunma, 5237 sayılı TCK'nın birinci kitabının, ikinci kısmının, "Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler" başlıklı ikinci bölümünde, 25. maddenin 1. fıkrasında; "Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez" şeklinde bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre, meşru savunmanın kabulü için saldırının "korunmaya değer nitelikteki herhangi bir hakka yönelmiş olması" yeterli görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında "Bir kimsenin ağır ve haksız bir tecavüzü kendisinden veya başkasından uzaklaştırmak amacı ile gösterdiği zorunlu tepki" olarak tanımlanan meşru savunma; bir kimsenin, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakkı hedef alan, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı, saldırı ile eşzamanlı olarak hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde, kendisinden veya başkasından uzaklaştırmak mecburiyetiyle saldırıda bulunan kişiye karşı işlediği ve hukuk düzenince meşru kabul edilen fiillerdir. Hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. 1- Saldırıya ilişkin şartlar: a) Bir saldırı bulunmalıdır. b) Bu saldırı haksız olmalıdır. c) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur. d) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır. 2- Savunmaya ilişkin şartlar: a) Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır. b) Savunma saldırana karşı olmalıdır. c) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır.
İddia makamının mütalaası ve tanık beyanları dikkate alındığında somut olayın; sanık ... ve beraberindekiler olay yerine geldikten sonra sanık ...'ın av tüfeği ile uzun sayılamayacak mesafeden bir çok kez ...'yı hedef alarak ateş etmeye başlaması, bu silahlı saldırı üzerine Sanık ...’in arkadaşlarıyla evin içine kaçmalarına rağmen, sanık ...’ın evin kapı ve pencere bölgesine tüfekle ateş etmeye devam etmesi, ...'nın da bu saldırıya karşılık evde bulunan av tüfeği ile ...'a 4-5 el ateş etmesi şeklinde gerekçeleştiğinin anlaşılması karşısında sanık ...’in karşı taraftan kaynaklanan haksız saldırıyı def etmek zorunluluğu altında silahı kullandığı ve bu nedenle meşru savunma hakkı kapsamında yaralama fiili işlediği kabul edilmelidir. Zira söz konusu olayda sanığın yaşam hakkına yönelik ve o anda gerçekleşen haksız bir saldırının varlığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle sanığın verdiği tepkinin, maruz kaldığı saldırıyı uzaklaştırmak ve kendilerini korumak amacıyla verdiği doğal ve zorunlu bir refleks kabul edilmelidir. Ayrıca tüfekle yaşam hakkına yönelik bir saldırıya yine tüfekle karşılık verilmesi durumunda saldırı ve savunma arasında orantı bulunduğu kabul edilmelidir. Yine tüfekle yapılan saldırı sanığın vücut bütünlüğüne yönelik olduğundan, saldırganın vücut bütünlüğüne zarar verilmesi halinde, saldırıya uğrayan hukuki değer ile korunan hukuki değer arasında orantı olduğu kabul edilmelidir. Üstelik sanık ... basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yarlanmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, her ne kadar ilk derece mahkemesi “Müşteki sanık ...'ın ...'in ikametinin önüne av tüfeğiyle gelerek ateş etmesinin ardından müşteki sanık ... de evden aldığı av tüfeğiyle ...'a ateş etse de , ilk haksız hareketin olay tarihinden bir gün önce ...'ten geldiği, ...'ın kendisine 3 el ateş etmesine rağmen ...'in 7 el ateş ettiği de gözetildiğine orantılı bir savunmadan bahsedilemeyeceği, zira ...'in de olay günü suçta kullandığı av tüfeğini ...'dan alarak evinde tüfekle hazır olarak beklediğinin müşteki sanık ...'nin beyanlarıyla sabit olduğu ve olayın karşılıklı olarak silahlı çatışma şeklinde gerçekleştiği anlaşıldığından, sanık ... bakımından meşru savunmanın şartları oluşmadığından müşteki sanık ... hakkında TCK'nın 25/1 maddesi hükümleri uygulanmasına yer olmadığına,” şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında meşru savunma hükümlerinin uygulanmayacağına karar vermiş olsa da, daha önce yaşanan olayın sona ermiş olmasına rağmen sanık Mercan’ın tüfekle sanık ...’in yaşam hakkına yönelik yeni bir saldırı başlatmış olması yanında, sanığın bir saldırı ihtimalini öngörerek kendi savunma amacıyla silah temin etmesinin meşru savunmadan yararlanmama gerekçesi yapılamayacağı hususları dikkate alındığında, sanığın yaşam hakkına yönelik gerçekleşen ve devam eden silahlı bir saldırıyı defetmek zorunluluğu karşısında, silahıyla saldırgana karşı yaptığı savunmanın saldırı ile orantılı olduğu ve bu nedenle sanığın meşru savunma hükümlerinden yaralanması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!