Anahtar kelimeler: Nazilli Çektirilmesine Süreç Rejimine Mükerrirlere Özgü Edenin Görüşü Yağma İzmir
6. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
SUÇ
: Nitelikli yağma
HÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.11.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 62/1, 53, 58 maddeleri gereğince 8 yıl 9 ay hapis cezasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. İstinaf
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 18.04.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla ilk derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın öncelikle tüm suçlardan beraati gerektiğine, mümkün görülmemesi halinde eylemin hırsızlık ve yaralama olarak tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Hukuki alacağının tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanma hususunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve ████████-███████ sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'nun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.
Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyade iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır. (Teorik ve Pratik Tüm Yönleriyle Yağma ... Sayfa 925)
Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. (Çevik a.g.e Sayfa 925)
Bu genel anlatımdan sonra, somut olay değerlendirildiğinde, mağdurun sanığa kendi cep telefonunu satmayı teklif ettiği, 350 TL'ye aralarında anlaştıkları, sanığın yanındaki 300' TL yi bu esnada mağdura ödediği, mağdurun telefonu daha sonra vereceğini söylediği, ertesi gün mağdurun daha yüksek ücretle telefonunu bir başkasına sattığı, sanığın ise mağdurun kendisine telefon satacağına güvenerek kendi cep telefonunu değerinden ucuza bir telefoncuya satarak zarar ettiği, mağdurun telefonunu kendisi yerine başkasına sattığını öğrenince de sanığın, mağduru tekme ve yumruk atmak suretiyle yaraladığı, mağdura ait motosikletini mağdurun iş yerinden alarak kendi çalıştığı iş yerine götürdüğü, giderken de " telefonu getir, motosikletini götür" dediği, mağdurun motosikletini geri almak üzere sanığın peşinden iş yerine gittiği, burada sanığın eline almış olduğu demir profil boru ile mağduru BTM ile giderilebilecek şekilde yaraladığı olayda, mağdurun sanığın en başından beri suça konu cep telefonunu satın almak istediği ve mağdura 300 TL ödeme yaptığı, ancak mağdurun cep telefonunu başkasına sattığını söyleyerek sanığın parasını iade ettiği, bu telefonu alabilmek adına sanığın motosikletini geçici olarak elinde tuttuğu anlaşılan eylemde, sanığın motosikleti götürmekteki amacının telefonun kendisine satılmasının temini ve alacağını garanti altına almak olduğu anlaşıldığından eylemin 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesinde yer alan hukuki alacağın tahsili yoluyla silahla yaralama suçuna vücut vereceği değerlendirilmekle sanık hakkında yazılı şekilde yağma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 18.04.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında, sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, kararın 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname gerekçesine aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!