Anahtar kelimeler: Konusualacak Sektöründe Satımdan Üretilen Yanca Tekstil Baskı Şekil Gösterdiğini İşi

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:████████
KARAR NO
:████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2021
NUMARASI
:████████ Esas, █████████ Karar
DAVANIN KONUSU
:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Dava; alacak talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkili şirketin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin de tekstil sektöründe baskı işi yapan bir şirket olduğunu, davalının üretilen ürünler üzerine gerek şekil veya gerekse ürünün markasının baskısını yaptığını, davalı ile müvekkili şirket arasında aynı şekilde çok fazla çalışma olduğunu, davaya konu olan üretim dışında hiçbir problem yaşanmadığını, müvekkili şirketin .... şirketi tarafından fason üretilmek üzere siparişini aldığını, alınan sipariş üzerine ürünlerin üretildiğini, davalıya baskı yapması için gönderildiğini, davalı tarafından da ürünler üzerine baskı yapıldığını, davalı tarafından tişört ve sweatshirt’ler üzerine yapılan baskılardın yapılması sırasında ve her bir üretimden sonra test yapılması gerekmekte olduğunu, üretimin her aşamasında ve her bir parti üretimde, test yapılması, yapılan test sonucunda boya akması, boya taşması ve diğer problemlerin olup, olmadığının kontrol edilmesinin gerektiği, davalının basiretli tacir gibi davranarak her bir parti üretimde bu testlerin yapılmasını sağlamak ve yapmakla, test sonucu olumlu olduğu takdirde de üretime devam etmek ve test sonucu olumsuz ise hemen üretimi durdurmakla yükümlü bulunduğunu, davalı ise bu kurala riayet etmeden üretim yaptığını, netice olarak ortaya hatalı ve yıkama sonrası renk değiştiren boya salan ürünler çıktığını, müvekkilinin bu durumdan İtalya’dan gelen mail üzerine haberdar olduğunu, durumun hemen davalıya iletildiğini, davalıda yapmış olduğu inceleme sonrasında hatasını kabul ettiğini, hatası sonrasında meydana gelen hasarı telafi edeceğini beyan ettiğini, aradan geçen sürede ise bu hasar miktarını telafi etmediğini, hatalı olan ürünler İtalya’ya gitmiş olduğundan, o ürünlerin geri getirtilmesi ve yenisinin üretilerek gönderilmesi daha pahalı bir maliyet getirdiğinden, müvekkili İtalya şirketi ile görüşmeler yaptığını, İtalya şirketi bu ürünlerin bu hali ile satışının mümkün olmadığını ve ancak iade kabul edilmeyecek şekilde, defolu ürün olarak satılmasının sağlanmasının mümkün olduğunu belirttiğini ve müvekkili şirketten ürün bedeli olan 130.000 Euro bedeli talep ettiğini, müvekkili şirket zararı minimuma indirmek amacı ile görüşmeler yaptığını, 3-4 kez İtalya’ya temsilci göndermek zorunda kaldığını, netice olarak ürünlerin defolu olarak satılması konusunda İtalyan şirketi razı edebildiğini, İtalyan şirketi Markasının itibarının zedelenmesi sebebi ile bu duruma önce razı olmamış ise de, müvekkilinin uzun çabaları sonucunda razı olmduğunu, bunun karşılığında ise müvekkili şirket İtalyan şirketine ... numaralı fatura ile göndermiş olduğu ürünler toplamından %50 oranında (17.335,50 Euro) indirim yapmak zorunda kaldığını, ... numaralı fatura ile sattığı ürünlerden bir tanesinde %100 olmak ve diğerlerinde %50 olmak üzere (41.724,00 Euro) indirim yaptığını, ... numaralı fatura ile sattığı ürünlerden de %50 oranında ( 13.677,00 Euro) indirim yaptığını, bu indirimler müvekkilinin maddi zararını oluşturduğunu, bunun dışında müvekkilinin ticari itibarını zedelendiğini, manevi olarak da zarar görmüş bulunduğunu, müvekkilinin uzun süre zararın giderilmesi için davalı şirket yetkilisinin sözünde durmasını beklemiş ise de zarar giderilmediğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının kusuru neticesinde meydana gelen zarar sebebi işe şimdilik 10.000 Euro’nun (Dava değeri 89.000-TL), TCMB’nın yabancı paraya uyguladığı en yüksek avans faizi ile tahsiline, masraf ve ücreti vekaletin davalı uhdesine yazılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davacı dava dilekçesinde ayıp iddiasında bulunuşsa da müvekkili ile yaklaşık 5 yıl çalışan davacının hangi sevk tarihli , hangi üretimi için ayıp iddiasında bulunduğu dava dilekçesinde açıklanmadığını, davacı yanın ayıp ihbarı olmadığını, davacı teslim aldığı günleri 8 gün içinde muayene etme ve varsa ayıp ihbar etme edimlerini yerine getirmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin üretimlerinde hiç bir zaman ayıp söz konusu olmadığını, davacının 24.08.2019 tarihine kadar müvekkili ile çalışmaya devam ettiğini, müvekkili üretiminde bir ayıp olmadığı çalışmaya devam edilmiş olması ile de ispatlı olduğunu, MüvekkilinİN tüm numune üretimlerine davacının onay verdiğini, müvekkilinin her üretimden önce numune baskı yaptığını, numune baskıları müvekkili kendi iş yerinde kalite kontrole tabi tuttuğu gibi davacı yanda ayrıca kalite kontrol yaptırmak amacı ile numune ürün alıp götürdüğünü, davacı kendi iş yerinde yada 3. Kişi test firmalarında kalite kontrolleri yapmakta ve sonuç olarak numuneye onay vermekte ve onay sonrası üretim başladığını, müvekkili numuneleri ile ilgili davacıdan hiç bir zaman olumsuz kalite kontrol test dönüşü yapılmadığını, müvekkilinin hiç bir zaman onay verilmeden kendiliğinden bir üretim yapmadığını, ...' ün işten ayrılması sonrası bu kere davacı çalışanı ... müvekkili şirkette görevlendirildiğini, aynı çalışmayı ... yürüttüğünü, davacı çalışanı ... 'ü işten çıkartmış olup Bakırköy 26. İş Mah. █████████ E. Sayılı dosya ile huzurdaki davaya konu aynı zararının tazmini için tazminat davası açtığını ,işbu davanın mükerer dava niteliğinde olduğunu, ayıp olduğuna dair davacı yanca hiç bir delil/ test sonucu-mahkeme kararı /tespiti sunulmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. Mahkemece; Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık davacı şirkete ait tekstil ürünleri üzerinde baskı işlemi yapan davalının hatalı işlemleri nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı ve bu zararın davalı tarafından giderilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.SMMM ... ile Tekstil Mühendisi ... tarafından hazırlanan tarihli raporda ; "Davacı tarafın dava konusu döneme ait 2018-( 2019 yılı beratları görülmemiştir) hesap yılı defterlerinin e- defter olarak usulüne uygun tutulduğu, Envanter defterinin noter açılış onayının süresinde yapıldığı, ..., mali mühürlerinin tamamının süresinde alındığı, davalı tarafın incelenen 2018 ve 2019 hesap yılı defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulduğu, (2019 yılı yevmiye kapanış noter onayı görülmediği) noter açılış ve kapanış onaylarının süresi içinde yapıldığı, incelenen taraf defter ve belgelerindeki muhasebe kayıtlarının örtüştüğü, 2019/8 dönem itibarı ile tarafların cari hesaplarının 0 (sıfır) olduğu,( her ne kadar davalı tarafın; cevap dilekçesinde 208.659,09 Tl çekin bankada, çekilmiş gibi yapılarak davacı hesaplarına yatırıldığı iddiasının bulunmasına karşılık, iş bu çekin kendi kayıtlarında da mevcut olduğu,
taraflar arasında müphem kalan hususların bulunduğunun düşünüldüğü) ancak; taraflar arasında ticari temel ilişkinin ikrar edildiği, davalı tarafın faturalara süresinde itirazının bulunmadığı, tarafların Ba/ Bs formlarını süresinde Vergi Daireleri'ne verdiği, bilirkişi incelemesine ayıplı olduğu iddia edilen ürünler sunulmadığından, ayıplı olduğu iddia olunan ürünlerin ayıplı olduğunu gösteren tarafsız kişi veya kurumlarca düzenlenmiş tespit raporu da dosyaya sunulmadığından davacının ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu'' hususu belirtilmiştir.
Davacı tarafın söz konusu ayıp iddiasına ilişkin somut delil sunmaması, bilirkişiye ayıplı ürün numunesi sunmaması, ayıp iddiasına ilişkin tespit olmaması, davacının ürünü sattığı dava dışı şirketin davalıdan gelen ürünlerde ayıp olduğuna dair resmi bir tespitinin olmaması karşısında ve bilirkişi raporu düzenlendikten sonra ürün sunmak istemesinin de önceden verilen süreye rağmen süresinde sunulmaması davalının muvafakatinin olmaması karşısında numune sunulmasının kabul edilmemesi nedeniyle davacını ayıp iddiasını ispat edemediği kabul edilmiş bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, ayıplı ürün iddiasına dayalı davada ayıplı ürünler üzerinde inceleme yapılmadan karar verilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece oluşturulan █████/2021 tarihli ara karar ile ürünler üzerinde yerinde inceleme talep edilmesi halinde ödenmesi gereken miktar ödendiği halde, bilirkişilerce yerinde inceleme yapılmamasının sonucunun taraflarına yüklenmesinin doğru olmadığını, delil listemizde ayıplı ürünler üzerinden inceleme talep edilmişken, ayıplı ürün incelemesi yapılmadan karar verilmesinin mümkün olmadığını, mahkeme kararı sadece ürün ibraz etmemeye dayalı bulunduğundan ve dayandığımız ve yerinde inceleme için ücretini ödediğimiz delilin incelenmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, taraflar arasında fason üretim ve baskı işine dayalı ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafından üretilen ürünlerde yıkama sonrası boya akması ve renk değişimi meydana geldiğini, bu nedenle ürünlerin ayıplı olduğunu, yurtdışına gönderilen ürünlerin indirimli satılmak zorunda kalındığını ve zarara uğranıldığını belirterek zarar bedelinin tahsilini talep etmiştir.Davalı, davacının iddialarının somutlaştırılmadığını, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını, üretimlerin davacı onayı ile gerçekleştirildiğini, ayıplı ürüne ilişkin numune sunulmadığını ve iddiaların ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir Mahkemece davacının ayıp iddiasını ispatlayacak nitelikte ürün numunesi sunmadığı, bilirkişi incelemesine elverişli somut delil ibraz edilmediği, bu nedenle ayıbın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, raporun tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeye dayandığı, inceleme kapsamında davacı şirketin 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunun belirtildiği, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunun tespit edildiği, taraf kayıtlarında cari hesap ve çek işlemleri bakımından farklılıklar bulunduğunun ifade edildiği anlaşılmaktadır. Raporda davacının ayıplı üretim iddiasına ilişkin değerlendirme yapılırken, incelemenin yalnızca dosya kapsamındaki belge ve kayıtlarla sınırlı kaldığı, ayıplı olduğu ileri sürülen ürünlerin bilirkişiye sunulmadığı, ürünler üzerinde teknik veya fiziksel inceleme yapılamadığı belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından, ayıp iddiasının değerlendirilmesi bakımından ürünlerin ibraz edilmesinin gerekli olduğu ifade edilmiş, ürünler üzerinde inceleme yapılmaksızın ayıbın varlığı, niteliği ve zarar miktarı konusunda teknik değerlendirme yapılamayacağı belirtilmiştir. Raporda ayrıca davacı tarafça ileri sürülen ayıp iddialarının teknik inceleme gerektirdiği, ancak mevcut haliyle yalnızca ticari kayıtlar üzerinden değerlendirme yapılabildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili tarafından sunulan bilirkişi itiraz dilekçesinde, bilirkişinin yerinde inceleme yapmadan rapor düzenlediğini, ayıplı ürünler üzerinde inceleme gerçekleştirilmediğini, bu nedenle raporun eksik incelemeye dayandığını, yeniden ara karar oluşturularak yerinde inceleme yapılması gerektiğini, ayıplı ürünlerden yaklaşık 2500 ile 3000 adet kadarının mevcut olduğunu ve inceleme için bekletildiğini, ayrıca davacı şirket yetkilisinin iş mahkemesinde verdiği tanık beyanını dosyaya sunduklarını belirterek yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.Mahkemece █████/2021 tarihli duruşmada, uyuşmazlığın çözümü amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bilirkişi olarak SMMM ...’ın görevlendirildiği, bilirkişinin tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmasının istendiği, taraflara inceleme günü ticari defter ve belgelerini hazır etmeleri yönünde ihtarda bulunulduğu, bilirkişiye gerektiğinde yerinde inceleme yapma yetkisi verildiği ancak duruşma zaptında ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin ibrazına yönelik açık bir ara karar kurulmadığı görülmektedir.Somut olayda, mahkemece bilirkişi incelemesinin tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yaptırılmasına karar verildiği, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin ibrazına ilişkin açık ve sonuçları ihtar edilmiş bir ara karar kurulmadığı, buna rağmen hükümde davacının ürün ibraz etmediği gerekçesine dayanıldığı, bilirkişiye gerektiğinde yerinde inceleme yapma yetkisi verilmiş olmasına rağmen yerinde inceleme yapılmadığı, davacı tarafın yerinde inceleme talebinde bulunduğu ve gerekli giderleri yatırdığı halde bu talebin karşılanmadığı, bilirkişi raporunda da ürünlerin incelenmesinin gerekli olduğunun belirtildiği, ayrıca uyuşmazlık konusu ayıbın açık mı gizli ayıp mı olduğu ile ayıp ihbarlarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususlarında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, davacı vekilinin bir kısım ürünler kendilerinde olduğunu bildirmesi ve incelenmesi yönelik talep ilişkin bir ara karar oluşturulmadığı gibi mevcut ürünler üzerinde inceleme yaptırılmadığı anlaşılmaktadır.Bu itibarla, taraf delilleri tam olarak toplanmadan, ayıplı olduğu ileri sürülen ürünler üzerinde teknik ve yerinde inceleme yaptırılmadan, ayıbın niteliği ve ihbar süresi belirlenmeden hüküm kurulmuş olması karşısında, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır. O halde, mahkemece ayıplı olduğu ileri sürülen ürünler üzerinde yerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, bilirkişiden ayıbın niteliği, ihbar süreleri ve taraf iddiaları yönünden denetime elverişli ek rapor alınması, taraf delillerinin eksiksiz toplanıp değerlendirilmesi suretiyle yeniden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih, ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!