Anahtar kelimeler: Çamardı Fasılasız Nizasız Evlatları Senetsizden Aşkın Zilyet Süredir Şer Ölümü
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Çamardı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 2 42... parsel sayılı taşınmazın 20 yılı aşkın süredir ... kızı ... 'nin nizasız fasılasız zilyet ve tasarrufunda iken 03.12.1990 tarihinde ölümü ile eşi ... ile evlatları ... (...), ... , ... , ... ve ...'ye kaldığı, taşınmazın bu kişiler arasında yapılan ... Noterliğinin 03.08.1994 tarih ve ... yevmiye numaralı miras taksim sözleşmesi gereğince 1/2'şer pay olarak ... ve ... 'ye terk edildiği belirtilerek senetsizden ... ve ... adına tespit edildiği, itiraz edilmeksizin tespitin 07.12.1995 tarihinde kesinleştiği, 08.10.2015 tarih ve 1973 yevmiye numaralı tescil istem belgesine göre 2 42... parselin 1/2 hissesi ... adına kayıtlı iken ölümü ile taşınmazın mirasçıları ..., ..., ... ... (...) ve ...'ye elbirliği halinde intikal ettiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili; 2 42... nolu parsel sayılı taşınmazın müvekkilinin murisi ... ile davalıların murisi ... ...'ye ait iken taşınmazın tamamının hatalı kadastro sonucu davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, oysa mirasçılar arasında yapılan mal paylaşımı sonucu dava konusu taşınmazın dilekçe ekinde sundukları krokide (A) harfi ile gösterilen 850, 29... 'lik kısmı ile (B) harfi ile gösterilen 251, 95... 'lik kısmının müvekkiline ait olduğunu, davalılar ile aralarında herhangi bir çekişme olmadığını, herkesin zeminde kendi taşınmazını kullandığını, ancak taşınmazın tamamının hatalı olarak davalılar adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali ile dilekçede belirtilen kısımların davacı adına ayrı bir parsel numarası verilerek tescilini talep etmiştir.
Davalı ...; açılan davayı usul ve yasaya aykırı olduğunu için kabul etmediğini, zamanaşımı itirazının olduğunu, 10 yıllık zamanaşımının geçtiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ... ve ... ile davalılar ... ve ... adına vasi sıfatıyla ...; davayı kabul ettiklerini, taşınmazın kendileri ile birlikte davacının murisinden kaldığını, davacının hak ve hissesinin kendilerinin de hissedar olduğu taşınmazla birlikte tespit ve tescil gördüğünü beyan etmişlerdir.
Davalı ..., bulunduğu cezaevi idaresi kanalı ile gönderdiği 04.07.2023 tarihli dilekçesinde özetle; açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 10 yıllık zaman aşımının geçtiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yine cezaevi idaresi kanalı ile gönderdiği 02.05.2024 havale tarihli dilekçesinde vasisi ... davayı kabul ettiğine dair dilekçe vermişse de kendisinin davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın davalı ... yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine, diğer davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden kabul beyanları nedeniyle davanın kabulü ile 2 42... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının kısmen iptaline, ██████████ hissenin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, bakiye kısmın tapu malikleri üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyada davalıların tapuda hissedar olduğunun anlaşıldığı, ancak bir kısım davalıların kök murisi ...'ye ait veraset ilamının dosyada bulunmadığı, dava tarihi itibariyle başkaca mirasçı olup olmadığının anlaşılmadığı, ayrıca davalılardan ... ...'nin dava tarihi itibariyle kısıtlı olduğu, somut olayda kadastro tespitinin 07.12.1995 tarihinde kesinleştiği, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğu anlaşıldığından ... yönünden hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine dair verilen kararın yerinde olduğu, ancak diğer davalıların kabulü nedeniyle hisseleri oranında tapunun iptaline karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi terekeye ait bir taşınmaz hakkında elbirliği maliklerinin tümü yani davalıların tamamı tarafından kabul beyanı sunulmadığından bir kısım davalıların davayı kabul beyanlarına hukuken değer verilmemesi gerektiği, Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi gereğince vasinin davayı kabulünün vesayet makamının iznine tabi olduğu, vesayet makamının izni olmadan vasi kabul beyanında bulunmuş ise, vasiye vesayet makamından izin alması için süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, dosyada ise vesayet makamından alınmış bir izin bulunmadığı, esasen kabul beyanının hak düşürücü süreden önce geldiğinin kabul edildiği, ancak verilen kararda davalılardan ...'nun kısıtlandığı ve vesayet makamından vasinin izin almadığı, ayrıca kısıtlının cezaevinden davayı reddettiği beyanı bulunmasına rağmen davanın kısıtlı yönünden de kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğu, el birliği mülkiyeti tüm hissedarlarının davaya kabulünün söz konusu olmadığı, davanın tüm davalılar yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!