Anahtar kelimeler: Muğla Duran Satımdan Davalıborçlunun Eser Takibe Sınırlı Başlatılan Milleti İddiası

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
:████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2023
NUMARASI
:███████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak iddiası nedeniyle başlatılan icra takibine davalı-borçlunun itirazı üzerine duran takibe ilişkin olarak açılan itirazın iptali davası olup, kısmen kabul yönündeki mahkeme kararına karşı taraflarca ayrı ayrı istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili; Müvekkilinin mülkiyeti davalıya ait Muğla ili, Bodrum ilçesi,... Beldesi, ... Köyü, ...Mevkii 3/1 pafta, 840 parsel üzerinde kain turistik tesis ile yine mülkiyeti davalıya ait Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... beldeşi, ... köyü, ...Mevkii, ... pafta, 341 ada, 4 parsel üzerinde kain turistik tesisin, esaslı tadilatı, inşaat ve imalat işlerinin yapımını, götürü usulü anahtar teslimi şeklinde olmak üzere 6.654.298,88 TL bedelli sözleşme ile üstlendiğini ve bu sözleşme gereği müvekkilinin işin yapımına başladığını, davalının geçerli bir sebep göstermeksizin 10.01.2013 tarihinde sözleşmeyi fesih ederek işin bırakılıp şantiyenin boşaltılmasını ihbar ettiğini, davalının görevlendirdiği Mimar... ve ... ile davacı firma yetkilisi ... ... tarafından ...-... Yapı-Genel Hesap Cetveli düzenlendiğini, bu hesap cetveline göre davalının 1.104.418,90 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, şantiye sahasının ve şantiyede mevcut demirbaş ve yapıların 18.01.2013 tarihinde davalıya 100,000,00 TL bedelle devredildiğini, buna rağmen davalının 18.01.2013 tarihinde Bodrum Sulh Mahkemesinde 2013/7 D.İş dosyasından alınan raporla yapılan işlerle ilgili tespit yaptırıldığını, davacının 07.02.2013 tarih ve ... sayı ile Beyoğlu ...Noterliğinden keşide olunan ihtarname ile bakiye 1.104.418,90 TL alacağın ödenmesi için davalıdan talepte bulunulduğunu, davacının bu ihtara icabet etmemesi üzerine İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasından 1.325.340,50 TL bedelli ödeme emri tebliğ edildiğini, davalının bu ödeme emrine karşı 10.07.2014 tarihinde yaptığı itiraz ile takibi durdurduğunu belirterek davanın kabulüne, davalının icra takibine yapmış olduğu kötü niyetli itirazının kaldırılması ve asıl alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı vekili █████/2020 tarihli celsedeki beyanında, icra takibine konu edilen faturanın düzenlenmesine sebep olan hakediş raporlarının müvekkilinin yetkili temsilcisi tarafından düzenlenmediğini, işverene bırakılacak malzeme bedeline ilişkin tutanakta ayrıca işin durdurulmasından kaynaklanan masraf ve gelir kaybı, bakiye borcu altında düzenlenen tutanaklar bulunduğunu, bu tutanaklar nedeniyle müvekkilinden alacak talep edildiğini, bu tutanaklarda müvekkilinin yetkili temsilcisinin imzasının bulunmadığını, davacı tarafından işin yapıldığını, müvekkili tarafından da 632.000 TL kadar ödeme yapıldığını beyan etmiştir. Mahkemece, davacı ile davalı arasında sözlü olarak götürü bedel üzerinden eser sözleşmesi akdedildiği, davacının sözleşme kapsamında davalıya ait taşınmaz üzerinde bir takım imalatlar yaptığı, sözleşme ile yükümlendiği imalatları tamamlamadan yapılan işin 2013 yılının Ocak ayı itibariyle bırakıldığı, davacının yapmış olduğu işlerin kapsamı, işin yapıldığı alana getirmiş olduğu malzeme miktarının ne olduğuna ilişkin davalı şirket tarafından yetkilendirilen ... ve yapılan işin denetlenmesi amacıyla yetkilendirilen mimar ... tarafından imzalanan tutanaklara davalının ...'ün şirketin yetkili temsilcisi olmaması ve bu tutanakların şirketi dolandırmak amacı ile sahte olarak düzenlendiği iddiası ile itirazda bulunulduğu ve İstanbul C.Başsavcılığına da ..., ... ve davacı şirket yetkilisi... hakkında dolandırıcılıktan, sahte belge düzenlemekten şikayette bulunulduğu, her ne kadar ... davalı şirketin yetkili temsilcisi değil ise de, dosyaya ibraz edilen e-mail çıktılarından, mahkemece dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından davacının yapmış olduğu işin denetiminin ...'e bırakıldığı, davalı şirketin yetkili mimarı ...'ü ve şirketin yönetim kurulu üyesi ... tarafından ...'e inşaatın takip süreci ile ilgili yetki verildiği, yine davacı şirketle ilgili ibranamenin ...'e gönderildiği, inşaat süreci ile ilgili ... ve şirket yetkilileri arasında sürekli bilgi alışverişi bulunulduğu, ...'ün davacının yapmış olduğu işin denetlenmesi ve takip edilmesi konusunda yetkilendirilmiş olduğu, yine tutanaklarda imzası bulunan ...'in de davalı şirket yetkilisi ... tarafından tadilat işlemlerinde yardımcı olmak üzere görevlendirildiği, davacı şirketin işi bırakma anına kadar yapmış olduğu işlemleri tespit ederek ...'e bildirmiş olduğunun tespit edilmiş olup, bu durumun İstanbul C.Başsavcılığının ███████████ sayılı soruşturma dosyasında da tespit edildiği ve tutanakta imzası bulunan ..., ... ..., ... hakkında takipsizlik kararı verildiği, davalının tutanakların sahte olduğu iddiasının ispat edilemediği, işin bırakıldığı 2013 yılı Ocak ayı itibariyle davacının piyasa rayiç bedellerine göre 758.054,30 TL'lik iş yaptığı, şantiyede bırakılan davacıya ait malzeme bedelinin 55.226,14 TL olduğu, işin durdurulmasından kaynaklı olan masrafın 73.882,20 TL olduğu, gelir kaybı bedelinin 420.000,00 TL olduğu, davalı tarafından işin bırakılma tarihine kadar davacıya 582.461,16 TL'lik ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin düşülmesi sonucunda davacının işi bıraktığı tarih itibariyle 724.701,48 TL talep edebileceği, davacı tarafından Beyoğlu ...Noterliğinin █████/2013 tarihli .. yevmiye sayılı ihtarnamesi ile alacaklarının talep edildiği, ihtarnamenin davalıya █████/2013 tebliğ edildiği, verilen 3 günlük süre sonunda davalının █████/2013 tarihinde temerrüde düştüğü, icra takibinin başladığı █████/2014 tarihine kadar işlemiş avans faizi oranının 47.523,30 TL olduğunun (█████/2013- █████/2013 tarihleri arası 17 gün için %11 faiz oranı üzerinden toplam 3.764,42 TL, █████/2013-█████/2014 tarihleri arası 185 gün için %11,75 faiz oranı üzerinden toplam 43.758,88 TL olmak üzere toplam 47.523,30 TL) hüküm vermeye elverişli, denetime açık bilirkişi raporu ile anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 724.701,48-TL asıl alacak, 47.523,30-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 772.224,78-TL üzerinden devamına, asıl alacak 724.701,48 TL ye takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, %20 tazminat talebinin alacak likit olmadığından ve mahkememizce yapılan hesaplama sonucunu belirlendiğinden reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, icra takip dosyasının dayanaklarından olan ve davalı şirket adına imzaya yetkili mimarı ... ve şirket adına yetkilendirilmiş ... imzasını havi " ... - ... YAPI - GENEL HESAP CETVELİ" başlıklı belgeye göre o tarihe kadar yapılan ödemeler düştükten sonra üzerinde tam mutabık kalınan borç miktarının 1.104.418,90 TL olarak tespit edildiği, davalı şirketin icra takibine itiraz ederken takip dayanağını teşkil eden belgelerdeki hiçbir imzaya ayrıca ve açıkça itiraz etmediği, kesin borç ikrarını içeren belgeler hiç yokmuş gibi yargılama yapılarak alacak miktarının belirlendiğini, hükmün bu nedenle kısmen red yönünden bozularak asıl alacak miktarının 1.104.418,90 ve bu alacağa icra takibinden önce işlemiş temerrüt faizinin de takip talebinde olduğu gibi 220.921,60 TL olarak belirlenmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin koşulları oluşmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebini tümden reddetmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin kabul ve ret oranına göre harç ve yargılama giderine hükmetmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının Beyoğlu ....Noterliğinin █████/2013 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 7 adet fatura ile ilgili olarak toplamda 653.893,32 TL talep ettiği, ... davalı şirketin hiçbir zaman temsil ve ilzam yetkilisi olmadığı, davacının İstanbul 36.İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyası ile İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyasındaki taleplerin tutarsız olduğunu, ayrıca alacağa dayanak teşkil ettirmiş olduğu belgelerin çok sonradan müvekkilinin yetkilendirmediği kişilerle birlikte düzenlediğini ortaya koyduğunu, dava dilekçesinde belirtilen ve davacı tarafça ek olarak sunulan 18.01.2013 tarihli ... imzasını taşıyan belgede 100.000 TL'nin elden davacıya teslim edildiğinin yazılı olduğunu, yine İstanbul C.Savcılığı ███████████ soruşturma nolu soruşturma kapsamında davacı şirket yetkilisi ...'un 15.05.2019 tarihli ifadesinde "....bu arada işçilerin iş yerinde bir ay kadar hiç bir iş yapmadan beklemiş olduğunu ,... ... (davalı şirket yetkilisi) bu nedenle ... vasıtası ile elden 100.000.-TL.gönderdiğini, bu parayı işçilere dağıttıklarını..."şeklindeki ikrarı ile sabit olan davalı şirketçe elden nakit olarak ödenmiş 100.000.-TL olmak üzere toplam 200.000.-TL tutarındaki davalı ödemesinin hesaba katılmadığını, bilirkişinin davacı gelir kaybı konusunda davacının beyanını esas aldığını ve hiçbir irdeleme ve araştırma yapılmadığını, sözleşmenin feshedilmesi halinde müsbet zarar istenemeyeceği, davacının şantiyede bırakılan malzeme bedelinin 55.226,14 TL olduğuna yönelik iddiası hakkında araştırma yapılmadan davacının beyanı esas alınarak hüküm kurulduğu, bilirkişi tarafından tespit edilen nefaset kesintisi tutarının değişik iş dosyasındaki tutarla çeliştiği belirtilerek kararın kaldırılması talep edilmiştir.DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunmamaktadır.Davacı vekili özetle, taraflar arasında davalıya ait iki ayrı turistik tesisin esaslı tadilatı, inşaat ve imalat işlerinin yapımı hususunda anlaşmaya varıldığı, bedelin götürü şekilde 6.654.298,88 TL olarak saptandığı, müvekkilinin işi devam ettirirken davalının geçerli bir sebep göstermeksizin 10.01.2013 tarihinde sözleşmeyi fesih ettiğini, davalının görevlendirdiği Mimar ... ve ... ile davacı firma yetkilisi ... ... tarafından ...-... Yapı-Genel Hesap Cetveli düzenlendiğini, bu hesap cetveline göre davalının 1.104.418,90 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, şantiye sahasının ve şantiyede mevcut demirbaş ve yapıların 18.01.2013 tarihinde davalıya 100,000,00 TL bedelle devredildiğini, davalının borcu ödememesi üzerine İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasından 1.325.340,50 TL bedelli takip başlatıldığını, davalının bu ödeme emrine karşı 10.07.2014 tarihinde yaptığı itiraz ile takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayarak maddi vakıaları inkar etmiş sayılmıştır. Bununla birlikte davalı vekili █████/2020 tarihli celsedeki beyanında, icra takibine konu edilen faturanın düzenlenmesine sebep olan hakediş raporlarının müvekkilinin yetkili temsilcisi tarafından düzenlenmediğini, işverene bırakılacak malzeme bedeline ilişkin tutanakta ayrıca işin durdurulmasından kaynaklanan masraf ve gelir kaybı, bakiye borcu altında düzenlenen tutanaklar bulunduğunu, bu tutanaklar nedeniyle müvekkilinden alacak talep edildiğini, bu tutanaklarda müvekkilinin yetkili temsilcisinin imzasının bulunmadığını, davacı tarafından işin yapıldığını, müvekkili tarafından da 632.000 TL kadar ödeme yapıldığını beyan etmiştir. Mahkemece, davacı ile davalı arasında sözlü olarak götürü bedel üzerinden eser sözleşmesi akdedildiğini, her ne kadar ... davalı şirketin yetkili temsilcisi değil ise de, dosyaya ibraz edilen e-mail çıktılarından ve mahkemece dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından davacının yapmış olduğu işin denetiminin ...'e bırakıldığı, davacı şirketin işi bırakma anına kadar yapmış olduğu işlemleri tespit ederek ...'e bildirmiş olduğunun tespit edildiği, bu durumun İstanbul C.Başsavcılığının ███████████ sayılı soruşturma dosyasında da tespit edildiği, davalının tutanakların sahte olduğu iddiasını ispat edemediği, işin bırakıldığı 2013 yılı Ocak ayı itibariyle davacının piyasa rayiç bedellerine göre 758.054,30 TL'lik iş yaptığı, şantiyede bırakılan davacıya ait malzeme bedelinin 55.226,14 TL olduğu, işin durdurulmasından kaynaklı olan masrafın 73.882,20 TL olduğu, gelir kaybı bedelinin 420.000,00 TL olduğu, davalı tarafından işin bırakılma tarihine kadar davacıya 582.461,16 TL'lik ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin düşülmesi sonucunda davacının işi bıraktığı tarih itibariyle 724.701,48 TL talep edebileceği belirtilerek davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 724.701,48-TL asıl alacak, 47.523,30-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 772.224,78-TL üzerinden devamına, %20 tazminat talebinin alacak likit olmadığından ve mahkemece yapılan hesaplama sonucunu belirlendiğinden reddine karar verilmiştir.Dosyadaki mevcut deliller ele alındığında; İstanbul 26.İcra Müdürlüğünün ... .sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine toplam 1.325.340,50 TL üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının icra takibine itiraz ettiği ve takibin durduğu görülmüştür.İstanbul C.Başsavcılığının ███████████ soruşturma sayılı dosyasının incelemesinde; işbu davada davalı ... A. Ş ve şirket yetkilisi ... tarafından ... ve ... ile ... aleyhine nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme suçu nedeniyle soruşturma başlatıldığı, yapılan soruşturma sonucunda;"... her ne kadar müştekinin şüpheli ...'ün şirket adına bir yetkisinin olmadığını, bilgileri dışında hareket ettiğini ileri sürmüş ise de, dosya kapsamındaki delillerin bunun aksini gösterdiği, zira şüpheli tarafından dosyaya sunulan e-mail çıktılarında müştekinin kendisinin, müşteki vekilinin kendisinin ve şirkette yetkili olduğu Hukuk Mahkemesindeki duruşmada belirtilen mimar ... ve şirket yönetim kurulu üyesi ... tarafından şüpheli ...'e inşaatın takip süreci ile ilgili şüpheli şirket ile ilgili ibraname vs. mail gönderdiklerinin ve inşaat sürecine ilişkin bilgi alışverişinde bulunduklarının ve süreci yakından takip ettiklerinin anlaşıldığı, şirkette fiili yetkili temsilci olarak değerlendirildiği, keza Tanık ...'nın alınan beyanında, 26 Aralık 2012 günü bu tarihte ... ...'in kendi evinde ... ... arkadaşı ...'ün bu tarihten itibaren kendisi adına inşaat sürecini, iş kalitesini ve hak edişleri takip edeceğini açıklayarak gelinen noktanın, yapılacak işlerin ve iş programının kendisine açıklanmasını istediğini, ...'ün birim fiyatların gözden geçirilmesi gerektiğini, kimi kalemlerin ... Yapı'nın iş kapsamından çıkarılabileceğini, kendisinin tanıdığı bir takım tedarikçi ve uygulamaların bu işe dahil olabileceği, bu nedenle totalden yapılacak olan yüzde 8'lik indirimler ile işin devam edemeyeceğini, hızlı bir biçimde yeni birim fiyatların oluşturulması gerektiğini belirttiği ve bu durumu doğruladığı, bu sebeple müştekinin kendisinin bilgisi ve rızası dışında şüpheli ... tarafından iş bu olaya konu işlemlerin yapıldığı iddiasının soyut suçlayıcı iddiadan öteye gitmediği, kaldı ki müşteki şirketin yapılan icra takibine itiraz ile takibi durdurduğu, şüpheli şirketin ise takibin iptali ile ilgili İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E. dosya sayılı davası ile dava açtıkları, icra takibinden faydalanacak olan tarafın ise şüpheli ...'un olduğu, müştekinin Hukuk Mahkemesinde şüpheli şirkete iş yapımı karşılığında 800.000-1.000.000 TL arasında bir teklif verdiklerini beyan ettiği, diğer şüphelilerin ise olayda herhangi bir menfaatlerinin bulunduğuna ilişkin bir delilin dosya kapsamında olmadığı, kaldı ki salt icra takibinin yapılmasının dolandırıcılık suçuna sübut vermeyeceği, müşteki şirketin itiraz hakkının bulunduğu, dosyadaki bilirkişi raporları, yukarıda ayrıntılı belirtilen tanıkların beyanları, şüphelilerin suçlamayı kabul etmemeleri, dosyaya sunulan e mailler, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E. sayılı dava dosyası ile müşteki şirket tarafından yapılan itirazin iptaline ilişkin dava ile tüm dosya kapsamından taraflar arasındaki olayın hizmet sözleşmesine bağlı Ticaret Hukukunu ilgilendiren edimlerin ifasından kaynaklı bir hukuki ihtilaf teşkil ettiği, olayda yapılan soruşturma neticesinde dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarının işlendiğini gösterir mahiyette bir delil elde edilemediği tüm soruşturma evrakından anlaşılmakla şüpheli hakkında üzerine atılı müsnet suçtan kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA.." şeklinde karar oluşturulduğu görülmüştür. Bodrum 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/7 D.iş sayılı dosyasının incelemesinde; ... A.Ş tarafından ... Şti aleyhine Muğla ili, Bodrum ilçesi,... Beldesi, ... Köyü, ...Mevkii 3/1 pafta, 840 parsel üzerinde kain turistik tesis ile yine mülkiyeti davalıya ait Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... beldeşi, ... köyü, ...Mevkii, ... pafta, 341 ada, 4 parsel üzerinde kain turistik tesisleri içinde bulunan apart dairelerin ve otel binalarında yapılmış olan yıkım işlemlerinin metrajlarının, yıkım sonrası yapılan duvarların metrajlarının ve anılan yıkım yapım işlerinin inşaat tekniğine ve standartlarına göre yapılıp yapılmadığının tespiti konusunda rapor alındığı, yapılan imalatlarla ilgili imalat detaylarının olmadığı ve olması gerektiği, kullanılan demir malzemelerin kesitlerinin görülebildiği, ancak uygulama detay planları olmadığı, deniz yönünde kapatılan alanların taşıyıcı iskeletinde dolu I profilleri kullanıldığı, kapı üstlerine genelde lento yapılmadığı, hazır gaz beton kullanıldığı, ancak çoğunluğunda tek kütle kullanılması gerekirken ekli olarak kullanıldığı, duvar örmelerinde itinalı çalışılmadığı, gönyesine getirilmesi için kalın sıva yapılması gerektiği, otel kısmında örülen 8,5'luk karkas tuğlalarının hatalı olduğu, iç yüksekliğin takriben 4.00 m olan yerde ara kuşak atılması gerekirken yapılmadığı, bu uygulamanın kabul edilemez olduğu, çözümün yıkılıp yeniden yapılması gerektiği, tespitlerin karşı taraf vekilinin dosyasına sunduğu ölçekli mimari projelerinin yerinde uygulaması ile yapıldığı ve fotoğraflandırıldığı, yapılan imalatların genelde kabul edilebilir nitelikte olduğunun bildirildiği görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan █████/2017 tarihli talimat bilirkişi raporunda; Baz alınan bilirkişi raporundaki imalat kalem ve miktarlarına göre ve imalatlar konusundaki menfi ve müsbet tespitler göz önüne alınarak nefaset kesintisi de yapılmak sureti ile sonuçta 2017 yılı piyasa rayiç fiyatlarına göre 1.142.786,10 TL'lik kabul edilebilir imalat yapılmış olduğu kanatine varıldığı bildirilmiştir. █████/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ve davalının ticari defter kayıtları tetkikinde, davacı defterlerinde dava konusu eser sözleşmesi kapsamında yapılan işler için şantiyeye bırakılan malzeme bedeli (55.226,14 TL), işin durdurulmasından oluşan masraf (73.882,20 TL), gelir kaybı bedelleri (420.000,00 TL) ve davalının iş bırakılana kadar yapmış olduğu ödemeler (582.461,16 TL) dikkate alınarak davacının talep edebileceği alacak miktarının işin bırakıldığı tarih itibariyle (2013-Ocak) 758.054,30+ 55.226,14 +73.882,20+ 420.000,00-582.461.16= 724.701,48 TL, icra takip tarihi itibariyle (2014-Temmuz) 822.351,07 TL olduğu bildirilmiştir. Tanık ..., "... davacı şirketin temsilcisi ... ...'un danışmanı olarak çalıştım kendim serbest mali müşavirim, 2012 yılında ...'ın esaslı tadilatıyla ile ilgili yazılı olmayan davacı ve davalı arasında bir sözleşme yapılmış, ilk başlarda herşey çok düzgün gitmekteydi, yapılan işlere ilişkin hak edişlerde düzenli bir şekilde ödeniyordu, ancak daha sonradan ne olduğunu anlayamadığımız bir şekilde davalı tarafından ...'un şantiyeyi terk etmesi istendi, son hak edişte davalı tarafından ödenmedi, ben tüm çalışmalarda ve davalı işverenle yapılan toplantılarda davacı şirket temsilcisinin yanında bulundum ilk dönemlerde herhangi bir olumsuzluk yoktu inşaatın yaklaşık 1/4'ü ... tarafından yapılmıştır yapılan bu kısma ilişkin olarak işveren temsilcisi öğretim görevlisi mimar ... Bey tarafından ...'un yaptığı işlerin denetimi yapıldı bir tutanak halinde eksik yapılan ve hatalı yapılan işler tespit edildi, benim hatırladığıma göre ... bu eksiklikleri tamamladı, hatalı işleri de onardı, son hak edişini hazırladı ancak son hak ediş ödenmedi. Davalı tarafından şantiyeden çıkarılması ve son hak edişin tamamlanması için davacıya e-mailler atılmıştır bu e-maillerden haberim vardır, (eksik işler ve hatalı işlemler tamamlandıktan sonra) son hak edişin hazırlanması istenmiş ancak son hak edişin imzasından imtina edilmiştir, davalı tarafın bize yetki vermesi ile birlikte biz SGK'ya müracaat ederek çalışma kaydı işyeri dosyasımızı açtık ve bu şekilde çalışma başladı .." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ..., "...... şirketinin sahibi ... Bey, klup ...'ın tadilat işlerini almış ben hem elektrik hem inşaat işinden anladığım için tadilat işinin kontrolörü olarak beni çağırdı bende şantiye de çalışmaya başladım, ancak işin yapım aşamasında ...'un sahibi ... Bey şantiye alanını terk etti, İstanbul'a geldi ve işin yapımını başka bir taşeron firmaya verdi bu şirkette ...'da çok fazla yıkım işlemi yaptı bu işlemler ruhsata aykırıydı bu nedenle belediyeden geliyorlardı bize yaptığımız işlerin yanlış olduğunu bildiriyorlardı, ben hem taşeron şirketle hemde belediyeden gelenlerle karşı karşıya kaldım 3 aylık süre zarfında sorumluluğumdan dolayı konuyu izah etmek üzere ... sahibine telefon açtım ancak telefonlarıma çıkmadı inşaat alanı ne ... şirketinin ne de davalı şirketin altından kalkamayacağı şekle dönüştü yapılan yıkımların tamamı gereksizdi, işin 4-5 ayda bitirilmesi gerekiyordu, ancak sadece 4 aylık sürede yıkım işi yapıldı, daha sonra ben sorumluluğum olduğu için İstanbul'a geldim kendisini buldum neden işle ilgilenmiyorsun orası çok kötü oldu telefonlara da çıkmıyorsun dediğimde benim burda başka işim var dedi, şantiyede gereksiz kırma işlemleri yapıldığını işin bu şekilde yürüyemeyeceğini söylediğim de bana "olsun ne kadar kırma işlemi olursa o kadar çok para alırız " dedi bende işin bu şekilde yürüyemeyeceğini yazık olduğunu söyledim ve Bodrum'a geri geldim daha sonra işin yürüyemeyeceğini anlayan davalı tarafın yetkilisi ... Bey davacının işine son verdi , Ben ...'un hak edişi ile ilgili herhangi birşey bilmiyorum ...'un iş akdi fesh olduktan sonra yeni müteahhüt iş alanına geldi yeni müteahhit benim önceden tanıdığım biri çıktı benim inşaat alanında çalışmamı istediler bende kabul ettim çalıştım, ben yazılı herhangi bir ihbarda bulunmadım..."şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ... ..., "...Ben mimar olarak görev yapmaktayım aynı zamanda Mimar sinan Üniv öğretim görevlisiyim, ... Bey'in (davalı şirket temsilcisi) tadilat işlerinde yardımcı olarak görevlendirdiği ... Bey'i tanımaktayım, beni klup ...'da yapılan işlerin denetimi için Bodrum'a çağırdı bende kabul ettim, ... Bey'e yada ... şirketine bağlı olmaksızın klup ...'a bağlı olarak çalışmaya başladım hatta klup ...'ın bir şirketinde sigortalı olarak çalışmaya başladım ilk önce ... şirketinin şantiye de yaptıkları işleri tespit ettim ve hatalı yapmış olduğu işlerin neler olduğunu tespit ettim, bunları da hak edişe yansıtmadım durumu ... Bey'e bildirdim ... Bey'de tespit edilenleri ... şirketinin sahibi ... Bey'e bildirmiş daha sonra son hak edişi benim tespitlerim doğrultusunda hazırlandı ve ben bu son hak edişi imzaladım, yanılmıyorsam ... Bey'de bu son hak edişi imzaladı. Genel hesap cetveli ve kalan bakiye 1.104.418,90 TL olarak yazılı olan belge altındaki imza bana aittir , şantiyede yapılan işlere ilişkin tutulan hak ediş raporlarındaki benim adımın altındaki imzalar da bana aittir, ... şantiye alanından çıktıktan sonra klup ...'in sahibi tarafından bir tespit yaptırılmıştır buna ilişkin bir rapor alınmıştır ben raporu incelemedim..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ..., "...davalı şirketin Bodrum ilçesinde yaptıracağı tadilat ile ilgili davacı şirketin taşeronu olarak çalıştım, işi davacı şirketin Bodrum'da herhangi bir birimi bulunmadığından ben yaptım.Davalı şirket ödeme yapmayınca davalı şirketten alacaklarımı alamadım. 2012 ayının ekim ayında çalışmaya başladık, 2013 yılının Ocak ayına kadar çalışma yaptık. İş %100 tamamlanmadı. Ancak alacağımızı alamayacağımızı da anladığımız için işi durdurduk ancak yaptığımız işin ödemelerimizi de almadık. Taraflar arasında ilk yapılan sözleşmede yapılan işlerin bedeli olarak 600.000TL belirlenmiş, sonradan mailler yoluyla yapılan yazışmalarla iş daha da büyüdü ve yaklaşık 6.000.000 TL civarında ulaştı. Ancak bunlara ilişkin ıslak imzalı herhangi bir sözleşme imzalanmadı. Bizde işin 1.500.000 TL'lik kısmını bitirdik. Davalı taraf ilk sözleşemeyi baz alarak yaptığı ödemeyi tüm işlem için kabul etmektedir. Ancak benim davacıdan yaptığı iş karşılığında alacağım 530.000 TL dir. Davacının davalıdan 900.000 TL-1.000.000 TL civarı alacağı vardır..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında;Davacı, davalı ile akdetmiş oldukları eser sözleşmesinin götürü usulde 6.654.298,88 TL üzerinden kararlaştırıldığı beyan etmiş, davalı da yeminli beyanında taraflar arasında götürü bedele ilişkin sözleşme yapıldığını, ancak iş bedelinin 800.000-1.000.000 TL arasında kararlaştırıldığını savunmuştur. Mahkeme gerekçesinde, taraflar arasında sözleşmenin götürü bedel üzerinden kurulduğu yolunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, ancak götürü bedelin hangi miktar üzerinden kurulduğu konusunda anlaşmazlık bulunduğunu ifade etmiştir. Taraflarca götürü bedel üzerinde anlaşmaya varılmış olmasına rağmen bu bedelin ne miktarda olduğu hususunda ihtilaf bulunduğu ve sözleşme bedelini ispata yarayacak herhangi bir başkaca delil sunulmadığı durumlarda -kural olarak- işin yapıldığı tarihteki piyasa rayiçlerinin göz önüne alınarak bilirkişilerce hesap yapılması gerekir. Nitekim ilk derece mahkemesince de -genel kurala uygun bir biçimde- bu doğrultuda bir araştırma yaparak hüküm tesis etmiştir.Bununla birlikte, somut olayda davacı taraf alacağına ilişkin adi yazılı bir tutanağa dayanmış ve ayrıca bu tutanağı icra takibine dayanak yapmıştır. Yargılamadaki ve davacı tarafın istinaf dilekçesindeki temel tartışma noktasının, sözleşmenin davalı tarafından feshinden sonra davacı ve davalı tarafların tuttukları tutanağa imza koyan kişilerin davalı şirketi temsile yetkili olup olmadıkları ile bu belgedeki tutarın hükme esas alınıp alınamayacağı olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi, ...'in ve ... isimli kişilerin davalı şirketi temsile yetkili olduklarını kabul etmiştir. Söz konusu kişiler davalı şirketin resmi temsilcileri olmamakla birlikte, ilk derece mahkemesi İstanbul C.Başsavcılığının ███████████ sayılı soruşturma dosyasındaki tespitler ve bu kişiler hakkında takipsizlik kararı verilmiş olması ile, dosyaya yansıyan mail içeriklerini dikkate alarak bu sonuca ulaşmıştır. Dairemiz de aynı gerekçelerle ilk derece mahkemesinin bu değerlendirmesinin yerinde olduğunu kabul etmiş, özellikle ...'ün davacı ile yapılan sözleşme kapsamıyla sınırlı olmak üzere, sözleşme kapsamı işlerde davalı şirketi temsil etmek üzere şirket yetkilisi tarafından görevlendirildiğini değerlendirmiştir. Diğer taraftan, davalı şirket icra takibine itiraz ederken ...'ün imza yetkisine haiz olmadığına dair bir itiraz ileri sürmemiştir. İİK 62/5 maddesi gereğince, borçlu takibe dayanak senet altındaki imzaya itiraz ediyor ise bunu icraya itirazında açıkça belirtmesi gerekmekte olup, aksi halde senet altındaki imzayı açıkça kabul etmiş sayılmaktadır. Söz konusu hüküm uyarınca, -yukarıda değindiğimiz gerekçelere ek olarak- davalı şirket icra takibinde takip dayanağı tutanak altındaki imzaların şirketi temsile kişiler tarafından atılmadığını ileri sürmediği için söz konusu imzaları kabul etmiş durumdadır. Bu sebeple söz konusu tutanak hukuken geçerli olup, davalı şirketi bağlamaktadır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, tutanağı imzalayan kişilerin şirketi temsile yetkili olmadığını ileri sürmüş ise de, yukarıdaki gerekçeler karşısında davalı vekilinin bu istinaf gerekçesine itibar edilmemiştir.İlk derece mahkemesi, her ne kadar davacı şirket tarafından yapılan işin ve diğer alacak kalemlerinin tespiti amacıyla bilirkişi raporu almış ise de, davalı şirketim temsile yetkili olduğu kabul edilen kişilerce imzalanan belgenin göz önüne alınması gerekmektedir. Zira davalı yanca bu belgenin hata, hile ve tehdit altında imzalandığına dair bir iddia ortaya atılmamıştır. Söz konusu belgede, gerek yapılan işler sebebiyle ödenmeyen tutarlar ve gerekse de davacı tarafın çalışma alanında bıraktığı malzemelerin tutarı yazılı olup, taraflarca toplam tutar 1.104.418,90 TL olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, söz konusu belge ve mutabık kalınan rakam dikkate alınmaksızın bilirkişi heyetinden rapor alınarak hüküm kurulması yoluna gidilmesi hatalı olmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişinin davacı gelir kaybı konusunda davacının beyanını esas aldığını ve hiçbir irdeleme ve araştırma yapılmadığını ileri sürmüş ise de, söz konusu alacak kalemi taraflarca imzalanan belgede yer almakta olduğundan ve belgeyi imzalayan kişilerin davalı şirketi temsile yetkili oldukları kabul edildiğinden bu istinaf sebebi de Dairemizce kabul edilmemiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde belirtilen ve davacı tarafça ek olarak sunulan 18.01.2013 tarihli ... imzasını taşıyan belgede 100.000 TL'nin elden davacıya teslim edildiğinin yazılı olduğunu, yine İstanbul C.Savcılığı ███████████ soruşturma nolu soruşturma kapsamında davacı şirket yetkilisi ...'un 15.05.2019 tarihli ifadesinde "....bu arada işçilerin iş yerinde bir ay kadar hiç bir iş yapmadan beklemiş olduğunu ,... ... (davalı şirket yetkilisi) bu nedenle ... vasıtası ile elden 100.000.-TL.gönderdiğini, bu parayı işçilere dağıttıklarını..."şeklindeki ikrarı ile sabit olan davalı şirketçe elden nakit olarak ödenmiş 100.000.-TL olmak üzere toplam 200.000.-TL tutarındaki davalı ödemesinin hesaba katılmadığını ileri sürmüştür. Ancak takip konusu olan ve her iki yan tarafından imzalanan tutanakta davacının alacağı tutar hesaplanırken bu 100.000 TL'nin göz önüne alındığı anlaşılmaktadır. Ayrıca her ne kadar davalı iki ayrı 100.000 TL tutarında ödeme yapıldığını iddia etmekteyse de, tarafların kabulünde olan sadece tek bir 100.000 TL tutarında ödeme olduğu, İstanbul CBS dosyasında ...'un 15.05.2019 tarihli ifadesinde bahsi geçen 100.000 TL'lk ödemenin tutanaktaki ödeme haricindeki ikinci bir ödeme olduğu yönünde dosyada delil bulunmadığı, ...'un ifadesinde bahsedilen ödemenin ikinci bir 100.000 TL'lik ödeme olduğu iddiasının davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği, ancak bu yönde bir ispat yapılamadığı anlaşılmakla bu husustaki istinaf talebinin de reddine karar verilmiştir.Tüm bu nedenlerle, davalı tarafın istinaf talebinin reddine, davacı tarafın istinaf talebinin ise kabulü ile itirazın iptaline, 1.104.418,90 asıl alacak ve bu asıl alacağa icra takibinden önce işlemiş temerrüt faizi tutarı olan 220.921,60 TL üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı ve davalı tarafın da birlikte imzalanan tutanakta, davalının borcu açık bir şekilde yazmakla ve sonradan bu borcu kısmen dahi olsa sona erdiren bir durum olmaması karşısında, davacının alacağının likit alacak olduğu anlaşılmış, bu nedenle takibe haksız olarak itiraz eden davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Söz konusu istinaf kabul nedenleri yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE
3-İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2023 tarih ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
4- Davanın KABULÜ ile, itirazın iptaline, takibin 1.104.418,90-TL asıl alacak, 220.921,60-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.325.340,50-TL üzerinden devamına,
Asıl alacak 1.104.418,90 TL ye takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak üzerinden hesaplanan % 20 icra inkar tazminatı (220.883,78 TL) talebinin KABULÜNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 75.442,85 TLkarar ve ilam harcından başlangıçta yatırılan 16.006,81 TL peşin ve icra veznesine yatırılan 6.626,70 TL harcın toplamı olan 22.633,51 TL harcın mahsubu ile bakiye 52.809,34 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2-Davacı tarafından yatırılan toplam 22.633,51 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan toplam 4.970,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 171.662,84 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
2-Davalı taraftan alınması gereken 75.442,85-TL harçtan ödenen 13.187,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 62.255,15 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!