Anahtar kelimeler: Cismani Bam Esaskarar Yazildiği Başkan Katip Adana Ölüm Üye Hmk

T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: █████████ - █████████

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan
:
Üye
:
Üye
:
Katip
:
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: .... Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: ...
NUMARASI
: ... Esas, ... Karar
DAVACILAR
: 1- ...
2- ...
VEKİLİ
: Av....
DAVALI
: 1- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 2- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 3- ...
VEKİLİ
: Av. ...
İHBAR OLUNAN
: ...
VEKİLİ
: Av.
DAVA
: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ
: 18.05.2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: 18.05.2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
:
DAVA
: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonu ile sağa dönüş yaptığı sırada davacı müvekkili ...'e çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, davacı müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, davalı ...'ın asli kusurlu olduğunu, davalı hakkında ....Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan kamu davasından davalının ceza aldığını ve kararın kesinleştiğini, kazaya neden olan ... plakalı aracın davalı ...... Limited şirketine ait olduğunu ve aracan ... nolu ZMMS ile sigortalı olduğunu, kazada müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, Adli Tıp Kurumunun ... tarihli ... sayılı raporunda "meydana gelen yaralanmanın basit tıbbi müdahele ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu" tespit edildiğini, sol ayağının kırılarak ayağına 3 platin takıldığını, kaza tarihinde 16 yaşında olan davacının kazadan dolayı yatağa bağımlı, bakıma muhtaç hale geldiğini, davacı müvekkilinin maddi zararlarının karşılanması amacıyla ... tarihinde davalı ... ye yapılan başvurunun sürüncemede kaldığını, sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını beyanla müvekkili yönünden şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın (500,00TL kalıcı iş gücü kaybından doğan tazminat, 300,00 TL geçici iş göremezlik nedeniyle 100,00 TL bakıcı giderleri, 100,00 TL tedavi ve bakım giderleri olmak üzere) kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminat, annesi ... için 50.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen ve müştereken alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
: Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat ve davacı ... yönünden 7.617,32 TL geçici iş göremezlik, 7.812,32 TL bakıcı giderleri tazminatı ve 650,00 TL tedavi ve bakım giderlerine yükselterek ıslah etmiştir.
CEVAP
: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımı ve hak düşürücü süreler geçtikten sonra açıldığını, davacının ehliyetsiz şekilde, tescilsiz motoru ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, kaza tutanağı incelendiğinde de görüleceği üzere davacının ehliyeti olmadığı gibi idaresindeki aracın da trafik tescili olmadığını, davacı motosiklet sürücüsünün kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giymediği için müterafik kusurlu olduğunu, müvekkiline ait ... plakalı aracın diğer davalı ... tarafından ... nolu ZMMS sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin tazminata hükmedilmesi halinde bu tazminattan asıl sorumlu diğer davalı .... olacağını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, zenginleşme amacı taşıdığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından talep edilen eksik belgelerin müvekkili şirkete teslim edilmediğini, HMK 121 madde gereği dava eklerinin kendilerine tebliğinin gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için dosyanın ATK Trafik ihtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, maluliyet oranının belirlenmesi halinde maluliyet oranının tespiti için dosyasının ATK 3.İhtisas Kuruluna sevk edilmesi gerektiğini müvekkili şirketin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin sorumluluğun ortadan kalktığını, davacı tarafın sigortalının kusurunu ve kusur ile maluliyeti arasında illiyet bağı bulunduğunu usulen ispat etmesi gerektiğini, bir tazminat hesaplaması halinde bu hesapta asgari ücretin baz alınarak TRH-2010 mortalife tablosu ile 1.8 Teknik faizin kullanılmasını talep ettiklerini, hesaplanacak tazminattan davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, bakıcı giderine ilişkin taleplerin teminat dışında kalacağını, %69 maluliyet oranının altında ortaya çıkan kalıcı sakatlık sebebiyle talep edilen bakıcı giderlerinden davalı müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, dava öncesinde müvekkili şirkete gerekli belgelerle başvuru yapılmadığından bahisle davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçtikten sonra açıldığını bu yönüyle davanın reddinin gerektiğini, davacı yanların HMK madde 107 uyarınca işbu davayı belirsiz alacak davası olarak açamayacağını, davacı yanın işbu davasının bu yönden de reddinin gerektiğini, dava konusu olaya bağlı olarak açılan ....Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. Nolu Dosyadaki Olayın oluş şeklini gösteren kusura ilişkin maddi olgular hukuk mahkemelerini de bağlayacağı için ceza dosyası içinde alınan kusur raporu ışığında kusur raporunun Karayolları Fen Heyetinden ya da ATK Trafik İhtisas Daire Başkanlığı tarafından raporlandırılması gerektiğini, yaralananın sevk ve idaresindeki aracın kazanın meydana gelmesi dışındaki kusuru dışında kaza esnasında yaralanan davacının motosiklet kaskı ve koruyucu ekipmanının olmamasının yaralananının kusurunu oluşturduğunu, bu nedenle çıkan tazminattan her bir davacı için %20 müterafik kusur indiriminin TBK madde 51 ve 52 uyarınca yapılmasının yasa ve içtihat gereği olduğunu, söz konusu olayın her ne kadar ceza yargılamasında müvekkili aleyhine taksirli bir yaralamanın meydana geldiği cihetinde görüşe mütessip olmuşsa da yaşanılan hadise neticesinde müvekkilinin tazminat ile karşı karşıya kalmasının hukuka ve vicdana sığmayacağından bahisle tüm itirazları saklı kalmak kaydıyla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, maddi ve manevi tazminat yönünden; davacı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı ...'in sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri nedeniyle tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, davacı ...'in 7.917,32 TL geçici iş göremezlik ve 750,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 8.667,32 TL maddi tazminatın davalılar .... ve ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, takdiren 15.000,00 TL manevi tazminatın ... olan kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar .... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ... yönünden açılan manevi tazminat istemli davanın reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğu, müvekkili ...'in ise kusurunun olmadığının hem kaza tespit tutanağı ile hem de ceza dosyası kapsamında alınan ... tarihli bilirkişi raporu ile de tespit edilmiş olduğunu, kazadan önce düzenli bir geliri olan müvekkilinin kaza sebebiyle çalışamaz hale geldiğini, müvekkilinin maluliyet oranının tam tespit edilmesi için açıklayıcı ve gerekçeli, denetime elverişli tam teşekküllü üniversite hastanesinden yeni bir rapor aldırılması akabinde maluliyet raporuna istinaden itirazları doğrultusunda dosyanın yeniden hesap bilirkişisine gönderilerek tekrar hesap raporu aldırılmasına karar verilmesi beyanında bulunduklarını ancak yerel mahkemece beyanlarının gözardı edilerek karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, kazanın davacı ...'in ağır kusuru nedeniyle meydana geldiğini, ATK ve hesap bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının yeterince dikkate alınmadan hüküm kurulmuş olduğunu, somut olayda, davacı ...'in ehliyetsiz şekilde, tescilsiz motoru ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, maluliyet ve hesap raporlarının hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, somut olayda manevi tazminat koşullarının oluşmamış olup hükmedilen tazminat miktarı da fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini, aksi görüş halinde ise tarafların kusur durumu nazara alınarak TBK madde 52 uyarınca kusur durumuna göre indirim yapılmasının gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davacılar vekili ile davalı ... istinaf etmiştir.
Davalı ... vekilinin alacağın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalara göre, kazanın 12.07.2018 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı sayanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin ... tarihinde dolacağı, davanın zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğundan zamanaşımı yönünden yapılan istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili ve davalı ... vekilinin hükme esas alınan kusur oranına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda; davalı sürücü ... kendi sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonuyla ... bulvarını takiben D/400 karayolu ... istikametine seyir halindeyken oto center ışıklar olarak belirtilen sulama kanalı kenarındaki ... sokak kavşağına gelip sağa ... toki konutları istikametine dönüş almak istediği esnada kamyonunun sağ yan kısımlarıyla, kendisiyle aynı istikamette ilerlerken kaza mahalli olarak belirtilen kavşak sistemi girişinde durakladıktan sonra .../D400 karayolu istikametine seyir etmek için harekete geçen davacı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki plakası tespit edilemeyen motosikletin çarpışması sonucu, motosiklet sürücüsü ...'in yaralandığı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
Mevcut verilere göre; plakası tespit edilemeyen ve sürücü belgesiz olduğu belirtilen davacı sürücü ... kendi sevk ve idaresindeki plakasız motosikletiyle ... bulvarını takiben D/400 karayolu ... istikametine seyir halindeyken oto center ışıklar olarak bilinen eski Bilim ve Teknoloji üniversitesi kenarındaki ... sokak ışıklı kavşağına geldiğinde bozulduğunu belirttiği motosikletini uygun bir çekme aracıyla veya yolun trafik güvenliği açısından uygun olduğu bölümlerinde kontrollü bir şekilde el ile iterek götürmesi ve bu götürme esnasında karayolunu kendisiyle birlikte kullanan diğerleri için tehlike oluşturmaması gerekirken, kendisiyle birlikte karayolunu diğer kullanan araçların trafik akımındaki hareketlerini kontrol etmeyip, kendisinin duraklıyor konumda olması sebebiyle solundan geçiş yaparak kendisinin bulunduğu yerden geniş kavisle dönüş almak için manevra yapan kamyonu dikkate almadığı ve manevrasına başlayan kamyon için geçiş kolaylığı sağlamadığı, akabinde kendisi için güvenli durumun oluştuğundan emin olmadan, yeteri kadar yolu kontrol etmeksizin motosikletinin üzerine binmek kaydıyla ileri manevra yaparak duraklar halden hareketine kontrolsüz şekilde başladığı sırada, kendisinin solundan ... sokak istikametine dönüş almaya çalışan kamyon ile çarpışması sonucu devrilen motosiklet sürücüsünün ayağınını üzerinden kamyonun sağ arka teker kısımlarının geçmesi şeklinde meydana gelen kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK' nın 67.maddesini düzenleyen yönetmeliğini 137/B-2-e " Duraklanan ve parkedilen yerden çıkılırken yoldan geçen araçlara geçiş kolaylığı sağlayıp, güvenli durumun oluştuğuna emin olduktan sonra manevraya başlamaları ve manevra bitinceye kadar gerekli önlemleri devam ettirmeleri mecburidir." maddesinde belirtilen kuralını ihlal ettiği, sürücü belgesiz sürücünün yapmış olduğu bu ihlal sebebiyle %50 oranında kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yapılan incelemelerden kendi sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonuyla Öğretmeler bulvarını takiben D/400 karayolu ... istikametine seyir halindeyken oto center ışıklar olarak bilinen sulama kanalı kenarındaki ... sokak kavşağına geldiğinde önünde kavşak girişinde durur vaziyette olan motosiklet ile otomobil sebebiyle onların yanından geçip geniş kavisle ... sokak istikametine dönüş almaya çalışmadan önce, önünde bulunan araçların hareketine başlayıp başlamayacağı yönünde değerlendirme yapıp, sağa dönüş esnasında başlamış olduğu manevra esnasında motosikletin yanında olduğunu ve kendi beyanında hareket ettiğini belirttiği aracı fark edip, aracın yanında olduğunu belirttiği plakasız motosikletinde hareketine başlayabileceğini ön görerek tedbir alabilecekken yapmaya başladığı sağa manevraya kontrolsüz şekilde devam ederek kendisinin sağında bulunan motosikleti yeteri kadar dikkate almadan dönüşünü tamamlamaya çalıştığı, kamyonunun sağ yan teker kısımlarıyla motosiklete temas ederek motosikletin devrilmesine sebebiyet verdiği akabinde sağ teker kısımlarının sürücünün ayağının üzerinden geçmesi şeklinde meydana gelen kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK' nın 2918 sayılı KTK' nın 67.maddesini düzenleyen yönetmeliğini 137/A "Araç sürücülerinin; taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, şerit değiştirirken, sağa, sola, geriye dönerken ve bunlara benzer hallerde; karayolunu kullananlar için tehlike ve engel yaratmamaları, bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları mecburidir." maddesinde belirtilen kuralını ihlal ettiği, sürücünün yapmış olduğu bu ihlal sebebiyle %50 oranında kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle taraf vekillerinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davacının yaralanması kask takılması zorunlu baş bölgesinden olmayıp bacak bölgesinden kaynaklandığı için müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir bir durum olmadığı gibi bu hususun davalı tarafça da usulünce kanıtlanmadığından hükmedilen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir her hangi bir olgu bulunmadığı yerinde bir şekilde değerlendirilmiştir.
Davacı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusun değerlendirilmesinde;
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre █████/2015 ile █████/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.
Mahkemesinde hükme esas alınan ... tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 12.07.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
Somut olayda ... tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın sürücüsü, diğer davalı ...'nin işleteni olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının vücudunda kemik kırığı oluşacak biçimde yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 50 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yüksek olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.616,71 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 1.189,11 TL harcın davalı ... Şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 18.05.2026
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!