Anahtar kelimeler: Bson Süreyle Süreç Sürücü Görüşü Hukukî Taksirle İstemlerinin Neticesinde Belgesinin

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Taksirle yaralamaHÜKÜM
: MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanmasıİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü,I. HUKUKÎ SÜREÇİlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 22/3, 89/2-b-son, 62/1 ve 53/6 maddeleri uyarınca 11... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine hükmün kaldırılarak 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 22/3, 89/2-b-son, 62/1 ve 53/6 maddeleri uyarınca 13... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİA. Sanık müdafinin temyiz nedenleri; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, kazanın oluşumunda alkolün etkisinin bulunmadığına, sanığa izafe edilecek bir kusurun bulunmadığına, meydana gelen neticede katılanın emniyet kemeri takmamasının etkisi olduğuna, sanık hakkında teşdit uygulanmasının yerinde olmadığına ve sair nedenlere ilişkindir.B. Katılan vekilinin temyiz nedenleri; vekalet ücretine, sanığın üst hadden cezalandırılması gerektiğine, bilinçli taksir hükümleri uyarınca daha fazla arttırım yapılması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.III. OLAY VE OLGULAR1.İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Sanığın katılan ile ve tanık ile arkadaş olduğu, olay akşamı 1,37 promil alkollü olarak kullandığı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmek sureti ile aracın savrulması, ağaca ve beton aydınlatma direğine çarpması şeklinde gerçekleşen kazada katılanın Adli Tıp raporunda belirtilen derecede yaralanmasına sebebiyet verdiği, her ne kadar sanık savunmalarında, olayda alkolün etkisinin olmadığını, gizli buzlanma nedeni ile olmuş olabileceğini ileri sürmekte ise de, trafik kaza tespit tutanağında, sanığın araçların hızlarını teknik özellikleri ile hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, katılanın sanığın şehir içinde 100 km'nin üzerinde hız ile zigzaglar yaparak gittiğini beyan ettiği, kazanın oluş şekli nazara alındığında, sanığın yoldan savrulmak sureti ile ağaçlara çarparak ve daha sonra beton aydınlatma direğine çarpıp direği devirmek sureti ile durabildiği, kazadan sonra alınan alkol ölçüm raporunda 1,37 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, olayın oluş şekli ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın meydana gelen kazada tam kusurlu olmakla birlikte şehir içinde 1,37 promil alkollü olduğu halde aşırı sürat ile ve ani manevralar yaparak araç kullanması nedeni ile meydana gelecek kazayı öngörebilecek durumda olduğu ve bilinçli taksir halinin oluştuğu kanaatine varılmakla, sanığın eylemine uyan TCK 89/1, 22/3, 89/2-b-son, 62/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, şartları oluşmadığından cezasının ertelenmesine, seçenek yaptırımlara çevrilmesine veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, sanığın sürücü belgesinin TCK 53/6 maddesi gereğince kusur oranı, bilinçli taksir hali ve olayın oluş şekli nazara alınarak takdiren 6 ay süreli geri alınmasına karar verilmiştir.2. Bölge adliye mahkemesince İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yapılan yargılama sonucunda; İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, sanığın üzerine atılı suçun sübutuna ilişkin değerlendirmenin ve sanığın bilinçli taksir derecesinde kusurlu olduğuna dair kabulünün yerinde olduğu, ancak sanığın asli ve tek kusurlu eylemi neticesinde meydana getirdiği kaza sonucu katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, vücudunda kemik kırığının hayati fonksiyonlarını ağır (4/6) derecede etkileyecek şekilde nitelikli yaralanmasına neden olan sanık hakkında belirlenen cezanın TCK'nın 89/2-b-son maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılması gerekirken, cezasından TCK'nın 89/2-b-son maddesi uyarınca 4/12 oranında artırım yapılmak sureti ile yazılı şekilde eksik cezaya hükmolunması, Usul ve yasaya aykırı görüldüğünden katılan vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına, sanığın asli kusurlu olması gözönüne alınarak, eylemine uyan TCK'nın 89/1 maddesi uyarınca takdiren, teşdiden ve tercihen 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşıldığından TCK'nın 22/3 maddesi uyarınca cezanın takdiren 1/3 oranında artırılmasına, sanığın eylemi sonucunda mağdurun vücudunda AĞIR (4/6) oranında kemik kırığı meydana geldiğinden sanığın cezasından TCK 89/2-b-son maddeleri uyarınca 1/2 oranında arttırım yapılmasına, TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim uygulanarak sanığın neticeten 13... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 53/6 maddesi uyarınca sürücü belgesinin takdiren 6 ay süre ile geri alınmasına dair karar verilmiştir.IV. GEREKÇE ve KARARYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ile katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir duruşmalı yapılan istinaf incelemesi neticesinde "Katılan kendisini vekil ile temsil ettirmiş olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine" şeklinde tek vekalet ücretine hükmedilmesiyle yetinilip, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 2. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca istinaf aşaması için ve ilk derece yargılaması için ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasının katılan lehine vekâlet ücreti takdir edilmesine ilişkin bölümün kaldırılarak yerine; "Katılanın kendisini vekil ile temsil ettirmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesince hükmedilmesi gereken 9.200 TL ile bir duruşmalı istinaf aşaması için de 5.500 TL olmak üzere toplam 14.700 TL vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine" ibarelerinin eklenmesi suretiyle oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2026 tarihinde karar verildi.