Anahtar kelimeler: Üdavacı Konusumarka Sınai Fikri Markasının Müşterisi Den Anadolu Tecavüzden Hakkına

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ
:█████/2023NUMARASI
:███████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:Davacı- karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıya ait ... tescil nolu “...” markasının diğer davalı .... Şti. nin kuruluş tarihi olan 18.06.2012 den önce kullanımı bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davalıların “...” markasının müvekkil şirketin ticari faaliyetleri kapsamında kullanımından, müvekkili şirketin müşterisi olan ... Müdürlüğü tarafından 26.07.2017 günü gönderilen elektronik posta ile bilgisi olduğunu, davalının marka tescilinde kötü niyetli olduğunu, Davalı adına tescil edilmiş olan ... tescil nolu “...” markasının “halkla ilişkiler” sınıfında bir faaliyetlerinin bulunmaması göz önünde bulundurularak İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ████████E. sayılı dosyası üzerinden “markanın “halkla ilişkiler” sınıfında 5 yıl süre ile kullanılmamış olması nedeniyle hükümsüzlük” davası açıldığını, müvekkili Şirket adına Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescil edilmiş olan ... tescil numaralı “...” markası ve ... tescil numaralı “...” markasının, davalı adına tescilli markanın hizmet sınıflarının - benzer olduğunu, halk nezdinde her iki markanın karıştırıldığını, müvekkili ... ... A.Ş.'nin İstanbul ... nezdinde 22.10.1993 tarihinde tescil edildiğini, ... marka numarası ile tescil edilmiş olan “...” markası ve ... marka numarası ile tescil edilmiş olan “...” markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, “...” markasının müvekkil şirketin faaliyet konusu hizmetler ile bu hizmetlere benzer diğer hizmetler açısından müvekkil şirket ile birlikte tanındığını, “...” markasının tescili olmayan fakat şirket ana faaliyet konusu olan “... ” sınıfında maruf hale getirenin müvekkil şirket olduğunu, müvekkili şirkete ait “...” markasının 1993 yılından itibaren halkla ilişkiler danışmanlığı hizmetinde faaliyet gösterdiğini, “...” markasının gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, davalıların müvekkil şirket tarafından ihdas edilmiş olan “...” markasını 35. sınıfta tescil ettirmeleri ve “halkla ilişkiler” ve “halkla ilişkiler” hizmet sınıfı ile benzer sınıflarda kullanmaları hizmet alan müşteriler nezdinde karıştırma ihtimali yarattığını, bu nedenlerle davalı adına tescil edilmiş olan “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettikleri, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ████████E. sayılı ve dava konusu “...” markasının kullanılmama nedeniyle hükümsüzlük davası devam ederken davalı ... tarafından Türk Patent Enstitüsü nezdinde ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... event, ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ... marka başvurularında davalının kötü niyetli olduğunu, “... ...”, “...” ve “... ...” markalarının müvekkil şirketin uzun süredir kullanmış olduğu “...” markaları olduğunu, davalıların, ... ve ... numaralı “... ...” ve ... ve ... “... ...” başvuruları “tekrarlama ” niteliğinde olduğunu, Davalının müvekkil şirket “Markasını” ve “Ticari Unvanını” birebir kopyalaması olduğunu, ... başvuru nolu “... ...”, ayrıca ... başvuru nolu “... ...” ve “...” başvuru nolu “... ” markalarının müvekkil şirketin uzun süredir kullandığı işaretler olduğunu, “... ...” markasının müvekkil şirketin resmi internet sitesi ve resmi elektronik posta uzantısı ... ve ... olduğunu, İnternet alan adı ve elektronik posta adreslerinin yaratılma tarihlerinin ise 13.11.2001 olduğunu, davalının kendi adına tescil ettirmiş olduğu “...” markası ile müvekkil şirketle uzun yıllar çalışmakta olan müşterilerine elektronik posta göndermek suretiyle haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalı tüzel kişiliğin “.... Şti.” şeklindeki unvanında yer alan “...” ibaresinin müvekkili şirketin ticari unvanı ile “iltibas” yarattığını belirterek, ... tescil markanın hükümsüzlüğünü, müvekkil şirketin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, ... başvuru nolu ... ..., ...başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ..., ... başvuru nolu ... ... ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ... marka başvurularının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini ve sicilden terkinini, müvekkili şirket ile benzer ticari unvana sahip diğer davalı .... Şti. Unvanında yer alan “...” ibaresinin sicilden terkini Fazla ilişkin talep hakkı saklı tutularak 10.000-TL. maddi, 25.000-TL. manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece maddi ve manevi tazminat talebi yönünden dosya tefrik edilmiş ve mahkemenin ███████ E - ███████ K sayılı █████/2019 tarihli karar ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davalı/karşı davacı ... vekilinin sunmuş olduğu cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle: Davacı-karşı davalı adına tescilli “...” ibareli markaların █████/43. Sınıflarda tescilli olmasına rağmen bu kapsamda 5 yıldır kullanılmadığı gerekçesiyle İstanbul Anadolu 1 FSHHM ████████ E. Sayılı dosyasında iptal davası açtıklarını, yerel mahkemenin davacı-karşı davalının ... markasını tescil aldığı çoğu sınıfta kullanmaması nedeniyle kısmen iptaline karar verdiğini, Müvekkilinin reklamcılık sektöründe ... markasıyla özdeşleştiğini, müvekkilimin ilk çalışma alanlarının otel lobileri olması nedeniyle 2009 yılından beri .../... marka ve unvanını kullandıklarını, sosyal medyadaki reklamcılık çalışmalarında ise ... ... ve ... ... alt markalarını kullandıklarını, 2018 yılından itibaren ... ... markasını kullandıklarını, tüm bu faaliyetleri 2012 yılında kurduğu “.... Şti” bünyesinde sürdürdüklerini, Davacı-karşı davalının son üç-dört yıldır “Ticari amaçlı ürün tanıtımı, reklamcılık, pazarlama, ürün ve hizmet bazlı halkla ilşkiler” alanında faaliyet gösterdiğini, davacının dava dilekçesinde dahi “halkla ilişkiler ve lobicilik faaliyetleri” üzerinde vurdu yapıldığını, “reklamcılık ve pazarlama hizmetleri” üzerine değinmediklerini, son üç-dört yıla kadar tarafların ana faaliyet konularının çok farklı olduğunu, hitap ettikleri müşteri kitlesinin kurumsal firmalar olduğunu, Müvekkilinin .../... marka ve unvanının kullanılmasının tesadüf olduğunu, davacı-karşı davalı ile ilk olarak 2012 yılında tanıştıklarını, marka tescil tarihinde davacıdan haberdar olmadıklarını, marka başvuru tarihinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini, müvekkil şirketin kurulmasının üzerinden 7 yıl geçtikten sonra unvan terkini talep edilemeyeceğini, davacının hak sahibi olduğu kabul edilse dahi zamanaşımı, zımni rıza ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı durumunun olduğu, Müvekkilin ...ana markasının logosunun değiştiğini, 2009 tarihli logodan çok farklı bir hale ünü, ayrıca ... ..., ... ..., ... .... ..., ... ..., ... .. vs birçok alt ve seri marka oluşturduklarını, bu markaların 2017 tarihinden çok daha öncesinde kullanıldığını, İstanbul Anadolu 1. FSHHM ███████ E. Sayılı dosyasında davacının müvekkile ait ... markasının yalnızca “halkla ilişkiler” — sınıfında hükümsüzlüğünü talep ettiğini, bu davada hükümsüzlük kararı verilse dahi müvekkilin ... markasını diğer - tescilli- sınıflarda kullanabileceğini, dolayısıyla seri markaların tescilinde kötü niyet yahut marka hakkına tecavüz bulunmadığını, davacının ... ibareli markasının █████/43. Sınıflarda tescilli olduğunu, 35. Sınıf 1. Grupta yer alan “reklamcılık ve pazarlama hizmetleri”nde tescilinin bulunmadığını, davacı-karşı davalının zaman içinde hizmetlerinin reklamcılık ve pazarlama alanına kaydırması ve bu faaliyetlerde de ... markasını kullanmasının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini belirterek, davacı-karşı davalının eylemlerinin haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini ve davacı-karşı davalının davasının veddini talep etmiştir.Davacı/karşı davalı vekili cevaba cevap ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle;Davalının “taraf markalarının müşteriler nezdinde karışıklığa neden olduğu” hususunu ikrar ettiğini, bu doğrultuda iltibasın söz konusu olup olmadığı hususunda uyuşmazlık olmadığını, Müvekkil Şirket'in “...” markasını 35. Sınıfta yer alan halkla ilişkiler ile 41. Sınıfta yer alan sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri, spor, kültür ve eğlence hizmetlerinde ilk ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi olduğunu, müvekkil şirketin “...” markası ile “sektörde” “hizmet alıcılar” nezdinde tanınmışlık düzeyine ulaştığını, Davalıların müvekkil şirkete ait “marka” ve “unvanı” birebir alarak kendisine marka ve unvan oluşturmasının basit bir tesadüf olmadığını, Müvekkil Şirketçe 1993 yılından itibaren “...” markası ile ve de ... ... A.Ş. Unvanı ile “...” alanında “...”, “...”, “kurumsal iletişim ”, “...”, “...” vb. ana sözleşmesinde belirtilen faaliyet konularında hizmet verildiğini, taraflar hizmet alanlarının benzer olduğunu, Davalının da halkla ilişkiler alanında faaliyet göstermekte olduğu ve bu kapsamda hem marka hakkı ihlali hem de haksız rekabet fiilleri gerçekleştirdiğinin 2017 yılında öğrenildiğini, müvekkil şirkete öncelik hakkı sağlanması, müvekkil şirketin halkla ilişkiler alanında “...” markası üzerindeki gerçek hak sahipliğinden kaynaklandığını, “... ...", “..." ve “... ...” markalarının müvekkil şirketin uzun süredir. kullanmış olduğu “...” markaları olduğunu, - ... ve ... numaralı “... ...” ve ... ve ... “... ...” başvurularının ise “tekrarlama” niteliğinde başvurular olduğunu, haksız rekabet teşkil eden fiilerin müvekkili tarafından değil bizzat davalı-karşı davacı tarafından gerçekleştirildiğini,... isimli web sitesinin 2002 yılından beri kullanılmakta olduğunu, davalı-karşı davacının 2012 yılında müvekkil şirketten haberdar olduğunu beyan etmesi karşısında, karşı davada ileri sürülen marka hakkı ihlali ve haksız rekabet iddialarının zamanaşımına uğradığını belirterek davalarının kabulünü ve karşı davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; ... asıl davacı markasının da özellikle organizasyon hizmetleri bakımından sektöründe bilinir tanınmış bir marka olduğu anlaşılmış ise de aradan 7 yıl geçtikten sonra iş bu hükümsüzlük ve marka hakkına tecavüz davalarının açılamayacağı, bu yönüyle öncelikle davalının ... numaralı markasının kötü niyetli tescil iddiasının sadece asıl davacı markasından haberdar olduğu yönündeki soyut iddiaya dayadırılması sebebiyle ispat edilemediği kaldı ki ispat edilse dahi marka tescilinden ve kullanımlarından haberdar olunduktan sonra aradan 7 yıllık süre geçtikten sonra iş bu davanın açılmasının Medeni Kanunun 2. Maddesindeki hüküm gereğince iyi niyetli olmadığı yine dinlenen davalı tanık beyanlarından da davalının bu marka ile yatırım ve tanıtımlarda bulunduğu hususu gözetildiğinde mahkememizde her ne kadar marka hukukunun temel esasında markanın tekliği ilkesi geçerli ise de Medeni Kanunun 2. Maddesi uyarınca süresinde ve iyi niyetli olarak açılmadığı kanaatine ulaşılan asıl dava bakımından süresi içerisinde hükümsüzlük ve tecavüz iddiasında bulunulmadığından bu aşamadan sonra markaların teknik ilkesinin istisnai olan birlikte var olma ilkesi gereğince birlikte var olmaları gerektiği iyi niyetli olarak süresinde açılmayan dava bakımından karşı tarafın da kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden hükümsüzlük davasının ve buna dayanak olarak bu marka kapsamında yapılan kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği anlaşıldığından, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.İSTİNAF
:Davacı -karşı davalı .... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, SMK m. 25/6 uyarınca bu ilkenin uygulanabilmesi için sonraki tarihli markanın ciddi bir kullanımının olması ve bu durumun önceki hak sahibi tarafından bilinmesi gerektiğini, müvekkilinin davalının "halkla ilişkiler" sınıfındaki kullanımını ancak 27.07.2017 tarihinde müşterilerine gönderilen elektronik posta ile öğrendiğini, yerel mahkemenin itibar ettiği 12.10.2012 tarihli itiraz tarihi esas alınsa dahi beş yıllık sürenin dolmasına bir ay kala 14.09.2017 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan hükümsüzlük davasının sessiz kalma sürecini hukuken kestiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca hak arama yönündeki her türlü irade beyanının sessiz kalmayı engelleyeceğini, öte yandan dosyada alınan üç ayrı bilirkişi raporunda da davalının müvekkilinin sektördeki tanınmışlığından faydalanmak amacıyla hareket ettiğinin ve kötü niyetli olduğunun tespit edildiğini, kötü niyetli tescillerde sessiz kalma süresinin uygulanamayacağını, davacı ve davalı tanıklarının müvekkil şirketin "..." markasının gerçek sahibi ve tanınmış bir halkla ilişkiler şirketi olduğunu doğruladığını, davalıların müvekkil şirketi bilmemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tescilin müvekkilin kullanım alanını sınırlamaya yönelik hedefli bir girişim olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı- Karşı davacı ... vekili karşı dava yönünden sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin esas davayı reddetmesinin hukuka uygun olduğunu, ancak kararda tarafların faaliyet gösterdiği ".../..." ibaresinin reklamcılık ve lobicilik sektörleri için çağrışım yapan "..." niteliğinde olduğunun ve müvekkilinin bu markayı 2008 yılından beri otel lobilerindeki reklam faaliyetlerine atıfla kullandığının yeterince vurgulanmadığını, davacı tarafın asıl uzmanlık alanının "siyasi tanıtım ve organizasyon" olduğunu, müvekkilinin uzmanlık alanı olan "reklamcılık ve pazarlama" sektörüne ancak 2017 yılından sonra girmeye çalışarak çatışma yarattığını, davacının müvekkilinin 2009 tarihli tescilinden en geç 2012 yılındaki TürkPatent yazışmalarıyla haberdar olmasına ve müvekkiliyle karşılıklı iş yeri ziyaretleri yapmasına rağmen hükümsüzlük davasını 7 yıl sonra açarak sessiz kaldığını, davacının TürkPatent nezdindeki 22 ayrı dilekçesinde sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını bizzat ikrar ettiğini, yerel mahkemenin "..." kelimesinin Türk toplumunca bilinmediği yönündeki tespitinin hatalı olduğunu zira hedef kitlenin profesyonel yöneticiler olduğunu ve kelimenin evrenselleştiğini, bilirkişi heyetlerinde marka vekili bulunmaması nedeniyle Nice sınıfları ve sektörel ayrışma konusunda eksik inceleme yapıldığını, davacının baskın basanındır mantığıyla açtığı iptal ve hükümsüzlük davalarının çelişkili beyanlar içerdiğini ve müvekkilinin markayı seçerken davacıdan haberdar olduğuna dair hiçbir delil bulunmadığını belirterek esas davanın reddine dair kararın onanmasını, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAFA CEVAP
:Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin esas davayı reddetmesinin kötü niyetin ispatlanamaması ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı gerekçeleriyle sonuç itibariyle hukuka uygun olduğunu, ancak kararda tarafların faaliyet gösterdiği ".../..." ibaresinin reklamcılık ve lobicilik sektörleri için çağrışım yapan "..." niteliğinde olduğunun ve müvekkilinin bu markayı 2008 yılından beri otel lobilerindeki reklam faaliyetlerine atıfla kullandığının yeterince vurgulanmadığını, davacı tarafın asıl uzmanlık alanının "siyasi tanıtım ve organizasyon" (Nice 41. sınıf) olduğunu ve müvekkilinin uzmanlık alanı olan "reklamcılık ve pazarlama" (Nice 35. sınıf) sektörüne ancak 2017 yılından sonra girmeye çalışarak çatışma yarattığını, davacının müvekkilinin 2009 tarihli tescilinden en geç 2012 yılındaki TürkPatent yazışmalarıyla haberdar olmasına ve müvekkiliyle karşılıklı iş yeri ziyaretleri yapmasına rağmen hükümsüzlük davasını ancak 7 yıl sonra açarak sessiz kaldığını, hatta davacının TürkPatent nezdindeki 22 ayrı dilekçesinde sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını bizzat ikrar ettiğini, yerel mahkemenin "..." kelimesinin Türk toplumunca bilinmediği yönündeki tespitinin hatalı olduğunu zira hedef kitlenin profesyonel yöneticiler olduğunu ve kelimenin evrenselleştiğini, bilirkişi heyetlerinde marka vekili bulunmaması nedeniyle Nice sınıfları ve sektörel ayrışma konusunda eksik inceleme yapıldığını belirterek esas davanın reddine dair kararın onanmasını, eksik incelemeye dayalı karşı davanın reddi kararının ise kaldırılarak müvekkilinin marka haklarının korunmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı karşı davalı vekili istinafa cevap dilekçende özetle; davalı tarafın aynı hizmet alanında faaliyet gösterilmediği yönündeki iddialarının müşteri e-postalarıyla çürüdüğünü, Türk Patent ve Marka Kurumu YİDK ve Ankara 4. FSHHM kararlarıyla müvekkil şirketin "..." markasını 1993 yılından beri halkla ilişkiler alanında kullanarak markayla özdeşleştiğinin ve gerçek hak sahibi olduğunun tescillendiğini, davalının ... sayılı "... ..." başvurusunun müvekkilin önceye dayalı ciddi kullanımı nedeniyle 35. sınıf bakımından reddedildiğini, yerel mahkemenin sessiz kalma nedeniyle davanın reddine ilişkin gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu zira müvekkilinin davalının kullanımından ancak 26.07.2017 tarihinde haberdar olup derhal yasal süreci başlattığını, mahkemece esas alınan 2012 yılındaki öğrenme tarihi doğru kabul edilse dahi 5 yıllık süre dolmadan 14.09.2017 tarihinde açılan davanın sessiz kalma sürecini kestiğini ve Yargıtay içtihatları uyarınca hak arama yönündeki irade beyanının sessiz kalma yoluyla hak kaybını engellediğini, davalı şirketin kuruluş tarihi olan 2012 öncesinde herhangi bir markasal kullanımının bulunmadığının şirket kayıtlarıyla sabit olduğunu ve davalının ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği iddiaların istinaf aşamasında dinlenemeyeceğini belirterek, davalının karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, müvekkilinin asıl davaya ilişkin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava konusunun, davalı ... adına tescilli olan ... tescil no.lu ... markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile diğer davalı şirketin ticari unvanından ... ibaresinin terkinine ve davalılar tarafından haksız rekabet ve ticaret unvanına ve şirket markasına tecavüzde bulunduklarının tespiti, önlenmesi ve men'i davası olduğu,Karşı dava konusunun, karşı davacı-davalı ... tarafından, davacı- karşı davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i ve durdurulması davası olduğu anlaşılmıştır.Asıl davada,mahkemece maddi ve manevi tazminat taleplerinin tefrikine karar verilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davada davalı ... adına tescilli olan davaya konu ..., ..., ve ... başvuru numaralı markaların tescil başvurusunun reddedildiği, diğer markaların tescil başvurularının ise devam ettiği, tescil başvurusu devam eden markalar hakkında açılan davanın hükümsüzlüğü talep edilemeyeceğinden reddine karar verildiği, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı ... markası yönünden yalıpan incelemede davacı-karşı davalı adına tescilli ... sayılı markanın davalının hükümsüzlüğü talep edilen markasından farklı olduğu, ... sayılı markanın 35. Sınıfta tescilli olduğu anlaşılıyorsa da, tescile konu alt sınıflarının farklı olduğu, aldırılan bilirkişi raporları neticesinde davacının 35. Sınıfta yer alan "pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri yönünden markayı tescilsiz olarak ilk defa kullanıp ihdas eden olduğundan, tarafların ticari faaliyet alanlarının da bu hizmetler alanında olduğundan asıl davacının ... markası bakımından asıl davalıya nazaran üstün ve öncelik hak sahibi olduğunun değerlendirildiği, bu nedenle karşı davada asıl davada davalı karşı davada davalının davacının ... markası kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet ettiğinin tespiti davasının reddine karar verildiği, asıl davada davacı tarafça davalının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından ... sayılı markanın kötüniyetli tescil edildiğinden bahisle hükümsüzlüğü talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafın bu markanın tescil başvurusu sırasında █████/2012 tarihinde itirazda bulunduğu, asıl davada davacının davalı faaliyetlerinden en erken bu tarihte haberdar olmuş sayılacakları 7 yıl süreyle dava açmadıkları, davalının markasına yatırım yaptığı, asıl davanın MK 2 maddesi uyarınca süresinde ve iyiniyetli açılmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve karşı davanın reddine karar verildiği taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.█████/2019 tarihli, bilirkişi heyet raporunda özetle; "Davacı/karşı davalının ... markasını her ne kadar marka olarak tescil ettirmemişse de, 35.Sınıfta yer alan “halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil”, 41. Sınıfta “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri, spor, kültür ve eğlence hizmetlerinde” ilk ihdas ve istismal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi olduğu, ... üzerindeki öncelik hakkına sahip olduğu, Davacının ... nolu ... ve... tescil nolu ... markaları ile davalının ... tescil nolu ... markaları arasında görsel, fonetik ve anlamsal benzerlik olduğu, fakat tescil kapsamlarının farklı olduğu, tescil kapsamlarının birbirine benzer olmadığı, tescil kapsamları açısından sunulan hizmetlerin özellikle kurumsal şirketlerin reklam/halkla ilişkiler ve benzeri departmanlarında çalışan uzman tüketici grubuna da hitap ettiği, bu nedenle tescil kapsamlarında kullanılmaları halinde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, ... no ile tescilli markanın tescil tarihi █████/2010 ile hükümsüzlük davasının açıldığı █████/2019 tarihi arasında 5 yıldan fazla sürenin geçmiş olduğu, Davacı/Karşı Davalı'ya ait markaların tescil kapsamları ile söz konusu markanın içeriğinin aynı olmadığı, Davalı/Karşı davacının, aynı sektörde ve birbiri ile ilşkili olan sektörde faaliyet davacı/karşı davalı şirket ve ... markasından haberdar olması gerektiği, reklam işi ve halkla ilşkiler alanında faaliyet gösteren davalının, davacı/karşı davalı şirketin ve hizmetlerinden haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, 35. Sınıfta yer alan “halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil)” alanında marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının düşünülebileceği,dolayısıyla davalı/karşı davacının ... no ile tescilli ... markası kapsamında yer alan 35. Sınıftaki “halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil)” açısından hükümsüzlük koşıllarının oluştuğunun düşünülebileceği, Davalılardan ... adına Türkpatent nezdinde yapılan ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... event, ... başvuru nolu ... ... ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ... marka başvurularına yapılan itirazların değerlendirme aşamasında olduğu, Her iki ticaret unvanında kılavuz kelimenin ... olduğu, her iki tarafın ünvanın devamında yer alan “Halkla ilişkiler (sektörde ... olarak bilinir) ve “reklamcılık” faaliyetleri birbirinden tamamen farklı alanlar olduğu, faaliyet gösterilen sektörlerin alanlarında uzman kişilerden oluştuğu,Davalı/Karşı davacı şirketin 2012 yılında kurulduğu, ticaret ünvanının tescil ve ilan edildiği, 2012 yılından bu yana söz konusu ticaret unvanı ile tanındığıi piyasada bu unvan ve tescilli markaları ile faaliyet gösterdiği, ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin markasal olarak kullanımının tespit edilemediği, ticaret unvanının terkini davasının ise 7 yıl sonra açılmış olduğu, tarafların ticaret unvanları arasında iltibas olduğuna ilşkin bu kadar uzun bir süre içinde taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davalı/karşı davacının ticaret unvanının terkini koşullarının oluşmadığı, ayrıca davacının 7 yıl gibi uzun bir süre sessiz kalmasının da hak kaybı oluşturacağı, Davacı/karşı davalı şirketin, davalı/karşı davacının ... no ile tescilli ... markasının tescil kapsamında yer alan “halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil)” hizmetlerinde de faaliyet gösterdiği, Davacı/karşı davalının ... markasını her ne kadar marka olarak tescil ettirmemişse de 35. Sınıfta yer alan “halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil)”, 41. Sınıfta “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri, spor, kültür ve eğlence hizmetlerinde” ilk ihdas eden ve piyasada Maruf hale getiren kişi olduğu, ... üzerindeki öncelik hakkına sahip olduğu göz önüne alındığında, davalı/karşı davacının eylemlerinin davacı/karşı davalı şirketin mrka hakkına tecavüz teşkil etmesinin söz konusu olmayacağı" belirtilmiştir.06.04.2022 tarihli farklı bilirkişi heyet raporunda özetle;" ... alan adlı sitede “...” logosunun kullanıldığını, alan adının 24.04.2014 tarihinde kayıt ettirildiği, 2014-2021 yıllarını içerir toplam 20 adet arşiv kaydının bulunduğu, ... alan adlı sitede “...” logosunun kullanıldığı, alan adının 03.11.2001 tarihinde kayıt ettirildiği,2002-2021 yıllarını içerir toplam 233 tane arşiv kaydının bulunduğu, ... alan adlı sitede 2009 tarihi itibariyle “...” ibaresinin kullanıldığı, alan adının 17.11.2009 tarihinde kayıt etttirildiği, Davalılar ... ve .... Şti.'nin .../... unvanı ve markasını kullanmasının davacı ... ... A.Ş.'nin .../... unvanını çağrıştırabilecek bir benzerlik gösterdiği ve karışıklık yaratma olasılığı bulunduğu, Bu benzerlik yoluyla eski ve köklü bir markanın bilinirliği ve güvenilirliğinden yararlanmış olabileceği, davacı şirkete maddi ve manevi zarar verebilme riskini doğurabileceği, Davalı .... Şti'nin davacı ... ... A.Ş.'nin reklam ve ... ibaresi ile birlikte kullanılsa da .../... unvanı ile benzerlik gösteren unvan kullanımının tüketiciler ve kurumlar tarafından karıştırılabileceği, bu karışıklığın davalı şirkete avantaj sağlayabileceği, Davacı ve davalı şirketlerin unvanlarında yer alan faaliyet alanları her ne kadar farklıymış gibi görünse de sonra kurulan .... Şti.'nin unvanında yer alan “...” ibaresi davacı şirketin faaliyet konusu olan halkla ilişkiler kapsamında özellikle medya ve ilişkiler işlevine yönelik olarak tüketici ve müşteriler tarafından karıştırılabilme olasılığı yarattığı, bu karışıklığının davacı ... ... A.Ş. için bir tehdit olduğu, ayrıca bu durumun reklamcılık mesleğinin etik ilkelerine uygun olmadığı, Davacı-karşı davalı ... A.Ş.'nin “...” markası ile hakla ilişkiler alanında gerçek hak sahibi olduğu, kötü niyetle tescil edilmesi sebebiyle ...'ya ... NUMARALI “...” markası için hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... event, ... başvuru nolu ... ... ... başvuru nolu ... ..., ... başvuru nolu ... ... şeklinde seri nitelikte marka başvurularının olduğu, dosyaya taraflarca sunulmuş bilirkişi raporlarından, bu markaların bazıları için derdest davaların olduğunun anlaşıldığı, hangi markalar için derdest davanın olup olmadığının tam olarak tespit edilemediği, bu sebepten bu markalar açısından söz konusu davaların sonuçlarının beklenmesinin gerekebileceği, ... Ltd.'nin ticaret unvanında davacı ... A.Ş.'nin ticaret unvanında yer alan “...” kılavuz sözcüğünün kullanmasının TTK m. 52 uyarınca, yanıltıcı olduğu ve dürüstlüğe aykırılık oluşturduğu "belirtilmiştir.█████/2023 tarihli farklı bilirkişi heyet raporunda özetle:" davacı tarafça sunulan deliller- bu kapsamda gazete ve dergi küpürleri, ödül ve katılım belgeleri- içeriğine ve bilişim incelemesi içeriğine göre davacının “...” markası ile 1993 yılından beri “halkla ilişkiler” alanında faaliyet gösterdiği, çeşitli şirket ve kurumlar adına halkla ilişkiler yönünden ticari faaliyette bulunduğu, “...” ibaresini “halkla ilişkiler” alanında Türkiye'de kullandığı ve piyasa açısından maruf hale getirdiği anlaşılmakla bu nedenle davacının “...” ibaresine yönelik olarak “Sınıf 35: Pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri” mal ve hizmetinde gerçek hak sahibi olduğu,Tarafların iştigal alanlarının bir biriyle aynı olmasa da bir biriyle ilişkili alanlar olduğu, ...” ibaresinin Tükçe'de kullanımda olduğu ancak tescil konusu “...” ibaresinin İngilizce yazılış şekliyle tescilinin akla gelme olasılığının düşük olması ile 06.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun 27. Sayfa 12. Bendinde açıklanan tespitler dikkate alındığında davalı-karşı davacı tarafın davacının sektördeki tanınmışlığından faydalanmak amacıyla dava konusu tescilin yapılmış olabileceği bu nedenle Davalı-Karşı Davacı tarafın dava konusu tescil ile davacıya ait markanın kullanım alanının sınırlanacağını bilebilecek durumda olduğu tespit edilmekle yukarıdaki açıklamalar ışığında davalı tarafın dava konusu olay bazında dava konusu ... tescil nolu markanın tescili açısından “kötüniyetli” olarak kabul edilebileceği, “kötüniyet”in varlığı ile ilgili nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, Dava konusu ... ... ..., ... ... ..., ... ..., ... ... ... ibareli marka başvuruları yönünden tescil mevcut olmadığından sicilden terkinin hukuken mümkün olmadığı, bunlar dışında kalan ... ..., ... ... ..., ... ... ..., ... ... ..., ... ... ..., ... ... ..., ... ... ... ibareli markalar açısından ise TPMK kararları aleyhine açılan dava akıbetlerinin araştırılması, anılan markaların dava tarihinde tescilli olmadığı hususunun mahkemece dikkate alınabileceği, Davalı unvanının markasal olarak kullanılmadığı, unvanlar arasında yapılan karşılaştırmada ...” kelimesinin her iki unvanda da bulunduğu, kalan kısmın farklı olduğu, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın “...” markasının markasal kullanımına yönelik olduğu, davalı tarafın ticaret unvanını dürüstlüğe aykırı kullandığına yönelik delil bulunmadığı, bu nedenle TTK 52/1 maddesinin uygulanma olanağının dava konusu olayda bulunmadığı,karşı dava açısından, Karşı davalı-davacı tarafın “...” ibaresine yönelik “Sınıf 35:Pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetler inde gerçek hak sahibi olduğu tespiti ve yine kötüniyete yönelik açıklama ve tespitler karşısında karşı davacı davalı tarafın marka ihlali ve haksız rekabet iddiasının yerinde olmadığı, davacı tarafın haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz iddiası açısından yapılan değerlendirmede; Davacı tarafın her ne kadar “...” ibaresine yönelik “Sınıf 35: Pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri” mal ve hizmetinde gerçek hak sahibi olduğu sonuç ve kaatine varılmış ise de anılan markanın davacı adına tescili bulunmadığından marka hakkına tecavüzün mümkün olmadığı, Ancak davalı tarafın kötüniyetli olarak marka tescili yaptığı kabul edilirse TTK anlamında haksız rekabet hükümlerinin uygulanabileceği "belirtilmiştir.İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas-████████ karar sayılı dosyasında; davacı ... A.Ş. tarafından, davalı ... aleyhine ... başvuru numaralı markanın halkla ilişkiler ile ilgili hizmetlerde kullanılmadığından bahisle iptalinin talep edildiği, karşı davada davalı karşı davacının davacının ... sayılı ... markasının müvekkilinin markası ile iltibas oluşturduğu, █████ alt sınıfında müvekkilinin önceye dayalı hak sahibi olduğunu ileri sürerek ... ve ... sayılı markaların hükümsüzlüğünün ve kullanmamadan dolayı iptalinin talep edildiği, mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, hükümsüzlük davasının reddine , iptal davasının kısmen kabulü ile davacı karşı davalının ... sayılı markasının kısmen iptaline karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.Mahkemece alınan █████/2019 tarihli, bilirkişi heyet raporunda ; 35. Sınıfta tescilli markası olmasa bile, 2002, 204, 2008 yıllarına ait sunulan belgelerden ... markasını 35. Sınıfta "halkla ilişkiler", 41. Sınıfta " sempozyum, konferans, kongre, seminer düzenleme, idare hizmetleri, spor kültür eğlence hizmetlerinde" ilk ihdas ve istimal eden, piyasada maruf edenin davacı olduğu tespit edilmiştir. Davacı şirket 1993 yılında kurulmuş, şirketin faaliyet alanı "organizasyon ve tanıtım" faaliyetleri olarak tescil edilmiş, ... alan adlı internet sitesi archive kayıtlarında █████/2002-█████/2019 tarihleri arasında, halihazırda kullanımları ile benzer ve uyumlu organizasyon ve tanıtım alanlarında markasal kullanımlarının olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece alınan █████/2022 tarihli raporda, ... alan adlı sitenin, █████/2001 tarihinde, davacı karşı davalı tarafça alındığı ve archive kayıtlarında 2002-2021 yılları arasında 233 arşiv kaydı bulunduğu, ... markasının kullanıldığı tespit edilmiştir.Davalı tarafça █████/2009 tarihinde 35. Sınıfta halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler "ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil" ... markasının tescil başvurusunun yapılması, █████/2009 tarihinde ... alan adı tescili ve davacının ticaret unvanı ve tescilsiz markası ile karışıklık yaratacak şekilde .... Şti. Ticaret unvanının tescil ettirilmesinin ticari dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, piyasada 1993 yılından beri organizasyon ve tanıtım alanında faaliyet gösteren büyük firmalara 2002-2004-2008 yıllarında 35. Sınıfta "halkla ilişkiler", 41. Sınıfta " sempozyum, konferans, kongre, seminer düzenleme, idare hizmetleri, spor kültür eğlence hizmetleri " alanında hizmet veren, sözleşmeler yapan, takdir belgeleri verilerek ulusal basına yansıyan davacı şirketten haberdar olmamasının beklenemeyeceği, birebir aynı markayı tesadüfen bulduğunun ileri sürülemeyeceği, davalının marka ve unvan tescilinin kötüniyetli olduğu, markanın hükümsüzlüğü, ticaret unvanının terkini koşullarının oluştuğu, davalının davacının tescilsiz olarak kullandığı ... markasının ticari hayatta iltibas teşkil edecek şekilde kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği, dayanağını TMK 2. Madde de düzenlenen iyiniyet ilkesinden alan sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasının ileri sürülemeyeceği kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin dava dilekçesinde; İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ████████E. Sayılı dosyası üzerinden “kullanmama nedeniyle hükümsüzlük talepli” dava açıldıktan sonra, dosya kapsamına müvekkili şirketin çalıştığı, tüm şirketlerin açıklandığını, davalının, 11.09.2017 tarihinde müvekkili şirketin müşterisi olan “...” yetkilisine mail gönderilerek toplantı talebinde bulunduğunu, söz konusu mailin müvekkili şirket müşterisi tarafında “davalı ile herhangi bir bağlantılarının olup olmadığı” sorularak iletildiğini, 28.09.2017 tarihinde yine müvekkili şirketin müşterisi olan “...” firma yetkilisine kendisini ve firmasını tanıtan bir mail göndererek toplantı talebinde bulunduğunu, 15.01.2018 tarih saat 07.59’da müvekkili şirket müşterisi ... Yetkilisine yine davalılar tarafından gönderilen elektronik posta üzerine, “...” Yetkilisinin müvekkili şirketin yetkilisine tanışmak için e-posta gönderildiğini, ... yetkilisinin kendisine bildirdiğini, davalıların 30.01.2019 tarih 11.12 de, yine müvekkili şirket müşterisi “...” pazarlama bölümü yetkilisine elektronik posta ile “tanışma” taleplerinin bulunduğunu şirket yetkilisine ilettiğini, şirket yetkilisinin, “böyle bir mail geldi, sizinle ilgisi var mı? Düşüncesiyle” davalılara ait elektronik postayı müvekkili şirket ile paylaştığını, davalıların fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, delil listesi ekinde (ek-5) mail yazışmalarını sunmuştur. Davacı tarafa müşterilerinin tereddüte düştüğü, davalı tarafın mail yazışmaları gönderilerek, davacı ile ilgisinin bulunup bulunmadığının sorulduğu, davalı fiilinin TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla, haksız rekabete yönelik davanın da kabulü gerekmiştir.Davalının kullanımları, davacı markasının tescil sınıfında bulunmadığından, markaya tecavüze yönelik davanın ise reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür.Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı- Karşı davacı ... vekili karşı dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,Davacı -karşı davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli ... tescilli markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, davaya konu edilen ..., ..., ve ... numaralı markaların tescil başvurusunun reddedildiği, ..., ..., ..., ..., ... numaralı marka başvurularının dava tarihinde tescilinin tamamlanmadığı anlaşılmakla, bu markalara yönelik davanın reddine, davalı şirketin ticaret unvanındaki "..." ibaresinin terkinine, haksız rekabete yönelik davanın kabulü ile, davalının kullanımları nedeniyle haksız rekabetin meni ve durdurulmasına, ve karşı davanın reddine, dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı- karşı davacı ... vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacı- karşı davalı .... A.Ş vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3- İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2023 tarih, ███████ E., ████████ K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4- Asıl davanın KISMEN KABULÜNE,-Davalılardan ... adına tescilli ... tescilli markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine,-Davalılardan .... ŞTİ unvanındaki "..." unvanının terkinine, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine,-Davalının markasal kullanımlarının ve davacı müşterilerine davacı ile karışıklığa yol açacak şekilde mail gönderilmesinin, TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin meni ve durdurulmasına,-Davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,5- Karşı davanın REDDİNE,6- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;Asıl Dava yönünden;6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken kabul edilen marka hükümsüzlüğü davası yönünden 732,00 TL, haksız rekabete yönelik dava yönünden 732,00 TL, unvan terkini davası yönünden 732,00 TL olmak üzere toplam 2.196,00 TL karar harcından peşin alınan 2.048,66 TL'nin mahsubu ile 147,34 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,6/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken reddedilen markaya tecavüz davası yönünden 732,00 TL karar harcın davacı- karşı davalı .... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,6/c-Davacı- karşı davalı .... A.Ş. tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 2.048,46 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.140,66 TL'nin davalılardan tahsiliyle davacı karşı davalıya verilmesine,6/ç- Davacı- karşı davalı .... A.Ş. tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 3.600,00 TL bilirkişi ücreti, 268,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.868,00 TL'nin davanın kabul edilen kısım yönünden hesaplanan 2.901,00 TL'nin davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, kalan bakiye kısmın üzerinde bırakılmasına,6/d-Davalı- karşı davacı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 8.100,00 TL bilirkişi ücreti, 191,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 8.291,00 TL'nin davanın red edilen kısım yönünden hesaplanan 2.072,75 TL'nin davacı karşı davalıdan tahsiliyle davalı karşı davacıya verilmesine, kalan bakiye kısmın üzerinde bırakılmasına,6/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, kabul edilen marka hükümsüzlüğü yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine,6/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, kabul edilen haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası yönünden,55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/g- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, kabul edilen unvan terkini davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine,6/h- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, red edilen marka hükümsüzlüğü yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalı ...' ya verilmesine,6/ı-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, red edilen markaya tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,Karşı Dava yönünden;6/g-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 687,60 TL harcın davalı karşı davacı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,6/h-Davalı karşı davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6/ı-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalı -karşı davacıdan tahsiliyle davacı -karşı davalıya verilmesine,7- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile 462,15 TL harcın davalı karşı davacı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,7/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı karşı davalı .... A.Ş tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,7/c-İstinaf yargılaması için davacı karşı davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 354,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.523,40 TL'nin davalı karşı davacıdan tahsiliyle davacı karşı davalıya verilmesine,7/d- İstinaf yargılama aşamasında davalı karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026