Anahtar kelimeler: Delaletiyle Süreç Ret İstemlerinin Edenlerin Neticesinde Edilebilir Dolandırıcılık Yetkilerinin Hükmolunan
11. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SUÇ
: Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM
: Esastan ret
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi gereğince reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
... 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/2 delaletiyle 158/1-L, son, 43, 53... . maddeleri uyarınca 7yıl 6 ay hapis ve 1.810.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında eylemiyle orantılı ceza takdir edilmediğine,
2.Sanık ve müdafiinin temyiz istemi, sanığın cezalandırılmasını gerektirir kesin delil olmaması ve suç unsurlarının oluşmaması sebebiyle beraatine karar verilmesi gerekir iken delillerin takdirinde hataya düşülerek usul ve yasaya aykırı verilen kararın resen nazara alınacak sebeplerle bozulması gerektiğine,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan vekili, sanık ve müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanık ...'un daha önceden tanıdığı katılan ...’u 2021 yılında arayarak, katılanın ölmüş babasının ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/2 Esas sayılı devam eden kamulaştırma davasının bulunduğunu, bu davadan 6.029.300,00 TL alacağını, kendisinin ... Adliyesi içerisindeki kamu görevlileriyle yakın ilişkisi olduğunu beyan ettiği, sanık ... ile katılanın birlikte ... Adliyesine geldikleri, sanığın adliye içerisinde bir kısım kalemlere uğrayarak bazı adliye personeline selam verdiği, bazılarından ise dava dosyasının işlemleri için yardım talebinde bulunduğu, ayrıca kendisine ait olduğu tespit edilen hatla katılanı arayarak "... Savcım"diye hitap ettiği bir şahısla konuşmalar yapmış gibi gösterdiği, kolluk tarafından ... isimli şahsın tespitinin yapılamadığı, ve bu şahıs aradığını söylediği numaranın sanık ...'e ait olduğunun anlaşıldığı, sanık ...'in ayrıca adliyede gerçekte mübaşir olarak görev yapan temyiz dışı ... ... ile de tanıştırdığı, sanık ...'ın katılana sanık ...’e verdiği paraların dava harç ve giderleri için gittiğini, dava sonunda yüksek miktarda para alacağını beyan ederek katılanı kandırdığı, katılanın sanık ...'in gerek banka hesabına gerekse elden toplam 1.009.629,00 TL para verdiği, sanık ...'in kendisini kamu görevlileriyle yakın ilişkisini olduğu
intibası uyandırmak suretiyle üzerine atılı kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etme suçunu zincirleme bir şekilde işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
5237 sayılı Kanun'un 158/3. maddesine göre: "Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır." Bu madde gereğince artırım yapılması için en az üç kişinin varlığının olay bazında kesin olarak ispatlanması yeterli olup, üç kişi hakkında dava açılıp mahkumiyet kararı verilmesi zorunlu değildir.
İddianamede katılan ile sanık ...'un adliyeye gidip "... diye hitap ettiği bir şahısla konuştukları, geçen konuşma da...'ın sanık ...'e “ne oldu” demesi üzerine sanık ...’in...’a "2020/2 esas sayılı dosyamız var, bu dosyayla ilgilenebilir misin, bu dosyadan kamulaştırma paramız var, bize yardımcı olabilir misin" dediğini...'ın da "kalemdeki arkadaşlara söylerim, yardımcı olurlar” dediği" belirtilmiş ve... isimli şahsın meçhul bir kişi olduğu şeklinde anlatılmış ise de; katılanın ifadesinde ve kolluk suç fezlekesinin 23. sayfasında belirtildiği üzere... isimli savcı olarak tanıtan kişinin adliyede katip olarak görev yapan ve tanık olarak dinlenen ... olduğu, sanık ...'un incelenen telefon bilgisine göre bu kişinin rehberinde "..."olarak kayıtlı olduğu anlaşıldığı halde bu kişi hakkında şüpheli sıfatıyla soruşturma yürütülüp hakkında iddianame veya ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmediği anlaşılmakla, bu konuda suç duyurusunda bulunulmasından sonra kamu davası açıldığı takdirde dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 158/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasından sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde eksik araştırma ile karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca takdiren ... 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.03.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!