Anahtar kelimeler: Tapudan Dairece Diyarbakır Terkini Şartı Eksiklikleri Uyularak Alanı Yol Dayanan
5. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, ████████ Karar
KARAR
: Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol alanı olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 01... (yeni 1 01... ) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırıma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın arsa veya arsa vasıflı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taşınmazın Diyarbakır Valiliğine 17 km, fiili konut alanına 1 km uzaklıkta olduğunu, belediye hizmetlerinden yol, su, çöp toplama, ulaşım, elektrik ve diğer hizmetlerden faydalandığını, Diyarbakır-Elazığ karayoluna bitişik olduğunu, tapu kayıtlarında tarla vasfında olmakla birlikte arsa olarak alınıp satıldığını, fiili olarak fabrika, işyeri, konut ve çeşitli tesis alanı olarak kabul edildiğini, taşınmazın adil ve hakkaniyete uygun gerçek karşılığının belirlenmesi gerektiğini, gelir metodu üzerinden değer belirlenmesi halinde kapitalizasyon faizinin %3 olarak alınması gerektiğini, taşınmazın sulu olması nedeniyle sebze münavebesinin uygulanması gerektiğini, taşınmazın gerçek ve hakkaniyete uygun bedelinin belirlenmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesini, tespit edilecek kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren en yüksek faizin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2021 tarihli ve ████████ Esas, 2021/7 Karar sayısı ile belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2021 tarihli ve ████████ Esas, 2021/7 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.20 23... /841 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğunun kabulü ile zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 nci maddesinin birini fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metoduna göre değer biçilmesinin doğru olduğunu, taşınmazın vasfı, konumu, bilirkişi raporunda belirtilen özellikleri ve aynı bölgeden intikal eden dava dosyaları gözetilerek kapitalizasyon faizinin % 4 oranında alınmasında da isabetsizlik görülmediğini; ancak dava konusu taşınmaza komşu 1345 parsel (ifrazen 1539, 1540, 1541, 1542, 1543, 1544 parseller) hakkında Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyası üzerinden görülen kamulaştırma bedel tespit ve tescil davası neticesinde tesis edilen hükmün taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin █████/2021 tarihli ve ████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararı ile; tespit edilen metrekare birim fiyatına ilave edilecek objektif değer arttırıcı unsurun %150 oranında olacağı gözetilmeden hüküm tesis edildiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verildiği gözetilerek mahkemece %200 oranında uygulanan objektif değer artış oranı ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği belirtilerek objektif değer artış oranını %150 kabul edilerek resen hesaplama yapılarak davalı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmaz ile aynı kamulaştırma kapsamında kamulaştırılan ve dava konusu taşınmazla aynı konumda bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmaza, Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, 2021/8 Karar sayılı dosyasında 1 02... parsel sayılı taşınmaza, Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ███████ Karar sayılı dosyasında aynı değerlendirme tarihi itibarıyla objektif değer artışı ile beraber 105,00 TL/m² değer tespit edildiği ve bu değerlerin Dairemizin 14.12.2023 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararları ile denetimden geçerek onandığı anlaşıldığından belirtilen dosyalardaki bedelden ayrılma hususunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporun bilimsellik ve objektiflikten uzak olduğunu, kuru tarım arazisi vasfındaki taşınmazın kuru tarım arazisi vasfında olup sulu tarım arazisi olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, münavebeye esas alınan ürünlerin bölgenin gerçek durumunu yansıtmadığını, kapitalizasyon faiz oranının düşük alındığını, uygulanan objektif değer artışı oranının fahiş olduğunu, arta kalan kısım bakımından değer artışının değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arazi olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, arsa olarak değerlendirilerek değer biçilmesinin gerektiğini, arta kalan alan bakımından değer azalışının deerlendilmesinin gerektiğini, uygulanan objektif değer artışı oranının düşük olduğunu, kamulaştırma bedeline yasal faiz uygulanması yanlış olup bunun yerine dava tarihinden ödeme tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini, hükmedilen faize karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın olduğu yerde, kamulaştırma davası ikame edilirken var olmayan ancak şu an viyadük yapıldığını, istinaf Mahkemesinin, dosya üzerinde değil de sırf objektif değer artışının ne kadar olması için dahi olsa yerinde keşif yaptırmış olsaydı, davalı mülkünün viyadük nedeniyle ciddi anlamda değer kaybına uğradığının tespit edilmiş olacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
3.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 2 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 10.03.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!