Anahtar kelimeler: Davayatakibe Fonunun Tmsfye Tmsf İştigal Taş Birleşmesine Satılması Eskişehir Aşye

T.C.
İSTANBUL2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İTİRAZIN İPTALİ (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: 07.08.2025KARAR TARİHİ
: 01.06.2026Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde görülen açık yargılaması sonunda:GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ... A.Ş.’nin iştigal konusu, ‘Bankaların, katılım bankalarının ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıkların satın (devir) alınması ve satılması’ faaliyeti olduğunu, ayrıca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun iştiraki olduğunu, Davaya/takibe konu alacak öncelikle ... Bankası A.Ş. ile birleşen ... A.Ş. Tarafından 28.12.2001 tarihinde TMSF'ye devredildiğini, TMSF ise alacağı, 10.03.2006 tarihinde ...A.Ş’ye devrettiğini, ...A.Ş.'nin, 06.03.2017 tarihinde müvekkil şirket ... A.Ş. ile birleşmesine karar verildiğini, Eskişehir Bankası T.A.Ş. Sefaköy Şubesi ile... Ltd. Şti. arasında tanzim olunan ekli kredi sözleşmesi ile dava dışı borçluya krediler kullandırılmış olup davalının da işbu kredi sözleşmelerinde müşterek müteselsil borçlu ve kefil konumunda olduğunu, davalı/borçluların sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ifa etmemesi üzerine, kredi kullandıran banka tarafından kredi hesabı Bakırköy ... Noterliği'nin 15.12.1997 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi kat edilmiş olup hesap kat ihtarnamesi davalıya 20.12.1997 tarihinde tebliğ edildiğini, böylelikle alacağın tamamı muaccel hale geldiğini, 31.05.2013 tarihinde davalılar hakkında davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... (Eski:..) sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, bahse konu borçluya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmiş olup borçlunun haksız itirazları ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı-borçlu likit ve genel kredi sözleşmesi ve ihtarname ile sabit olan borçlarını haklı bir sebepleri olmaksızın ödemeyerek icra takibi yapılmasına sebep olduklarını, takibe konu borcun ödendiğine, ertelendiğine veya başka bir nedenle ortadan kalktığına dair bir belge sunmaksızın da afakî bir şekilde borca itiraz ettiklerini, bu durumda ekteki belge ve kayıtlar karşısında, davalı-borçluların itirazlarında haksız ve kötü niyetli olduğu, bu itirazın takibi sürüncemede bırakmak maksadı ile yapıldığının açıkça anlaşıldığını, davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün...(Eski:...) sayılı dosyasına yapmış olduğu borca ve tüm ferilere yönelik itirazın iptali ile ile takibin asıl alacak, BSMV ve asıl alacağa yıllık % 27,5 oranından az olmamak üzere değişen oranlarda temerrüt faizinin iki katı faiz oranı uygulanmak suretiyle devamına, davalılar aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacı şirkete karşı borcunun bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, alacağın TBK. Gereğince 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu, ihtarnamenin tebliğ edildiği 15.12.1997 tarihi dikkate alındığında alacağın zamanaşımına uğradığını, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunun 141. Maddesi'ne göre zamanaşımının 20 yıl olduğunun iddia edildiğini, bu halde dahi alacağın zamanaşımına uğradığını, 31.05.2013 tarihinde yapılmış olan icra takibine de itiraz ettiğini, ayrıca itirazın iptali davası açısından hak düşürücü sürenin de geçtiğini, davalı şirkete her hangi bir borcunun bulunmadığını, alacağa konu edilen teminat senedinin bankaya teminat amaçlı olarak verildiğini, iş bu teminat senedini kullanmak için o tarih itibarıyla borç altına girmesinin söz konusu olmadığını, bunun dışında bankadan her hangi bir kredi kullanmadığını, bankayla son hesap kesim işlemi yapıldıktan sonra bankaya borcu bulunmadığını, ayrıca davacı tarafından sunulan evraklarda her hangi bir tutar yer almamaktayken takip tutarının neye göre göre belirlendiğinin de anlaşılmadığını, alacak bulunmadığı gibi tutarın nasıl belirlendiğinin de muallakta olduğunu, boş olarak imza attığı Umumi Kredi Taahütnamesindeki alacak kısmının hukuka aykırı olarak sonradan doldurulduğunu, aleyhine başlatılan icra takibi ve yapmış olduğu itiraz sonucu açılmış bulunan iş bu itirazın iptali davasının haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava; bankacılık işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında genel olarak kredi ve kefalet ilişkisinin varlığının kabul edildiği, çözümlenmesi gereken sorunun, alacağın hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle talep edilebilip edilemeyeceği, davacı varlık yönetim şirketinin davalıdan banka kredisi nedeniyle alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Davacı, İstanbul ... İcra Dairesi’nin... (Eski:...) sayılı dosyası ile 06.06.2013 tarihinde, borçlular dava dışı ...Ltd. Şti. İle davalı aleyhine, dava konusu kredi sözleşmesine dayanarak 5.616,62.-TL asıl alacak, 71.141,52.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 76.758,14.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattıktan sonra (Örnek No:7) ödeme emrinin borçlu/davalı...'e 31.05.2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu/davalının 01.06.2017 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiğini, borcun zamanaşımına uğradığını belirterek borca itiraz ettiği, takibin durduğu, davacının da 07.08.2025 tarihinde 76.758,14.-TL üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Hak Düşürücü Süre Yönünden;6098 sayılı TBK'nin m.598/f.3 hükmüne göre, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet,buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar.6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun m.1.hükmüne göre kural olarak,"TBK'nin yürürlüğü girdiği tarihten itibaren önceki fiil ve işlemlere bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise uygulanması gerektiği ancak temerrüt, sona erme ve tasfiye konularında TBK'nin uygulanacağı" düzenlemesi getirilmiştir.6101 sayılı Kanunun m.5 hükmüne göre," TBK'nin yürürlüğü girmesinden önce başlamış hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri eski kanun hükümlerine göre tabi olmaya devam eder, ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmı TBK'de öngürülen süreden uzun ise yürürlüğünden başlayarak TBK'de öngörülen sürenin geçmesiyle hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur."6101 sayılı Kanunun m.5/f.2 hükmüne göre, "TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar, ancak bu ek süre TBK'de öngörülen süreden daha uzun olamaz."6101 sayılı Kanunun m.6 hükmüne göre ise "Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'de öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır."6101 sayılı kanunun 6.maddesinin gerekçesinde de; "süreye bağlı hak" ile "hak düşürücü süre"lerin farklı kavramlar olduğu, süreye bağlı haktaki sürenin, kanunda bu hakkın varlığını sürdürmesi için öngörülmüş olan bir süre olduğu, "süreye bağlı hak"taki sürenin, ne zamanaşımı süresi ne de hak düşürücü süre olduğu, bu nedenle de Türk Borçlar Kanununda süreye bağlı haklar için öngörülen süreler hakkında 5 inci maddesinin kıyas yoluyla uygulanacağı ve hak sahibinin, bir yıllık ek süreden yararlanabileceği..." vurgulanmıştır.Yukarıdaki yasal düzenlemeleri somut olay yönünden değerlendirmek için öncelikle TBK ile ilk kez getirilen on yıllık kefalet süre sınırlamasının hukuki niteliğinin saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır.Konu ile ilgili öğretide ortaya konan görüşlere göz atacak olursak;"...on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için kesilme ve durma söz konusu olmaz. on yıllık sürenin tamamlanması ile birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği ortadan kalkar).. Kefalet süresinin dolduğu yargıç tarafından görevinden ötürü göz önünde tutulur.." (Prof.Dr. C.Yavuz Borçlar Hukuku s.1472 vd)"... on yılın geçmesi ile borç kendiliğinden ortadan kalkar, kefalet için getirilen yasal en yüksek (azami) süreye ilişkin düzenleme başka bir hiçbir hukuk sisteminde bulunmamaktadır. Amaç, kefili belli bir süre geçtikten sonra kefillik bağından kurtarmaktır..." (Nihat Yavuz, Kefalet Sözleşmesi s.3085 )"... Kefilin sorumlu tutulabileceği on yılık süre kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlar... on yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığına göre kesilme ve durma da söz konusu olmaz..." (Doç. Dr. Burak Özen Kefalet Sözleşmesi s. 578 vd)"... Yeni Borçlar Kanununda sona ermeyle ilgili emredici nitelikte hükümler varsa bunlar -sözleşmede örneğin feragat ile ilgili hüküm olsa da olmasa da - █████/2012 tarihinden sonraki sona ermelerde uygulanacaktır... (kefalet sözleşmesinde ) on yıllık süre daha önce sona ermiş ise yürürlük yasasının 5.maddesi göz önünde tutulacaktır... Gerçek kişilerin verdiği kefaleti sona erdiren on yılın hak düşürücü süre olarak kabul edilip edilmemesi 5. maddenin uygulanması bakımından farklı sonuçlar verecektir...Hak düşürücü süre olarak kabul edilirse █████/2012 tarihinden önce on yılı dolduran kefaletlerde alacaklı 5.maddenin tanıdığı bir yıllık ek süreden yararlanacak ve █████/2013 tarihine kadar kefili dava edebilecektir...(Prof. Dr. Seza Reisoğlu-TBK'nin Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun Bankacılık İşlemleri Açısından Değerlendirilmesi- İstanbul, █████/2012-Türkiye Bankalar Birliği Yayını)"....6101 sayılı TBKYUŞHK'nın 5/2.maddesine göre TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanır. Aynı Kanunun 6. maddesine göre bu kanunun 5.maddesinin uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.(...) Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde 01.07.2012'den önce kurulmuş bulunan gerçek kişilerin kefil olduğu kefalet sözleşmeleri derhal on yıllık süreye tabi olur(...) bu tarihten önce on yıllık süre dolmuşsa (...) alacaklı 01.07.2013 tarihine kadar kefili takip edebilecektir.Bu tarihte ise kefalet sözleşmesi hükümden düşer...."(Y.Doç.Dr.Serkan Ayan-Kefalet Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu)"...TBK m.583/f.3 hükmüne göre on yıllık sürenin başlangıcı,kefalet sözleşmesinin kurulma anı olacaktır...."(Yrd.Doç.Dr.Özlem Acar, Türk Borçlar Hukukunda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi, İstanbul, 2015 )Davalı gerçek kişilerin, dayanak sözleşmeleri kefil olarak imzaladığı tarihin 16.12.1997 hesap kat ihtarnamesinden önce olması nedeniyle 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK m. 598/f.3 hükmünün incelendiğinde; sözleşmenin imzaladığı tarih ile icra tabinin başlatıldığı 06.06.2013 tarihi arasında 10 yıllık süre dolmuştur.6101 Sayılı Kanunun 5/2. maddesinde Türk Borçlar Kanunu ile hakdüşürücü sürenin ilk defa öngörülmesi ve bu sürenin kanunun yürürlüğünden önce dolmuş olması halinde hak sahiplerine yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanabilme imkanının getirildiği anlaşılmaktadır.O halde somut olay açısından 6098 sayılı TBK ile düzenlenen sürenin mevcudiyeti, bu sürenin TBK'nın yürürlüğe girmiş olduğu tarih itibariyle dolmuş olması karşısında davacı hak sahiplerinin, TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren bir yıllık ek süreden yararlanmaları mümkündür. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıllık süre 01.07.2013 itibariyle dolmaktadır. Davalı gerçek kişilere yönelik olarak bu davaya esas icra takibi 06.06.2013 tarihi itibariyle hak düşürücü süre dolmadan başlatılmıştır. Yine borca İtiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğ edildiğine dair bir belgeye de rastlanmadığından davanın 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilmiştir.Bu nedenle davalılar vekilinin hak düşürücü süre itirazı yerinde görülmemiştir.Zamanaşımı Def'i Yönünden;Dava konusu kredi ve kefalet sözleşmesinin 16.12.1997 öncesinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.Bankacılık Kanunu 132/8 maddesi gereğince TMSF tarafından devralınan fon bankalarının alacakları fon alacağı niteliğindedir. Eskişehir Bankası A.Ş. ile birleşen ....A.Ş. Tarafından 28.12.2001 tarihinde TMSF'ye devredilmiştir.26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanunun 27. maddesiyle 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesiyle, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıl olmuştur. 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanunun 141. maddesinde de Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu hükme bağlanmıştır. 5411 sayılı Kanunun geçici 16. maddesinde ise 141. maddede öngörülen 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olduğu belirtilmiştir. Bu durumda 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. madde ile bu tarihte on yılını doldurmamış tüm fon alacaklarının zamanaşımı süresi 20 yıla uzamıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 gün ███████ E. ████████ K. sayılı ilamı ile Bankacılık Kanunu'nun 141.madde hükmü iptal edilmemiş, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 16. maddesine ilişkin esas incelemenin "zamanaşımı" sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasına ve bu maddede yer alan "zamanaşımı" sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir (Aynı yönde bakınız. Yargıtay 19 HD. █████████ E. █████████ K). Davaya ve takibe konu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacı (devirden önce ... A.Ş.), 30.10.1998 tarihli ihtarnameyi göndererek hesap kat ihtarında bulunmuş, alacak bu tarih itibariyle muaccel olmuştur. Yukarıda açıklanan zamanaşımı süreleri ve tarihler dikkate alındığında, davaya konu alacağın 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesinin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinde on yıllık zamanaşımı süresini doldurmadığı ve bu nedenle zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı anlaşılmaktadır. İcra takibinin bu 20 yıllık süre dolmadan 06.06.2013 tarihinde başlatıldığı, 6098 sayılı TBK.nun 154/2 maddesi (Mülga 818 sayılı BK.nun 133.maddesi) gereğince zamanaşımı süresinin kesildiği ve bu tarih itibariyle tekrar işlemeye başladığı, davanın açıldığı 07.08.2025 tarihinde de 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmış, davalının zaman aşımı itirazlarının reddine karar verilmiştir.Mahkememizce alınan 25.03.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Davacı bankanın davalı müteselsil kefil...'den takip tarihi olan 31.05.2013 tarihi itibariyle; 5.616,62.-TL asıl alacak, 71.141,52.-TL işlemiş faiz (GKS) olmak üzere toplam 76.758,14.-TLalacaklı olduğu, takip ile talep 31.05.2013 tarihinden itibaren 5.616,62 TL asıl alacak üzerinden yıllık % 27,50 Temerrüt faizi uygulanması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.... A.Ş. İle dava dışı asıl borçlu ...Ltd. Şti. arasında bila tarih ve 8.500,00 TL (Eski; 8.500.000.000,- TL) limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'in de bu sözleşmeye 8.500,00.-TL (Eski; 8.500.000.000,- TL) kefalet limiti ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda zaten tartışma bulunmamaktadır.Müteselsil kefiller temerrüt tarihleri itibariyle imzalamış oldukları kefalet limitleri ile sınırlı ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumlulukları nedeniyle kefalet limitleri dahilinde sorumludurlar.Dava dışı ... A.Ş. Sefaköy Şubesi Bakırköy ... Noterliği'nin 15.12.1997 tarih ve ...yevmiye nolu kat ihtarnamesi ile; Dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti. İle davalı ...'in kefaletiyle 11811-390.5 No.lu senet mukabili kredi hesabı 15.12.1997 tarihi itibariyle kat edildiği, bu güne kadar itiraz edilmemiş 30.09.1997 tarihli dönem hesap özetlerine o tarihten bugüne tahakkuk eden ve etmesi gereken faiz, komisyon, fon ve gider vergisi ile sair masrafların ilavesiyle oluşan borç tutarının 15.12.1997 tarihi itibariyle 6.630,19 TL (Eski; 6.630.189.579.- TL) ye eriştiği, ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir (1) gün içerisinde bankaya nakden ödenmesini, temerrüde düşen bankamız alacağı için % 213 üzerinden temerrüt faizi uygulanacağı ihtar edilmiştir. İhtarname; Asıl borçlu ... Ltd. Şti.ne "işyeri kapalı olduğundan işyeri komşusu ...'ya 19.12.1997 tarihinde tebliğ edildi" şerhiyle, müteselsil kefil davalı ...'e "Birlikte oturan ... imzasına" şerhi ile 20.12.1997 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamelerin Cuma ve Cumartesi günleri tebliğ edilmiş olduğundan, muhatapların 1 iş günü sonrası 23.12.1997 tarihinde temerrüde düşmüş oldukları anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda alacaklı bankanın 6.777,53.-TL asıl alacaklı olduğu, bu tutarının kefalet limiti olan 8.500,00.-TL içerisinde kaldığı, işlemiş faiz tutarının tespit edilmiştir. Ancak, alacaklı banka 5.616,62.-TL asıl alacak üzerinden takip başlattığından, taleple bağlı kalınarak bu miktar üzerinden yapılan faiz hesabı ile alacaklı bankanın 71.210,19.-TL işlemiş faiz talep edebileceğinin belirlendiği ancak icra takibinde 71.141,52.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 76.758,14.-TL talep edildiği anlaşıldığından bu miktar üzerinden davanın kabulü ile itirazın iptaline, 5.616,62.-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 27,50 oranında temerrüt faizi uygulanmasına ve davacı lehine likit olan alacak toplamı üzerinden % 20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davanın KABULÜNE,Davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...(Eski:..) sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN İPTALİNE,Takibin DEVAMINA,Asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 27,50 oranında temerrüt faizi UYGULANMASINA,İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (76.758,14.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 15.351,62.-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,1-Alınması gereken karar ve ilam harcı 5.243,34-TL olup, peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.627,94-TL harcın DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 1.010,00-TL, bilirkişi ücreti 12.000,00-TL'den oluşan 13.010,00-TL yargılama gideri ile 615,40-TL başvuru harcı, 615,40-TL peşin harç toplamı 14.240,80-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE,3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,5-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,Dair, davacı vekili ve davalı asilin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026KATİP - HAKİM -¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır