Anahtar kelimeler: Ayvalık Şubesi Kefaleti Yazim Aşnin Müşterisi Layihalar İzmir Dinlenip İstenmiş

DOSYA NO
: ███████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: 21.05.2026KARAR YAZIM TARİHİ
: 21.05.2026İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.02.2023 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... A.Ş.'nin Ayvalık Şubesi kredi müşterisi olan davalı .... A.Ş. lehine davalılar ....'in müteselsil kefaleti ve ....'in hem müteselsil kefaleti hem de taşınmaz ipoteği vermek suretiyle kredi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın katEdildiğini, █████/2018 tarihinde Bandırma 1. İcra Müdürlüğünün ███████ Esas sayılı dosyası ile ilamsız haciz yolunda takibe girişildiğini, davalı borçlular tarafından yetki, borca ve ferilerine itiraz edildiği üzerine dosyanın İzmir İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, yeniden ödeme emri çıkarıldığını, borçluların borca, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm ferilere itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek İzmir 28. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı takibinde davalıların borca itirazlarının iptaline, takibin devamına ve davalı borçluların %20'den aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı .... A.Ş.'nin borcunun teminatı olarak ... tarafından 140.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davacı banka tarafından hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla hem de haciz yoluyla olmak üzere iki ayrı takibe girişildiğini, İİK m.45 karşısında ipotek kapsamındaki borç için öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerektiğini, davacının ipotek takibini sonuçlandırmadan genel haciz yoluyla takibe girişmesinin hukuka aykırı olduğunu, █████/2015 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefalet bölümündeki limit, tarih ve "müteselsil" yazılarının müvekkilleri .... ve ....'in el yazısı olmadığını, bu nedenle TBK m.583 uyarınca kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında █████/2012 tarihli 1.000.000,00 TL limitli ve █████/2015 tarihli 1.500.000,00 TL limitli olmak üzere iki adet genel kredi ve teminat sözleşmesi akdedildiği, █████/2015 tarihli sözleşmedeki kefalet bölümündeki limit, tanzim tarihi ve "müteselsil" yazılarının .... ve ....'e ait olmadığının ATK raporu ile saptandığı, bu nedenle söz konusu sözleşmedeki kefaletin geçersiz olduğu, buna karşın TBK m.583'ün yürürlüğe girdiği █████/2012 tarihinden önce düzenlenen █████/2012 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaletlerin geçerli olduğu, her iki sözleşmenin birbirine bağlı olduğu, bilirkişi hesabına göre takip tarihi itibarıyla bankanın 496.341,33 TL nakdi ve 8.150,00 TL gayri nakdi alacağının bulunduğu, asıl borçlu .... A.Ş. yönünden ipotek bedeli olan 140.000,00 TL'lik kısım için İİK m.45 gereğince davanın usulden reddedildiği, davalı kefiller .... ve ....'in borcun tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Karara karşı davalılar .... ve .... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davalılar ..... ve .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya ve icra takibine konu tek sözleşmenin █████/2015 tarihli Ayvalık Şubesi sözleşmesi olduğunu, dava dilekçesinde Ayvalık Şubesi kredisinden bahsedildiğini, kat ihtarnamesinin de Ayvalık Şubesi sözleşmesine dayandığını, takip talebinde de yalnızca tek bir sözleşme ve ihtarnameye atıf yapıldığını, dolayısıyla █████/2012 tarihli sözleşmenin takibe ve davaya konu edilmediğini, mahkemenin davaya konu edilmemiş bu sözleşmeye dayanarak müvekkilleri sorumlu tutmasının itirazın iptali davalarındaki taleple bağlılık ilkesine açıkça aykırı olduğunu, █████/2015 tarihli sözleşmedeki kefaletin geçersizliğinin bizzat mahkemece de kabul edildiğini, bu durumda müvekkillerin borca ilişkin herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılarak müvekkiller yönünden davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, kredi alacağına dayalı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.İtirazın iptali davaları doğası gereği icra takibi ile sıkı sıkıya bağlantılı olup bu davalarda alacaklı, yalnızca takip talebinde dayandığı borç ve borcun sebebine ilişkin belgeler üzerinden hak talebinde bulunabilir; icra takibinde dayanılmayan belgeler, sonradan itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak da kullanılamaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2020 tarih ve █████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).TBK'nın 583. maddesi uyarınca kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olunması hâlinde bu sıfat ya da buna eşdeğer bir ifadenin kefilin kendi el yazısıyla yazılması zorunludur; bu şekil şartına uyulmaksızın kurulan kefalet sözleşmesi geçersizdir. Söz konusu şekil şartı █████/2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihten sonra düzenlenen kefalet sözleşmeleri için emredici nitelik taşımaktadır.Bankacılık uygulamasında yaygın biçimde görüldüğü üzere genel kredi ve teminat sözleşmelerinde "müstakbel borç teminatı" hükmüne yer verilmekte; bu hüküm aracılığıyla kefalet, yalnızca sözleşmenin düzenlendiği tarihteki krediyle sınırlı tutulmayıp ilerleyen dönemlerde aynı borçlu lehine kurulacak tüm kredi ilişkilerini de güvence altına alacak şekilde geniş kapsamlı biçimde düzenlenmektedir.Somut olaya gelince; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda 13.02.2012 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinin 54. maddesi ile 12.02.2015 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinin 13.4.b maddesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, her iki sözleşmenin hukuki açıdan birbirine bağlı olduğu ve 2015 yılında kullandırılan kredinin 2012 tarihli sözleşme kapsamındaki kefalet güvencesi altında bulunduğu tespit edilmiştir. Bu bağlantı, 2012 tarihli sözleşmenin 54. maddesindeki müstakbel borç teminatı hükmünden kaynaklanmakta olup 2015 yılında açılan kredi limiti de bu hüküm aracılığıyla 2012 kefaletinin kapsamına girmektedir. 13.02.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi TBK m.583'ün yürürlük tarihinden önce akdedildiğinden şekil şartından muaf olup geçerliliği tartışmasızdır. 12.02.2015 tarihli sözleşmedeki ayrı kefaletin ATK raporu ile geçersiz sayılmış olması, davalı kefillerin 2012 tarihli geçerli kefalet sözleşmesinden doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır; zira geçersiz olan, 2015 tarihli sözleşme bünyesinde ayrıca kurulmak istenen yeni bir kefalettir. 2012 tarihli kefalet ise 54. madde kapsamındaki müstakbel borç teminatı ile 2015 kredisini güvence altına almakta olup aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Davalı kefillerin "taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiği" yönündeki itirazına gelince; 2012 tarihli sözleşmenin 54. maddesi uyarınca 2015 yılındaki kredi kullandırımı da bu genel kefalet güvencesi kapsamında bulunduğundan, 2012 tarihli sözleşme takip dayanağının ayrılmaz ve organik bir parçasını oluşturmaktadır. Bu durumda 2012 tarihli sözleşmenin takip talebinde ayrıca ve açıkça gösterilmemiş olması, taleple bağlılık ilkesinin ihlali olarak nitelendirilemez; zira dava ve takibe konu borç ile 2012 kefaletinin kapsamı örtüşmekte olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Bu durumda, davalılar .... ve .... vekilinin istinaf başvurusunda ileri sürdüğü itirazların açıklanan gerekçeler ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalılar .... ve .... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 33.905,07-TL'den peşin alınan 8.476,44-TL'nin mahsubu ile bakiye 25.428,63-TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026