Anahtar kelimeler: Sektörde Taklit Sinai Markanın Fikri Markası Ürün Gösterdiğini Tescilli Marka

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ███████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... adlı markanın müvekkili adına █████/2022 tarihinde tescil edildiğini, davalının, müvekkilinin tescilli markası ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait markanın davalı tarafından ... markası kullanılarak ve müvekkiline ait ürün taklit edilerek satış yapıldığını, davalının, müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda faaliyet gösterdiğini, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullanarak müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, ileri sürerek, markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabetin öncelikle tespitine, durdurulmasıns, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına şimdilik 500.000-TL maddi tazminat ile 500.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecekleri ticari faizleri ile birlikte müvekkiline ödenmesine hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tescilli markası bulunduğunu,... markasının müvekkili adına ... sayı ile kayıtlı olduğunu, markanın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu, ... markasını sektöre ilk tanıtanın da müvekkili olduğunu, tecavüz ve haksız rekabet iddialarının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, işbu davada gerek müvekkiline gerekse davacıya ait marka tescilli olup, tecavüz iddiaları bakımından yalnızca SMK hükümlerine dayanılabileceğini, iddia edilen maddi vakıa bakımından müvekkilinin herhangi bir kusuru da olmayıp, davacının zarar iddiası ve tazminat taleplerine ilişkin koşulların oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı markasının 10 ve 44 sınıfta, 2021 davalı markasının 44.sınıfta tescilli olduğu, davacı markasının tescil tarihi itibariyle öncelikli tescil hakkına sahip olduğu ve halen koruma altında bulunduğu, hak düşürücü süre içinde davanın ikame edildiği, davalı kullanımlarında ... ibaresinin açık ve görünür şekilde ürün üzerinde ürün markası olarak kullanıldığı, ... ibaresinin bir cihazı tarif etmek için markasal olarak kullanıldığı, her ne kadar davalı taraf kullanımlarının ... tescil numaralı ... markasına dayandığını beyan ve iddia etmiş ise de bu markanın 44. Sınıfta tecilli olduğu, davalı kullanımlarının 10. Sınıfta ve davacının marka tescil sınıfında olduğu, yine öncelikli kullanım hakkının kendisine ait olduğunu beyan etmiş ise de incelenen sosyal medya hesapları ve internet adreslerinde bu yönde bir delilin olmadığı, davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davacının SMK'nın 151/2-a maddesine göre talepte bulunduğu, davalı tarafça süresi içinde kayıtların ibraz edilmediği, davacı kayıtlarının da Ankara 1. FSHHM'de bulunduğundan incelenemediği, bu sebeple TBK'nın 50. maddesi gereği maddi tazminat talebinin değerlendirildiği, davalının kullanımlarının 3 yıldır devam ettiği, satılan ürünün değeri, iş hacmi ve günün koşulları değerlendirilerek oluşan zararın 100.000-TL olacağının kabul edildiği, somut olayın tüm koşulları dikkate alındığında 10.000-TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 100.000,00-TL maddi, 100.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; dava konusu kullanım 10. sınıfta olmayıp, müvekkilinin tescilli markaları kapsamında olduğunu, davaya konu kullanımı 10. sınıfta kabul edilse dahi markanın bu sınıftaki gerçek hak sahibinin yine müvekkili olduğunu, ... markasının ilk kez müvekkil tarafından kullanılıp ve piyasaya tanıtıldığını, bu hususun █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda 04 ila 15.sayfalar arasında tespit edildiğini, ancak her nasılsa raporun sonuç kısmına yansıtılmadığını, tecavüz ve haksız rekabet iddialarının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız olduğunu, davacının markasını hiç kullanmadığını, davacının zararının ispatına yönelik olarak hiçbir delil sunamadığını, davacının zarar iddiası ve tazminat taleplerine ilişkin koşullar oluşmadığını, maddi tazminat bakımından kusur, zarar ve illiyet bağının bulunmadığını, davacının gerek maddi gerekse manevi tazminat talebi bakımından zararı mevcut olmadığı gibi, olayda illiyet bağının bulunmadığını, mahkemenin takdir ettiği maddi ve manevi tazminat haksız olduğu gibi, miktarı ve işletilen faiz türü bakımından da fahiş olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve tazminat talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesince kararın gerekçe kısmında, "somut olayın tüm koşulları dikkate alındığında 10.000,00-TL manevi tazminatın uygun olduğu" belirtildikten sonra hüküm kısmının 5.bendinde; "100.000,00-TL manevi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine" karar verilerek hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle anılan çelişki giderilerek manevi tazminat yönünden usulüne uygun, istinaf denetimine elverişli hüküm tesisi gerekli olmakla, ilk derece mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili maddi tazminat yönünden SMK'nın 151/2-a maddesi gereği yoksun kalınan kazanç talebinde bulunmuş, ilk derece mahkemesince bu talebin sağlıklı olarak bulunması için davacı ve davalı kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davalı tarafça süresi içinde kayıtların ibraz edilmediği, davacı kayıtları da Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde bulunduğundan incelenemediği gerekçesiyle TBK'nın 50.maddesi uyarınca maddi tazminata hükmedilmiştir. SMK'nın 151/2-a maddesi gereği tazminata karar verilebilmesi için öncelikle davacının ticari defterlerinin incelenmesi, ticari defterlerden zarar miktarı tespit edilememesi halinde TBK'nın 50.maddesi uyarınca maddi tazminata karar verilmesi gerekir. Davacının ticari defterlerinin Ankara 1. FSHHM'de bulunması ticari defterlerin incelenmesine engel olmayıp, ilgili mahkemeden defterlerin akıbeti sorularak defterlerin istenilerek veya talimat yazılarak bilirkişi incelemesi yapılması mümkündür. İlk derece mahkemesince davacı defterlerinin bulunduğu Ankara 1. FSHHM'den defterlerin akıbeti sorularak bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.Markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması, haksız rekabete ilişkin 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer verilmemiş olması karşısında, 6769 sayılı kanun ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın geçerli olmadığı, bu nedenle davacının marka hakkına dayanarak haksız rekabet hükümlerine dayanamayacağı, (Emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin (Yargıtay 11.HD'nin █████████ E- ████████ K., █████████ E- ███████ K.,█████████ E- ███████ K., █████████-1852 E-K, ███████-3054 E-K sayılı kararları) bu nedenle kabule göre, haksız rekabet yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 355, 353/1-a-6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne,2-İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2024 gün ve ███████ Esas Esas, ████████ Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,5- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 240,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.409,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.█████/2026