Anahtar kelimeler: Kontratının Marmaris Dolması Gününün Olmadı Denizli Kiracı İstemli Günde Davetiye

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Marmaris 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 13.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2 03... parselde kayıtlı taşınmazda 15.10.2003 başlangıç tarihli 10 yıllık kira sözleşmesi uyarınca davacının kiracı olduğunu, 10 yıllık sürenin dolması üzerine kira kontratının aynı şartlarla 10 yıl daha uzadığını, sözleşmenin hususi şartlara ilişkin 4. maddesi ile kiracıya ön alım hakkı tanındığını ve kira sözleşmesinin tapuya şerh edildiğini, davalıya yapılan satışta gösterilen bedelin muvazaalı olduğunu, ön alım hakkı uyarınca davalı adına kayıtlı 2 03... parsel sayılı taşınmazdaki hissenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 14.10.2003 tarihinde tapuya şerh verilen kira kontratına dayanılarak kiralanan gayrimenkulün ... ..........ve ... .... adına kayıtlı olduğunu, kontratın 2013 yılında dolduğunu, bu tarihten sonra kiralayanların tapuya ikinci bir 10 yıl için şerh verme iradesinin olmadığını, uzamanın sadece kira kontratına ilişkin olup bu sürelerde bir yıllığına uzayacağını, sözleşmeden doğan ön alım hakkının temel özelliğinin bir alacak hakkı olduğunu, sadece borç ilişkisinin tarafları arasında hüküm ve sonuç ifade ettiğini, kira sözleşmesinin imzalanmasından sonra kiralayanlardan ... ... ile ... ...’ın öldüğünü, mirasçılarının ön alım hakkı verilmesine dair iradesinin olmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise ödenen bedelin güncel değerinin faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kira sözleşmesinin 15.10.2003 başlangıç tarihli olduğu, tapuya şerh verildiği, 10 yıllık süre dolmasına rağmen taraflar arasındaki kira ilişkisinin devam ettiği, şerh olmadan davalıya karşı ön alım hakkının kullanılamayacağının kanun gereği açık olduğu, davacının muvazaa iddiasında haklı olmadığı, verilen kesin sürede satış bedelinin yatırılmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; kira sözleşmesinin tapuya şerh edildiğini, ancak tapuda geçerli ön alım şerhi bulunmadığından kira sözleşmesindeki düzenlemeye dayalı olarak sözleşmenin tarafı olmayan davalıya karşı ön alım hakkının ileri sürülmesi mümkün olmadığından hükmün kaldırılmasına ve davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir.V. TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, bilirkişilerin bu konuda tanık dinletmek istediklerini ancak mahkemenin reddettiğini, satış bedeli olan 10 milyon liranın depo edilmesi için çok kısa bir süre verildiğini, satışın aslında vekile vekaletname verildiği tarihte yapıldığını, bu tarih dikkate alınarak değer hesabı yapılması gerekirken resmi senetteki satış tarihinin dikkate alındığını belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, sözleşmeden doğan ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kural olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde, istinaf mahkemesi aşağıdaki kararları verebilir;a) İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi,b) İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilmesi ve davanın esası hakkında karar verilmesiÖte yandan, HMK’nın “Yargılama Giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış, “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan kısmında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı alınacağı, Bölge Adliye Mahkemelerinin tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları için bu oranda karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmış ve aynı Kanun'un 16. madde düzenlenmesi ile de temyize konu kararla ilgili davanın nispi harca tâbi olacağı öngörülmüştür.Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.09.2018 tarihli ve 2018/2 Esas, 2018/8 sayılı Kararının gerekçesinde ise; düzelterek onamanın yargılama giderlerinden olan onama harcı bakımından bozma kararı niteliğinde olması, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi nedeniyle düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmayacağı görüşü benimsenmiştir.Somut olaya gelince; davacı 10 yıl süreli kira sözleşmesinin tarafı olup kira sözleşmesi düzenlendiği tarihteki hissedarlar tarafından davacı lehine kira sözleşmesi uyarınca akdi ön alım hakkı verildiği gözetildiğinde açıkça ön alım hakkı tapuya şerh edilmiş olmasa dahi kira sözleşmesinin tapuya şerhi nedeniyle davacının akdi ön alım hakkı olduğuna kuşku yoktur.Ne var ki, TMK’nın 735/2. maddesi uyarınca sözleşmenin tapuya tescil tarihinden itibaren 10 yıllık süre geçmiş olup davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken yazılı şekildeki gerekçe ile aktif husumet yokluğundan davanın usulden reddi doğru değildir.Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp geçersiz hale getirdikten sonra yeniden hüküm tesisi suretiyle karar verdiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı doğru bulunmadığı için karar ilam harcı yanında ayrıca istinaf harcına hükmedilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle Bölge Adliye Mahkemesi, tasdik etmediği bir karar için istinaf harcı alamaz.Buna rağmen bölge adliye mahkemesi tarafından yeniden kurulan hükümde maktu karar ve ilam harcı alındıktan sonra istinaf yargılaması yönünden davacıdan yeterince harç alındığından bahisle yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilerek harcın iadesine karar verilmemesi doğru görülmemiştir.Bu hususlar, kararın bozulmasını gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2. maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin yukarıda açıklandığı şekilde değiştirilmesine,2. Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün sonuç kısmında yer alan “İstinaf incelemesi yönünden” başlıklı bölümün 1. bendinde yer alan “1-Başvuran davacıdan yeterince harç alınmış olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,” cümlesinin hükümden çıkartılmasına, yerine “1-Davacı tarafından fazladan yatırılan istinaf karar ve ilam harcının davacıya iadesine” cümlesinin yazılmasına,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ ve gerekçesi DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.