Anahtar kelimeler: Görele Şerhin Trabzon Süreden Konulan Düşürücü İli Ret İlçesi Terkini

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, █████████ KararKARAR
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Görele 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararTaraflar arasındaki tapu kaydına konulan şerhin terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle;.. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi 1 64... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına konulan kamulaştırma şerhinin terkinini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.B. İstinaf Sebepleri1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının irtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri bölümünde ".. Genel Müdürlüğü lehine irtifak hakkı vardır" şerhinin bulunduğunu, kadastro tutanağında yazılı irtifak şerhinin ne kadarlık bir alanı kapladığının yani miktarının ve ne kadar süre için kurulduğunun belirtilmediğini, yine kadastro tutanağının edinme sebebi kısmında da irtifak hakkının tesciline ilişkin herhangi bir açıklama, beyan ve hukuki sebep yer almadığını, diğer yandan lehine irtifak hakkı şerh edilen .. Genel Müdürlüğünün de hukuki varlığını 13.08.1993 tarihinde yitirdiğini, dolayısıyla kadastro tespit tarihi itibarıyla .. Genel Müdürlüğü isimli bir kuruluşun bulunmadığını, özetle müvekkiline ait taşınmazın kadastro tutanağının ve tapu kaydının beyanlar hanesine yazılan irtifak şerhinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun'un) 1025 inci maddesi gereğince yolsuz tescil kapsamında kaldığını, yolsuz tescilin terkini için de herhangi bir süre öngörülmediğini, irtifak şerhi usulüne uygun şekilde şerh edilmediğinden ve özellikle de irtifak alanı belirtilmediğinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesinde yazılı on yıllık hak düşürücü sürenin de somut olaya uygulanamayacağını, mevcut şerhin ne .. Genel Müdürlüğü ne de ihbar olunan şirket lehine irtifak hakkı sağlamadığını, söz konusu şerhin sadece bilgilendirme niteliği taşıdığını, 4721 sayılı Kanun'un 1025 inci maddesine dayalı olarak yolsuz tescil sebebiyle irtifak hakkının terkinini talep etme haklarının bulunduğunu, ayrıca tapu kaydında belirtilen bir günlük sürenin dolması yada süre belirtilmemesi ve irtifak alanının miktarının gösterilmemesinin de irtifak şerhini geçersiz kıldığını, irtifak hakkının terkini 4721 sayılı Kanun'un 7 83... ncı maddelerine dayanılarak açılacak davalarda herhangi bir zamanaşımı ve hak düşürücü süre bulunmadığını İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kurum lehine belirlenen bu değer üzerinden nispi vekâlet ücretine ya da en azından maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağının düzenlendiği, bu husus olumsuz dava şartı olarak kabul edildiğinden, mahkeme hakimince yargılamanın her aşamasında resen ve öncelikle uygulanması gerektiği, diğer yandan, Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatları uyarınca, tapu kayıtları üzerindeki şerhlerin terkini, gelişen ve değişen koşullara göre her zaman istenebileceği, somut dosyada; çekişmeli taşınmazın tapu kaydında yazılı bulunan irtifak hakkı kadastro tespitinden önce kesinleşen ve kamulaştırmaya ilişkin bulunan mahkeme kararına dayalı olarak tesis edildiği, nitekim bu husus davacı tarafça açılan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen kamulaştırmasız el atma dosyasına sunulan bilirkişi raporunda açıkça belirtilmiş ve çekişmeli taşınmaz üzerinde halihazırda mevcut bulunan enerji nakil hattının kadastro öncesinde kesinleşen mahkeme kararlarında belirtilen enerji nakil hattı olduğu ifade edildiği, kadastro tespitinden önce mahkeme kararına dayalı olarak kurulan iş bu irtifak hakkı, kadastro çalışmaları sırasında tutanağın ilgili sütununa aynen aktarılmış ve kadastro tutanağının itirazsız kesinleşmesiyle birlikte de tapu kütüğüne geçirildiği, nitekim, davacı tarafın dava dilekçesindeki ve yargılama sırasındaki açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, kadastro tespitinden sonra gelişen ve değişen yeni koşullara göre değil kadastro tutanağının düzenlendiği sırada ve öncesinde mevcut bulunan hukuki sebeplere dayanarak eldeki davanın açıldığı anlaşıldığı, kadastro tutanağının ve tapu kaydının ilgili kısımlarına yazılan iş bu irtifak hakkının dayanağı kesinleşmiş mahkeme kararı olduğundan yolsuz tescilden söz edilemeyeceği, kadastro tutanağında ve tapu kaydında, irtifak hakkıyla ilgili bilgilerin hiç ya da eksik yazılmış olması da tescilin yolsuz olması sonucunu doğurmayacağı, idari yoldan ya da tapu kaydında düzeltim davası yoluyla irtifak hakkındaki eksik ve yetersiz bilgilerin kadastro öncesindeki mahkeme kararına uygun şekilde kütüğe işlenmesi mümkün olduğu, eldeki dava kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak açıldığına ve kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde yazılı on yıllık hak düşürücü süre de geçtiğine göre, yerel mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar davalı kurum vekili tarafından kendileri lehine hükmedilen vekâlet ücretinin eksik olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de hak düşürücü sürenin olumsuz dava şartı olduğu, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği, dolayısıyla mahkemece keşif ve değer tespiti yapılmadan karar verilmesinin usul ekonomisine uygun olduğu, Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarında taraflar lehine harcı yatırılan dava değeri üzerinden vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin belirtildiği, nitekim somut olayda da mahkemece dava dilekçesinde yazılı ve harcı yatırılan değerle sınırlı olarak davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedildiği, dolayısıyla yerel mahkeme kararının bu açıdan isabetli olduğu gerekesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf nedenlerini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.