Anahtar kelimeler: Olmuşlardır Tanıdıkları İşbirliği Paydaşı Devre Ölümü Adlarına Kardeşi Temlik Paylarını

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2023/2 E., █████████ K.Asıl ve birleştirilen dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri; davacıların paydaşı bulundukları 11 30... parsel sayılı taşınmazın imar ve resmi kurumlardaki işlemlerinin takibi için tanıdıkları davalı ...’u vekil tayin ettiklerini ancak davalı ...’in vekâlet görevini kötüye kullanarak dava konusu taşınmazdaki paylarını kardeşi olan diğer davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek devre konu payların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, aşamada birleştirilen davada davacının ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili; davalı ... yönünden husumet, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunmuş, ayrıca dava konusu taşınmazın 60.000,00 TL bedelle satışı hususunda davacılar ile davalı ...'ın anlaştığını, bu anlaşma uyarınca tapudaki devir işlemlerinin yapılması için ...'de oturan davacıların diğer davalı ...'u vekil tayin ettiklerini, davalı ...'ın taşınmazı satın aldığını, yine davalı ...'a vekil vasıtasıyla satış yapıldığından zamanaşımının da dolduğunu, ayrıca davacı ... tarafından 20.04.2005 tarihli vekâletname verilmiş ise de taşınmazın parsel numarası değiştiğinden bu vekâletname ile satışın yapılamadığını, sonrasında 26.04.2005 tarihli özel vekâletname ile satış yapıldığını, bu hususun dahi iddianın dayanaktan yoksun olduğunu gösterdiğini, ayrıca 26.04.2004 tarihli "Gayrimenkul Satım Sözleşmesi ve Taahhütnamedir" başlıklı sözleşmenin de iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu gösterdiğini, bu sözleşmenin satıcı davacılar ile alıcı ... arasında düzenlendiğini ve şahitler tarafından da imzalandığını, sözleşme ile taşınmazın 60.000,00 TL bedelle satıldığının açık olduğunu, bedelin de maliklere payları oranında nakit olarak ödendiğini, taşınmazın beş yıldır davalı ... adına kayıtlı olduğunu, davalı ...'in sadece iş takibi için vekil tayin edilmiş olması hâlinde her iki vekâletnamenin de sadece iş takibi ile ilgili yetkileri içereceğini, davacı ...'in satıştan elde ettiği para ile ...'den bir taşınmaz satın aldığını, iddiaların hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi satış tarihine kadarki tüm vergilerin davalı ... tarafından ödendiğini, davacıların "eğitim alanı" şerhi ile sattıkları taşınmazın değerinin imar değişikliği sonrasında artması nedeniyle davalılara gelerek 4-5 adet daire ya da parasını talep ettiklerini, taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle haksız bir şekilde bu davaların açıldığını belirtip, asıl ve birleştirilen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemenin 04.09.2012 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, kararın süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 22.11.2013 tarihli ve ████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararıyla; davacılar temlike esas alınan vekâletnamelerin dava konusu taşınmazın tapu kaydında hâlen mevcut olan '' ilkokul yeri olarak ayrılmıştır'' şerhinin kaldırılması iradesi ile verildiğini iddia etmişlerse de, vekâletnamelerde açıkça satış yetkisi de bulunduğundan bu yöndeki beyanlara itibar edilemeyeceği ancak vekilin, vekil edenin çıkarları doğrultusunda hareket etmek zorunluluğu bulunduğu, 60.000,00 TL bedelle satılan taşınmazın bilirkişi raporuna göre temlik tarihindeki "ilkokul yeri olarak ayrılmıştır" şerhli gerçek değerinin 119.708,40 TL olduğunun belirlendiği, taşınmazın gerçek değeri ile satış değeri arasında iki misli fark bulunduğu, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, vekil davalı ... ile taşınmazı satın alan davalı ... kardeş olup onun da bu durumu bilebilecek konumda olduğu ve iyi niyetli sayılamayacağı birleştirilen davada davacı ... tarafından imzalanan 26.04.2005 tarihli belgenin ise sadece davalı ... tarafından ...'e 30.000,00 TL ödendiğine ilişkin olduğu, bu belgenin ödenen paranın davacı ...'den tahsili konusunda davalı ...'a kişisel bir hak sağlayabileceği, asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.Mahkemenin 31.03.2015 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; Dairenin ████████ Esas, ve ██████████ Karar sayılı bozma ilamına direnilmesine karar verilerek asıl ve birleştirilen davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulmuş, kararın asıl ve birleştirilen davada davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 19.12.2019 tarihli ve 2017/1-1272 Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; vekilin, vekil edenin haklarını korumak, görevini sadakat ve özenle yerine getirmek zorunda olduğu, kendisine dilediği bedel ve koşullarda taşınmaz satışı için yetki verilmiş olsa dahi vekilin, vekâlet verenin zararına olacak şekilde taşınmazı gerçek değerinin çok altındaki bir değerle satamayacağı, davalı vekil ...'un satışın davacıların iradesi doğrultusunda yapıldığını ileri sürdüğü ancak satış bedelinin toplam 60.000,00 TL olduğu, bu bedelin taşınmazın üzerindeki şerhle birlikte tespit edilen değerinin yarısı oranında olduğu, makul ölçülerin aşıldığı ve satış nedeniyle zararlandırma unsurunun gerçekleştiği, taşınmazındaki imar değişikliğinin satış tarihinden önce yapıldığı, taşınmazın satış tarihinden önce imar durumunun değiştiği ve konut alanında kaldığı gözetildiğinde değerinin çok daha yüksek olacağının açık olduğu, vekilin satış tarihinde mevcut olan imar değişikliğini vekil eden davacılara bildirmediği, davalı ...'un vekâlet görevini kötüye kullandığı, taşınmazı satın alan ve davalı ...'in kardeşi olan davalı ...'un da bu durumu bilebilecek durumda olup TMK'nın 1023. maddesinde düzenlenen korumadan yararlanamayacağı gerekçesi ile direnme kararı bozulmuş ve Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2020 tarihli ve 2020/1-425 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin de reddine karar verilmiştir.Mahkemenin 30.03.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; bozma kararındaki gerekçe ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, kararın süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 31.05.2022 tarihli ve 2022/1 Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; davanın kabul edilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davalı ...’ın Esenyurt Belediyesinden satış suretiyle temlik aldığı payları da kapsar şekilde Ramazan adına kayıtlı taşınmazın tamamı üzerinden iptal-tescile kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; 2999, 25... yüz ölçümlü dava konusu 11 30... parsel sayılı taşınmazda yoldan ihdas olarak 6, 54... 'lik kısmın ██████████ paya isabet ettiği, taşınmazda kalan dava konusu 2992, 71... 'nin █████████████ paya isabet ettiği, bu payın asıl ve birleşen davada davacılar adına yarı yarıya tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 11 30... parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı █████████████ payın iptali davacı ... adına; davalı ... adına kayıtlı █████████████ payın iptali davacılar murisi ... adına tesciline, bakiye ██████████ (███████████) payın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.Karar, asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalılar ... ve ... ile temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davacı ... vekili Avukat ..., mirasçılarından ... , ... ve birleştirilen davada davacı ... mirasçıları ... vd. vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen asillerin ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen asıl ve birleştirilen davada davacılar ve dahili davacılar vekilleri için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalılardan alınmasına, asıl ve birleştirilen davalar yönünden aşağıda yazılı 76.607,01’şer TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın kararın veren Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.